canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ŞERİAT-TARİKAT BAHSİ - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

ŞERİAT-TARİKAT BAHSİ

 

Sure-i Maide ayet 48:

 لِكُلٍّ جَعَلْنَا مِنْكُمْ شِرْعَةً وَمِنْهَاجًا

Tefsirü Kur’an’da yani Kur’an’ın tefsirinde aynen şöyle der.

 “ey nas, sizden her bir taife için bir şeriat, bir tarikat tarik koydum ittihaz ettim”[1]

Cenâb-ı Hak Teâlâ şeriat ve tarikat bizim için bu erkânı kurmuştur. Bunun ikisini birbirinden ayırmak, birini tutup birini yermek ve ayırmak ve amel etmemek ne haddimizedir.

Her kim ayet-i kerimelere itiraz ederse dini, imanı gider, kendi kâfir ve avradı boş olur. Çünkü Kur’an-ı Kerim Allahu Teâlâ’nın bizzat kendi sözüdür.

Hadis-i şerifler yine böyledir ki bizzat Rasulullahın sözüdür. Buyuruyor ki  “benim hadislerime inanmayan ve hadislerimi tasdik etmeyen Müslüman değildir” deyi buyuruyor.

Hadisi mevzular, İmam-ı Azam efendimizin zamanında beş yüz din âlimi tarafından seçilmiştir. Bir kimse hadis-i şeriflere inanmıyor ise, o kimse kendi dinini yalanlamıştır itham etmiştir. Kendi dininde şüphesi vardır.

Gayri mezheplerin kitaplarını okumak onlara inanmak insanın dinini, imanını parçalar.  Sözüne inanılacak adam takvası kuvvetli olanıdır.

Bir kimse Kur’an’dan, hadisi şeriften ve kelamı kibardan çok yakışıklı hayrete düşürecek sözler söyler hakiki mü’minin sözlerini söyler fakat takvası nasıl, sünneti rasule uyması nasıl, sözü fiili birbirini tutuyor mu? Asıl işleğine bakılır.

Münafıklar çok güzel konuşur bakma! Bunların beyanı ayeti kerimeler ile aşağıda gelecektir inşaallahuteâlâ.

 

Sure-i esra ayet 57.

Allahu Teâlâ’ya yakınlık kazanmak vesile aramak kılavuz, delil, yol gösterici aramak hakkında “benim o kullarım ki siz onları tanrımız diye zu’m edersiniz hâlbuki

    اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ يَبْتَغُونَ اِلٰى رَبِّهِمُ الْوَس۪يلَةَ اَيُّهُمْ اَقْرَبُ وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُۜ اِنَّ عَذَابَ رَبِّكَ كَانَ مَحْذُورًا

Tefsirde onların ilah dedikleri (İsa aleyhisselam ve Üzeyir aleyhisselam) “onlarda Rabbilerine yakınlık için vesile vasıta ve kılavuz arayanlardır. Onlar Allahu Teâlâ’nın rahmetini isterler ve azabından korkarlar. Allah’ın azabı korkmayı değer.”[2]

İşte yukarı ayetlerde iman, takva ile amelden sonra Allahu Teâlâ’ya yakınlık için vesile çareler aradıkları, ulemaya ihtiyaç olduğunu beyan eder. İyi kimseler kurbiyete yakınlık kazanmaya çalıştıklarını peygamberlerin vesile aradıklarını haber veriyor.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi veselleme Cebrail aleyhisselam delil olmuştur. O vesile ile Rabb isine kavuşmuştur. Âdem aleyhisselama Cebrail aleyhisselam ekmeyi, biçmeyi, un etmeyi yemeyi öğretmiştir.

كُلِّ شَيْءٍ سَبَبًاۙ

“her şey için sebepler vardır”[3]

Allahu Teâlâ’ya da kavuşmak için sebepler vardır. Padişahın yanına onun adamlarını vesile vasıta ederek varırsın.

Allahu Teâlâ’nın adamını bulup onunla huzuru bulmak istemez misin? Muhakkak o huzura O’nun adamları ile o huzuru bulmuş adamlar ile varabilirsin.

İşte bu adamlar şeraitle amel tarikatla sülûk edenler o huzuru buluncaya kadar ne ömürler sarf, ne emekler çekenlerdir. Ne mücahedeler, ne riyazetler yapanlardır. Asıl ulema bunlardır.

İlim ikidir; biri fıkıh ilmi, biri maneviyat ilmidir. Fıkıh, şeriattır. Maneviyat tarikattır. Bunların yalınız şeriat ilmini bilen ulema-i fıkhiyyedir. Hem şeriat hem tarikat ilmini bilen ulema-i billâh dedikleri bunlardır.

Yalınız şeriat ilmini bilen tek kanatlıdır. Hem şeriat hem tarikat ilmini bilen çift kanatlıdır. Yani hem şeriatla amel hem tarikatla sülûk eden ve bu huzuru bulanlar vesile vasıta olacaklardır.

İnşaallahuteâlâ ilerde buna dair ayetler hadisi şerifler gelecektir. Hepsi ispat edilecektir.

