canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

SÖZLERİNE İTİBAR EDİLECEK ÂLİMLERİN VASIFLARI - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

SÖZLERİNE İTİBAR EDİLECEK ÂLİMLERİN VASIFLARI

 

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi vesellem hazretleri Cabir radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şeriflerinde bizlere hangi âlimlerin meclislerinde bulunmamız gerektiğini beyan ediyor:

لٰا تَجْلِسُوا عِنْدَ كُلِّ عَالِمٍ اِلّٰا عَالِمًا يَدْعُوكُمْ مِنَ الْخَمْسِ اِلَى الْخَمْسِ

“her âlimim diyenlerle beraber oturmayınız, ancak sizleri beş şeyden beş şeye sevk eden âlimlerle oturunuz.”

Birinci:

مِنَ الشَّكِّ اِلَى الْيَق۪ينِ

 “sizi şekten zandan yakîne sevk eden”

İkinci:

وَمِنَ الْكِبْرِ اِلَى التَّوَاضُعِ

“sizi kibirden tevazuya sevkeden”

Üçüncü:

وَمِنَ الْعَدَاوَةِ اِلَى النَّص۪يحَةِ

“sizi adavetten nasihate sevkeden”

Dördüncü:

وَ مِنَ الرِّيآءِ اِلَى الْاِخْلٰاصِ

“sizi riyadan ihlâsa sevkeden”

Beşinci:

وَمِنَ الرَّغْبَةِ اِلَى الزُّهْدِ

“sizi dünyaya rağbetten, dünya hırs-muhabbetini, tamahını kalbten atıp zühde sevk eden âlimlerle oturun”[1]buyuruyor.

Yine bu konulara dair Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz İbni Abbas radıyallahu anhunun rivayet eylediği bir hadisi şerifte:

  اَلْعَالِمُ عَالِمَانِ عَالِمٌ طَلَبَ بِعِلْمِهِ اللّٰهَ لَمْ يَأْخُذْ عَلَيْهِ طَمَعًا وَلَمْ يَشْتَرْ بِه۪ ثَمَنًا

“âlim iki türlüdür; biri ilmini Allah için okur taleb eder, ilmi ile Allah’ın rızasını taleb eder. Tamahkârlık yapıpta ilmini kazanç aleti etmez, dünyalığa satmaz yani ilmiyle dünya malını kastetmez. Hadisi şerif devam ediyor.

وَعَالِمٌ طَلَبَ بِعِلْمِهِ الدُّنْيَا وَاشْتَرٰى بِه۪ ثَمَنًا وَأْخُذُ عَلَيْهِ طَمَعًا بَخِلَ بِه۪ عَلٰى عِبَادِ اللّٰهِ يُلْجِمُهُ اللّٰهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِلِجِامٍ مِنْ نَارٍ

“Bir âlimde var ki dünya malını kazanmak için ilim öğrenir. Tamah eder bahillik-cimrilik edip Allah’ın kullarına Allah için öğretmez. Allahu Teâlâ hazretleri onun ağzına ateşten gem vurur. Hadisi şerifin devamında:

فَيُنَاد۪ي عَلَيْهِ مَلَكٌ مِنَ الْمَلٰٓائِكَةِ أَلٰٓا إِنَّ هٰذَا فُلَانِ بْنِ فُلَانٍ آتَاهُ اللّٰهُ فِي دَارِ الدُّنْيَا عِلْمًـا فَاشْتَرٰى بِه۪ ثَمَنًا وَأْخُذُ عَلَيْهِ طَمَعًا فَلَا يَزَالُ يُنَاد۪ي عَلَيْه حَتّٰى يَفْرَغُ مِنَ النَّاسِ ثُمَّ يَصْنَعُ اللّٰهُ بِه۪ مٰٓا أَحَبَّ

“Kıyamet gününde meleklerden bir melek şöyle çağırır. “bilmiş olunuz ki bu felan oğlu felandır ki Allahu Teâlâ ona darı dünyada ilim verdi idi oda ilmini dünya malına harcadı paraya dünya malına tamah edip dünyalığa değişti” diye insanların hepsi, mahşer halkı dağılıncaya kadar böyle nida eder. Daha sonra Allahu Teâlâ ona dilediğini yapar”[2] buyuruyor.

Allah’ım cümlemizi muhafaza eyle. Bizi bir anda olsa nefsimizin eline bırakma, Habibin Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem hürmetine sen bizleri Hafız isminle hıfzı himaye eyle, ya Rabbi.

 Bir kimse ne kadar ilim okursa okusun onun Allah Rasulullah yanında derece bakımı, kıymet, değeri takvasına bağlı.

