canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

RUHSATLA VE TAKVA İLE AMEL - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

RUHSATLA VE TAKVA İLE AMEL

 

Takva, üç mertebedir; birinci şirkten takvadır, avamı mü’minin halıdır. İkinci menahiden takvadır, Havası mü’minin halıdır. Üçüncü masivaullahın kalbine gelmesinden takvadır, O ehlullahın halıdır.

Eshab ve ümmetten her bir fert takva mertebelerinden hangi mertebede ise Allah’ın ve Rasulullahın o kimseye muamelesi mertebesine göredir.

Rasulü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem hazretlerinin adetleri bu idi ki kendi indinde olan dünya ve ahrete müteallık umuru hayriyeyi her kesin dinde faziletine göre taksim ederdi. Nesebe göre etmez idi.

Ehli şeriat ehli tarikat bunların içindeki âlim ve ulema olanlar çobana bezer. Şeriatten tarikattan haberi olmayan avamı nası harama salmayıcı muhafaza edici şeriat sınırlarının içinde çobana benzer.

Bunlar şeriatı, tarikatı, haramı, helâlı ve yasak kılınanları ve helal olanları avamı nasa öğretici bildirici bir çobana benzer. Bunların daha çok dikkatli olması lazımdır. Şeriatın sınır, hudut çizgileri var. Mesela yemek yerken karnı doyuncaya kadar yemesi helaldir. Ehli tarika göre karnını doyurması iyi değil. Biraz boş bırakması lazımdır.

Şeriat ehline göre diş taktırmak, takım olur, parça olmaz ise altına su geçmezse helal olmaz. Takım olan dişlerin altına su geçmezse guslü sahih olmaz. Dişlerin arası seyrek olsa o boşluk yerlere hamur yapışsa ve hamura benzeyen bir şey yapışsa altına su geçmezse guslü sahih olmaz.[1] Sabit diş olursa altına su geçmezse guslü sahih olmaz.

Tüm takım olursa veyahut bir iki parça olursa abdeste ve gusülde çıkarır yıkar ise altına su geçerse gusülü ve abdesti sahih olur. Sabit olurda altına su geçmezse guslü sahih olmaz.

Ehli takva takım çıkarılıp takılabilen dişten de sakınmışlar. Hadisi şerif:

حَسَنَاتُ الْاَبْرَارِ سَيِّئَاتُ الْمُقَرَّبِينَ

Meali: “Ebrarların iyi diye yaptıkları varki mukarrebiynlere kötüdür.”[2]

Ehlullah olanlar fetvayı ve ruhsatı terk ederler, takva ile azm ile amel ederler. Daima Allah korkusu içinde olduğundan helalden bile sakınır. Daima havf-ı İlahi kalbinde olur.  

Karnı fazla acıkır ise düşecek gibi olursa kifayet miktarı için av avlaya bilir. Çok değil kifayet edecek kadar yiyebilir.

Şeriatın helal kıldıklarını; ehli Tarık, ehli sülükun terk etmesi lazım. Azm ile amelde olup Cenâb-ı Hakk’ın kurbiyetine kavuşmak isteyenler şeriatın ruhsat verdiklerini terk etmesi lazım. O kimseler ehli takva olup şüphelilerin hepsinden sakınması lazım.

Ehli takva olup Cenâb-ı Hakk’ın kurbiyetine kavuşmak isteyenler şüphelilerin hepsinden sakınması lazım. Eliyle bir hata işlemese, dili ile bir hata işlemese, kalbine Allah’ın nazar ettiğini bilip kalbine kötü şeylerin gelmesinden aman ya Rabbi diyerek tövbe eder.

Bu yazdığımız konuların hepsini hakkıyla şeriatıne devam, sünnetine devam ve her yerde her an Allah’ı hazır nâzır bilerek Allah’tan hakkıyle çok korkmak ki bunlara dikkat olunursa kötü fillere, çirkin amellere, inşaallah salmaz. Allah korkusu, iman kuvveti, kötü fiillerden çeker salmaz. 

Geride yazılan ehli sülük denilen kimselerin halleri; hakkıyla bir mürşidi kâmil bulup onun izahatı altında abdestli durmaya devam, az yemeye devam, az uyumaya devam, lüzumsuz kelamları konuşmamaya devam ve bütün şüphelilerden sakınarak zikrullahın çokluğuna devam ederek, şeriat-i düzgün ve Kur’an’a sünnete hakkıyla uyması tamam olarak azmile çalışırsa sülûka girmiş olur.

