canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

NEFSİN MERTEBELERİ: - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

NEFSİN MERTEBELERİ:

 

Yedi nefis mertebesi vardır ki insan Hak yolunda çalışarak birinden öbürüne geçer. Geçtiğinin alametleri ve işaretleri vardır. Şu aşağıda ki daireler gösterir.

 

EVVELİ NEFSİ EMMARE

Nefsi emmare sahibi ya fasıktır, ya münafıktır, ya kâfirdir. Yani nefsi emmare vücut ikliminde amir iken kendi hükmünü yürütür. Sahibini ya fasıklığa, ya münafıklığa ya da kâfirliğe sevk eder. Hayır, işlere yöneltmez. Allah’a sığındık, cümlemizi habibi sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hürmetine muhafaza eylesin, âmin.

سَيْرُهَا اِلَى اللّٰهِ  seyrüha ilallah; seyri Hak olur, gönlü Hakk’ı ister, zikri لٰٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰه la ilahe illallah’tır.

عَالَمُهَا شَهَادَةٌ alemüha şehadetün; şehadet alemindedir. İlmi bildiği, ancak gözünün gördüğü dünyadır. Bunun ehli gözünün gördüğüne inanır.

مَحَلُّهَا الصَّدْرُ mahalluha’s-Sadru; yeri göğüstedir. Tevhid evvel gönüle düşer.

حَالُهَا الْمَيْلُ haluha’l-Meylü; halı daima dünyaya meyletmektir. Daima gözü ondadır.

وَارِدُهَا شَر۪يعَةٌ variduha şeriatün; isteği şeriattır daima onu tutar ister.

نُورُهَا اَزْرَقٌ  nuruha ezrakun; nuru mavi boz kül rengindedir.

صِفَاتُ اَمَّارَةٌ sıfatu emmarettün; emmare nefsin sıfatı şunlardır.

بُخْلُ وَالْحِرْصُ bukhlu vel hırsu: dünya malına mıkrızlık, hırs, temahkarlık olur.

وَالْعُجْبُ وَالْكِبْرُ vel ucbu vel kibru: her işinde ucublu ve kibirli gururlu olur.

وَالشَّهْوَةُ وَالْحَسَدُ veşşehvetü vel hasedü: şehveti ziyade hasedi çok olur.

وَالْغَفْلَةُ  vel gafletü: Hakk’tan gafil olur. Tez gadaplanır kızar.

وَالْجَهْلُ وَالْاِعْرَاضُ vel cehlü vel i’radu: Hakta cahil ve zikirden uzak olur.

 

İKİNCİ NEFSİ LEVVAME

Nefsi levvame sahibi, ebrardır. Hakk’ı tanır, nefsi kendini aldatır, günah işler, pişman olur. 

سَيْرُهَا لِلّٰهِ seyrüha lillahi; seyri, çalışması Allah için olur. Zikri Allah, Allah, Allah’tır.

عَالَمُ الْبَرْزَخ alemu’l-Berzakh; berzakh alemindedir. Ya nefsinin ya ruhunun isteğini tutar.

مَحَلُّهَا الْقَلْبُ mahalluha’l-Kalbu; yeri kalptir. Ora kalbe gelir zikri kalpde devam eder.

 حَالُهَا الْمُحَبَّةُ haluha’l-Muhabbetü; halı daima muhabbettir. Zikretmeyi sever. Muhabbeti ziyadeleşir.

وَارِدُهَا الطَّر۪يقَةُ variduha’t-Tarikatü; isteği tarikattır. Hem şeriatla hem tarikatla tutar o lazımdır.

نُورُهَا اَصْفَرٌ  nuruha asfarun; nuru sarı renktedir. Teveccühde rabıtada görür.

صِفَاتُ لَوَّامَةٍ sıfatu levvametün; nefsi levvmenin sıfatları şunlardır;

عِتَابْ ıtab; kınamak itab etmek olur. Daima nefsini kınar. İtab eder zalim nefis diyerek söyler.

