canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

EDİLLE-İ ŞER’İYYE - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

EDİLLE-İ ŞER’İYYE:

 

İtikatta mezhebimiz ehlisünnet vel cemaat mezhebidir. Bu da dört şeyledir; kitapla yani Kur’an-ı Kerim, sünneti Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, icma-i ümmet, kıyası fukahadır.

Kitap; Kur’an-ı Kerim, bizzat Cenâb-ı Hakk’ın kelamıdır.

Sünnet; Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin kavil, fiil ve halidir.

İcma-i ümmet; ümmetin icma-i yani müctehidlerin bir konunun şer’i hükmünde birleşmeleridir.

Kıyası fukaha; imamların sözü ictihadları. Her kim büyük, küçük her hususta bununla olmalı bundan ayrılan dalalettedir.

Cebriye mezhebi; bunlar, insan günah işlemeğe mecburdur derler. İster istemez işleyecektir derler. Çünkü ezelde levhi mahfuzda yazılıdır takdir olmuştur derler. Bu şeytan mezhebidir.

Şeytanı lâin Âdem aleyhisselema “bir günah sen işledin ve bir günah ben işledim ve sende tevbe eyledin bende tevbe eyledim. Senin tevbeni niçin kabul etti ve benim tevbemi niçin kabul etmedi” der.

Âdem peygamber aleyhisselam dedi ki “ya mel’un sen günahı takdire havale ettin ebedi lanet oldun. Ben bir günah ettimse amma kendi nefsime havale ettim tevbem kabul oldu yarlığandım” dedi.

Âdem aleyhisselam tevbesinde dedi ki

رَبَّنَا ظَلَمْنَا اَنْفُسَنَا

“Rabbimiz biz nefsimize zulmeden zalimlerden olduk”[1] dedi günahı kendi nefsinden bildi.

Birde kaderiye mezhebi var ki; bunlar cebriyenin aksidir. İnsan günah işlemek, sevap işlemek kendi elindedir derler. İnsan ne ister ise yapar, Allah ne karışır. Kul fiilinin khalıkıdır (yaratıcısıdır) derler.  Kaderiye dedikleri insanın kudreti var, insan kendi kudretini kendi yaratır dedikleri için kaderiye mezhebi derler.

Bunlar, insan ne dilerse yapar dedikleri içindir. Allahu Teâlâ’nın halka kudret, kuvvet vermesini inkâr ederler, ehli dalalettir. İnsana Allah kuvvet, kudret verir ise insan yapar, vermez ise yapamaz.

Bir kısımda var ki Cenâb-ı Hak her şeylerin içine girer hulul eder derler. Mesela, kul Hakk’a vasıl olunca Hak ondadır derler. Cümle mevcudatın hakikati Hakk’tır. Hakikat ehli, hakikate vasıl olunca Hakk’a vasıl olur, ona günah sevap yoktur, hakikatte Hak iledir derler.

Amma bizce hakikate erenler Hakk’a vasıl olurlar amma Hak, her şeylerin hakikatidir. İnsan mahlûktur, Hakk’a arif olur, Hak olamaz. Çünkü insan halkıyyeti ile Hakk’tan başkadır gayridir. Ruhta mahlûktur. Halık ayrı mahlûk ayrıdır, cümle saydığımız on sekiz bin âlem hep mahlûktur.      

Bir kısım rafazılar, imamı Ali’ye hâşâ Allah derler. Bunlarda insan hak olur itikadındadırlar. Ebu Bekir, Ömer, Osman rıdvanullahi Teâlâ aleyhim ecmain hazretlerine buğuz ederler. Ali Hak olmuş iken Ali’ye hilafeti vermediler derler.

Hak olanın elinden hilafeti kim alabilir?

Böyle inatçılık ederler. Öyleyse bu mezhebler ehli dalalet fırkalarıdır ve ayrıdır.

Ehlisünnetçe Allahu Teâlâ mahlûkattan münezzehtir. Kul Hakkı anlar kendi deruninde Hakk’ı irfan ile bilir ve bulur. Hak tecelli eyler, kul o zaman Hakk’ı tanır. Hak tecelli eylemez ise hiçbir şeyden haberi olmaz.

Hakk’ın tecellisi her zaman olmaz. Bazen olur, bazen olmaz. Cenâb-ı Hak öyle diler, öyle olur. Hak göstermeden kimse hakikatten bir şey göremez. Hak bildirmez ise bilemez. Ancak Allahu Teâlâ’nın bildirdiği bilir. Peygamber olsa bile böyledir. Cenâb-ı Hak dilediği kuluna bir sıfatla tecelli eyler. Başka bir şey değildir.

 


[1] Araf suresi ayet 23

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>