Bu şekilde devam ederse nefsi emmareden nefsi levvame mertebesine geçer, devam ederse mutmainne mertebesine ulaşır, nefsin terbiyesine hâkim olur. Daha çalışırsa raziye, marziye, safiye halları vardır.

Nefsi emmarede yaşayan bir kimsenin hali; çabuk kızar, öfkelenir. Suçunu, kabahatini, bilmez, anlamaz, anlatmaya çalışsan kabul etmez, herkesten kendini çok bilgin bilir ve suçunu söylerken seni düşman bilir. Bu makamda kibir, gurur, ücub, riya, hırs-tamah, dünya sevgisi ve şehvani arzuların çoklukları içinde yaşar.

Yaşantısı kış günü, ocak, şubat ayına benzer. Tam güvenemezsin, bir bakarsın mülayim, az sıcak halları olur, çok sürmeden geri kış hallerine döner. Bu fillerden kurtulmadan ölürse azap çekecek. Niye, şu verilen vücuttaki emanetleri günaha, hataya kullandığı için.

Çok sevdikleri; şehvet arzusu ve çok yemek, dünya malını çok sevip hırsı-tamahı çok kalaba olur.

Mürşidine teslimiyetle, onun tarifi üzerine çalışır ise bu vücuttaki olan aza, organlar, artık nefse rey vermez olup nefsin dediği emrine muhalif olurlar.

Bir mücadele, görünmeyen mücadele harbi başlar. Azminde devamla çalışır ise nefsi levvameye geçer. Yılmadan çalışırsa nefsini yıkar. Bazı kere az gevşeklik bulursa nefsi kendini yıkar. Görünmeyen bir batın harbi mücadelesi başlar. Terakkisi devam ederse ileri kavuşacak mülhime yolları açılıp hedef Allah’ın rızasına kavuşmak olur.

Gecesini gündüze katıp mürşidin emriyle yılmaz, çalışırsa Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri o kimsenin mücadelesine, niyetine göre, kalbinde kibir, gurur, ücub, riya, hırs-tamah, haset, dünya sevgisi, şehvani arzular, kalbinden bunları çıkarmaya çalışarak, sa’yı gayeret ederse Allah’ın nazargahı olan kalpte Hakk’tan gayileri atılır, rızası kalır.

O kalp, o kötü huy ahlaklardan temize çıkarsa Cenâb-ı Hak dilerse o kula muhabbetini, aşkını, feyzini vermeye başlar ve istediği zaman o kulun kalbine İlhami Rabbani ilham eder.

İlhami Rabbani; temiz olan, kötü huy ahlaklardan arınmış, temize çıkmış kalbe ilham eder Cenâb-ı Hak.

Bu kötü huy, ahlaklar var iken o kalbe ilham etmez. İlhamın da kısadan özetini hülasasını yazalım inşaallah.

İlhami Rabbani mi? yoksa o kalbe gelen ilham, şeytani mi? Ölçüsü; Rabbani olan ilham, Kur’an’a ve hadise uygun, muvafık olur. Cenâb-ı Hakk’tan gelen belli olur.

Şeytanın kalbe attığı ilhamda, Kur’an’a muhalif olur. Ölçüsü şeriat ve sünnettir. Bu adam bu makamlarda sünnet ve şeriatında az bir noksan olsa şeytan o yoldan kalbe geçer, kalbe kötülükler atar, kötüye ilham eder. Bu noktada ileri makam derecelere kavuşmak için o kimsenin sünneti, şeriatı hakkıyla tamam olması lazım.                                                                                    

Mesela abdestli durmasına devam, az yemeye devam, az uyumaya devam, sakal sünneti tamam, altına su geçmeyen kaplama sabit diş koydurmaktan sakınmak.

Nerede şeriatında, sünnetinde noksanlık var ise şeytan oradan faydalanıp ilhamını da amelini de rüyasını karıştırır.

Şeytan bu kimsenin sünnetlerine bakar, sünneti noksan olursa kendisinde bidatler bidati seyyieler bulunursa buradan şeytana bir yol açılır, şeytan kalbe geçer, amelini karıştırır. Rüyasına girer, her şeyini tamam gösterir.

 


[1] Halebî Sağir Tercümesi s.23 (Osmanlıca baskı). İbni Abidin c.1.s.289 (Riyad). Enisü’l-Abidin s.19 (Osmanlıca baskı).

[2] Münâvi Feyzu-l-Kadir c.2.s193- c.4.s.306-c.5.s.421 (Mısır)

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>