Bir âlimi methederler, evi kışlaya benzer. Otobüsler ile gece gündüz dergâhına gidip gelenler sayısız diyebilirler. Olabilir.

Bu adamın ölçüsüne bakılır. Zühdü, takvası var mı? Zühdü takvasına baktınız mı? Anladınız mı? Derler.

Zühd dediğimiz, dünya sevgisi, dünyanın içindeki olanlara muhabbet etmesi var mı? Yok mu? Kendini meth ve sena, hürmet, hizmet, el öpülmesinde, saygı, hürmetler gösterildiği zamanlarda bu hallere haz duyması var mı? Zevk alması var mı? Methedilmesinde hoşlanması var mı? Bunlara bakılır. 

İkinci takvasına baktınız mı? Cenâb-ı Hak takva ile amel istiyor.

Takva, Allah korkusu çok olmak, kalabalık ve ıssız, tenha mahallerde daimi surette Allah’ın kendini görmesini ve her halına hazır, nazır bilmesi olmalı ve Allah korkusu bir anda olsa kalbinden çıkmaması lazım.

Madden manen bütün tehlikeler, Allah korkusu az olup Allah unutulmasından bu tehlikelerin hepsi zuhur eder. Allah korkusu hakkıyla çok olursa sair korkulardan kendini korur muhafaza eder.

Her türlü haramlara bakmasını, el vurmasını ve gözün bakmasını, kalbin haramlara akmasını Allah korkusu önler.

Allah korkusu gözleri yaşartır, ağlatır. Allah korkusu insanı kemale, hayâya, edebe, utanmaya ulaştırır.

Bütün haramlardan kendini Allah korkusu alır çeker. Hiç kimse beni görmüyor amma Allah beni her halımda göre duruyor diye bu inanç bütün haramlardan çeker, korur.

 İki cihan serveri sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hazretleri hadisi şeriflerinde:

إِنَّمَا الْعَالِمُ  مَنْ يَخْشَى اللّٰهَ

“tahkik muhakkak âlim, Allahu Teâlâ’dan korkan kimsedir”[3]

Buna dair Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri ayeti kerimede:

اِنَّمَا يَخْشَى اللّٰهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمٰٓؤُ۬اۜ

“tahkiken Allahu Teâlâ’dan kulları içinde hakkıyla korkanlar (Allahu Teâlâ’nın azemetini ve kudretini, gizli ve aşikâre her hallarından haberdar olduğunu) bilen âlimlerdir”[4] buyuruyor.

İbni Abbas radıyallahu anhu bu ayeti kerimeyi okuduğunda:

مَنْ يَخْشَى اللّٰهَ فَهُوَ عَالِمٌ  

“her kim Allahu Teâlâ’dan hakkıyla saygı edebini muhafaza ederek korkuyorsa işte o kimse âlimdir”[5] deyi buyurmuştur.

Allah’tan korkmanın alametleri var; bir hizmetçi, bir köle efendisine ne kadar itaati, saygısı var ise onun emirlerini tutar yasaklarından kaçınır.

Biz de Allah’tan korktuğumuzu ispat etmek için onun emirlerini yapıp yasaklarından kaçınmamız lazımdır.

Allah korkusu çok lazım, Allah korkusu kişiyi şevka yetiştirir ve şevk aşka yetiştirir aşk dahi Allah’a yetiştirir.

Şeyh Zunnuni Mısri kuddise sırruhuye sual ettiler ki Allah’a ne ile eriştin? Cevap verdi ki

“Allah korkusu ile hasta oldum, şevk ile yandım, aşk ile öldüm, Allah ile dirildim. İşte bu mertebeye eriştim”buyuruyor.

İnsana korku gerek imiş. İnsan kendine korkuyu adet etmek gerek imiş.

Allah korkusu kalpte ilim, hikmetler bitirir. Allah korkusu hayâ edebi artırır.

Kalpte Allah korkusu olmaz ise o kalpte cahillikler, hayâsızlıklar, edepsizlikler biter. İman zaafa yönelir. Allah korkusu imanı kuvvetleştirir.

 

Âlim midir? Şol kimse ki ilmine layık ameli yok.

Cahil midir? Ol kimse ki aşka satar iki cihanı.

 

İki dünyayı aşka Allah aşkına satmıştır.

 

Yani, ilim yönünde zahiren çok ilim tahsil yapmış, çok kitaplar okumuş bu zahir ilmine karşı ihlâslı takva ile ameli yok. 

Cahil midir? Ol kimse ki iki dünyanın varını, lezzetini hepsini Allah aşkına satmış, yok etmiş ve yok olmuş.

