canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

CEHRİ ZİKRULLAH VE TOPLU OLMASI - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

CEHRİ ZİKRULLAH VE TOPLU OLMASI

 

Zikrullah cehren ve toplu yapılmasına itiraz edenlere cevap hadisler: ebu Muse’l-Eş’ari radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem buyuruyor:

يٰٓا أَيُّهَا النَّاسُ إِرْبَعُوا (اَىْ اِرْفَعُوا اَصْوَاتُكُمْ بِالذِّكْرِ وَالدُّعٰٓاءِ) عَلٰٓى أَنْفُسِكُمْ لَيْسَ تَدْعُونَ أَصَمَّ وَلَا غٰٓائِبًا اِنَّكُمْ تَدْعُونَ سَم۪يعًا قَر۪يبًا وَهُوَ مَعَكُمْ

Manası: “zikrullahta ey nas sesinizi kaldırınız. Nefsiniz uyansın, duysun, ateşlensin. Amma siz şöyle bilin ki Allahu Teâlâ’ya duyurmak için değildir. Siz duyucu, sağır olmayan ve gaib olmayan, duyucu, yakın olan Allahu Teâlâ’yı zikrediyorsunuz.”[1] Bu sesinizi kaldırıp zikretmeniz nefsiniz içindir. Uyuşuk yılan gibi olan nefsin uyuşuğu açılsın.

Enes radıyallahu anhudan rivayet olunan cehri zikrullah hakkında diğer bir hadisi şerif:

   إِذَا قُمْتَ مِنَ اللَّيْلِ تُصَلِّيَ فَارْفَعْ صَوْتَكَ قَل۪يلًا تَفْزَعُ الشَّيْطَانُ وَتُوَقِّظُ الْج۪يرَانُ وَتَرْضَى الرَّحْمَانُ

“Gece kalktığın zaman namaz kıl! Sesini biraz kaldır! Şeytan fiza etsin. Komşun da uyansın! Rahman da senden razı olsun.”[2]

Hoca daha itiraz edersen gözün kördür. Ne diyeyim. Şimdi yukarı ayette muhbitinleri söyledik. Bunların kalbi İbrahim aleyhisselam kalbi kazandıklarını söyledik. Ayeti kerime:

اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ

Bu muhbitinlerin birinci alametleri: “Allahu Teâlâ’yı çok zikrederler. Hatta zikrullah ederken kalpleri kamaşır.”[3]Kalpleri hoplar, çarpınırlar. Hatta Hak, Allah diye bağırırlar. Sonunda bu mutmainne ehli olurlar. Muhbitinlerin ikinci alametleri sabırdır. Ayetin devamı:

 وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَآ اَصَابَهُمْ

Yani zikrullah yolunda, Hakk’a kavuşmak için çalışırken her ne musibet gelse ona sabır ederler.”[4] Tahammüllüolurlarkimseye halından şikâyet etmezler. Kimseye kötülük düşünmezler, her şeyi Allahu Teâlâ’ya havale eder sabrederler.

Çok sabırlı çok tahammüllü olurlar. Sabırsız derviş Hakk’a vasıl olamaz. Bu evsaflar Hakk’a vasıl olanların evsafıdır. Cenâb-ı Hak bunların evsafını söylüyor. Kimde bu evsaflar tamam olmaz ise büyük adam olamamıştır. Ayetin devamı:

وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ   

Üçüncü: “namazlarına kaim olurlar.”[5] Ölünceye kadar devam ederler. Farzı sünneti tamamen kılarlar.

Namazı tergeyip biz kemal sahibi büyük zat olduk diyenler zındıktırlar, imansızdırlar. Bunlar nafile namaza devam ederler. Ayetin devamı:

 وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

Dördüncü: “rızıklarından verirler, gayet cömert olurlar. Allahu Teâlâ’nın verdiği rızıktan infak ederler”[6]dağıtır sahavet sahibi olurlar deyi buyurmuştur. Her kimde bu dört evsaf var ise tamam ise o büyük adamdır.

Bu dört: zikrullah, sabır, namaz, cömertliktir.

 وَبَشِّرِ الْمُخْبِت۪ينَۙ

Dediği yani, “muhbitin kullarıma müjde eyle”[7] dediği bunlardır. Allahu Teâlâ’nın nesi var ise bunlarındır.

Dünyada ilim irfan, imi ledün, füyuzâtı ilahi bunlaradır. Vuslatı ilahi, cemali ilahi, bunlaradır. Dünyada ahrette zenginlik bunlaradır. Hak Teâlâ’nın kelamı bunlaradır. Hocam sen sana bak kendini topla. Bu sözleri söyleyen Allahu Teâlâ’dır, Kur’an-ı Kerim’inde söylüyor, sevgili kullarının halini haber veriyor.

Bu dörtten birisi noksan olsa Allahu Teâlâ ol kimseyi dost etmez. Hatta bunların biri, bir kimsede az olsa yine dost tutmaz.

