canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ŞEFAAT HAKKINDA - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

ŞEFAAT HAKKINDA

 

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri mahşer gününüde izni ilahiyesi ile şefaat edecek kişilerin olduğunu haber veriyor. Ayeti kerimede:

يَوْمَئِذٍ لَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ اِلَّا مَنْ اَذِنَ لَهُ الرَّحْمٰنُ وَرَضِيَ لَهُ قَوْلًا

Yani “nas mahşere davet olunup, toplandığı günde hiç asiye şefaat menfaat vermez. İlla Rahman Teâlâ’nın şefaata izin verdiği ve şefaat için sözüne razı olduğu, yani Allah’ın sevdiği ve razı olduğu kimsenin şefaati menfaat verir”[1] buyuruyor. Diğer bir ayeti kerimede:

وَلَا تَنْفَعُ الشَّفَاعَةُ عِنْدَهُٓ اِلَّا لِمَنْ اَذِنَ لَهُۜ

Yani “Allah’ın ind-i ulûhiyetinde hiç kimsenin şefaati menfaat vermez, ancak Allahu Teâlâ kimin şefaat etmesine izin verirse, o kimse gayrilere şefaat eder ve şefaati de menfaat verir”[2] buyruluyor. Yani herkes şefaate ehil değildir. Ancak Allahu Teâlâ’nın şefaate izin verdiği kimseler şefaat ederler.

Hadis-i şerifte: Enbiya ve evliya, ulema ve şüheda ve Allah indinde şeref ve haysiyeti olan kimselerdir.

يَشْفَعُ يَوْمَ الْقِيٰامَةِ ثَلَاثَةٌ اَلْاَنْبِيٰٓاءُ ثُمَّ الْعُلَمٰٓاءُ ثُمَّ الشُّهَدٰٓاءُ

Yani, “yevmî kıyamette üç fırka şefaat eder; bunların birincisi enbiya aleyhimüsselam; ikincisi, ilmiyle amil olan ulema-ı kiram; üçüncüsü din-i harpte vefat eden şüheda.”[3]

 (Yukarıdaki ayetin devamı)

حَتّٰىٓ اِذَا فُزِّعَ عَنْ قُلُوبِهِمْ قَالُوا مَاذَاۙ قَالَ رَبُّكُمْۜ

Yani, şefaat edenlerin ve şefaat olunanların kalplerinden korkuları zail olunca, birbirlerine sual ederler; Rabbiniz ne dedi, derler.” قَالُوا الْحَقِّ Yani onlar da cevapta, Cenâb-ı Hak “hakkı söyledi ve şefaate izin verdi ve razı olduğu kullarına şefaat için izin verdi. Bizim size şefaatimiz kabul olundu, demekle cevap verirler.”[4]

Enes radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifinde Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz:

 اِسْتَكْثِرُوا الْاِخْوَانَ فَاِنَّ لِكُلِّ مُؤْمِنٍ شَفَاعَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“ıhvanı çoğaltınız çünkü kıyamet günü her mü’min için şefaat etmek vardır”[5] demektir. Allahu Teâlâ hazretleri tarafından izni şefaat mü’minlere verilir.

Rasulü Ekrem sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem hazretleri diğer bir hadisi şerifte:

أَكْثِرُوا مَنِ الْمَعَارِفِ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ فَإِنَّ لِكُلِّ مُؤْمِنٍ شَفَاعَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“mü’minlerden bilişinizi tanışınızı çoğaltınız. Muhakkak kıyamet gününde bütün mü’minler için şefaat etmek vardır”[6] buyuruyor.

Bir adam bir söz söyleyince evvela edile-i şer’ıye ile delil getirmelidir. Edile-i şer’iyye; Kitap-ayet, sünnet-hadisler, icma-i ümmet ve kıyası fukahadır. Bunlardan biriyle delil getirilmeyen sözü hiçe sayınız. Öyle değildir delili yoktur.

