canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

BİAT VE AHDİ MİSAK VE SABİKUNLAR - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

BİAT VE AHDİ MİSAK VE SABİKUNLAR

 

 

Kur’an-ı Kerim’de buyuruyor. Sure-i Raad ayet 25:             

وَالَّذ۪ينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللّٰهِ مِنْ بَعْدِ م۪يثَاقِه۪ وَيَقْطَعُونَ مَآ اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي الْاَرْضِۙ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمُ اللَّعْنَةُ وَلَهُمْ سُوٓءُ الدَّارِ

Tefsirde “ahdi ilahiyeyi misaktan sonra bozanlar ve Allahu Teâlâ’nın Azimuşşanın vaslını emreylediği şeyleri kat’ eden kesenler ve yeryüzünde zulüm ve teheyyüç fitne ile fesad edenler laneti ilahiyeye düçar ve su-i akibet dünyaya giriftar olurlar.”[1]

 İşte tefsiri böyle yazılıdır. Ahdi ilahiyeyi misaktan sonra bozdular. Ayeti kerime ahdi misak ayeti:

 وَاِذْ اَخَذَ رَبُّكَ مِنْ بَن۪يٓ اٰدَمَ

“Rabb’in bir zaman Âdem evladlarının arkasından zürriyetlerini çıkarıp ahdi misak aldı.”[2] O zaman hepsi Allah sevgisinden ayrılmamaya ahd ettiler. İşte bu ayetteki ahdi misak odur. İnşaallahu Teâlâ o ahdi misak ilerde gelecektir.

Evliyaullahlar sormuşlar, ya Rabbi sevdiğin kullarına belayı çok veriyorsun sebebi nedir?

Buyuruyor ki ben onlardan ahdi misakta söz aldım. Benim sevgimden ayrılmayacaklarına dair. Dünyaya gelince yüzde doksanı sevgimi unuttu. Kalan yüzde ona (%10)’a ahret yani keşfi keramet, cennet gösterdim. Yüzde doksanı keşfe keramete, cennete aldandı. O kalan yüzde onu (%10)’u ne dünyaya ne ahrete baktılar, devam ettiler. Onlara da bela verdim. Beladan korkudan yüzde doksanı olduğu gibi kaldılar. Kalan yüzde onu (%10)u benim muhabbetimde devam ettiler. O maneviyat hazinemi onlara teslim ettim. Onlara:

اَم۪ينُ اللّٰهِ عَلَى الْاَرْضِ

“yeryüzünde Allah’ın eminleri” oldular.

İşte bu ahdi misakı bozdular dediği onu unutanlardır. Bu sultanlar bu dünyada bunu tazelerler ve yenilerler. Biad, intisab, enabe dedikleri budur.

Bu ahdi misakı kuvvetlendirmek sağlama bağlamak Rasullere onlara yetişemeyenler halifelerine bağlanır ahde vefasında durmakla.

وَمَنْ اَوْفٰى بِمَا عَاهَدَ عَلَيْهُ اللّٰهَ فَسَيُؤْت۪يهِ اَجْرًا عَظ۪يمًا۟

Kur’an-ı Kerim’de fetih suresinde: “her kim ahdinde vefa eder Allahu Teâlâ’ya verdiği sözünde durursa Allahu Teâlâ çok ecri azim verecektir.”[3] Buna dair ayetler gelir inşaallahuteâlâ.

Yukarıda yazılan ayette ahdi misakı bozarlar ve Allahu Teâlâ’nın vasıl emrini tutmazlar ve tutanlarında vuslat yolunu keserler. Kendileri Hakk’a vuslat yoluna gitmezler. Gidenlere de mani olup yollarını keserler. [4] Öyle bir yol ki onunla Hak Teâlâ’ya vasıl olunur. İşte emri ilahi böyledir. Ne yazık bu ayetleri anlamaktan mahrum olanlar, kendilerini âlim sananlar bu Hakk’a vuslat yoluna aykırı sözler ile Hakk’a vuslat yolunu keserler. Ayette ki kat’a kesmektir.

