canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

MUSA ALEYHİSSELAMIN HIZIR ALEYHİSSELAMI ARAMASI - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

MUSA ALEYHİSSELAMIN HIZIR ALEYHİSSELAMI ARAMASI

 

Şeyh aramak, mürşidi kâmili aramak lazım olduğunu bize göstermek için Kur’an-ı Kerim’de buyurur ki Musa aleyhisselam, ya Rabbi bana ilmi ledün öğret deyince kuluma git öğren dedi. Ben o kuluma ilmi ledün öğretmişim sen ona git öğren dedi.

وَعَلَّمْنَاهُ مِنْ لَدُنَّا عِلْمًا

“biz ona ledün ilminden talim ettik”[1] dediği budur.

Aklın var ise şimdi düşün. Yürü sana ilmi ledünnü verdim dese idi işi biterdi. Bizlere ders olsun diye mutlaka bir kâmil mürşide varmayınca olmaz idiğini bildirmektedir. Kendini bırakıp kuluma git demiş, bize derstir.

Musa aleyhisselam diyor ki ya Rabbi ben onu nerde bulayım, nerden bileyim onun o olduğunu? Cenâb-ı Hak diyor ki deniz kenarında bir taşın üstünde yatar bulursun, sen bir pişmiş balık alırsın, o pişmiş balığı yiyerekten gidersin. Onun yanına vardığın, onu bulduğun zaman o pişmiş balık canlanıp suya düşer. Bilirsin ki o adamı buldun.

Musa aleyhisselam yanına bir arkadaş alıyor, o arkadaşla beraber pişmiş balığı yiyerekten gidiyor.

Allahu Teâlâ bunu Kur’an-ı Kerim’de bize hikayeten söylüyor. Musa aleyhisselam arkadaşına:

قَالَ لِفَتٰيهُ اٰتِنَا غَدَآءَنَاۘ  

“getir gıdamızı balığı yiyelim dedi”[2] demektir. Orda oturdular balığı yediler.

Musa aleyhisselam kalkmış ötekide sofrayı toplarken balık canlandı suya kayıyor.

Bu adamda Musa aleyhisselama söylemeyi unutuyor. Ordan yürüyorlar bir konak daha ileri gidiyorlar. Orada diyor ki getir balığımızı yiyelim deyince:

 وَمَآ اَنْسَان۪يهُ اِلَّا الشَّيْطَانُ

“şeytan bana onu unutturdu”[3] orda balık suya düştü denizi açaraktan gitti.

Bunu sure-i kehfte Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri bize söyler. Burayı aramak isteyenler sure-i kehften baksınlar.

Musa aleyhisselam diyor ki biz ordayken o adam taşın üstünde yatıyordu onun yanına varalım. O adam bizim aradığımız adamdır. Geri geliyorlar, Musa aleyhisselam yanına varıyor diyor ki Ben Musa’yım Cenâb-ı Hak beni sana gönderdi. Sana tabi olup ne dersen sözünden çıkmayacağım. Bana mürşidlik yapıp ilmi ledün öğreteceksin dedi. Hızır aleyhisselam:

 قَالَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْرًا وَكَيْفَ تَصْبِرُ عَلٰى مَا لَمْ تُحِطْ بِه۪ خُبْرًا

Yani “dedi ki sen benimle beraber olmaya takat getiremezsin. Nasıl sabredersin senin haberin olmadığı şeylere”[4] dedi.

Hazreti Musa aleyhisselamın derecesi ondan çok yüksektir, kelimullahtır, Rasulüllahtır. Fakat ona verilen ilim, ilmi ledündür. Peygamberlik ilmi başka Hızır aleyhisselama verilen ilmi ledün ilmi başka, onun için Musa aleyhisselam ilmi ledünnü de öğrenmek istiyor.

Musa aleyhisselam diyor ki ben inşaallah sabrederim, beni sabırlılardan bulursun diyor. Ordan birleşiyorlar deniz kenarına varıyorlar bir gemiye biniyorlar. Hızır aleyhisselam eline bir burgu alıp gemiyi deliyor. Musa aleyhisselam

 قَالَ اَخَرَقْتَهَا لِتُغْرِقَ اَهْلَهَاۚ

“geminin içindekileri suya batırmak için mi deldin”[5] dedi.

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْرًا

“ben sana demedim mi? sen benimle sabredemezsin.”[6]

Musa aleyhisselam, ben unuttum sabrederim artık dedi. Gemiden çıktılar. Bir köyün kenarında köpekler çevirdiler. Bir çocuk geldi köpekleri taşladı köpekleri bunların üzerinden uzaklaştırdı. Hızır aleyhisselam çocuğa bir tokat vurdu çocuk öldü. Musa aleyhisselam yine dayanamadı.

