canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

MUSA ALEYHİSSELAM-HIZIR ALEYHİSSELAM VE İLMİ LEDÜN - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

MUSA ALEYHİSSELAM-HIZIR ALEYHİSSELAM VE İLMİ LEDÜN

 

Âlim midir ol kimse ki ilmine layık ameli yok, Cahil midir ol kimse ki iki dünyanın varını zevkini Allah’ın aşkı sevgisine satmış, kalbinde haktan gayrı arzular kalmamış.

İşte zahiren haccınızı eda ettiğiniz gibi gönül Kâbelerine başvurunuz dedikleri hakkıyla mü’mini kâmillerdir. Onlarda sizin içinizi, maneviyatınızı tedavi etsinler. Sizlere kâmillerin aşısını vursunlar. Teslimi tam olursan onlarda seni tedavi edip kâmillerin aşısını vurup yetiştirirler.

Benim ne ihtiyacım var ki mürşidi kâmilleri ziyaret edeyim diye kibirlilik yaparsan onların ilminden, feyzi muhabbetlerinden mahrum olarak, tedavi görmemiş sakat bir adam gibi kalırsın. Bu konuyu açıklamak için Kehf suresine göz atalım. Cenâb-ı Hak ayeti kerimesinde ne buyruyor.

فَوَجَدَا عَبْدًا مِنْ عِبَادِنَآ اٰتَيْنَاهُ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

Yani, Musa aleyhisselam ile arkadaşı bizim kullarımızdan bir kulumuzu buldular. Biz ona rahmetimizden verdik ve ilmi ledünnüde öğrettik”[1] deyi buyuruyor.

Musa aleyhisselamın rütbesi kendinden daha aşağı olan bir kulun yanına gitmesi, ilmi ledünü ondan öğrenmesi bizlere ibrettir, yol göstermektir, sizde kuluma gidin demektir. O kulda mürşidi kâmillerdir. Onlara varmadan bu ilim alınmaz.

Öyle ise bizler de sadıkları, kâmilleri arayacağız. Musa aleyhisselamın Hızır aleyhisselamı aradığı gibi hem zahir kitap ilmini hem de batın ledün ilmini öğrenmek için aradığı gibi arayacağız.

Bu konuya bakmak isteyen, Kehf suresi 61. Ayet-i kerimesinde; Hazret-i Musa’nın Hızır’ı aramasının sebebi şöyledir: Firavun’un ve kabilesinin helakinden sonra Musa aleyhisselam Beni İsrail’e bir vaaz edince, bazı kimseler tarafından, yeryüzünde senden âlim bir kimse bilir misin? Denildiğinde, Musa aleyhisselamın bilmem, demesi üzerine Cenâb-ı Hak, Hızır’ın âlim olmasını beyan edince, Musa aleyhisselam Hızır’dan tahsil-i ilme talip olup, nasıl bulacağını Cenâb-ı Hakk’tan sual eder. Cenâb-ı Hakk’ta Rum deniziyle Faris denizinin birleştiği yere kadar gitmesini ve orada Hızır aleyhisselamı bulacağını haber veriyor.

Bu konunun hepsini yazmaya hacet yoktur. Anlatmak istediğimiz; Cenâb-ı Hakk’ın, ilm-i batın, ilm-i ledün öğrenmek için bir peygamberi bir peygambere göndermesini düşünüp, işte Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretlerinin ayeti kerimede:

وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

“sadık kullarımla beraber maiyetinde olunuz.”[2] O sadık kullarımı arayınız, sadıkları bulunuz ve beraber olunuz, dediği ilm-i hikmet zuhur eden ve ilm-i batın ilm-i ledün ve esrarı zuhur eden ve şeriatı düzgün olan ve bid’attan arınmış, nam, şöhretten, hürmet ve menfaatlerden arınmış olan, Allah’a yakîni kuvvet bulan, Allah ile ünsiyette olan işte bu zatlara tam teslim olursan seni de temize çıkarırlar.

Bunları anlatmakta ki maksadımız daha iyi anlaşılması içindir.