Yine hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyuruyor:

يَدْخُلُ الْجَنَّةَ بِشَفَاعَةِ رَجُلٍ مِنْ اُمَّت۪ي اَكْثَرُ مِنْ عَدَدِ مُضِرْ وَيَشْفَعُ الرَّجُلِ ف۪ى اَهْلِ بَيْتِه۪ وَيَشْفَعُ عَلٰى قَدْرِ عَمَلِه۪

“Ümmetimden öyle kimseler var ki onların şefaatiyle Mudir kabilesinin sayısınca adam cennete gider. Bazı kimseler de var ki kendi ev ailesine şefaat eder ve bazı kimse de var ki amelinin kuvveti kadar kimselere şefaat eder”[7]

 Rasulü Ekrem ümmetini üçe ayırdı; biri gayet çok kimseyi şefaatle kurtarır, biri kendi ev halkına şefaat edecektir, biri her insan amelinin kuvveti kadar şefaat edebileceğini böyle üç türlü söylüyor.

İki cihan serveri şefaat kanımız sevgili Peygamberimizi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem şefaat hakkında bir diğer hadisi şeriflerinde:

وَعَدَن۪ى رَبّ۪ى اَنْ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ اُمَّت۪ى سَبْع۪ينَ اَلْفَ لٰاحِسَابَ عَلَيْهِمْ وَلٰاعَذَابَ مَعَ كُلِّ اَلْفٍ سَبْعُونَ اَلْفَ

Meali: “Rabbim bana vaad etti ki, ümmetimden yetmiş bin kişi hesap ve azap görmeden cennete dâhil olurlar. Yetmiş bin kişiden her bin kişi yetmiş bin kişiye şefaat eyleyip, cennete beraber götürecekler.”[8]

 اِنَّ اللّٰهَ اَعْطَان۪ى سَبْع۪ينَ اَلْفَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ بِغَيْرِ حِسَابْ فَقَالَ عُمَرُ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ يَا رَسُولَ اللّٰهِ فَهَلْ اَسْتَزِدْتَهُ فَقَالَ قَدْ اَسْتَزِدْتُهُ فَاَعْطَان۪ى هٰكَذٰ وَتَحَ الرَّدٰى يَدَيْهِ وَف۪ى رِوَايَةٍ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مِنْ اُمَّت۪ى سَبْعُونَ اَلْفَ بِغَيْرِ حِسَابٍ فَقَالَ عُمَرُ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ زِدْنَا يَارَسُولَ اللّٰهِ فَقَالَ: مَعَ كُلُّ وَاحِدٍ مِنْ سَبْع۪ينَ اَلْفَ قَالَ زِدْنَا يَا رَسُولَ اللّٰهِ قَالَ: وَثَلٰاثَ حَشِيَاتٍ مِنْ حَشِـيَاتٍ رَبَّنَا عَزَّ وَجَلَّ

Yine bir hadis-i şerifte şöyle buyuruyor ki; İnnallah yani muhakkak Cenâb-ı Hak Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri bana a’ta eyledi Yani bana verdi ki ümmetimden yetmiş bin kişi hesap ve azap görmeden cennete girecekler, diye buyurdular. Hazret-i Ömer radıyallahu anh buyurdular ki, biraz daha artırır mısınız, ya Rasulullah. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki ya Ömer, bu yetmiş bin kişinin her biri, yetmiş bin kişiye şefaat edip beraber cennete götürecekler diye”[9] buyurdular.

İşte sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin ümmetinde böyle şefaat edenler olunca, o sevgili Peygamber Efendimiz sallallahu aleyh vesellemin şanını, şerefini ve kadrini ve kıymetini, hürmetini ve tazimini Cenâb-ı Hak O’nun hürmetine, O’nun ümmetine bildirsin ki bilelim.

Rabbimiz Kendinin ve sevgili Habibi olan Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin isimlerini anmanın, korkusunu, hem de fayda göreceğimiz şekilde adabını, tazimini Rabbimiz cümlemize ihsan eylesin, âmin!

