canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

AHDİ MİSAKI BOZMAYANLAR - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

AHDİ MİSAKI BOZMAYANLAR

 

Ra’d suresi, 20. Ayet:

اَلَّذ۪ينَ يُوفُونَ بِعَهْدِ اللّٰهِ وَلَا يَنْقُضُونَ الْم۪يثَاقَۙ

“Bunlar o kullarımdır ki ettikleri ahde vefa ederler ve misakı da bozmazlar.”[1]

Bu misak, âlem-i ervahtaki Allahu Teâlâ’ya verilen sözdür ki seni seveceğiz ve sevginden ayrılmayacağız, diye verilen ahd ve sözdür.

İşte dünyaya gelince bunlar bu sözlerini bozmadılar. Gelen Peygamberlerden ahdü misakı yenilediler. Onlara yetişemeyenler kendi zamanında onların halifelerinden aldılar. İşte bunlar, tarikat-ı aliyye ve şeriat-ı Muhammediye ile amel ederek: اُولُو الْاَلْـبَابِ ellerinden tevbe alarak, bu ahdü misakı bozmadılar.

Bunlar ezel ki ahdi misakı devam ettirirler, medhe layıktırlar. Hakkı ile şeyhler, hakkı ile müridler. Bunlar ahdü misakı bozmayıp, bir de tazeleyenlerdir. Hakkı ile bir kâmil şeyhin elinden tutup, tazelerler. Ashaplar da Rasulullahın elinden tazelemişlerdir: Ra’d suresi, 21. Ayet:

وَالَّذ۪ينَ يَصِلُونَ مَآ اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيَخْشَوْنَ رَبَّهُمْ وَيَخَافُونَ سُوٓءَ الْحِسَابِۜ

Tefsirde “bunlar Allahu azimüşşanın vaslını emir buyurduğu şeyleri vasl ederler. Rableri Teâlâ’dan korkarlar ve sui hesaptan korkarlar ve sıla-i rahm ve müvalat-ı mü’minin gibi vasl edilecek şeyleri vasl ederler.”[2]

 

 

İşte Allahu Teâlâ bunlara salahiyet vermiştir. Vuslatı, vasıl olması mümkün olan her şeyleri vasıl ederler. En evvel vuslat Allahu Teâlâ’yadır. Bunlar bunu da yaparlar. Hakk’a vasıl ederler.

Bunlar Allahu Teâlâ’nın has kullarıdır. Rasulullahın halifeleridir.

 

Vasıl olmaz kimse Hakk’a cümleden dur olmadan

Kenz açılmaz her gönülde ta ki pürnur olmadan

Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan

Mutu kable en temutu sırrına mazhar olan

Gördü anları haşri neşri nefha-i sur olmadan.

Büyük evliyaullahlar işte böyle ayeti kerimelerin mucibince söylerler. Hele şu:

مُوتُوا قَبْلَ اَنْ تَمُوتُوا

Hadis-i şeriftir. Rasulü Ekrem ve Nebiyy-i Muhterem sallallahu aleyhi vesellem buyurmuştur ki “ölmeden evvel ölünüz”[3]fena fillah olunuz. Evvela mürid şeyhte fani olur, buna fena fiş şeyh derler. Sonra Rasulullahta fani olur, buna da fena firresul derler. Sonra da Hakk’ta fani olur, buna da fena fillah derler.

 

Fena sahrasını görmezse salik

Olamaz devleti irfana malik

Yine bir hadis-i şerif:     

 اَفْنُوا ثُمَّ اَفْنُوا ثُمَّ اَفْنُوا

Yani “fani olunuz, sonra fani olunuz, sonra fani olunuz.”[4]

İşte bu zat-ı âli kadirler arif-i billâhtırlar. Salikleri, tam teslim olan sadık müridleri bu süzgeçlerden geçirirler. Sarığı, cübbesi büyük, bazı okumuş, âlim hoca görünüp nefsinin esiri olanlar bu dereceleri ve bu makamların adını bilemezler. Bu makamlara nice süzgeçlerden geçerek vasıl olunur.

İşte ayetlerde bilenler dediği bu vuslat yolunu bilenlerdir. Körler dediği bunları bilmeyip, bilirim zannında olup iddia, mücadele edenlerdir. Bilenlere karşı iddiacı olurlar.

