canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

ÖLÜM HALİ - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

ÖLÜM HALİ

 

Cenâb-ı Allahu Teâlâ tekasür suresinde buyuruyor ki

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ ﴿﴾ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ

Manası “sizi mal, evlad, dünya çokluğu aldattı, oyaladı. Hatta kabir ile karşılaşıncaya kadar gittiniz.”[1]

İşte sizi bunlar ile Hak yolundan eyledi. Zikrullahtan, namazdan geri koydu ve Hak yolundan da geri koydu. Rasulü Ekrem sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem buyuruyor ki “şeytanın en mühim tuzağı kadınlardır. Ümmetimin sülehasını onunla yıkar şaşırır” deyi buyurmuştur.

İşte bu surede:

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ

“zinhar ve muhakkak kabre varınca yanıldığını aldatıldığını ömür boyunca senin oyalandığını bilirsin.”[2]

O zaman başını pişmanlık taşına çalarsın. Şeytan sana kuş uçtu tavşan kaçtı dünyanın vardı ha geldi ha sıyla senin o güzel ömrünü havaya savurmuş, boşa gitmiş. Hiç faydası olmadığı gibi bir sürü cürümler, suçlar, içinden çıkılmaz hesaplar var, korkunç haller var olduğunu görürsün, bilirsin demektir.

Rasulü Ekrem efendimiz sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem hadisi şerifinde buyuruyor ki:

إِنَّ الْمَيِّتَ لَيَعْلَمَ مَنْ يَغْسِلَهُ وَمَنْ يُكَفِّنَهُ وَمَنْ يُدْلِيَهُ ف۪ي حُفْرَتِه۪

“Bir ölü öldüğü zaman kendini yıkıyanı bilir. Kefene saranı bilir. Kabre gidince kabirde kucağına alıp kabre koyanı bilir.”[3]

Şu halde yuyanla kabre koyanın arasında neler oluyorsa bilir. Kaldıranları, götürenleri, cenaze namazı kılanları hepsini bilir.

Bu ayette söylenenleri hep kabre varınca tamamıyla bilirler. Bizim ehlisünnet mezhebi bu itikattadır.

Vahhabilerin mezhebine göre ölmüş kimseler ne bilir derler. Bunları inkâr ederler. Onların mezhepleri batıldır. Kabir sualini inkâr ederler.

Bizim ehlisünnete mensup bağlı olanlar, onların sözlerinden çok sakınmalıdırlar. Batıl mezhepler yetmiş ikidir. Hadisi şerif:

سَتَفْتَرِقُ اُمَّت۪ي ثَلٰاثَ وَسَبْع۪ينَ فِرْقَةً كُلُّهُمْ فِى النَّارِ اِلّٰا وَاحِدَةً مَنْ وَاحِدَةً يَارَسُولَ اللّٰهِ قَالَ مَااَنَا عَلَيْهِ وَاَصْحَاب۪ي

“ümmetim yetmiş üç fırkaya, mezhebe ayrılır, hepsi de cehenneme gider, yalnız biri değil; o, kurtulur.” O kimlerdir, ya Resulullah diye sordular; “Ben ve Benim ashabım ne itikatta ise ondan ayrılmayanlardır”[4]

Kimi kabri, kimi ölüleri, kimi suali, kimi kerameti evliyayı inkâr, kimi kader meselesinde yanlış itikat ederler. Kimi tarikatı, maneviyatı inkâr ederler. Bunun için hepsi cehenneme giderler. Kimi zikrullahı inkâr ederler, şefaatı inkâr ederler.

Ulemanın, şehidlerin şefaatını, çocukların, mü’minlerin şefaatını ve hadisleri inkâr ederler. Enbiyaların, evliyaların himmeti ve yardımlarını, medetlerini inkâr ederler. Doğru cehenneme giderler.

Hâlbuki bu kadar ayetler ve hadisler var iken inatlarından inkâr ederler. Bunun hepsi şeytanın din ve Hak yolunda yanlış ektiği tohumdur. Şeytan onlara amellerini ziynetlemiş, senin itikadın doğru diye kandırmış. Allahu Teâlâ hazretleri şerlerinden, itikatlarından bizleri muhafaza etsin âmin.

Şimdi bunlardan şu anlaşıldı; şeytan ile uğraşmak boğuşmak lazımdır ki her kim şeytanını yenerde Allah yoluna hakkıyla giderse Cenâb-ı Hak çok ikramiyeler verir. O kimse Allahu Teâlâ’nın has askeri olur.

اُولٰئِكَ حِزْبُ اللّٰهِ اَلَا اِنَّ حِزْبَ اللّٰهِ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Yani “onlar Allahu Teâlâ’nın askeridir. Bilin ki Allah askeri iflah oldular.”[5]

Şeytanın askeri olanları şöyle haber veriyor:

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ اُو۬لٰٓئِكَ حِزْبُ الشَّيْطَانِۜ اَلَآ اِنَّ حِزْبَ الشَّيْطَانِ هُمُ الْخَاسِرُونَ

“onların üstüne şeytan çökmüştür. Allah zikrini unutturmuştur. Onlar şeytanın askeridir. Bilin ki şeytanın askeri büyük ziyan ettiler.”[6]

Onlar zikrullah edemezler. Şeytan ile cehenneme giderler.

 


[1] Tekasür suresi 102/1–2 

[2] Tekasür suresi 102/3

[3] Tabarâni, el-Mu’cemu’l-Evsat c.3.s.257/7438(Kahire), el-Kazvini, et-Tedvin fi Ahbâri Kazvin c.3.s.303(Beyrut)

[4] Tabarani El-Mu’cemu’l Evsat, c. 5, s. 137/4886 (Kahire), Hâkim, el-Müstedrek, c. 1, s. 218/443 (Beyrut), Ebu Nuaym Hilyetü’l-Evliya c. 9, s. 242 (Beyrut)

[5] Mücadele suresi 58/22

[6] Mücadele suresi 58/19

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>