 

Cami aşkı nûş edenler velehu hayran olur

Feyz alır feyyazı Hakk’tan bahr iken umman olur.

 

Her kime kılsa hidayet Ol Hudayı zü’l-Celal

Her kelamın dürri gevher, la’li mercan olur.

 

Zühd ile bulmak muhaldir rahi Hakk’ı zahidâ

Mürşidi kâmil yediyle niceler sultan olur.

 

Sahibi esrar olanlar sırrını faş eylemez

Sırrını faş eyleyenler cahili nâdân olur.

 

Basmayan bilmez bu remzi tekke-i aşka kadem

Mürşidin her bir kelamı dertlere derman olur.

 

Taşramızdan bakmak ile anlamazsın sen bizi

Halkayı tevhid içinde nice bin seyran olur.

 

Zikri Hakk’ı kim vücudun şehrine şâh eylese

Kenz açılır her gönülde âleme sultan olur.

Canı, başı aşk yolunda terkeden Mansuruş

Kim ki candan geçer vasılı cânan olur.

 

Taan edersin zahida, sen devreyle devranımız

Arşın etrafında daim devrile devran olur.

 

Var idi rahi muhabbet beynimizde sabika

Şeyha şimden kelamı dertlere derman olur.

 

Hazreti pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani efendimiz buyuruyorlar ki “sizler ilmi sadece not defterlerinde aramayın. Manevi batın ilmini ilmi hikmetleri yalnız zahirde not defterlerinde aramayınız. Manevi ilimleri, hikmetleri Allah dostları olan irfan mektebinde yetişen zatların ağızları, dillerinden dinleyiniz.”

Burada hazreti pirimiz şeyh abdulkadir Geylâni hazretlerinin bir kerametini teberrüken kitabımıza aldık. 

Bağdad’ta ilim tedrisi ile meşkul olan zahir ilmine hamil olan yüz nefer fakih her birisi not defterlerine sual yazıp pirimizin yanına sormaya geldiler. Zahir not defterlerini çıkarttılar baktılar ki defterlerinde soracak soruları silinmiş.

O zaman pirimiz şeyh Abdulkadir Geylani efendimiz sağındaki adamdan başlayıp senin not defterindeki şunlar şunlar değil mi? Sorunun cevapları da şunlardır deyip cevaplandırdı. Yüz hocanın yazdıkları soru cevaplarını hem okudu hemde cevapladı.

İşte bu sebepten sizler ilmi yalnız not defterlerinde aramayınız Allah dostlarının ağızlarında arayınız demiştir.

Tasavvuf âlimlerine göre zahir ilmi yağmur suyu ile biriken göle benzer. Maneviyat ilmi yerden kaynayan, arkası bitmeyen suya benzer. Cenâb-ı Hak bu ilmi sevdiği kimselere verir.

Bu ilim mevhibe-i ilahidir, sevdiği kullardan zuhur eder. Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimede:

 يُؤْتِي الْحِكْمَةَ مَنْ يَشَآءُۚ وَمَنْ يُؤْتَ الْحِكْمَةَ فَقَدْ اُو۫تِيَ خَيْرًا كَث۪يرًاۜ

“Biz bu ilmi hikmeti kullarımızdan kimi sever dilersek ona veririz. Köküne soyuna bakmayız, layık olana veririz. Hiç kimse soyuna ecdadına güvenip dayanmasın. Allah’u Teâlâ hazretleri kimi diler kimi severse ona verir. Her kime de ilm-i hikmet verdiyse, o kimseye çok hayır vermiştir[6] deyi buyuruyor.

Bakınız, dikkatle bakınız! Ebu cehil ne halde ölüp gitti, Ebu cehil’in oğlu Ekreme Müslüman oldu, çalıştı, sonrası kitaplarda hadis rivayet ediyor. Ekreme radıyallahu anhudan diye hadis rivayet ediyor.

Ekreme hazretleri diyor ki benim olduğum cemaatte lütfen sizlere ricada bulunuyorum benim yanımda babamın ismini söylemeyin buyuruyor.

 


[1] Hatibi Bağdadi, Tarihi Bağdad c.4.s.311/2105 (Beyrut). Deylemi, el Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtâb c.6. s.56/7449 (Beyrut). Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya c.8.s.72 (Beyrut).  Ramuze’l-Ehadis c.2. s.468/3.

[2] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.221/13. Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.3.s.74/4207 (Beyrut).

[3] Sahihi ibni Hıbban c.9.s.53/3736 (Beyrut).

[4] Fatır suresi 35/28

[5] Darimi, Sünen c.1.s.108/333 (Beyrut). 

[6] Bakara suresi 2/269

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>