canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İnsan Vücudu - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

İNSAN VÜCUDU

 

İşte bu vücuttaki azalar ve organlar bir mükemmel fabrika gibidir. Yaradılışı, kuruluşu Cenab-ı Hak bizlere bildiriyorlar: Mü’mi-nun suresi, 12. Ayet:

 

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ سُلَالَةٍ مِنْ طينٍۚ

 

Yani, biz insanı çamurun hülasasından halk ettik. İnsanla murad, hazreti Adem aleyhisselamdır. Çünkü Adem babamızı Cenab-ı Hak toprak, su ve çamurdan halk ettiğini haber veriyor. (Mü’minun suresi, 13. Ayet)

 

ثُمَّ جَعَلْنَاهُ نُطْفَةً فِي قَرَارٍ مَكِينٍۖ

 

Yani, anaların rahimleridir. Çünkü nutfe babanın sulbünden, ananın rahmine inip, orada insan şeklini yaratılışı ananın rahmi o nutfeyi muhafaza için, muhkem bir mahal beyan olunmuştur: (Mü’-minun suresi, 14. Ayet)

 

ثُمَّ خَلَقْنَا النُّطْفَةَ عَلَقَةً فَخَلَقْنَا الْعَلَقَةَ مُضْغَةً فَخَلَقْنَا الْمُضْغَةَ عِظَامًا فَكَسَوْنَا الْعِظَامَ لَحْمًاۗ

 

Sonra, Biz o nutfeyi mürur-ı zamanla uyuşmuş kan kıldık. Sonra o uyuşmuş kanı et parçasına çevirdik. Sonra o et parçasını da kemiğe çevirdik. O kemiği de etlerle kisvelendirdik. Yani, kemiklerin üzerine etleri elbise olarak giydirdik ki kemikler muhafaza olsun. (Mü’minun suresi, 14. Ayet)

 

ثُمَّ اَنْشَاْنَاهُ خَلْقًا اٰخَرَۜ

 

Kemiği etle örttükten sonra, biz o insanı terkibi ve mizacı tam suret-i mükemmelde insan ve mahluk-ı aher olarak halk ettik. (Mü’minun suresi, 14. Ayet)

 

فَتَبَارَكَ اللّٰهُ اَحْسَنُ الْخَالِقِينَۜ

 

Biz insanları güzel bir sıfatta halk ettik. (Mü’minun suresi, 15. Ayet)

 

ثُمَّ اِنَّكُمْ بَعْدَ ذٰلِكَ لَمَيِّتُونَۜ

 

Biz insanları bu minval üzere halk ettikten sonra, ölümü de bildirdik. Sonra muhakkak öleceksiniz. (Mü’minun suresi, 16. Ayet)

 

ثُمَّ اِنَّكُمْ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ تُبْعَثُونَ

 

Yani öldükten sonra yevmî kıyamette dirilip, kabrinizden kalkacaksınız.

İşte Cenab-ı Hak, kendini, kuvvet ve kudret sahibi ve her şeylere kadir olduğunu haber veriyor. Ve yaptığı zanaatını ve halk ettikleriyle kendinin güç ve kuvvet sahibi olduğunu bildiriyor. Hem de deliller ile gösteriyor. (Maide suresi ayet-120)

 

وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ

 

O, her şeylere kadirdir. O’nun hiç yapamayacağı bir şey yoktur. Talak suresi, 3. Ayet:

 

اِنَّ اللّٰهَ بَالِغُ اَمْرِه۪ۜ

 

Yani, O Allah yapmak istediği işin baliğidir, yapacağı işin haşa acizi değildir.

Enbiya suresi, 23. Ayet:

 

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

 

Allahu Teala, işlediği işten mes’ul olmaz. Karşısında eşi ve şeriki yoktur. Yerde ve gökte Allah’tan gayri ma’bud yoktur. Gayri ma’bud olsa idi, bütün alemin düzen ve intizamı bozulurdu. Şu görülen nizam mahvirinden çıkardı.

Allahu Teala bir olup, fevkinde O’na hüküm edecek bir hakim olmayınca, işlediği ef’alinden me’sul değildir. İster ise, kullarının bazılarını aziz eder, ister ise, bazılarını zelil eder. Kimini zengin ve kiminin vücutlarını sağlam ve kimini fakir ve hasta kılar. Hiç kimse-nin sual etmek haddi değildir. Biz insanlara düşen vazife, O’nun ve Resulünün emirlerine itaat etmek, nehyedip yasak kıldıklarından sakınmaktır. İrade-i Cüziyyeyi kullara verildiğinden, bizler irademizi iyiye kullanacağız; kötüye şerre kullanmayacağız.

  İnsan suresi 1. Ayet-i Kerime:

 

هَلْ اَتٰى عَلَى الْاِنْسَانِ حِينٌ مِنَ الدَّهْرِ لَمْ يَكُنْ شَيْـًٔا مَذْكُورًا

 

Yani insan üzerine bir zaman geçti ki, o zamanlarda insanın ne ismi, ne de cismi yok idi. Şu halde insan uzun bir zamanda mevcut olmayıp, sonradan hadis olunca elbette onu yaradan ve icad edecek bir kadir, kuvvet sahibi gerektir. Zira her hadiseye bir muhadis lazımdır. İnsanın sonradan halk olunmuş bir aciz cisim olduğunu beyan etmek üzere: (İnsan suresi 2. ayet)

 

اِنَّا خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ اَمْشَاجٍۗ نَبْتَلِيهِ

 

Yani insanı biz anasıyla babasının birbirine karışmış nutfelerden halk ettik ki, biz o insanı imtihan edelim. Hem de insanı kabiliyetli halk ettik; bakalım o insan hilkat-i asliyyesini düşünerek, kendini yaradan Halıkını bilip, ibadetle mi meşgul olacak, yoksa hilkatini unutarak isyana mı dalacak. İşte kullarını emir ve nehyi ile mükellef kılarak, imtihan edeceğini beyanla kullarını ibadete davet olduğu gibi, imtihan sebebiyle herkes kendi yaptığı amelini bilir ve itiraza mecal kalmaz. (İnsan suresi 2-3. ayetler)

 

فَجَعَلْنَاهُ سَمِيعًا بَصِيرًا ﴿﴾ اِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّب۪يلَ اِمَّا شَاكِرًا وَاِمَّا كَفُورًا

 

Yani, Biz insanı imtihan muamelesine tabi kılınca, biz, o insanı işitici ve görücü kıldık, yani biz o insana işitecek kulak ve görecek göz verdik ki, o insan bizim birliğimize ve kuvvet ve kudret sahibi olduğumuzun delillerini kulaklarıyla işitsin ve gözleriyle görsün. Zira biz o insana hayır ve şer yollarını göstermek üzere Resul gönderdik ve Kur’an’ı inzal ettik ve amel ve itikadı ve yapması vacip olan şeyleri bildirdik ve terk edip, yapılmaması lazım olan şeyleri de insanlara bildirdik.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>