İşte bu Cenâb-ı Hakk’ın sultanları kıyamete kadar yeryüzünde bulunurlar. Rasulü Ekrem sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem hadis-i şerifinde buyuruyor ki Ebu Nasır kitabında Hasan radıyallahu anhudan rivayet etmiştir.

 عَنِ الْحَسَنْ رَضِىَ اللّٰهُ تَعَالٰى عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللّٰهُ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ رَحْمَةُ اللّٰهِ عَلٰى خُلَفٰٓائ۪ي ق۪يلَ وَمَا خُلَفٰٓاؤُكَ يَارَسُولَ اللّٰهِ تَعَالٰى قَالَ الَّذ۪ينَ يُحْيُونَ سُنَّت۪ى وَيُعَلِّمُو نَـهَا النَّاسَ

Yani Hasan radıyallahu Teâlâ dedi: Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem dedi ki “Allahu Teâlâ’nın rahmeti Benim halifelerime olsun.” “Senin halifelerin kimdir? Ya Rasulallah” dediler. Dedi ki “sünnetimi ihya eder ve nasa da öğretirler”[5] deyi buyurmuştur.

İşte bu sultanlar Rasulullahın hem şeriatıyla hem tarikatıyla çalışmışlar, sünnetini ihya etmişler ve hem de nasa şeriat, tarikat, hakikat yolunu öğretmişlerdir.

Biz de âlimiz, aynı vazifeyi yapıyoruz diyenlere şöyle denir; Eğer sen de şeriatla tarikatla çalışır isen ve sünnet-i Rasulullaha uyman tamam ve insanlara da maksatsız, menfaatsiz öğretip, insanlar senden menfaat görüyorlarsa iddian tamamdır.

Yalınız şeriatta kalmış isen tarikat, hakikat sünnetleri sende yoktur, noksandasın. Sünneti tamam tutanlaradır bu sözler. Allah’ın rahmeti onlaradır.

Hazreti imamı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anhudan buyurmuştur ki

 اَلشَّر۪يعَةُ اَقْوَال۪ى وَالطَّر۪يقَةُ اَفْعَال۪ى وَالْحَق۪يقَةُ حَال۪ى وَالْمَعْرِفَةُ سَرّ۪ى وَذِكْرُ اللّٰهِ اَن۪يس۪ى وَالصَّوْمُ حُجَّت۪ى وَقُرَّةُ عَيْن۪ى فِي الصَّلَاةِ

Yani “şeriat, emrettiğim muhakkak yapınız dediğim veya yapmayınız dediğim şeylerdir. Tarikat, kendim yaptığım gece gündüz zevk alıp çalıştığım ve çok acaiblere ve garaiplere onunla erdiğim şeylerdir. Hakikat, aşk muhabbet âşıklık maşukluk halleridir. Bunda Allah ile kul arasında nice haller olur ki buda benim halimdir. Marifet sırrımdır. Zikrullah gece gündüz eşim yoldaşımdır. Oruç hüccetimdir. İki gözümün ışığı namazdır.”[6]

Hoca yalınız şeriatta kalıyorsun geri ki sünnetler nerede kaldı. Bu sultanlar bunların bu sünnetlerin hepsini tutup ihya edenlerdir. Hulefa-i Rasulullah bunlardır. Allahu Teâlâ’ya rahmet et dedikleri bunlardır.

Bunlar için Cenâb-ı Hakk’ın hesapsız nimetleri, cenneti, cemali olduğunu beyan eder.

Birde bunların aksi olup kalp gözleri kör olup muhalefet ve mücadele edenleri beyan eder.

 


[1] Raad suresi 13/20.

[2] Raad suresi 13/2

[3] Tefsirü Ruhu’l-Beyan c.3.s.230 (Beyrut),  Ebu’l-Ala Tühfetu’l-Ahvaz, c.6. s.515 (Beyrut); İsmail bin Muhammed el Acluni, Keşfu’l-Hafa, c. 2 s. 291/2669.

[4] Miftahu’l-Kulub

[5] Ramuze’l-Ehadis, c.1.s.291/1.  İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.5.s.153/14513.

[6] Mecmuatü’l-Cevahir, El Cemiu’l-Usul ve Şerh ve Tercüme-i Delâil-i Abdulkadir Geylani s.174

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>