Yani Allahu Teâlâ buyuruyor: “ben kullarıma bana kavuşmak vasıl olacak (vasıl kavuşmaktır) bu yolu emrettim. Onlar yola gelen kullarıma mani olup yollarını keserler. Kendisi kurbiyeti ilahiye yoluna gitmezler gidenlere de mani olurlar.

Kendisinde tarîki hak sevgisi yok. Tarîki hak, hak yoludur. Vuslat yoludur. Kur’an-ı Kerim’de sure-i vakıa ayet 10–11:

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ  اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ

Yani “benim ibadette zikirde ileri geçen kullarım var. Onlar bana yakınlık kazandılar. Bana vasıl oldular onlar ibadette hayratta ilerlediler.”[5]

İşte ilerlemelerinde onlara mani olup onların yollarını keserler. Böyle değildir, şöyledir, böyledir, yanlıştır diye geri koyarlar. Hatta Kur’an-ı Kerim’e aykırı hadisi şerife aykırı söylerler. Kendisi hiç anlayamaz. Bu Kur’an-ı Kerim’de ki söylenen sözler kendisine çok zayıf gelir. Hâlbuki Kur’an-ı Azimuşşan’da ki sözler çok derinlere varır.

Bu vasıl yolunu مَوَالَاتِ مُؤْمِنِينَ  sıla-i rahim diye yetersinmişlerdir. Cenâb-ı Hakk’ın sultan kullarının Hakk’a vasl yoludur. Kurbiyeti ilahiye yoludur. Vasıl budur. Enbiya ve evliyaların ömür çürüttüğü yoludur. Sıla-i rahimdir deyip tefsirlerde bile en gerekli olan enbiyalar evliyalar yolunu söylememek ne kadar hazindir.

Enbiyalar, evliyalar vuslat yolunda canlarını feda etmişler. Bu yol Hakk’a giden yoldur. Bu yola gidenlere mani olanlara lanet ediyor. Gafil olan bazı hocalar tarikatı hiçe sayarlar.

مَنْ آذَى الْمُسْلِم۪ينَ ف۪ي طُرُقِهِمْ وَجَبَتْ عَلَيْهِ لَعْنَتُهُمْ  

“her kim Müslümanlara tarikatlarından dolayı eza cefa ederse dil, el veya başka türlü eza cefa edenlere lanet olsun. Onlara lanet vacib olur.”[6]

Allahu Teâlâ’nın, meleklerin cemi nasın onlara laneti olsun deyi buyurmuştur. Çünkü Cenâb-ı Hak Teâlâ seve seve yaratmıştır. Kendine sevilmek için kendini sevmek için yaratmıştır. Bunların yoluna mani, eza, cefa edenlere lanet ediyor.

Ayeti kerimede kör dediği bunlardır. Enbiya yani peygamberlerin, evliyaullahların can feda ettiği Hakk’a yakınlık yolunu bilmeyenler kör değil de nedir. Ben âlimim der Hakk’a vuslat arzu etmez. Bak sultanı enbiya efendimiz bunların hakkında ne diyor hadisi şerif:

   اَكْثَرُ مُنَافِق۪ى اُمَّت۪ى قُرَّاؤُهَا

İbni Ömer radıyallahu anhudan ve sair sahabelerden rivayet ile Rasulü Ekrem efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem buyurdu.  “Ümmetimin münafıklarının çoğu okumuş olanlardandır”[7] dediği bunlar zikrullaha kızarlar, tarikatı hiç görürler. Yine Hadis-i Şerif:

خَصْلَتَانِ لَا يَكُونَانِ ف۪ى مُنَافِقٍ حُسْنِ سَمْتٍ (اَىْ طَرِيقَةٌ) وَلَا فِقْهٍ فِى الدّ۪ينِ

 “Münafıkta iki şey bulunmaz; biri tarikat biri dinde fıkıhtır.”[8]

 Takva ile amelde olamazlar ve yüzlerinde nur da olmaz.