Bu adamların Allahu Teâlâ’ya kullarını hidayet ve irşad vesilesi olduğu sure-i A’raf’ta ayet 159 irşad ediciler olduğu:

وَمِنْ قَوْمِ مُوسٰىٓ اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِه۪ يَعْدِلُونَ

Tefsirde “Musa aleyhisselamın kavminden bir taife haklı olarak nası irşad eder ve adaletle muamele ederler ve hüküm verirler.”[4]

İşte Musa aleyhisselamın ümmetinde bunlar olunca Rasulü Ekrem mütessir olmuş ki benim ümmetimde yok mu acaba! Hemen şu ayet gelmiştir. Sure-i A’raf ayet 181:

  وَمِمَّنْ خَلَقْنَآ اُمَّةٌ يَهْدُونَ بِالْحَقِّ وَبِه۪ يَعْدِلُونَ۟

Tefsirde “halk ettiklerimizin içinde bir kimse var ki halkı Hakk’a irşad eder ve muamelelerinde adaleti tutarlar ve iltizam ederler.”[5]

Bu ayeti kerime gelince Rasulü Ekrem efendimiz çok sevinmiş “elhamdülillah benim ümmetimde de Musa aleyhisselamın ümmetinden peygamberler nasıl irşad ve Hakk’a hidayet ettiler ise benim ümmetimde öyle irşad sahibi olurlar”[6] deyi buyurdu.

Hadisi şerifte:

   عُلَمٰٓاءِ اُمَّت۪ي كَـاَنْبِيٰٓاءِ بَن۪ى اِسْرٰٓائِيل

“Benim ümmetimin uleması, beni İsrail’in Peygamberleri gibidir”[7] dediği budur.

Ulema-i ümmet dediği bazı sarığı cübbesi büyük olan kötü hocalar değildir. Hem şeriatla hem tarikatla çalışıp esrarı ilahiyeye erenlerdir.

Rasulü Ekrem efendimiz sallallahu aleyhi vesellem buyurur ki bu ulema kimdir onu beyan eder şu hadisi şeriflere dikkat. Ebu Nuaym kitabından Enes ibni Malik radıyallahu anhu altı sene tamamen hizmetinde olmuştur.

 

عَنْ اَنَسِ ابْنِ مَالِكٍ رَضِىَ اللّٰهُ تَعَالٰى عَنْهُ اَنَّهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ اَلْعِلْمُ عِلْمَانِ فَعِلْمٌ ثَابِتٌ فِي الْقَلْبِ فَذَاكَ الْعِلْمُ النَّافِعُ وَعِلْمٌ فِي الِّسَانِ فَذَاكَ حُجَّةُ اللّٰهِ عَلٰى عِبَادِه۪

“ilim ikidir. Biri kalpte sabit olan batın ve ledün, maneviyat ilmidir. İşte en menfaatli ilim budur. Bir ilimde dile lisandaki ilimdir kitaptır. Buda Allahu Teâlâ’nın kulları üzerine hüccetidir.”[8]

Huccettir deyi buyurmuştur ki ulema-i ümmet bu iki ilim ile çalışıp huzura erenlerdir. İşte yukarıda ki ayetlerde “vesile arayınız Allahu Teâlâ’ya yakınlık için” dediği bunlardır.

Bunlar ulema-i ümmettir. Bunlar arifi billâhtır. Bunlar her zamanda vardır. Sende bulayım dersen cidden Allahu Teâlâ’ya yakınlık diler isen ya onu sana getirir ya seni ona götürür, kavuşturur.

Bunlar yeryüzünde her zaman bulunur. En az kırk veya üç yüz veya yedi yüzdürler.

Daha bu kitabı ileri doğru okur isen neler öğrenirsin inşaallahuteala.

Bu aranacak zatların ilmini beyanen şöyle buyuruyor:

عَنْ اِمَامِ عَلِى رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ: اَنَّهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: عِلْمُ الْبَاطِنِ سِرٌّ مِنْ اَسْرَارِاللّٰهِ تَعَالٰى وَحِكَمٌ مِنْ حِكَمِ اللّٰهِ تَعَالٰى يَقْزِفُهُ ف۪ى قُلُوبِ مَنْ يَشٰٓاءُ مِنْ عِبَادِه۪

“batın ilmi bir sırdır Allah’ın sırlarından ve bir hikmettir Allah’ın hikmetlerinden. Onu dilediği kullarının kalbine koyar” [9]buyurmuştur.

İşte bu zatlar Rasulullahın şeriatıyla ve tarikatıyla amel ederler. Allahu Teâlâ’ya sevilirler. Bunlar hem zahir ilmini hem de batın ilmini verir. Kör münafıklar yalınız şeriatla amel edip tarikata kulak asmayanlar bu sırra bu hikmete eremezler.

Yukarı ayetlerde arayınız dedikleri bunlardır. Bunlar Rasulullahın halifeleridirler.

 


[1] Maide suresi 5/48

[2] İsra suresi 17/57

[3] Kehf suresi 18/84

[4] A’raf suresi 7/159

[5] A’raf suresi 7/181

[6] Ed-Dürrü’l-Mensûr fi’t-Tefsiri bi’l-Me’sûr c.6.s.690 (Kahire)

[7] Münavi Feyzü’l-Kadir c.4.s.384 (Mısır).

[8] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.223/2(ebu Nuaym’dan). İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.4.s.57/11402(ebu Nuaym’dan). Sünenü’’d-Darimi c.1.s.114/364(Beyrut). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.2.s.294/1825(Beyrut). Hâkimi Tirmizi, Nevadirü’l-Usul fi ehadisi’r-Rasul c.2.s.303(Beyrut). 

[9] Ramuze’l-Ehadis c.2.s.317/3. Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.3.s.42/4104 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>