canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

DİNİN AFATI - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

DİNİN AFATI

 

Bak hadisi şerif, İbni Abbas radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifinde Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyuruyor:

آفَةُ الدّ۪ينِ ثَلَاثَةٌ فَق۪يهٌ فَاجِرٌ وَاِمَامٌ جٰٓائِرٌ وَ مُجْتَهِدٌ جَاهِلٌ  

“dinin afatı üçtür; birinci fasık facir fakihler-hocalar. İkinci zalim imamlar ve hükümdarlar. Üçüncü cahil ictihad edenler”[1] İslamlıkta kendi akıllarına göre söz söyleyenler.

İşte bu üç kimse dinin afatıdır. Bunlar ayetlere bakmazlar, hadislere bakmadan hemen kafadan atarlar. Ötesini düşünmeden söylerler, dini bozarlar. Demezler ki el elden üstündür arşa varana kadar. Hemen bir din meselesini kestirir söylerler.

Birinci fasık-facir fakihler hocalar dinin afatı oldukları bunlar ilmi kazanç yolunda harcarlar.

Zalim zenginlerin keyfine göre konuşurlar. Kendi nefislerini o zalim münkirlerin sözlerine sarf ederler. Hakiki Müslümanların, dervişlerin aleyhinde onlar gibi münkir olarak tenkid ederler, horlarlar.

Allah’tan korkmazlar, sözlerini doğru söylemezler ve söyledikleriyle de amel etmez, kendileri insanlara numune olup dini takva ile gösterecekleri yerde nasın yapmadıkları, yapmaya korktukları şer’an memnu (yasak) olan şeyleri mübah derler, kendileri yaparlar.

Ehli takva mü’minlerin aleyhinde söylerler. Sebebi de hasidliktir. Nas neden onu sevsin bizi sevmesinler, diyerek inadından onun aleyhinde fena fena söylerler. Yalanlar iftiralar-bühtanlar eder dinini de yıkar, hem de bile bile, tek inadını yürütmektir.

Rasulü Ekrem efendimiz buyuruyor:

اِنَّ اللّٰهَ قَسَمَ الْحَسَدَ عَشَرَةٌ فَجَعَلَ لِلْعُلَمٰٓاءِ تِسْعَةٌ وَفِي الدُّنْيَا وَاحِدٌ         

“Allahu Teâlâ hasedi on kısma ayırdı dokuzu ilmi ile amil olmayan ulemadadır biri sair nastadır”[2] deyi buyurmuştur.

Uzak bir yerde bir mü’mini methederek nasın söylediğini duyarsa kendisi o mü’mini görmediği halde ona ne iftiralar ne bühtanlar eder. İster ki o mü’minin adını kimse anmasın.

Kendinde takva yoktur bilmez takva ehlini zemmeder, dini böylece zayıflatır. Hatta kendi dinini yıkar. Rasulü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki “kötüler çıkar, ah ne olsa o zaman ulema birleşse” demiştir.

İkinci dini yıkacak dinin afatlarından zalim padişahlar (idareciler) bunlar adaleti kaldırırlar zalim olurlar. Onu görenlerde zalim olur dine kıymet vermezler. Zulüm ortalığı kaplar Allahu Teâlâ’da gadab eder helak olurlar. Çünkü Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz buyurmuştur ki

اَلْكُفْرُ يَدُومُ وَالظُّلْمُ لَا يَدُومْ

Yani “küfür devam eder amma zulüm devam etmez”[3] buyurmuştur. Böyle olunca dinde afata uğrar, memlekette afata uğrar, bozulur demektir.

Üçüncü dinin afatı cahil müctehidlerdir deyi buyuruyor. Cahil müctehid kendini âlim sanır, her kese kendini öyle tanıtır.

Hâlbuki ilmi yoktur. Ayete bakmaz, hadislere bakmaz, kendi ictihad yapar. Şeriata kulak vermez kıymette vermez.

Kendisi ehli kemal olmuş, çok zikretmiş, kemale ermiş, her şeyleri anlamış, şeriata bakmaya hacet kalmamış.

Mezheb sahibi kendi olmuş, mezhebe hacet kalmamış, kendi Hakk’tan alıyormuş, böylece bir metin zındık olmuş.

Artık namazın, orucun gereği kalmamış. Artık bunun hocası şeytan olmuş. Buna söz anlatmak güç olmuştur. Şeytanın evliyası olmuş. Bunun camilere cemaatlere ihtiyacı yoktur. Nice sefil Müslümanları böylece dinden imandan çıkarmış maazallah. İşte bu üçü dinin afatıdırlar. Allahu Teâlâ şerlerinden Müslümanları korusun.

Bunlarda bu saydıklarımızı görünce parçalayıcı canavardan kaçar gibi kaçınız deyi buyurduğu bunlardır. Çünkü canavar etini parçalar, bunlar dinini imanını parçalar.