Mesela zikrullah az olsa sabır az olsa namaz az olsa cömertlik az olsa biri az olsa yine dost tutmaz.

Mesela şeriatla amel edip beş vakit namazı hakkıyla kılıp tarikat, hakikat, marifet, zikrullah bunları inkâr etmeyip şeriatla amel eden ne kadar kazansa cenneti kazanır. Dostluğu kazanamaz. Allahu Teâlâ’ya dost olmak bu yazdığım ayette ki dört evsafı ziyadesiyle olmadıkça bir âlimi methi sena etseler onun ölçüsü budur. Eğer bu dört kendisinde tamam ise Allahu Teâlâ’nın dostluğuna ermiştir.

Bu dördün en göze görüneni cömertliktir. Belki zikrullahı bende çok yapıyorum diyebilir. Namaz, diyebilir fakat cömertlik yaptığını yapmadığını her kes görür, diyemez.

İşte yalınız cömertlik bunların hepsine şahit olur. Bu büyük evliyalık iddiasında olanlar kendini ölçsünler. Şimdi bunlar bu dereceyi ne ile kazandılar bak yani mutmainne ve muhbitin makamını Allah dostluğu ile kazandılar. Kur’an’da Cenâb-ı Hak Teâlâ bize haber veriyor ki

اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَتَطْمَئِنُّ قُلُوبُهُمْ بِذِكْرِ اللّٰهِۜ

“iman edenler ki o kullarım zikrullah ile kalplerini mutmainne makamına yetiştirdiler.”[8] Onlar zikrullahı çok ettiklerindendir. Ayetin devamı:

اَلَا بِذِكْرِ اللّٰهِ تَطْمَئِنُّ الْقُلُوبُۜ

Ela, ilandır. “bilmiş olun ki zikrullah kalpleri mutmainne makamına yetiştir”[9] mesele bitti.

Artık sözün kalmadı. Hocam bunu söyleyen Allahu Teâlâ’dır. Zikrullah yapılan yeri kazıyıp atmadan namaz kılınmaz diyenler dininden olacağını düşünsün.

Bu ehli zikrin aleyhinde söyleyenler kendini toparlasın. Şer’a muhalif halini söylesin amma zikrullah ettiğine karışmasın. Toplanıp zikrullah yapmalarına söz edenler baksın Enes radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki

مَا جَلَسَ قَوْمٌ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا نَادَاهُمْ مُنَادٍ مِنَ السَّمٰٓاءِ قُومُوا مَغْفُورًا لَـكُمْ

  “bir kavim zikrullah yapmak için meclis kursalar muhakkak gökten ses olur ki affı mağfiret olduğunuz halde kalkınız sizler” demektir.

Şimdi hocam sana çatacağım. Sen affı mağfiretten niçin kaçarsın. Bu kadar mı şeytan seni zabt etti bu ayetlere bu hadislere inanmıyorsan yazık billahi yazık sana sen neden böyle yapıyorsun ben söyleyeyim. Şeytan seni aldatıyor. Allahu Teâlâ’nın zikrinden geri koyuyor. Namazda zikirdir diyorsun amma namazda zikir ya! Zikrullah değildir. Her şeyi anmaya zikir derler. Zikir başka zikrullah başka.

Kur’an-ı Kerim’de, şeytanın kulları oyalayıp geri koyduğunu Allahu Teâlâ verir ki

  وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ وَعَنِ الصَّلٰوةِۚ

“sizi Allahu Teâlâ’nın zikrinden ve namazından geri koyar”[10] burada namazı zikrullahı ayırıyor. Cenâb-ı Hak şeytanın geri koyduğu kimseleri söylüyor bak, hocam dikkat:

اِسْتَحْوَذَ عَلَيْهِمُ الشَّيْطَانُ فَاَنْسٰيهُمْ ذِكْرَ اللّٰهِۜ

“Şeytan onların sırtına binmiş Allahu Teâlâ’nın zikrini unutturuyor”[11] bende zikrediyorum diyorsun amma az ediyorsun. Allahu Teâlâ çok zikretmemizi

ذِكْرًا كَث۪يرًاۙ

Öyle zikrullah ki “çok zikredin”[12] deyi buyuruyor.

Münafıkların alametlerini söylerken buyuruyor ki

وَلَا يَذْكُرُونَ اللّٰهَ اِلَّا قَل۪يلًاۘ

 “Münafıklar Allah’ı zikretmezler illa az ederler”[13] deyi buyuruyor.

Hadisi şerif Rasulü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem efendimiz buyuruyor ki

مَنْ اَكْثَرَ ذِكْرَ اللّٰهِ فَقَدْ بَرِئَ مِنَ النِّفَاقِ

“her kim zikrullahı çok ederse münafıklıktan kurtulur”[14] demiştir.

Her kim hadisi şeriflere inanmaz şüphe ederse bizden değildir deyi buyuruyor.

