canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

KULLARI ALLAHU TEÂL’YA SEVDİRMEK - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

KULLARI ALLAHU TEÂLÂ’YA SEVDİRMEK

 

Bunlar Allahu Teâlâ’yı kullarına sevdirirler. İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimizden rivayet olunan hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyuruyor ki

عَالِمٌ يَنْتَفِعُ بِعِلْمِه۪ خَيْرٌ مِن ْ أَلْفِ عَابِدٍ

İlminden istifade edilen âlim bin tane ibadetçilerden Allahu Teâlâ’nın yanında hayırlıdır”[1] deyi buyurmuştur.

Bu Âlimler, halka şeriat, tarikat, hakikat, marifet, zikrullah yollarını, usullerini tamamen sünneti Rasulullahı öğretenlerdir.

Bütün halk Allahu Teâlâ’nın ayalıdır. En afdalı, ayalına faydası çok olanlardır. Âlim olup kendinden gayri kimseye menfaat görülmeyen âlim değildir. Bu âlimler Allahu Teâlâ’yı kullarına sevdirenlerdir.

Ebu Emame radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerif:  

حَبِّبُوا اللّٰهَ إِلٰى عِبَادِه۪ يُحْبِبْكُمْ اللّٰهُ

“Allahu Teâlâ’yı kullarına sevdiriniz Allahu Teâlâ’da sizi sever”[2] deyi buyurmuştur. 

İşte bu âlimler bunu ederler. Allahu Teâlâ’yı kullara sevdirirler. Kulları da Allahu Teâlâ’ya sevdirirler. Seni Allahu Teâlâ’ya sevdiren âlimin elini öpmez misin? O âlimler babadırlar.

Anan baban seni dünya çirkefi olan yere getirmişler ve sebep olmuşlardır. Bu âlimler seni Hakk’a sevdirmeye ve Hakk’a götürmeye sebep olan manevi babadırlar. Hadisi şerif:

يَا عَلِىُّ اَنَا وَأَنْتَ أَبُو هٰذِهِ الْاُمَّةِ

Manası “Ya Ali ben ve sen bu ümmete babayız”[3] deyi buyurmuştur.

İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimize kendisi intisap vermiş baba olmuş. İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimizde Hasan-ı Basri kaddese sırrahuya intisap verip baba olmuştur. Böylece elden ele gelmiştir. Yine hadisi şerif:

كُلُّ حَسَبٍ وَنَسَبٍ يَنْقَطِعُ إِلَّا حَسَب۪ي وَنَسَب۪ي

Manası “her hasep ve nesep yok olabilir. Benim hasebim ve nesebim kaybolmaz kıyamete kadar”[4]  deyi buyurmuştur.

İşte hasebim dediği intisapla olan manevi baba hasebidir. Nesebi dediği kendi evladı Fatımatü’z-Zehra radıyallahu anha validemizden nesebidir. Bu silsile böyle gelir neseb cihetiyledir.

Birde tıflı manevi baba ve evlat vardır. Mürid intisap ederse kalbine tıflı manevi düşer. Cenâb-ı Hak meleklere bu kulumun kalbini temizleyin der. Melekler her şeyi çıkarırlar, bir şey var çıkaramazlar. Hak Teâlâ’ya yalvarırlar, çıkaramıyoruz derler. Cenâb-ı Hak o kulumun Mürid olduğu tıflı manevisidir. Sonra murad olacaktır.

Şeyh Abdulkadir Geylâni efendimiz buyuruyor ki “evvel Mürid olurlar, sonra murad olurlar.” şeyhlar böyledir. Kur’an-ı Kerim’de:

  يُر۪يدُونَ وَجْهَهُۜ

“cemaline mürid olmuşlardır” [5] dediği bu müridlerdir.

İşte şeyhlar bu silsiledendir. Birde bu şeyhlarda büyük evliyaullahların ruhlarından intisap edenler vardır. Bunlar nadiren bu ümmeti Muhammed’te zuhur eder. Bunlara veysi derler. Bu ümmete her yüzyılda bir sünneti tazeleyici olarak gelirler.

Veysi dedikleri hazreti Veysel Karani şeyhsız ruhaniyetin intisabıyla olmuştur. Büyük mürşidi kâmildir. Bunlarda aynı yetişirler, Veysi’dirler. Rasulü Ekrem sallallahu aleyhi vesellem vennecmi suresini okurken secde ayetinde kâfirlerde secde etmişler. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem buyurmuş ki “sizde bize uydunuz” deyince “başı kavuklu putlara da secde edilir dedin bizde ettik” dediler.