وَالْفِكْرُ وَالْقَبْضُ vel fikrü vel kabdu; korkulu düşünceli ve kabızda kalmıştır.

وَالْعُجْبُ vel ucbu; kendi yaptığını beğenir. Bilmez ki ileride neler var.

وَالْاِعْتِرَاضُ vel i’tiradu; daima itirazcı olur. Bilirim zanneder.

سُوءِ الظَّنِّ اِلَى الْخَلْقِ  sui zanni’l-khalk; halka sui zanda olup söyler.

 

ÜÇÜNCÜ NEFSİ MÜLHİME

Nefsi mülhime ilham kapısı açılan. Sırrı ilahiye ye vakıf olur.

سَيْرُهَا عَلَى اللّٰهِ seyruha alallah; seyri Allah üzere zikir olur. Zikri hu hu hu dur.

عَالَمُهَا الْاِصْلَاحُ alemuha’l-islah; alemi islahta olur. Güzel ibadetler eder ve tadını bulur devam eder.

مَحَلُّهَا الرُّوحُ mahalluha’r-ruhu; yeri ruhtadır. Sağ yanındadır. Zikir kalpten ruha geçer orada devam eder.

حَالُهَا الْعَشْقُ  haluha’l-aşk; hali aşka düşer. Çalmak çağırmak, zikir ibadette utanmayı atar.

وَارِدُهَا الْمَعْرِفَةُ  varidüha’l-Ma’rifetü; isteği marifettir. Kendinin sözü safi ma’rifeti arzular, o lazımdır.

نُورُهَا اَحْمَرٌ nuruha ahmerun; nuru kırmızıdır. Rabıtada kırmızı nur görür. Gözleri kapalı.

صِفَاتُ مُلْهِمَةٌ  sıfatu mülhimetün; nefsi mülhimenin sıfatları şunlardır.

اِلْهَام  ilham; ilham olunur.

اَلسَّخَاوَةُ وَالْقَنَاعَةُ es-sehavetü vel kanaat; cömert ve kanaatli olur ve tarikat ehli olur.

وَالْعِلْمُ وَالتَّوَاضُعُ vel ilmü vet tevaduu; ilmi artar, gönül alçaklığıyla ibadette kaim daim olur.

وَالتَّوْبَةُ وَالصَّبْرُ  ve’t-tevbetü ve’s-Sabru; günahını bilir tevbe eder. Tarikatta ibadete, zahmete sabır eder.

وَيَحْمِلُ الْاَذَى  ve yahmilu’l-eza; tarikatta, Hak yolunda cefaya katlanır.

 حُسْنُ الظَّنِّ اِلَى الْخَلْقِ hüsnü’z-zanni ilel khalkı; halkın hepsin evliya zanneder ve söyler.

 

DÖRDÜNCÜ NEFSİ MUTMAİNNE

Nefsi mutmainne sahibi kalbi Hakk’a mutmain olmuş kimsedir.

سَيْرُهَا مَعَ اللّٰهِ  seyrühamaallahi; seyri Hak olur. Zikri esması Hak, Hak, Hak’tır.

عَالَمُهَا الْحَقِيقَةُ alemüha’l-hakikatü; alemi hakikattir. Hakikati anlar, buraya gelmeyen bilmez.

مَحَلُّهَا السِّرُّ mahallüha’s-sırru; mahalli sırdır. Artık sırra geçer, vücutta türlü hal olur.

حَالُهَا الْوُصْلَةُ haluha’l-vusletü; hali vuslettir. Muradına ermektir. Arzu maksadı kendine elini sunar.

 وَارِدُهَا الْحَق۪يقَةُ varidüha’l-hakikatü; isteği çalışması çabalaması, hakikati ister ve arzular.

نُورُهَا اَبْيَاضٌ nuruha ebyadun; nuru beyazdır, berraktır, açıktır.