مَنْ اَحَبَّ اَنْ يُحِبَّهُ اللّٰهُ وَ رَسُولَهُ فَلْيُصَدِّقَ الْحَد۪يثُ

“Her kim Allahu Teâlâ’ya ve Rasulüne sevilmek isterse hadislerimi tasdik etsin” demektir. Ve buyurmuştur:

عَلَامَةُ حُبُّ اللّٰهِ حُبُّ ذِكْرِاللّٰهِ وَعَلاَمَةُ بُغْضِ اللّٰهِ بُغْضُ ذِكْرِاللّٰهِ

“Allahu Teâlâ’yı sevmenin alameti zikrullahı sevmektir. Allahu Teâlâ’ya buğzun alameti zikrullaha buğuz etmektir.”[15]

مَنْ أَخْلَصَ الْعِبَادَةَ لِلّٰهِ أَرْبَعِينَ يَوْماً ظَهَرَتْ يَنَابِيعُ الْحِكْمَةِ مِنْ قَلْبِهِ عَلٰى لِسَانِه۪

 “bir kimse kırk sabah zikrullah ile ve namazla halis muhlis sabaha çıksa kalbinden diline ilmi hikmet pınarları akmaya başlar.”[16] Zikrullah açar o kalbi.

مَنْ فَارَقَ الْجَمَاعَةِ فَهُوَ فِي النَّارِ

   “Bir kimse özürsüz cemaati terk eylese o kimse cehennemliktir cehennemdedir”[17] deyi buyuruyor.

Her beş vakte gelemez ise muhakkak Cuma namazına gitmelidir. Eğer sahibi özür olursa böyle değildir mazurdur.

Huzeyfe radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyh vesellem buyuruyor:

اُكْتُبُوا الْعِلْمَ قَبْلَ ذَهَابِ الْعُلَمٰٓاءِ  وَإِنَّمَا ذَهَابُ الْعِلْمِ بِمَوْتِ الْعُلَمٰٓاءِ

“Âlim gitmeden ilmi yazınız. Ancak ilmi gitmesi ulemanın ölümüyledir”[18]

Ebu Hureyre radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem şöyle buyuruyor.

اِنَّ اللّٰهَ يَقُولُ أَنَا مَعَ عَبْد۪ي مَا ذَكَرَن۪ي وَتَحَرَّكَتْ ب۪ي شَفَتَاهُ

“Allahu Teâlâ buyuruyor ki ben kulum ile beraberim. Benim için dudakları hareket ederken kulum beni zikrederken beraberim”[19] demektir. 

Hocam imanı olanlara bu kadar yeter. Ehlullah olanların hallerine karışmamalıdır. Sahibi Hakk’tır. Allahu Teâlâ’nın evliyalarının aleyhinde olanlar, Allahu Teâlâ’ya düşman olurlar. Bu mutmaine ehli haktır. Dervişleri Allahu Teâlâ’nın dostudur. Kur’an-ı Kerimde muhbitinlere müjde et dediği bunlardır.


[1] Ebu Ya’la, Müsned c.13.s.231/7252 (Dımışk). İbni ebu Şeybe, Musannef c.2.s.232/8463 (Riyad)

[2] Ramuzel Ehadis c.1.s.58/10 enes R.a ]

[3] Hac suresi 22/35

[4] Hac suresi 22/35

[5] Hac suresi 22/35

[6] Hac suresi 22/35

[7] Hac suresi 22/34

[8] Raad suresi 13/28

[9] Raad suresi 13/28

[10] Maide suresi 5/91

[11] Mücadele suresi 58/19

[12] Ahzab suresi 33/41

[13] Nisa suresi 4/142

[14] Taberani, el-Mu’cemu’l-Evsat, c. 7, s. 86/6931, Deylemi, el-Firdevsü bi Me’suru’l Hıtab, c. 3, s. 564/5768 (Beyrut), C. Sağir Muhtasarı, c. 3, s. 338.

[15] Beyhaki Şuabu’l-iman, c.1.s. 368/404 (Beyrut), Deylemi el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab, c.3.s.54/4141 (Beyrut), Münavi Feyzü’l-Kadir, c.4.s.320 (Mısır).

[16] Ramuze’l-Ehadis c.2.s.398/11. Camiu’s-Sağir muhtasarı c.2.s.599/3541-(6:43/8361). İbni Ebu Şeybe, Musannef c.7.s.80/34344 (Riyad). Müsnedü’ş-Şehab c.1.s.285/466 (Beyrut).

[17] Tabarani el-Mu’cemü’l-Kebir c.6.s.53/5486 (Musul)

[18] Kenzü’l-Ummal c.10.s.144/28733 (Beyrut)

[19] İmamı Suyuti Cem’u’l-Cevamii c.2.s.271/5318. Sahıhi ibni Hıbban c.3.s.97/85 (Beyrut). Tabarani, el-Mu’cemü’l-Evsat c.6.s.363/6621 (Kahire). İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.2.s.540/10989 (Mısır). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.1.s.391/509 (Beyrut). İbni Mübarek, Zühd s.339/956 (Beyrut). Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.3.s.186/4511 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>