canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

MÜELLİFTEN NASİHATLAR - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

 

MÜELLİFTEN NASİHATLAR

 

İki cihanın serveri, âlemlere rahmet, iki cihanda derdi-endişesi ümmet olan sevgili peygamberimiz hazreti Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem efendimiz hadisi şeriflerinde:

مَنْ قَصَّرَ عِبَادَةَ اِبْتَلاٰهُ اللّٰهُ        

Yani, “her kim bir hastalık olmadan, bir yolculuk olmadan yapmış olduğu ibadetlerini kısaltır, azaltır ise Allahu Teâlâ o kimseyi belaya koşar, sıkıntılara koşar.”[1]

Yani, şuna benzer ki bir zengin kimsenin kapısında onun rızasını tahsil etmek için çalışan bir hizmetçi, her hangi bir hastalık, bir zaruret olmadan ara sıra hizmetini kısaltır değiştirirse kapısında çalıştığı zatın hoşuna gider mi? Ona kızmaz mı?

مَنْ حَرَمَ بِسَفَرِ الْـبَاطِنِ اِبـْتَـلَـيْتُهُ بِسَفَرِ الظَّاهِرِ

Yani, “her kim gönüller yolu olan batın seferini yani, göze görünmeyen ruhen Allah’ın rızasına ve yakînine erme yolculuğu olan batın seferini yapmaz kendine haram ederse Cenâb-ı Hakk’ta o kimsenin zahir yaşantılarını iptilaya koşar, sıkıntılara koşar.”

مَنِ اسْتَوٰى يَوْمَاهُ فَهُوَ مَغْـبُونٌ

Yani, “Müslüman bir kimsenin yaşadığı müddetlerde her günleri aynen biri birini tutarak aynı seviyede, aynı halde yaşıyorsa o kimse mağbundur.” [2]

Yani, zarardadır, hayır yoktur demektir. Ahrete, Allah’a olan ibadeti unutup bir tarafa atanlar, var gayretini dünyaya sarf edenler için buyuruyor.

Günden güne maddiyet servetini sevip artırdığı gibi ruhen maneviyatta da imanı, itikadı, tevekkül, teslimiyet, bilgisi-ilminde hiç değişiklikler olmaz ise mağbundur.

Sabah namazı erken kalkıp kılınır ise vücudu sıhhatli ve rızkı bol olur.

Sabah namazını geçirenlerin, güneş değene kadar yatanların rızık eksikliği olur. Şeytanda gelir keyiflendiğinden kulaklarına idrar yapar. Külfetli, sıkıntılı uyanır ve kötü işlerle karşılaşır. Buna dair hadisi şerifte:

مَنْ نَامَ حَتّٰى يُصْبِحَ بَالَ الشَّيْطَانُ ف۪ى أُذْنَيْهِ

“Her kim, sabaha (güneş değene) kadar uyursa şeytan gelir kulaklarına idrar yapar”[3] buyruluyor.

Cenâb-ı Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri Zuhruf suresi 36. ayeti kerimede:

وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَر۪ينٌ

Yani, “her kim Rahman, Rahim olan Allah’ın zikrinden uzak durur, i’raz ederse Allah’ın Kur’ân-ı Kerim’de ki ahkâmını yani, Allah’ın emrine itaat etmeyip, nehyettiğinden sakınmayıp, zikrullahtan i’raz ederse Biz de o kimseye bir şeytan musallat kılarız ki o şeytan daima ona mukarin olur. Yani, o kimsenin eşi ve yoldaşı olur”[4] buyuruyor. Zuhruf suresi 37. Ayet-i Kerime’de buyruluyor ki;

وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ

“Ve şeytan ona dalaleti ve bütün günahları tezyin eder, güzel gösterir.  Hak olan doğru yoldan men eder ve böyle şeytanın tuzağına tutulan ve iğfalatına kapılan insanlar, kendilerinin doğru yola gittiğini ve en ala bir meslekte bulunduğunu zan ederler”[5] deyi buyuruyor.

Kendine yoldaş olan şeytanı kendine kılavuz, rehber eder ve bu halde ikisi beraber cehenneme giderler.

Fahr-i Razi’nin beyanı vechile şeytanın insana yakın, yoldaş olmasının sebebi, Allah’ın emirlerine itaat etmemesi, nehyettiğinden de sakınmamasıdır ve zikrullahtan gafil olmasıdır.