صِفَاتُ الْمُطْمَئِنَّةُ  sıfatü’l-Mutmainetü; nişanı, Hakk’a kalbi kınmıştır.

اَلْجُودُ وَالتَّوَكُّلُ el-Cudü ve’t-tevekkülü; cudü, cömertten daha ziyade cömert olur. Rızk için Allah’a tevekkülde olur.

وَالْحِلْمُ وَالْعِبَادَةُ ve’l-Hılmü ve’l-İbadetü; kötülüğe karşı yumuşak olur ve ibadetinide artırır.

وَالشُّكْرُ ve’ş-Şükrü; Hakk’ın in’am ve ihsanına ve vergisine şaşar, şükür eder.

وَالرِّضَا ve’r-Rıda; Hakk’ın verdiği kazalara razı ve belalara sabır eder.

 وَالشَّفْقَةُ ve’ş-Şefkatü; halkın hepsini sever. Kendi gibi eyleyip kimseyi azapta istemez.

 

BEŞİNCİ NEFSİ RADIYYE

Nefsi radıyye sahibi Hakk’ın belalarına kazalarına razı olur.

سَيْرُهَا فِي اللّٰهِ seyruha fillahi: seyri Hakk’ta olur. Zikri zuhur eder. Zikri Hay Hay Hay’dır.

عَالَمُهَا اللّٰاهُوتُ alemüha’l-Lahutu; alemi lahutu anlar, bilir. Sırrı ilahi açılır.

مَحَلُّهَا السَّرٰٓائِرُ mahalluha’s-Serairu; esrarı ilahilere varır ki akıl ermez olur.

حَالُهَا الْفَنٰٓاءُ haluha’l-Fenaü; hali fenaya varır. Fena fillah zuhur eder. Hakk’ta fani olur.

لَيْسَ لَهَا وَارِدَةٌ leyse lehe varidetün; onu için hiç istek arzu kalmaz. Muradı hâsıl oldu.

نُورُهَا أَخْضَرٌ nuruha ahdarun; nuru yeşildir. Gayet koyu yeşildir, çok güzeldir.

صِفَاتُ رَاضِيَةٌ sıfatü radıyatün; nişanı, Hakk’ın belasına kazasına razı olur.

اَلزُّهْدُ وَالْاِخْلٰاصُ ez-Zühdü ve’l-İkhlas; dünya malından, kazancından elini çeker. Sıdkı hulus ile kendini ibadete verir.

وَالْوَرَعُ وَتَرْكُ مَالَا يَعْنِيهِ مِنْ جَمِيعِ الْاَشْيٰٓاءِ وَالْوَفٰٓاءِ

         Ve’l-Verau ve terkü malayanihi min cemii’l-Eşya-i ve’l-Vefa-i; vera’ ile sükût eder. Dünya sözüne lüzumsuz sözlere sükût eder. Cümle şeye faydalı olup, hakikati eşyayı bilir.

وَالْغُرْبَةُ  ve’l-Ğurbetü; dünya bütün kendinin olsada kendini ğarib sayar.

وَالْمَرْحَمَةُ ve’l-Merhametü; o kadar merhametli olur ki halkın için kendi canını feda eder.

 

ALTINCI NEFSİ MARDIYYE

Nefsi mardıyye sahibi; Hak kendinden razı olmuş olur.           سَيْرُهَا عَنِ اللّٰهِ seyrüha anillahi; seyri Hakk’tandır. Zikri, Kayyum demek zuhur eder, Kayyum.

عَالَمُهَا الشَّهَادَةُ alemüha’ş-Şehadetü; alemi şehadettir. Burada şeriatı Muhammediyenin hakikati bilinir, farktır.

مَحَلُّهَا الْخَفٰٓاءُ mahallüha’l-khfaü; mahalli hafaya varır.  Türlü türlü haller olur.

حَالُهَا الْحَيْرَةُ haluha’l-Hayratü; hali hayrete varır. Şaşar kalır, hayrete düşer.