 قَالَ اَقَتَلْتَ نَفْسًا زَكِيَّةً بِغَيْرِ نَفْسٍۜ

Yani “sen hiç suçu olmayan bir nefsi katil edersin bu ne acaib iş dedi.[7] Yine Hızır aleyhisselam dedi.

قَالَ اَلَمْ اَقُلْ لَكَ اِنَّكَ لَنْ تَسْتَط۪يعَ مَعِيَ صَبْرًا

“ben sana demedim mi? Benimle sabredemezsin.”[8] Musa aleyhisselam yine unuttum dedi.

Sonra (iki müfessirin beyanına göre) Antakya şehrine geldiler. Misafir olmak istediler. Kendilerini misafir alan olmadı. Yemek de vermediler. Harebe bir evin eğrilmiş duvarını doğrulttular. Hızır aleyhisselamın duvarı doğrultması Musa aleyhisselamın görüşüne uygun gelmedi. “Bunlar bizi misafir etmediler bu duvara çalışmamıza ücretde istemedik. Hâlbuki ücret istemek hakkımızdı. Ücretimizi alsaydık karnımızı doyururduk” dedi. Hızır aleyhisselam Musa aleyhisselama:

قَالَ هٰذَا فِرَاقُ بَيْن۪ي وَبَيْنِكَۚ سَاُنَبِّئُكَ بِتَاْو۪يلِ مَا لَمْ تَسْتَطِعْ عَلَيْهِ صَبْرًا

“seninle aramız ayrılık oldu yani seninle yoldaşlığımız son buldu. Sana sabır edemediklerini söyleyeyim”[9] dedi.

اَمَّا السَّف۪ينَةُ

Şu gemi işi hayır sahibi fakir kimselere aittir. Bizi hayrına bindirdi. Hâlbuki onların önlerinde varacakları yerde zalim bir hükümdar var. Hükümet gemileri tutuyor. Bu adamın gemiden başka geliri yoktur. Gemiyi deldim, özürledim ki o zalim hükümdar gemiyi ellerinden almasın. Çocuklarını idare eder.

  وَاَمَّا الْغُلَامُ

Amma oğlana-çocuğa gelince anası babası Salih kimselerdir. Bu çocuk kötü çıkacaktı. Onlarda azap çekeceklerdi. O sebeple öldürdüm dedi. Uzatmayalım diye ayetlerin tamamını yazmıyoruz.

وَاَمَّا الْجِدَارُ فَكَانَ لِغُلَامَيْنِ

Duvara gelince iki öksüzlerin babaları bu duvarın altına para gömdü üstü açılmaya varmış idi onu kapattım. Salih kimselerin çocuklarıdır. Rabbım Teâlâ onla­rın yetimlikten çıkıp büluğ çağına erip hazinelerini kendi elleriyle çıkarmalarını irade ve bana duvarı doğrultmayı emretti ki hazineleri muhafaza olsun. Yabancıların eline geçmekle zayi ol­masın ve ben ben bunları kendiliğimden yapmıyorum. Allahu Teâlâ ilmi ledün ile bana bildiriyor. Cenâb-ı Hakk’ın emriyle yapıyorum dedi, ayrıldılar.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ bunu bize uzun boylu hikâye gibi söylemesinde bizlere bu kıssalardan hisse almak lazımdır. Onun için söylüyor.

Evvela kuluma git demiştir. Allahu Teâlâ’nın sevdiği ilmi ledün sahibi kula gitmek lazım geldiği içindir. Mürşide varmayınca ledün kapısı açılmaz imiş bir.  Ona varınca onun işine her ne kadar sana aksi gelse de karışmamak lazım imiş iki.

Bazı zahir okumuş olanlar ile mürşidlerin arasında ki uyuşmamanın hakikatını bize gösteriyor.

Kelimullah olan Musa aleyhisselam muhalefet edince bilmediği şeylerden zahir ehli olanlar etmez mi?

Ledün ilmi gelmeden evvel geleceği Allahu Teâlâ’nın bildrmesiyle bilmektir. Bazı kimselerde şu yanlışlık var. Bu zamanda hani böyle ledün ilmi sahibi adam derler.

Hâlbuki kıyamete kadar ilmi ledün sahipleri bulunurlar. Ayetler hadislerle sabittir. Cenâb-ı Allah bizleri onlardan ayırmasın. Hem dünyada hem ahirette bizleri onların ilmi ile âlim eylesin, âmin.

 


[1] Kehf suresi 18/65.

[2] Kehf suresi 18/62

[3] Kehf suresi 18/63

[4] Kehf suresi 18/66

[5] Kehf suresi 18/71

[6] Kehf suresi 18/72

[7] Kehf suresi 18/74

[8] Kehf suresi 18/75

[9] Kehf suresi 18/78

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>