canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ZAMANI SAADETTE ASHABI SUFFA - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

ZAMANI SAADETTE ASHABI SUFFA

 

İbni Abbas radıyallahu anhu rivayetiyle; Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi ve selem buyurdular ki;

اَبْشِرُوا يَااَصْحَبُ الصُّفَّةِ فَمَنْ بَقِىَ مِنْ اُمَّت۪ي عَلَى النَّعْتِ الَّذ۪ى اَنْتُمْ عَلَيْهِ رَاضِيًا بِمَا هُوَ ف۪يهِ فَاِ نَّهُ مِنْ رُفَقٰۤائِ يَوْمَ الْقِيَمَةِ

“Ey ashabı suffa size müjdeler derim. Her kim ümmetimden sizin bulunduğunuz naat ve hal üzere olurlarsa onlar ki siz onlardan razısınız. Onlarda rızasıyla o hal ve o nat’ı-şerif üzerindedirler onlar muhakkak kıyamet günü benim refikim ve yoldaşımdırlar.”[1]

İşte peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin ashabı suffası var idi. Bunlar yedi yüz kişi idi. Camii şerifin suffasında gece gündüz zikrullah ile meşkul olurlar idi.

Rasulü Ekrem efendimiz bunları çok sever idi. Bunlardan acaib garaib haller zuhur eder idi. Bunların hepsi Rasulü Ekrem’in mutfağından yerler idi. Gayet büyük bir sini var idi dört tarafından dört kulpu var idi. Baba yiğitler dört kulpundan tutarlar idi. Bir kat pilav bir kat et böylece yükselmişti. Bu tarafta ki oturan o tarafta kini görmez idi. Yedi yüz ashabı suffa belki yedi yüz misafir bulunurdu. Bunların hepsi Rasulullahın sofrasından yemek yerlerdi.

Bu ashabı suffa harb zamanında giderler diğer askerler harbe girince bunlar geride dua ederler Allahu Teâlâ’yı zikrederler. Böyle emrederdi Rasulullah onlara.

Bir gün onlardan biri ölmüştü. Haber verdiler. Efendimiz etrafına bakarak ashabtan birine “sen onlardansın. Sen yıka. Onlarda acaib haller çok olur başkası korkar” deyi emreyledi.

O zat yıkar iken baktı, sağına soluna kendi dönüyor. “fe subhanallah sen ölüsün diri hareketi yapıyorsun” deyince kalkıyor oturuyor. Hem de şu ayeti okuyor.

وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَمْوَاتٌۜ بَلْ اَحْيَآءٌ وَلٰكِنْ لَا تَشْعُرُونَ

Yani “siz Allah yolunda ölenlere ölü demeyeniz. Belki onlar diridir velâkin siz bilemezsiniz” [2] ayetini unuttun mu? Bizler diriyiz deyip geri yatıyor.

Bu zat efendimize böyle bir haber verince “onun için seni gönderdim. Allahu Teâlâ’nın sevgili dostlarıdır. Onlar Allahu Teâlâ’yı çok zikreden zakirlerdir” deyi buyurmuştur.

Bunların yolu tarikat yoludur. Ehli zikrin piridirler, başıdırlar, ehlullahtırlar.

Allahu Teâlâ’nın sevgili Habibini bunlarla beraber olmağa emreylediği ayet:

وَاصْبِرْ نَفْسَكَ مَعَ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُ          

“sevgili habibim, onlarla beraber olmağa nefsine sabret. Onların terlerine, kokularına sabret ki onlar Rabbilerine mürid olup akşam sabah zikir dua eder.”[3] Onlar Allahu Teâlâ’ya kıymetlidirler.

Her kim Allahu Teâlâ’ya zikrullaha çalışmaz ise şeytan onu muhakkak yakalar. Zikrullahtan ayırır unutturur. Bak ayeti kerime. Sure-i Maide ayet 91:

 اِنَّمَا يُر۪يدُ الشَّيْطَانُ اَنْ يُوقِعَ بَيْنَكُمُ الْعَدَاوَةَ وَالْبَغْضَآءَ فِي الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِۚ فَهَلْ اَنْتُمْ مُنْتَهُونَ

Manası: “şeytan içki, kumar ve buna benzer şeyleri aranıza sokarak buğuz ve düşmanlık koyar ve sizi zikrullahtan ve namazdan men ile geri koymak ister. Artık bunlardan vazgeçmez misiniz?”[4] Böylece şeytan sizin aranıza dedi kodu ve hadisler çıkarıp biri birinizle aranızı açar. Küskünlük dargınlık koyar. Sizi aldatır oyalar. Zikrullahı unutturur, namazınızı bozar. 

Mesela bir kimse çarşıdan kıymetli bir şey alır, çocuklar ister vermek istemez. Kuş uçtu tavşan kaçtı diyerek çocukları başka tarafa baktırır, elindekini saklar.

Şeytanda Allah yolunun yavuz köpeğidir. O kapıya kimseyi koymak istemez. Elinden geldiği her şeyleri yapar, aldatır. Allah kapısına göndermez.

Bir misal, imamı Ali kerremallahu vechehu namaza gelirken bir ihtiyar önünde gider idi. Edebinden önüne geçmez idi. Namaza geç kalırdı. Rasulü Ekrem efendimiz sordu. “ya Ali niçin geç kalıyorsun?” dedi. Hali anlayınca “ya Ali o şeytandır” dedi. İhtiyar yine önüne çıkınca imamı Ali kerremallahu vechehu tuttu, direğin altına kıstırdı.

Namazı kıldılar kimse kalkmıyor. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurdu “ya Ali ne yaptın?” “direğin altına kıstırdım” dedi. “ya Ali bırak onu o olmazsa kimse bu kapıdan ayrılmaz” dedi.

İmamı Ali kerremallahu vechehu o şeytanı bırakınca her kesin malı aklına geldi camii şeriften çıktılar. İşte şeytan ile dayanışmalarımıza göre bize mükâfat verir.

Şeytanı aleyhillane, bir kimsenin Allah yolunda çalışıp kazanacağını görünce ona hücumlarını olanca kuvvetini sarf eder. Hile tuzaklarını kurar, düşürmek ister.

Kâfirler demişler, siz şeytandan şikâyet edersiniz. Biz bir ziyanını görmüyoruz demişler. Cevap olarak imamı Ali kerremallahu vechehu efendimiz, “eşkıya dağdan şehre inerse zenginin evini mi basar yoksa fakirin mi?” deyince tabidir ki zenginin evini basar demişler.

İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimiz işte “din, iman, zikrullah, ameli salih nuruyla kalplerimiz doludur. Şeytanda eşkıyadır. Her türlü hücumu bizedir biz onun için her zaman korkarız” deyi buyurmuştur.


[1] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.7/3, Hatib el-Bağdadi, Tarihi Bağdad c.13.s.276/7240 (Beyrut), ed-Deylemi ve Ebu Abdurrahman es-Sülemi fi Süneni’s-Sofiye, et-Tedvin fi Ahbari Kazvin, c.1.s.173 (Beyrut).  

[2] Bakara suresi 2/154

[3] Kehf suresi 18/28.

[4] Maide suresi 5/91

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>