وَارِدُهَا الشَّر۪يعَةُ varidüha’ş-şeriatü; onun daima isteği şeriatı hakkıyla icara etmek olur. Şeriatın ne olduğu burada bilinir. Farkı Muhammediye derler.

نُورُهَا أَسْوَدٌ nuruha esvedün; nuru siyahtır-karadır gayet güzeldir. Sevadu azam budur.

صِفَاتُ الْمَرْضِيَّةُ sıfatü’l-Mardıyyetü; nişanı, Hakk’ta, bundan razı olmuş olur.

حُسْنُ الْخُلْقُ وَتَرْكُ مَا سِوَى اللّٰه husnü’l-khulku ve terkü masivaullah; güzel ahlaklı Hakk’tan gayri her neler var ise cümlesini terk eder.

وَاللُّطْفُ بِالْخَلْقِ وَالتَّقَرَّبُ اِلَى اللّٰهِ تَعَالٰى  ve’l-Lütfu bi’l-khalkı ve’t-Tegarrebu ilallahi Teâlâ; Allah’a yak’ın olmak için halka beleş hasbetenlillah büyük lütuflar eder. Halka çok lütuf eder. Kendini unutur.

وَالتَّفَكُّرُ ف۪ي عَظَمَةِاللِّٰه تَعَالٰى ve’t-Tefekkürü fi azametillehi Teâlâ; Cenâb-ı Hakk’ın büyüklüğünü düşünür de hayrete düşer kalır.

وَالْعُزْلَةُ  ve’l-Uzletü; halktan gizlenip, evinde Hakk’la bulunur.

وَالْفَقْرُ ve’l-Fakru; iki dünyadan hiçbir şeyi istemez gönlünde koymaz süpürür.

 

YEDİNCİ NEFSİ SAFİYYE

Nefsi safiyye sahibi her şeyden safi olmuş kimse olur. سَيْرُهَا بِاللّٰهِ  seyruha billahi; seyri billah ile olur, zikri Kahhar, Kahhar, Kahhar.

عَالَمُهَا وَحْدَةٌ alemüha vahdetün; birlik alemidir. Orada şaşar, hayrete düşer, bilmez.

مَحَلُّهَا الْاَخْفٰى mahallüha’l-Akhfa; ahfaya geçer. Buralar kaleme gelmez.

حَالُهَا الْبَقٰٓاءُ haluha’l-Bekaü; Hakk’la bakî bulur.

 وَارِدُهَا جَم۪يعُ مَا ذَكَرَ varidüha cemi uma zekera; bunun isteği ve arzusu hep bu söylenenlerin hepsi olur. Yani şeriat, tarikat, marifet, hakikat bunları ister, şeyhlık makamıdır.

نُورُهَا لَيْسَ لَهُ لَوْنٌ nuruha leyse lehü levnün; dürrü beyza budur. Nurunun rengi yoktur fakat dürrü beyzadır demişler, bak yukarı kitabın baştaraflarına.

صِفَاتُ نَفْسُ الْكَامِلَةُ sıfatu nefsü’l-Kamiletü; nefsi safiye nefsi kamiledir. 

جَم۪يعُ مَا ذَكَرَ مِنَ الصِّفَاتِ الْحَسَنَةِ cemîu ma zekera mine’s-Sıfati’l-Haseneti; bu cümle söylenen sıfatların hepsi bunda vardır. Hatta bilmeyenler levvamede zannederler.

وَاللّٰه أَعْلَمُ vallahu a’lemu; hakikat işini daha ziyade Allahu Teâlâ bilir ötesinide.

وَالْحَيْرَةُ ve’l-Hayretü; hayrettır.

Her kim kendinin ne halde olduğunu ve başkalarının ne derecede olduğunu anlamak mümkündür. İşte bu daireye bakıp, dikkat eylesin. Her nefsin sıfatı nişanları, alametleri altındadır.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>