Şeytan şeytan değildi. Âdem babamızı Cenâb-ı Hak halk edip yarattığında: “Ya Âdem minbere çık meleklere konuş vaaz yap deyi emrettiğinde melekler şeytanla beraber Âdem babamızı ziyarete gelmişti. Şeytan meleklere hocalık yapardı. Âdem babamız minbere çıkıp konuşmaya başladı. 

Cenâb-ı Hakk’ın doksan dokuz esmalarının zahirini batınını tafsilatıyla konuşmaya devam edince melekler Âdem babamızı çok sevdiler ve bu nasıl ilim, daha yeni yaratıldı diye konuşmalarına hayret edip galeyana geldiler. Âdem babamızın ayağına kapanma derecesine geldiler.

Şeytan ne yönden şeytan olup Allah’ın gazabına uğradı? Bu ayeti kerimeyle beyan olunacak inşallahu Teâlâ. Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri meleklere emrettiğini haber veriyor:

وَاِذْ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَۗ فَسَجَدُوٓا اِلَّآ اِبْل۪يسَۜ لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَ

“biz bütün meleklere Âdem aleyhisselama secde edin dedik. فَسَجَدُوا bütün melekler secde ettiler, yalınız  İblis secde etmedi.”[3] Cenâb-ı Hak sordu:

قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَۜ

“Sen niçin emrimize itaat edip secde etmedin? Secde etmene mani olan ne idi?” [4]

İbliste nefis var, iblisin nefsi kendini büyüklüğe, kibire sevk etti. Cenâb-ı Hakk’a

قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ خَلَقْتَن۪ي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ ط۪ينٍ

 “beni ateşin yalımından halk ettin Âdemi balçık çamurundan halk ettin. Benim izzetim şerefim Âdem’den yüksektir, Âdem’e ne ihtiyacım var ki secde edeyim dedi.”[5]

Burayı iyi anlayınız şeytan ne yüzden Allah’ın gazabına uğradı. Benim şerefim izzetim Âdem’den yüksektir dedi, nefsi kendini kibire, gurura sevk etti, Allah’ın gazabına uğradı, cehennem tokunu giydi.

Musa aleyhisselam bakınız Mürsel peygamber olmuşken yani Allah ile Tur Dağı’nda kelam konuştuğundan kelimullah denilmiştir. İlmi ledunu öğrenmek için Cenâb-ı Hak, git bizim ilmi ledün verdiğimiz kuldan öğren, Biz o kulumuza rahmetimizden ilmi ledunu ona verdik, sende git ondan öğren deyince, benim o adama ne ihtiyacım var ki gideyim demedi. O adamı buluncaya kadar yatıp uyumam dedi gitti, ilmi ledun için Hızır aleyhisselamı buldu.

Bizim konumuz ilmi ledün idi git o adamdan öğren dediğinde Musa aleyhisselam mürsel peygamber, kelimullah-Allah ile kelam konuşması olduğu halde benim o adama ne ihtiyacım var ki gideyim demedi.

Şeytan ise sen bu emre itaat edip Âdem’e niçin secde etmedin denildiğinde, benim izzetim şerefim yüksek benim o adama ne ihtiyacım var ki gideyim cevabını verdi. Nefsi kendini kibire, gurura, benliğe, yüksekliğe sevk etti. Kendisi bu yönden helak oldu.

Bu konuları da anlayıp Cenâb-ı Hakk’ın lütfuyla Bizde sizlere anlattık. Anlatmak istediğimiz konuları Rabbimiz Teâlâ hazretleri hakkıyla anlatsın, inşallahu Teâlâ.

Yaratılmış bütün erkek, kadın bacılarımızda, cümlemizde nefis amiri olduğunu Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de bizlere bildirmektedir.

Her nefiste Cenâb-ı Hakk’ın hoşlanmadığı ahlaki zemime denilen ahlaklar ve huylar mevcut olduğundan Cenâb-ı Hak bize, nefse boyun kesmeyin, nefsin emirlerine itaat edimemesini, havasına uyup hizmet edilmemesini emredip uyarmaktadır.

