canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

En Tesirli Olan İbadet Beştir - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

En Tesirli Olan İbadet Beştir

 

İkinci sıra beşler En Tesirli Olan İbadet Beştir

Birincisi cezbe ile aşk, ikinci mücahede ile zühd, üçüncü devam ile teslim, dördüncü muhabbetle ibadet, itikat ile edeb.

Cezbe, aşk şudur; öyle bir şeydir ki her kimde bunlar var ise Cenâb-ı Hak o kimseye iki dünyanın saadetini vermiştir. Cezbe şudur; bir kimse, Cenâb-ı Hakk’ın nurunu ta kalbine, ruhuna yetiştirmiş ise o nur-ı ilahi onun kalbinde elektrik gibi çarpar. Kulun kalbi Cenâb-ı Hakk’ın nurunun şevkine dayanamaz. İşte o zaman titremeler, haykırmalar, çarpınmalar olur. Hazret-i Ömer üç gün yatardı. Bir kimse bundan kalırsa o kimse terakkiden kalmış demek olur. Aşk, muhabbet, cezbe üçü bir demektir. Bunlar olmadan menzil alınmaz.

Nizamoğlu hazretlerinin sözlerinden:

 

Nizamoğlu’nun aşktır muradı Hakk’tan

Aşk olmayan ameller hep masiva imiş.

 

Aşk ile bir anda alınan yolu, aşksız kırk yılda alamamışlar.

 

Hadisi şerif: sevgili Peygamberimiz, seyidimiz, iki cihanın serveri, şefi-i ruzi’l ceza Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyuruyorlar.

 اِنَّ النُّورَ اِذَا دَخَلَ الْقَلْبَ فَانْفَسِخَ فَانْشَرَحَ

 Yani, “Nur Allah aşkı o ateş kalbe girerse Hakk’tan başkasını o kalpte koymaz. O kalbi Cenâb-ı Hakk’a çevirir. O kalbi Allah’a açar.”[1]

Yine hadisi şerif:

جَذْبَةٌ مِنْ جَذَبَاتِ الرَّحْمٰنِ تُوَازِي مِنْ عَمَلِ الثَّقَلَيْنِ

Yani “rahmani olan bir cezbe, aşk-ı ilahi bir kimseye gelse, insanların, cinlerin yaptığı amellerin ağırlığını tartar”[2] diye buyurulmuştur.

Tasavvufun bildirmesi; aşksız ameller masiva imiş. Yani, dünyanınmış. Cenâb-ı Hakk’a kavuşmak için bu yolda doğruluk-sıdk birde aşkı ilahi-feyzi ilahi Cenâb-ı Hakk’a kavuşup yakîn olmak için bu ikisini kılavuz etmişler. Onlarınla Rabb’larına kavuşmuşlar.

Kılavuz bilmediğin yollarda sana yol gösteren, kısa yoldan gideceğin mahele kese yoldan seni ulaştıran, istediğin mekâna kavuşturanlara kılavuz derler.

Yani, ilim okumakta gaye hakkıyla hakka’l-yakîn olarak Hakk’ı bilmek. Hakk’ı yakînen bilmedikten sonra o ilim bir kuru emek.

Araziye özü yenmiş, yok olmuş atılan bir tohuma benzer.

 

Bu aşk bu Allah aşkı bir güneşe benzer

Aşk olmayan gönüller taşa benzer.

 

Taş olan gönüllerde ne biter

Söylese dilinde kelam-sözlerinde ağı zehir tutar.

Ne kadar mülayim yumuşak konuşsa sözleri konuşmaları savaşa benzer.

 

İkinci mücahede ile zühd şudur ki; cezbe ile aşk bunların sebebi ile kazanılır. Mücahede az yemek, az söylemek, az uyumaktır. Bu üçüyle Hakk’ın zikrine devam edilir ise cezbe eyle hâsıl olur. Cezbe ile aşk dünya sevgisini söndürür. Dünya malına, şanına, şöhretine meyletmek bunları söndürür geri kapanır gider. Bu adam zanneder ki kemal buldum hâlbuki halden kaldı. Ölünceye kadar hal vardır, kesilmez. Zühd olmaz ise dünyaya meyleder gider. Zühd dünyadan kaçmaktır.

Üçüncü devam ile teslim şudur ki; bir kimseyi Cenâb-ı Hakk nasıl ibadete başlattı ise ondan nasibini alıncaya kadar öylece ibadetine çalışmasıdır. Böyle olunca muhakkak nasibini alır.

Teslim odur ki Cenâb-ı Hakk’a teslim olan kişi O’nun kendini teslim ettiği yere de teslim olur. Hakk’ın teslim ettiğini bilir, teslim olur.

Dördüncü muhabbetle ibadet şudur ki; ibadet eder iken vücuduna Cenâb-ı Hakk’ın muhabbetinden bir ateş düşer. Bazı kere Namazda hof puf gibi geniş nefes almalar, haykırmalar, titremeler olur ve ses ile haykırır. İşte bu hal kimde var ise bu kimse Cenâb-ı Hakk’ın ibadetine muhabbet etmiştir. En makbul ibadet budur. İster bu ibadet sahibi ümmi olsa âlim olsa ikisi de birdir. 

 Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin:

قُرَّةُ عَيْن۪ي فِي الصَّلٰاةِ  

“namaz gözümü nurlandırır” [3] dediği budur.

Beşinci itikat ile edep şudur; itikat dinde şöyle olmalıdır ki Cenâb-ı Hakk’a güvenip ibadet edenleri muhakkak mahrum etmez. Allahu Teâlâ hazretleri varı yok yoğu var eder. Muradını verir. Muradı ve maksadı sırf Allah rızası olmalıdır. Edep öyle gerektir ki Cenâb-ı Hakk’ın huzurunda olduğunu bilir. Biraz ayağını uzatır gibi olsa hemen geri toplar Hakk’ın gördüğünü muhakkak bilir.

 


[1] Münavi, Feyzü’l-Kadir c.1.s.186 (Mısır).

[2] Şerhü Süneni İbni Mace s.271/3822. Keşfü’l-Hafa c.1.s.397/1069 (Beyrut) Muhammed Emin Tokadi, Süluk Risalesi s.386.

[3] Ahmed b. Hanbel, el-Müsned 3/128, 199, 285.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>