Rasulü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem hazretleri bir hadisi şeriflerinde:

حَيَات۪ي خَيْرٌ لَكُمْ تُحَدِّثُونَ وَيُحْدَثُ لَكُمْ فَإِذَا أَنَا مِتُّ كَانَتْ وَفَات۪ي خَيْرًا لَكُمْ تُعْرَضُ عَلَيَّ أَعْمَالُكُمْ فَإِنْ رَأَيْتُ خَيْرًا حَمَدْتُ اللّٰهُ تَعَالٰى وَإِنْ رَأَيْتُ شَرًّا اِسْتِغْفَرْتُ لَكُمْ

 “hayatım sizin hakkınızda hayırlıdır. Yaptığınız işler hakkında hükümler size bildirilir. Vefatımda sizin için hayırlıdır çünkü amelleriniz bana arzolunur, eğer hayır üzere görürsem Allah’a hamd ederim. Eğer şer üzere görürsem sizin için istiğfarda bulunurum”[10] buyuruyor.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ümmetine olan düşkünlüğünü ve ümmeti üzerine ne kadar şefkatli olduğunu ayeti kerimesinde şöyle beyan ediyor:

لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۗ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ

“Size kendi cinsinizden şanı azim büyük bir Rasul geldi ki, O Rasulün hal ve şanı size meşakkat verecek şeyler kendi üzerine gayet ağır olur ve sizin sui akibete düçar olmanızdan çok endişe eder. Sizin üzerinize sonderece hırslıdır, hidayete ermenizi ister sizlerin iyi hal sahibi olmanızı arzu eder. mü’minler hakkında Rauf ve Rahim’dir çok şefkatli ve merhametlidir”[11]

Bu ayeti kerime, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin ümmetine ra’fetini (şefkat ve esirgemesini) ve merhametini ve ümmetinin imanına ve islah halına olan hırsını ve meşakkatli olan şeylerden esirgemesini, ümmeti üzerine şefkat ve merhametinin anne ve babalarından daha fazla olduğunu beyan etmektedir. Çünkü bütün âlemlere rahmet olarak gönderilmiştir.

Cenâb-ı Hak Kendinin ve Habibinin bizlere gücenecek şekilde olan fiillerimizden ve konuşmuş olduğumuz kavillerimizden ve nefsimizin hevay-ı fasid fikirlerinden ve şeytanın mekirlerinden yine Rabbimize sığınırız, Habibinin hürmeti için cümlemizi sonumuza kadar muhafaza eylesin, âmin!

Bu konuların arkasına Şeyhımız Bilal Baba Hazreletirinin beyitlerinden bir kaçını teberrüken yazalım İnşaallahu Teâlâ.

 

Ey Allah’ım aşkın düştü özüme

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim.

Lutf edipte baksan kara yüzüme

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim.

 

Unuttum ibadetim kalmadı bende

Aşkın Suzan olmuş parlıyor canda

Benim derdim sensin kevni mekânda

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim.

 

Aşkın düştü bu canıma yanıyor

Herkes muradına ermiş kanıyor

Bizim hasret şimdi böyle kalıyor

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim.

 

Gaflet ile geçti gecem gündüzüm

Acep ağarırmı bu kara yüzüm

Gayriyi unuttumda mevlam sen oldun sözüm

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim.

 

Cümle ıhvanımı hıfz et ya Gani

Sevindir onları kör et düşmanı

Lütfunla bizlere bol et ihsanı

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim.

 

Dertli Bilal eder derdi özünde

Masiva kalmamış asla özünde

Ayırmasın Allah’ım bizi izinde

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim.