اَلسَّمْتُ الْحَسَنُ وَالتَّوَدُّدُ وَالْاِقْتِصَادُ جُزْءٌ مِنْ اَرْ بَعَةِ وَعِشْر۪ينَ جُزْءً مِنَ النُّبُوَّةِ

"Hakkı ile ihlaslı şeriatı tamam olarak tarikat yoluna gitmek ve Allah için sevişmek, malını sarf ederken iktisatlı, yani Allah yolundan başkasına gelince hesaplı, idareli olmak. Bunlar peygamberliğin yirmi dörtte biridir”[9] diye buyurmuştur.

Tarikata sülûk eden ve Allah için sevişen, malını boşa sarf etmeyenler bunlardır.

İşte bu fark bunlar kendileri Hak yoluna vuslata gitmedikleri gibi gidenleri tenkid eder, eza, cefa ederler. İşte bunlar kördürler. Ne kadar okumuş hoca olsalar yine anlamadıklarından iddia ve inad ederler.

 

İmamı Ali kerremallahu vechehu ve radıyallahu anhu efendimizden rivayetle Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem buyuruyor ki

سَيَخْرُجُ ف۪ي آخِرِ الزَّمَانِ قَوْمٌ أَحْدَاثُ الْأَسْنَانِ   سُفَهٰٓاءُ الْأَحْلَامِ  يَقُولُونَ مِنْ خَيْرِ الْبَرِيَّةِ يُقْرَأُونَ الْقُرْآنُ لَا يُجَاوِزُ حَنَاجِرَهُمْ يَمْرُقُونَ مِنَ الدّ۪ينِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمِ مِنَ الرَّمِيَّةِ فَإِذَا لَق۪يتُمُوهُمْ فَاقْتُلُوهُمْ فَإِنَّ ف۪ي قَتْلِهِمْ أَجْرًا لِمَنْ قَتْلَهُمْ عِنْدَ اللّٰهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Yani “ahir zamanda bir kavim çıkar bir şeyler ihdas ederler. Süfeha olanlar gibi yaşarlar. Yeryüzünün en hayırlısı gibi konuşurlar. Kur’an-ı Azimuşşan’ı okurlar okudukları boğazlarından öteye geçmez. Onlar dinden fırlayıp ok yaydan nasıl çıkar öyle dinden çıkarlar. Rast gelirseniz onları öldürün. Onları öldürenlere Allahu Teâlâ’dan kıyamette ecir vardır.”[10]

Bak şimdi bunlar kör olmasa Kur’an-ı Kerim’i okurlar hakikati anlamazlar. Anlasalar böyle olmaz. İşte ayeti kerimedeki kör budur.

Hadisi şerif:

   سَيَهْلِكُ مِنْ اُمَّت۪ى نَفَرٌ اَهْلِ الْكِتَابِ وَاللِّبَنِ ق۪يلَ وَمَا اَهْلُ الْكِتَابِ قَالَ قَوْمٌ يَتَعَلَّمُونَ كِتَابِ اللّٰهِ يُجَادِلُونَ بِه۪ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُو ق۪يلَ وَماَ اَهْلُ اللِّبَنِ قَالَ قَوْمٌ يَتَّبِعُونَ الشَّهَوَاتِ وَيُض۪يعُونَ الصَّلَوَاتِ

Yani, “ümmetimden iki çeşit kimseler helak olurlar; biri ehl-i kitaptandır biri ehli’l-libendir. Dediler, “Ehl-i kitap kimdir?” Dedi, “bir kavim Allah’ın kitabını okurlar, öğrenirler, onunla da mü’minler ile mücadele ve münakaşa ederler.” Dediler, “ehli’l-liben nedir, kimdir?” Dedi, “şehvetlerine tabi olup, namazını terk edenlerdir.”[11]

İşte şimdi iyice açığa çıktı. Kitabımızın başında ki ayetlerde Hakk’ı, hakikati bilenler, bilmeyen körler gibi midir? Dediği bilenler, o sultanlar ki onları az da olsa biraz anladık.