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem çok müteessir oldu. Cebrail aleyhisselam geldi, “şeytan sen söylüyorsun gibi bunlara duyurdu.” Rasulü Ekrem efendimiz çok müteessir oldu. “Benim meclisimde müdahale eden ümmetimin ulemasına neler edecektir. Sünnetim tez kayıp olacaktır” diye. Haktan selam ile Cebrail aleyhisselam geldi dedi “ya Rasulallah, Hak selam etti ki merak etmesin. Bu ümmete her yüz senede bir sünneti tazeleyici gönderirim. Şeytan onların isminin zikredildiği yerde duramaz” deyi buyurdu” deyince Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem çok sevinmiştir. “Sünnetim kıyamete kadar devam eder” deyi buyurmuştur.                

Yukarıda:

إِنَّ اللّٰهَ يَبْعَثُ لِهٰذِهِ الْاُمَّةِ عَلٰى رَأْسِ كُلِّ مِائَةِ سَنَةٍ مَنْ يُجَدِّدُ لَهَا د۪ينَهَا

"tahkik muhakkak Allahu Teâlâ her yüz sene başında bu ümmete dini, sünneti tazeleyici gönderir.”[6]

İşte bunlar zahirde hiçbir mürşidden feyz alamazlar ve hiçbir şeyh bunlara şeyhlık yapamaz. Bunlar maneviyatta büyük evliyaullahların ruhaniyetlerinden alırlar ve irşad ederler. 

Mürşidi kâmilleri peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin seçtiğini haber verdik. Bunlar aynı öyledirler. Bu mürşidi kâmilinler halka karışırlar amma evliya-i kümelin olanlar halka karışmazlar.

Bu mürşidi kâmilinlerin evliya-i kümmelinden makbul olduklarına dair hadisi şerif:

اَلْمُؤْمِنُ الَّذ۪ي يُخَالِطُ النَّاسَ وَيَصْبِرُ عَلٰى مٰٓا أَذَاهُمْ أَفْضَلُ مِنَ الَّذ۪ينَ لَا يُخَالِطُ النَّاسَ وَلَا يَصْبِرُ عَلٰٓى أَذَاهُمْ

Yani “nasa karışıp onların ezalarına, cefalarına katlanan mü’min nasa karışmayıp onların eza cefalarına katlanmayanlardan afdaldır”[7]  dediği bunlardır.

Bu mürşidi kâmiller halka karışırlar eza, cefalarına sabır ederler. Evliya-i kümmelin olanlar halka karışmazlar eza, cefalarına sabır etmezler. Gece gündüz köşeye çekilip ibadetle meşkul olurlar. Hâlbuki böyle değildir.


[1] Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.3.s.41/4100(Beyrut). Ramuze’l-Ehadis c.2.s.314/11. Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya c.3.s.183 (Beyrut).

[2] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.273/7. Tabarani, el-Mu’cemü’l-Kebir c.8.s.90/7461(Musul). İbni ebu’d-Dünya, Kitabu’l-Evliya s.22/43(Beyrut). İmamı Suyuti, Cem’u’l-Cevamii c.4.s.584/13400.

 

[3] Şerh ve tercüme-i Delaili Abdulkadir-i Geylâni s.285 (Osmanlıca baskı), Rumuzu’t-Tevhid s.25 (Osmanlıca baskı), Rağib el-İsfehani el-Müfredat s.7 (Beyrut)

[4] Rumuzu’t-Tevhid s.25 (Osmanlıca baskı). Beyhaki, Sünenü Kübra (Mekke), c. 7, s. 64/3172, Tabarani, el-Mu’cemü’l Kebir c.3.s.44/2633 (Musul). Şerh ve Tercüme-i Delaili Abdulkadir-i Geylâni s.285.

[5] Enam suresi 6/52.

[6] Hâkim el-Müstedrek c.4.s.567/8592 (Beyrut).  Ebu Davud, Melahim 1, (4391).

[7] İbni Abdu’l-Ber, et-Tehmid c.17.s.447 (Mağrib). Münavi, Feyzü’l-Kadir c.6.s.255 (Mısır).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>