Hacı Muhammed Bilal Nadir

 

Bin bir ismin hörmeti için Ya Allah

Bizleri lütfundan mahrum eyleme

Cümle mahlûkatı yoktan var eden

Bizleri lütfundan mahrum eyleme

 

Nola geceleri kalksam ağlasam

Ciğerimi aşkın ile dağlasam

Yalvarıp sana her işi sağlasam

Bizleri lütfundan mahrum eyleme

 

Kesmem ümidimi vallahi verirsin

Vaad eyledin her işleri görürsün

Benim ne demek istediğimi bilirsin

Bizleri lütfundan mahrum eyleme

 

Geliyor yaz açılsın bahçeler bağlar

Erişsin meyveler şenlensin dağlar

Dağlardan pınarlar durmayıp çağlar

Bizleri lütfundan mahrum eyleme.

 

Yavrular yuvada donanmış kuşlar

Kuzular koyunlar çadırda kışlar

Artık çıkmaya gezmeye başlar

Bizleri lütfundan mahrum eyleme

 

Rızanda olanlardan eyle bizi

Cemalini görenlerden eyle bizi

Muradına erenlerden eyle bizi

Bizleri lütfundan mahrum eyleme

 

Gaziantep şehridir bizim ilimiz

Ebedi solmasın gonca gülümüz

Tevhidden ayrılmasın asla dilimiz

Bizleri Lütfundan mahrum eyleme.

Hacı Muhammed Bilal Nadir

 

Ya Rasulallah yüzüme vurma yüzüm karasın

Canı gönülden âşık olan maşukunu arasın

Cenneti ala içinde cemalin gösteresin

Hasretinem ya Muhammed hasretinem hasretâ

 

Senin bunca mu’cizatın aklı olan fikreder

Gökte melek yerde insan daim ismin zikreder

Sana ümmet olanlar her haline şükreder

Hasretinem Ya Muhammed Hasretinem Hasretâ

 

Anam atam tatlı canım yoluna olsun feda

Şükür bizi ümmet etmiş sana ol Bâri Huda

Ben bu aşktan dönmezem ki yaksalar beni oda

Hasretinem Ya Muhammed Hasretinem Hasretâ

 

Ehli diller cami içre vasfı halini söyledi

İşiten âşık biçare ahu efgan eyledi

Hak Teâlâ dört kitapta ismini medh eyledi

Hasretinem Ya Muhammed Hasretinem Hasretâ

 

Söyler sözünü dertli Bilal’im

Cümle âlem bilmedi benim başımdaki halim

Ağlasın bu gözlerim gitmez melâlim

Onun hörmeti ver necâtı yâ zülcelâlim

Hasretinem Ya Muhammed Hasretinem Hasretâ

Hacı Muhammed Bilal Nadir

 


[1] Taha suresi 20/108

[2] Sebe suresi 34/23

[3] Beyhaki, Şuabu’l-İman c.2.s.265/1707 (Beyrut). Kenzü’l-İrfan Binbir Hadis s.58/331. (Osmanlıca baskı). Münavi, Feyzü’l-Kadir c.3.s.91-c.6.s.462 (Mısır).

[4] Sebe suresi 34/23. Tefsirü’l-Geylâni c.4.s.422 (Beyrut). Hulasatü’l-Beyan fi Tefsiri’l-Kur’an c.12.s.132 (Osmanlıca baskı).

[5] İmamı Suyuti, Cem’u’l-Cevamii c.1.s.620/3122. Münavi, Feyzü’l-Kadir, c.1.s.500 (Mısır). Kenzü’l-İrfan Binbir hadis 135/873 (Osmanlıca baskı).

[6] Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.1.s.81/251 (Beyrut).

[7] Tabarani, el-Mu’cemü’l-Kebir c.8.s.275/8059 (Musul). İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.13.s.169/27904.

[8] Nüzhetü’l-Mecalis Kenzü’l-Esrar sahife 228. Tirmizi, Sünen c.4.s.626/2437 (Beyrut). İbni Mace, Sünen c.2.s.1433/4286 (Beyrut). İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.5.s.268/22357 (Mısır). 

[9] Nüzhetü’l-Mecalis Kenzü’l-Esrar sahife 228. İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.1.s.197/1706 (Mısır).  

[10] Kenzü’l-Ummal c.11.s.407/31903 (Beyrut).

[11] Tevbe suresi 9/128.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>