Ayeti kerimesinde Yusuf aleyhisselam kıssanında:

وَمَآ اُبَرِّئُ نَفْس۪يۚ اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّوٓءِ

“Ben nefsimi temize çıkarmıyorum. Zira nefis gerçekten kötülüğü şiddetle emredicidir.”[6]

Yani, nefsi emarenize-nefis amirinize uymayınız, tabi olmayınız. O sizi daimi surette benden, benim rızamdan uzağa çeker. Bütün sizleri kötülüklere, gazabıma sürükleyen nefis amirinizdir. Onun havasına kat’iyen inanıp uymayınız. Onun hava ve rızasında katiyen benim rızam yoktur. Onunda benim rızamda rızası yoktur.

Pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani efendimiz buyuruyorlar ki: “Nefsinizi tıpkı bir deli adam yerine koyun, sözlerine hava ve heveslerine uymayın, aranıza bir duvar çekiniz, onun hiçbir sözünü işitip kulak vermeyiniz buyuruyorlar.”

Nefsin adına ruhu hayvani demişler. Ruhu hayvanide akıl var ama nefsin bu aklına aklı maişet denilmiştir. Yemesi, içmesi, hırsı, yatıp kalkması hayvan usulüdür.

Tasavvuf ulemaları bu nefse boyun vermeyip Cenâb-ı Hakk’a sığınınız deyi sürekli uyarılar yapmışlar. Her insanda bu nefis olduğundan her insan nefsini ve nefsin hava ve heveslerini iyi anlayıp, kontrol altında tutup, ölüm korkusu, açlık zindanlarına hapsedip, ölüm korkusu zincirine bendeletip bırakmamak lazımdır.

Çünkü hayvan usulü olduğundan tepmesi var, kapması var. Ancak gıdası biraz çok verilmez az verilirse sahibine boyun keser, yoksa boyun kesmez.

Gıdası az verilirse, Allah korkusu ile ölüm, mezar korkusunu göz önünden gidirilmez, unutulmaz ise biraz sahibine boyun keser, yoksa sahibini tanımaz.

Bir yerde bir peygamber zuhur etse, Allah’ın sevdiği bir veli kul zuhur etse bu halk, toplum ikiye ayrılmış. Bir kısmı yoluna canını feda eder bir kısmıda canını almaya çalışır.

Evladı Rasulden olan Seyyid Battal Gazi hazretleri bütün İslam âlemine büyük bir unvan bırakmıştır, Allah ruhunu şad etsin.

Dini İslam uğruna canını, bedenini feda etmiş, gece ve gündüz bu dini mubinin yükselip kuvvet bulması için fedakâr olarak çalışmış olan büyük gazilerdendir. Türbesi Eskişehir’in Seyyidgazi kazasındadır.

Her ne kadar Peygamber gelmiş ve her ne kadar Evliyaullah gelmişler ise dinsizler, münafıklar Allah dostlarına düşman olmuşlar. Bu düşman karşısında canını verip Allah yolundan gevşememişler, düşman çokluğundan yılmamışlar.

Seyyid Battal Gazi hazretleri büyük bir mücahid olduğundan bir dinsiz, kâfir olan hubba kadı denilen kâfirle bir azimli mücadele yapmıştır. Hubba kadı senelerce Bağdat kadılığında çalışmış, münafık olduğunu başkaları anlayıp açığa çıkaramamışlar.

Çünkü hubba kadı denilen mel’un kâfir iki rekât namazda Kur’an-ı Kerimi hatmederdi. Bunun dünyada rüsvalığını, münafıklığını, dinsizliğini Seyyid Battal Gazi Allah’ın yardımıyla meydana çıkarmıştır. Kıyamete kadar Müslüman kadın erkekler büyük bir ibret alsınlar. Dışı Kur’an’a uygun gibi içi münafık olanlar olmuştur. Bu konuyu ancak kuvvetli iman seçer Allah’ın yardımıyla.

 


[1] Kehf suresi 18/65.

[2] Tevbe suresi 9/119

[3] Araf suresi 7/11

[4] Araf suresi 7/12

[5] Araf suresi 7/12

[6] Yusuf suresi 12/53

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>