Bilmeyenler kendini âlim sananlar o sultanlar ile Hak ve hakikat yolunda münakaşa, mücadele ettiklerini Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem haber veriyorlar.

Bunlar öyle bir kimselerdir ki bilmezler, bilmediklerini anlayamazlar. Tarikat, vuslat yolunu keserler. Kitabı, Kur’an-ı Kerim’i öğrenirler, fesahatli, belagatli, çok güzel, beğendirici, hayret verici sözler söylerler.

Bak bunların ne kadar şerli olduklarını beyan eden hadis-i şerif:

شِرَارُ النَّاسِ فَاسِقٌ قَرَأَ كِتَابَ اللّٰهِ وَتَفَقَّهَ ف۪ى د۪ينِ اللّٰهِ ثُمَّ بَذَلَ نَفْسَهُ لِفَاجِرٍ اِذَا نَشِطَ تَفَـكَّهَ بِقِرٰٓائَتِه۪ وَمُحَادِثَتِه۪ فَيَطْبَعُ اللّٰهُ عَلٰى قَلْبِ الْقٰٓائِلِ وَالْمُسْتَمِعِ

İbni Ömer radiyallahu anhumadan rivayet edilmiştir. Nasın en şerlilerini Rasulü Ekrem buyurdu, “o fasık ki Allah’ın kitabını okur, iddiasında olur. Fukahadandır, hocadır sonra nefsini bir facire bezl yani o facirin keyfine göre onun sözüne sarf eder ve sözlerinde o facirin keyfine, onun hoşuna gelecek şekilde söyler. O faciri okşayarak konuşur. Vaaz ve nasihatını ona göre söyler. İşte o zaman onun, o fakihin hocanın Allah kalbini tab’ eder. Yani o gibi olanların Cenâb-ı Hak onların kalbinden füyuzat-ı ilahiyesini siler, katılaşır. Dinleyenlerin de kalbini aynı öyle eder” [12] deyi buyurmuştur.

Rasulü Ekrem efendimiz buyuruyor, “o kimse okuduğundan kendi neşatlanır şişer, kurulur. Her şeyi kendi bilir başkaları bilmiyor zanneder.” İşte o zaman onun kalbinde arananlardan biri kalmaz.

Bunlar şeriatı halkın önünde yapıyor görünürler fakat gayri yerde geniş olurlar. Tarikatı hiç sevmezler. Hak yolunda vuslatı bilmezler. Bilmediğini de bilmezler. İddiacı inatçı olurlar. Maksadımız bu gibilerin sözüne bakmamakla Hak yolundan geri kalmamaktır. Kur’an-ı Kerim’de:

   وَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لٰٓائِمٍ

Dediği yani “benim has kullarım laimlerin yani kınayanların kınamalarından korkmazlar.”[13]

Onlar şöyle ederseniz günahtır, buda günahtır derler sizi korkuturlar. Hakk’a varacak yolunuzdan geri koyarlar. Allahu Teâlâ’ya yakınlık için olan zikrullahı çok etmeyi, nafile namazı çok kılmayı sevmezler. Yapanı kılanı da sevmezler. Bu kadar çok zikrin ne lüzumu vardır derler. Nafile namaz nedir der, tarikatı sevmez tarikat ehlini sevmezler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem bunları ne kadar açık olarak haber vermiştir.

Tarikat, Allahu Teâlâ’ya yakınlık için gidilecek yoldur. Enbiyalar evliyalar hep bu yolda Hakk’a vasıl olmuştur.

Bu tarikat yolunda hakkıyla gidenler bulur. Yanlış gidenler zındık olurlar maazallah. Namazımız kılınmıştır diye savsataya düşerler. Yalınız şeriatı kabul edip tarikata bakmayanlar fasık olurlar. Hak ve hakikati bilemezler. Fısıktan kurtulamazlar. Şeriatsız tarikata sülûk edenler zındık olurlar. Müslümanlıktan çıkarlar. Allahu Teâlâ’ya peygamber efendimize asi olurlar. Allahu Teâlâ’nın gadabı onlara olur. Şeytan kendilerinin batınını ziynetlendirir.

    وَإِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ

Allahu Teâlâ Kur’an-ı Kerim’inde onların hallarını beyan ederek buyuruyor ki “onların amellerini şeytan ziynetlendirir.”[14]

Onlara kalplerinde türlü türlü şekiller ile kendilerine emniyet verir. Kalplerine ilmi şeytani koyar. Şeytanın evliyası olurlar. Şeytan onlara acaib ğaraib şeyler gösterir. Tamamen aldatır. Namazı ibadeti terk eder. Onların yüreğini tamamen hortumuna alır, onlara söz ve şeriatı anlatmak imkânsız. Onların sonu çok kötü olur. Dini gider, imanı gider, öyle ölürler.

Onlardan zuhur eden keşif keramet gibi şeyler harikuladeler hep şeytandandır. Keşif keramet gibi şeyler onlardan zuhur eder fakat istidractır. Allahu Teâlâ gadabına verir. Firavunun suyu durdurması gibidir. Firavun ey su beni tanrı biliyorsan akma dur deyince su durdu.

İşte bunlarda firavundurlar. O halk suyun durduğunu görünce esah (gerçek) tanrıdır diye kavmi ona taptılar.

İşte bunların sözlerine keşiflerine bakıp aldanıp namazını terk edenler aynı firavuna tanrı diye tapanlar gibidirler.

Nasıl ki Allahu Teâlâ firavuna öyle harikulade şeyler verip imanı zayıf olanları büsbütün yoldan çıkarıp firavna taptırıp ٰkâfir ettiyse şimdi ümmeti Muhammed sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin ümmetinin zayıflarını da imandan, bu zındıklara da şeriatsızlara da gösterir onlara yani bu zındıklara kim uyarsa aynı firavunlar gibi olurlar. Yukarıda hadisi şerifte:

سَيَهْلِكُ مِنْ اُمَّت۪ى نَفَرٌ

 “beni ümmetimden iki türlü kimse helak olacaktır” dediği “biri o fasık hocalar ehli kitap biri ehli’l-liben” deyi buyurunca “bunlar kimlerdir ya Rasulallah?” dedi, “namazı terk ederler”[15] deyi buyurduğu işte bunlar bu zındıklardır. Yoksa bu gün namazı kılmıyor amma yarın kılmak niyetindedir bunlar değildir. Ebedi namazı terk edenlerdir. Hiç namaz kılmayan ehli’l-liben değildir. Çünkü kılmayı inkâr edenler kâfirler onlar zaten kılmıyor. Neden terk edenlerden olsunlar.

Bunlar Allah yolunda zikrullah yolunda çalıştıktan sonra bir zaman sonra namazı terk edip bizim namazımız kılınmıştır diyen zındıklardır.

İşte firavun kendileri, onlara uyanlarda firavnilerdir ki ona tapanlar bunlar neden böyle oldular? Şeriata kıymet vermeyip bid’at ile amel ettikleri için şeytan kalplerine yol buldu, az az kendi fikrini bunlara sokarken Allahu Teâlâ’ya asi eyledi, zındık oldular. Bunlara ehli bid’at denir. Bunlar farzlara sünnetlere kıymet vermezler.

Rasulü Ekrem efendimiz buyuruyor: “benim bir sünnetim kalkarsa bir bid’at girer. Benim sünnetim girerse bir bid’at kalkar” buyuruyor. Ehli bid’at olanları görünce kaçınız nasıl ki yırtıcı hayvanlardan kaçarsanız öyle kaçınız. Çünkü canavar etini parçalar. Ehli bid’at dinini imanını parçalar. Seni Allahu Teâlâ’ya ve Rasulüne asi eder. İslamlıktan çıkarır. Bak hadisi şerifte:

اِنَّ بَيْنَ يَدِىَ السَّاعَةِ كَذَّاب۪ينَ فَاحْذَرُوهُمْ

Cabir radıyallahu anhudan: “kıyametten evvel yalancılar olurlar. Onlardan sakınınız.”[16]

ق۪يلَ وَمَا آيَتُهُمْ

“ya Rasulallah alametleri nedir” dediler.

