canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

VAHDET-İ VÜCUD - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

VAHDET-İ VÜCUD

 

Vahdet-i vücuda ne dersin? Diyene cevap. Bu evliyaullah ikidir: Birine evliya-i kümmelin derler, birine de mürşid-i kâmilin derler. Biri vahdet-i vücuda kanidir. Vahdet-i vücutçudur. Biri de vahdet-i vücuda kani değildir. Bu ikisinin kavline çok kimseler şaşıp kalmışlardır. Çok dedikodular var ammma hakikati bilenler kısadan söylemişler, anlaşılmamıştır, dedikodu çoktur.

Vahdet-i vücuda kani taraflar, çalışan insan Hakk’a vasıl olunca Hakk olur, arada bir şey yoktur, vücud birdir, o da Hakk’tır. Başka vücud yoktur. Vasıl olunca insan denize düşen damla gibi oldu, Hakk oldu, başka bir şey kalmadı derler. Bunu söyleyenler evliya-i kümmelinlerdir. Mürşid-i kâmilinler buna razı değildirler, kani değildirler. Sebebi şudur:

Bu evliyaullahlar Hakk’a vasıl olunca Hakk’ta fani olurlar. Kendileri yok olurlar. Hepsi böyle olur. Hakk’ın vücudundan başka bir şey görmez, mahvu fenaya dalmışlardır.

اَفْنـُوا ثُمَّ اَفْنـُوا ثُمَّ اَفْنـُوا

Hadis-i şerifi budur. “Fani olunuz, fani olunuz, sonra fani olunuz”[1] demektir. Hakk’a vasıl ve Hakk’ta fani oldular. İşte o zaman Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem ashabıyla ve büyük evliyaullahlarla batında bir cemaat kurar. Bu mahv u fenaya dalan evliyaullahı huzura alırlar. Bu evliya-i kümmelin mi kalacak yahut mürşid-i kâmilin mi olacak bakarlar.

Bunun genç yaşından beri yaptığı ibadetin defterine Rasulullah bakar, ashaplar, pirler bakarlar. Okulda çocuğun siciline bakıldığı gibi devamı, ahlakı, hal ve hareketi nasıl onun gibi bu zatın ahlakı hamidiyesine tevekkülü, teslimiyeti, sabrı, sadakati bunlar var mı, tamam mı? Bir de anlayışı, anlatışı, konuştuğu, idaresi, cömertliği tamamı, bunlar tamam ise, hepsi bu zatta var ise Rasulü Ekrem Efendimiz bunu sahfe çıkarır. Mahv u fenadan geri ayıklığa çıkarır ve kendisine halife eder. Ümmeti irşad etsin, bu mürşid-i kâmilden olsun der.

Bu zata manevi cihazlar verir ve hil’at giydirir. Bu ümmeti irşada başlar. Bu zat, fark-ı Muhammediyeye erdirilir. Bütün hilkat-i Muhammedi’ye şeriatın temeli olduğunu bilir, temyiz eder, yine şeriata döner.

Aslını gördü, vücud-ı ilahiyeyi ve bütün hilkati görür ve bilir. Kur’an-ı azimüşşanda hep yerini bulur. Vücudun vacibü’l-Vücud idiğin, biri de hâdis olduğunu bilir. Yani biri Allahu Teâlâ ve tekaddesin zatı ve sıfat-ı ilahiyesidir. Biri de mahlûkatın hilkatıdır. Bu ebedidir, cennet ebedidir ve cehennem, bütün insanlar, ruhlar hepsi de ebedidir. Sonu yoktur. Aynı buradaki vücud gibi vücud sahibidir. Kur’an-ı Kerim’de: (Taha suresi ayet–108)

فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْسًا

“Mahşerde bir şey duyamazsın, yalnız ayak sesi duyarsınız”[2] der.

Cennette yemek, içmek hep vücutladır. Evliya-i kümmelinden birisi kitabında yazmış ki kurbiyeti ilahiyeye vasıl olanlar cennette yemezler, içmezler, huriler ile cima olmazlar, diye yazmış. Hâlbuki Kur’an-ı Kerim’de vakıa suresi, ayet 10, 11, 12 ve daha ileri ayetlerde, cennet ehlinin cennete yiyeceklerini haber verip bildiriyor. Onuncu ayetten başlayıp, bir kısımlarını yazıyoruz, inşaallahu Teâlâ:

وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ ﴿﴾ اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ ﴿﴾ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

Ayetinden sonra geride bunların yiyeceklerini ve hurilerini hep haber veriyor. İşte bunun için ehl-i sünnet bu ayetlere göre vücut ikidir, derler.

Velhasıl bu kümmelinler mahv ü fenada kalıp, mahv ü fenada dalıp kaldıklarından Hakk’tan gayri görmezler. Daima hakikat âlemine dalmışlardır. Hakk’ı görürler, başka görmezler. Başka vücud yoktur derler.

Mürşid-i kâmil olanlar ikisinden de haberi olur. Evliyaullahların çoğu vahdet-i vücuda kanidir. Çoğu hakikatte kalırlar. Bu mürşid-i kâmiller binde bir çıkar. Her asırda bir çıkarlar. Hadis-i şerifte, her yüz senede sünnetlerimi tazeleyici bir kâmil gelir,dediği budur. Bunların zahirden, batından haberi vardır. O kümmelinler yalnız batını görürler. Her nereye baksalar, Hakk’ı görürler. Vücud birdir, derler. Hâlbuki şeriatın iç yüzü ve dış yüzü var.


[1] Miftahu’l-Kulub

[2] Taha suresi 20/108

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>