canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Takva - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

TAKVA

Takva üçtür:

1-     Şirkten takvadır. Bu, avam-ı mü’minin halidir, yani bunlar Allah (c.c.)’ı bir bilip, Allah (c.c.)’tan başka ilah yoktur, Allah (c.c.) birdir, ortağı, şeriki yoktur, derler, inanırlar.

2-     Menahiden takvadır ki, havass-ı mü’minin halidir. Bunlar ehl-i tarik olup, emre itaat edip, nehy edilenlerden sakınıp kaçanlardır.

3-     Dünya sevgisinin kalbine gelmesinden takvadır. Bu, ehlullahın halidir.

Avam-ı nas elden, dilden yaptığı hatasına hemen nadimlik, bir daha yapmamak niyeti ile tevbeye, istiğfara devam etmeli. Ehl-i tarik olup, ibadete, zikrullaha çalışıp emre itaat, nehy olunanlardan sakıncalı olanlar, ibadetinden, zikrinden tembelleşip kalpleri zikirden kesildiği için derhal nadim, müteessir olarak tevbe, istiğfara devam ederler. Çünkü hadis-i Şerif’de buyuruluyor ki:

 

مَنْ قَصَّرَ عِبَادَةَ اِبْتَلاٰهُ اللّٰهُ

 

Yani, “her kim ki ibadetini bir zaruret olmadıkça kendiliğinden kısaltırsa, Cenab-ı Hak onu iptilaya, sıkıntıya koşar, koyar”[1] diye buyuruyor. Onun için ehl-i tarik olup, Ce-nab-ı Allah (c.c.)’ın rızasına kavuşmak için hem şeriat ile amel, tarikatla süluk etmekte idiler. İbadetini kendiliğinden kısaltınca terakkiden kalır. Sebzelerin vaktinde suyu verilmeyip, işlekten ke-sildiği gibi terakkiden geri kalır. Ehlullahın kalbine dünya sevgisinin gelmesinden müteessir olup, tevbe, istiğfar ederler. Çünkü Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, gece de gündüz de yetmiş kere, yahut yüz kere istiğfar ederdi. Çünkü kalp esrar sır hazinesi, nazargah-ı ilahidir.

Hadis-i şerif’de buyuruluyor ki;

 

اَلْمُؤْمِنُ اَفْضَلُ مِنَ الْـكَعْبَةِ

 

Yani, “mü’min-i kamil, Ka’be’den efdaldir”[2] Allah indinde Ka’be-i Muazzama, Halilullah’ın yapısıdır. Mü’min-i kamilin kalbi, Celilullah’ın yapısıdır. Onun için ehlullah, kalbe gelen dünya muhabbetinden çok sakınmışlar. Ehlullah Allah (c.c.) dostuna buğ-zetmek mi münasip, yoksa Allah (c.c.) dostları sevmeye layık değil mi?

Bak Seyyid Nizamoğlu ne söylüyor:

 

Her kim ister otura Allah ile

Daim otursun ehlullah ile

 

Kim kelam etmek dilerse Hak ile

Ömrünü geçirsin illallah ile

 

Bulmak istersen beka ender beka

Aşina ol var fena fillah ile

 

Mustafa’nın şer’ine kıl inkıyad

Sohbet istersen Resulullah ile

 

Nefsin istersen cehennemden halas

Durma tevhid eyle seyfullah ile

 

Hakikat sırr-ı esrarın cihanda ehl-i hal anlar

Avam olan ne bilsin halet-i aşkı vebal anlar

 

Görür mü her taharetsiz sanırsın alemi kalpte

Gönül seyrin beyan etsen basiretsiz hayal anlar

 

Okurlar levh-i mahfuzun kitabın ehl-i aşk olan

Kalan zahirde billahi heman bir kıyl-u kal anlar

 

Baka cam-ı şerabından müyesser olmayan şahsa

Cihanın zehrini nuş idüben biçare bal anlar

 

Tefekkür eder mi Seyfi, rumuz-ı aşkı her adem

Hakikat sözlerin her şahıs ne bilsin hoş hisal anlar

 

Takva üç kısım söylendi, her insanın takvası hangi mertebede ise, Allah (c.c.) ve Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in o kimseye muamelesi mertebesine göredir.

 


[1] Halidi Bağdadi, Tarihi Bağdadi, c. 7, s. 111 (Beyrut).

[2] İhya-i Ulumiddin, c. 4, s. 275, Bedir Yayınları.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>