 قَالَ اَنْ يُاْتُوكُمْ بِسُنَّةٍ لَمْ تَكُونُو عَلَيْهَا يُغَيِّرُونَ بِهَا سُنَّتَكُمْ وَد۪ينَكُمْ فَاِذَ رَئَيْتُمُوهُمْ فَاجْتَنِبُوهُمْ وَعَادُوهُمْ

Dedi; “onlar size geldiğinde bir sünnetler getirirler. Sizin üzerinizde olmadığınızdan onunla sünnetinizi ve dininizi başkalaştırırlar. Onları görünce sakınınız وَعَادُوهُمْ yani düşman olurlar size.” [17]

İşte Allahu Teâlâ’nın kitabını okurlar fakat akıllarına göre ve istedikleri gibi mana verirler. Bunlar belki namaz kılarlar. İslamlıkları tamam görünür. Sünneti rasule uymadıklarından belli olur.   

Şimdi zamanımızda bunlar çoktur. Âlim, Müslüman görünürler. Bunlar zamana göre hadis ihdas ederler. Dininizi bozarlar. Şu hadisi şerifte münafıkları söyler. Hazreti Ömer radıyallahu anhu efendimizin rivayet ettiği hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz şöyle buyuruyor:

اِنَّ اَخْوَفَ مَا اَخَافُ عَلٰى اُمَّت۪ى كُلُّ مُنَافِقٍ عَل۪يمُ الِّسَانِ

“ümmetim üzerine korktuğumun en korkuncu ilimleri dillerinde kalbleri cahil olan münafıklardır.”[18]

Münafıklar ilim öğrenip, mü’minleri söyletmek istemezler, münakaşa ederler. İlmi yanlışa sarf ederler buyuruyor.Kendilerinde takva olmadığı için takva ehliyle mücadele ederler.

Yine Hadis-i Şerif’te:

اِنَّ اَخْوَفَ مَا اَخَافُ عَلٰى اُمَّت۪ى ثَلَاثٌ زَلَّةُ عٰالِمٌ وَجِدٰالُ مُنَافِقٍ بِاالْقُرْآنِ وَدُنْيَا تُفْتَحْ عَلَيْهِمْ

“En ziyade ümmetim üzerine korktuğum üç şey vardır; Biri âlimlerin kendilerini hor etmeleri, onun bunun kapısında yaltaklanmaları. İkincisi, münafıklar Kur’an-ı alet ederek ehl-i takva ile mücadele etmeleri Kur’an-ı Kerimi kendi istedikleri gibi tefsir ederler. Üçüncüsü, dünya malı, üzerinize gelip akınca kendini azdırmasından korkarım.”[19]

Münafıklar Kur’an ve ilim öğrenip kendi istedikleri gibi Kur’an-ı tefsir ederler.

اِنَّ اَقْوَامًا مِنْ اُمَّت۪ى اَشِدَّةٌ ذَلِقَةٌ اَلْسِنَتِهِمْ بِاالْقُرْآنِ لَا يـُجَاوِزُ تَرَق۪يهِمْ يَمْرُقُونَ مِنَ الْا۪يمَانِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ فَاِذَ لَق۪يتُمُوهُمْ فَاقْتُلُوهُمْ فَاِنَّ الْمَاءْجُورَ مَنْ قَتَلَهُمْ

Hadis-i Şerif:

“Ümmetimde bir kavim olur. Ağızlarında şiddetli Kur’an olur, okur ve konuşurlar. Tesirli, şiddetli söylerler. Kur’an boğazlarından öteye geçmez. İmandan fırlayıp çıkarlar. Okun yaydan çıktığı gibi. Bunları görürseniz öldürünüz öldürenlere ecir, sevap vardır.”[20]

Sebebi, Kur’an-ı kendi istekleri gibi tefsir ettikleri içindir. Bunlar Kur’an-ı Kerim’den söyler iken kendilerinde korku, Kur’an’a hürmet gibi şeyler olmaz. Serbest iddiasını yürütür, söyledikleri zaman sözlerine hayret edersin. Sonra gidişine bak o sözün ehli değildir. Her türlü renge girer, boyanırlar.