İşte bu haller, şeytanın kendisine yakın, eş, yoldaş ve kılavuz olmasına sebep oluyor. Emirlere uyup, nehiy olanlardan sakınırsa, o kimseye şeytan karin, eş ve yoldaş rehber olamıyor, yalnız fırsat bekliyor. Ne zaman zikrullahtan gafil olunca, o zaman kalbe girip vesvese vermeye fırsat bulur. Buna dair Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz Enes radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte:

اِنَّ الشَّيْطَانَ وَضَعَ خُرْطُومَهُ عَلٰى قَلْبِ اِبْنِ آدَم فَاِنْ ذِكْرَ اللّٰهِ تَعَالٰى خَنَسَ وَاِنْ نَسِىَ اللّٰهِ الْتَقَمَ قَلْبَهُ 

“şeytan hortumunu âdemoğlunun kalbinin üstüne koymuştur o kimse zikrullah ederse büzülür geri çekilir. Zikrullahı unutur gaflete düşerse şeytan o kalbi hortumuna alır”[6] buyuruyor. Buda kalbte şeytanın verdiği vesvesenin çoğalmasından anlaşılır.

Rabbim cümlemize zikrullah, fikrullah üzere rızalı gayret verip zikrullahtan, fikrullahtan gafil eylemesin. Razı olduğu aşkıyla, muhabbetiyle, zikriyle kalbleri mutmain olan mü’min kullarından eylesin, âmin.

Cenâb-ı Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri mücadele suresi 19. ayeti kerimesinde buyuruyor ki

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ

“şeytan onların üzerine galebe çalar sırtlarına biner. Allah’ın zikrini unutturur.”

اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَآ اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

“bu kimseler yani, şeytanın üzerlerine galebe çalarak Allah’ın zikrini unutturduğu kimseler şeytanın taraftarı ve askeridirler. Bilmiş olun ki şeytanın tarafı askeri olanlar çok büyük hüsrana zarara uğrayanlardır.”[7]

Taha suresi 124–125. Ayet-i Kerimelerde buyruluyor ki;

وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى

Meali: “her kim benim zikrimden uzak olur, kulak vermez, geniş durur ise onun dünyada yaşamasını sıkıntılı ederim. Ve kıyamet gününde onu kör olarak mahşere getiririm.”[8]

Yani her kim bizim zikrimizden i’raz ederse yani, uzaklaşırsa burnunu kaldırır, bizim zikrimizden hoşlanmaz ise veya uzaklaşırsa biz onlara biraz mühlet veririz. Yine ayıkmazlarsa rızka ait olan kapıların bir kısmını kapatırız. Bununla da ayıkmaz, zikrimize yanaşmaz ise sonunda musibet, bela, sıkıntılar yağmurunu başına indiririz. Koşar koşar rezil olur. İki dünyası yıkılır, harap olur. Şaşkın, nefis şeytan tuzağına düşkün olarak kalır. Rezaletle mezara gider kıyamet gününde kör olarak mahşere gider ve der ki

قَالَ رَبِّ لِمَ حَشَرْتَن۪يٓ اَعْمٰى وَقَدْ كُنْتُ بَص۪يرًا

“ya Rabbi beni niçin kör olarak mahşere getirdin? Ben gözlü idim der.”[9]

Allahu Teâlâ’da ayetin devamında buna der ki Taha Suresi 126. Ayet

قَالَ كَذٰلِكَ اَتَتْكَ اٰيَاتُنَا فَنَس۪يتَهَاۚ وَكَذٰلِكَ الْيَوْمَ تُنْسٰى

“sen dünyada Benim ayetlerime gözünü yumdun, dinlemedin, kalbini kör ettin. İşte burada da gözlerin kör olacak cehennemde unutulup kalacaksın.”[10]


[1] Halidi Bağdadi, Tarihi Bağdadi c.7.s. 111 (Beyrut).

[2] Beyhâki, Kitabü’z-Zühdü’l-Kebir, c. 2, s. 367/987 (Beyrut), Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya c. 8, s. 35 (Beyrut) Deylemi El-firdevsü bi Me’suru’l-Hıtab, c. 3, s. 611 (Beyrut).

[3] Sahihi ibni Hıbban c.6.s.302/2562 (Beyrut). Sahihi Buhari c.3.s.1193/3097 (Beyrut).  İhya-i Ulumi’d-Din c.1.s.359 (Kahire).

[4] Zuhruf suresi 43/36

[5] Zuhruf suresi 43/37

[6] Beyhaki şuabu’l-İman c.1.s.403/541(Beyrut), Deylemi el-Firdevsü bi Me’sûril-Hıtab c.2.s.379/3691(Beyrut), Ramuze’l-Ehadis c.1.s.102/9

[7] Mücadele suresi 58/19

[8] Taha suresi 20/124

[9] Taha suresi 20/125

[10] Taha suresi 20/126

 

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>