Ben şahit oldum birine; şeriata, tarikata dair hadisi şerifler yazdım bir risale halinde bir zata hediye ettim. Hocalardan birine göstermiş. Bunu yazan kim? Ve biz olduğunu anlayınca “inanma! Böyle hadisler yoktur, o ne bilir sen ona bakma demiş” ve hadisi şerif kitabını yere atmış. Sonra bir cemaatte birisi bizim aleyhimizde söyleyince “onun şeriatı düzgündür” demiş.

Böyle olunca evvel ki söylediği, yaptığı o adamı bizden kıskandığındandır. Bizim bunları yazmakta maksadımız ümmeti Muhammed bunları, bunların yaptıklarını, Müslümanlara anlatmaktır, bilsinler bu gibilerin sözlerine aldanmasınlar.

Yukarıda yazılan ayeti kerimede:

             

وَيَقْطَعُونَ مَآ اَمَرَ اللّٰهُ بِه۪ٓ اَنْ يُوصَلَ

“bunlar enbiyaların evliyaların Hakk’a kavuşmak yolunu keserler” [4]

Hâlbuki Allahu Teâlâ emretmiştir o yoldan Hakk’a kavuşurlar deyi buyurmuştur. Bunlar men ederler, yoktur derler.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ ve tekaddes hazretleri bu mülhid münafıklar hakkında ne buyuruyor sure-i Araf ayet 180:

 وَلِلّٰهِ الْاَسْمَآءُ الْحُسْنٰى فَادْعُوهُ بِهَاۖ وَذَرُوا الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪يٓ اَسْمَآئِه۪ۜ سَيُجْزَوْنَ مَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

Yani “Allahu Azıymuşşanın güzel isimleriyle dua ediniz. Allahu Teâlâ’nın ismi şeriflerinde mülhidlik ve taan edenleri bana bırakınız. Onlar yaptıklarının cezalarını görürler.”[5]

İşte Cenâb-ı Allah’ın benim güzel ismimi zikrederek zikrullah ederek onlar ki Allah yolunda dua ve zikrullah ile çalışanlara darılıp, onları horsunup, kınayıp, münafıklık yapıp eza cefa edenleri bana bırakınız. Ben onların hakkından gelirim. Onları şiddetli belalara çarparım görürler deyi buyuruyor.

Bunlar zikrullah edenleri sevmezler, şöyle yaptınız, yapmadınız derler. Hâlbuki kendileri zikrullah etmezler, edenlere de mani olmaya çalışırlar. Sen yap ta göster der isen hiç yanaşmazlar. Çünkü Allahu Teâlâ’yı zikretmek kendilerine çok ağır gelir, edemezler. Kendileri edemedikleri gibi edenlere de mani olurlar. Böylece Allah Teâlâ’ya vuslat yolunu keserler.

Allahu Teâlâ’da buyuruyor ki durun, siz onları bana bırakınız. Onlara o yaptıklarının cezasını veririm diye buyuruyor. Bu kötü hocalar bu kelamullahtan korkmuyorlar. Ayetler kendilerine hiç geliyor, âlimim diyor bunları bilmiyor.

İşte Allahu Teâlâ’nın kör dediği bunlardır. Bu kadar açık kelamullah var iken Allah’ın güzel isimleriyle Allahu Teâlâ’yı zikredin, onunla dua edin. Münafık, mülhidleri, söz saz edenleri bana bırakınız, onlara dünyada da ahirette de cezalarını veririm deyi buyurduğu halde göremeyenler ve korkmayanlar kör değil midirler?

Bu kadar açık söylendiği halde zikrullah edenlere, akılları yetmeyen tasavvuf hallerine karışırlar. Allahu Teâlâ’dan korkmaz inad ederler, iddia ederler. Allahu Teâlâ’nın evliyası olan dervişlere dil uzatırlar. Hiç meseleden haberleri olmadığı halde inad ederler.

Maksadımız, ümmeti Muhammedi bu gibilerin şerlerinden kurtarmaktır. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem yana yakıla bunlardan, dinin tehlikesi olduklarından söylemiştir. Bunlar içinden yıkarlar, çünkü görünüşte âlim, din sahibi görünürler. İçleri münafık mülhiddir. Mülhid demek yalancı yalan yere yemin eder. Yalanı bile bile söyler demektir.

 


[1] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.4/5. İmamı Suyuti, Cem’u’l-Cevamii c.1.s.54/24.

[2] Levamiu’l-Ukul şerhu Ramuze’l-Ehadis c.5.s.286

[3] Ruhu’l-Beyan tefsiri c.5.s.262 (Beyrut)

[4] Sure-i Raad 13/25

[5] Araf suresi 7/180

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>