Şimdiki zamanımızda bunlar çoktur. Halkı yeniliğe çekerler. Kendi menfaatlerini kovalarlar. Kandırmak, inandırmak için türlü türlü, çeşit çeşit sözler söylerler. Allah esirgesin cümle ümmet-i Muhammedi korusun, âmin!

Bu gibi olanlar hakkında hadis-i şerif:

اِنَّ ف۪ى جَهَنَّمَ رَحًى تـَطْحَنُ عُلَمٰٓاءَ السُّوٓءِ

Hadisi, İbni Adi ve İbni Asakir rivayet etmişlerdir: Ravisi Enes ibni Malik radıyallahu anhudur. Rasul-i Ekrem Efendimiz buyuruyor ki “Cehennemde bir değirmen var kötü hocaları öğütür”[21] yani dinimizin temelini bildiren Allah’ın ayetlerini, Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerini öğrenip, kendilerinin arzularına ve ictihadlarına göre tefsir edip konuşanlar, dinimizin temelini bozup insanların itikadını, kafalarını bozup yanlışa çevirenlerdir.

Allah’ım bu gibi olanların şerrinden ümmet-i Muhammedi koruyup muhafaza eylesin âmin!

İnsanlar, âlimler iki türlüdür. Hadis-i Şerif:

اِنَّ مِنَ النَّاسِ نَاسًا مَفَاتِحَ لِلْخَيْرِ مَغَال۪يقَ لِلشَّرِّ وَاِنَّ مِنَ النَّاسِ نَاسًا مَفَاتِحَ لِلشَّرِّ مَغَال۪يقَ لِلْخَيْرِ فَطُوبَا لِمَنْ جَعَلَ اللّٰهُ مَفَاتِحَ الْخَيْرِ عَلٰى يَدَيْهِ وَوَيْلٌ لِمَنْ جَعَلَ اللّٰهُ مَفَاتِحَ الشَّرِّ عَلٰى يَدَيْهِ

Hadisi Ebu Davud ve Beyhaki, Enes radıyallahu anhudan rivayet etmişlerdir: “Nastan bir kısım nas var ki Allahu Teâlâ elini ve dilini hayra açmıştır şerre kapamıştır. Yine nasta bir kısım nas var ki Allahu Teâlâ elini, dilini şerre açmıştır. Devlet, saadet kimin elini, dilini hayra açtı ise. Veyl cehennemi kimin elini şerre açtı ise.”[22]

Bunların eli ve dili hayra ve şerre açılma sebepleri, kendilerinin arzu istekleri ve niyetlerine göre yapıyor Cenâb-ı Hak.

Hadisi şerif:

اِنَّمَا اَخَافُ عَلَيْكُمْ كُلِّ مُنَافِقٍ عَل۪يمٌ يَتَكَلَّمُ بِالْحِكْمَةِ وَيَعْمَلُ بِالْجَوْرِى

Hazreti Ömer radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz buyurdu ki“ancak sizin için en ziyade korktuğum şudur. Münafıklar âlim olurlar hikmetten söylerler ve cevri cefa etmekten geri kalmazlar.”[23]

Yani size yanıltıcı, şaşırtıcı sözler ve hikmetlerden bahsederek aldatırlar. Sünneti Rasulü bozarlar, dininizi bozarlar. Hiçte anlatmadan bozarlar ayetten, hadisten yanlış olarak beğendirirler. Bunlar sünneti Rasule kulak ve kıymet vermezler ehli bid’attirler.

 


[1] Sure-i Raad 13/25

[2] Araf suresi 7/172

[3] Fetih suresi 48/10

[4] Yukarı sayfalarda yazıldı bak. Sure-i Raad 13/25

[5] Vakıa suresi 56/10–11

[6] Tabarani el-Mu’cemü’l-Kebir c.3.s.179/3050(Musul). Ramuze’l-Ehadis c.2.s.395/3.

[7] C.Sağir muhtasarı c.2.s.80/1384. Ramuze’l-Ehadis c.1.s.80/2. İmamı Ahmed bin Hanbel Müsned c.2.s.175/6633(Mısır). Tabarani el-Mu’cemü’l-Kebir c.17.s.179/471(Musul). Beyhaki Şuabu’l-İman c.5.s.362/6958(Beyrut).

[8] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.277/10. Tirmizi Sünen c.5.s.49/2684(Beyrut). İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.4.s.679/13696–13697.

[9] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.214/1. Hâkimi Tirmizi Nevadiru’l-Usûl fi Ehadisi’r-Rasul c.2.s.128(Beyrut). Deylemi el-Firdevsü bi Me’sûru’l-Hıtab c.s.346/3567(Beyrut).

[10] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.301/6. Sahihi Müslim c.2.s.746/1066(Beyrut). Sahihi Buhari c.4.s.1927/4770(Beyrut). Sahihi ibni Hıbban c.15.s.136/6739(Beyrut). Tirmizi Sünen c.4.s.481/2188(Beyrut). Ebu Davud Sünen c.4.s.244/4767. İmamı Ahmed ibni Hanbel Müsned c.1.s.81/616(Mısır).

[11] Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, c.17.s.296/817 (Musul), Beyhaki, Şuabu’l-İman, c.3.s.87/2964 (Beyrut). Hâkim, el-Müstedrek, c.2.s.406/3417 (Beyrut). Ramuze’l-Ehadis c.2.s.304/6

[12] Ramuze’l-Ehadis c. 2. s. 305/4. imamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.5.s.370/15015.

[13] Maide suresi 5/54

[14] Enfal suresi 8/48

[15] Tabarani, el-Mu’cemu’l-Kebir, c.17.s.296/817 (Musul), Beyhaki, Şuabu’l-İman, c.3.s.87/2964 (Beyrut). Hâkim, el-Müstedrek, c.2.s.406/3417 (Beyrut). Ramuze’l-Ehadis c.2.s.304/6

[16] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.121/1–3 Sahihi Müslim c.3.s.1453/1822(Beyrut).İmamı Ahmed ibni Hanbel Müsned c.5.s.89(Mısır). Müsnedi ebu Ya’la c.13.s.457/7465(Dımışk).

[17] İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.2.s.504/6431. Ramuze’l-Ehadis, c.1.s.121/3. Fethu’l-Bari c.13.s.87 (Beyrut)

[18] İmamı Ahmed ibni Hanbel Müsned c.1.s.22/143(Mısır). Tabarani el-Mu’cemü’l-Kebir c.18.s.237/593(Musul). Beyhaki Şuabu’l-İman c.s.284/1777(Beyrut). Levamiu’l-Ukul şerhu Ramuze’l-Ehadis c.1s.727. İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.2.s.449/6154. Ramuze’l-Ehadis c.1.s.113/1.  Ğunyetü’t-Talibin c.2.s.334 (Beyrut) 

[19] Ramuze’l-Ehadis. C. 1. s. 113/2. Tabarani el-Mu’cemü’l-Kebir c.20s.138/282(Musul) Muaz bin Cebel radıyallahu anhu rivayet etmiştir.

[20] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.116/15.

[21] İbni Adi el-Kâmil c.3.s.427 (Beyrut). Müsnedü’t-Tayalasi s.277/2082(Beyrut). Beyhaki Şuabu’l-İman c.1.s.455/698(Beyrut).

[22] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.131/11. Müsnedü’t-Tayalasi s.277/2082(Beyrut). Beyhaki Şuabu’l-İman c.1.s.455/698(Beyrut).

[23] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.137/4. Müsnedi Abd ibni Hamid s.32/11(Kahire). Beyhaki Şuabu’l-İman c.2.s.284/1777(Beyrut). İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.2.s.751/7604.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>