canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

KUR’AN MANTIKİ DEĞİLDİR - (Sırru'l-Esrar 1.Cilt)

KUR’AN MANTIKİ DEĞİLDİR

 

Bir profosör ile karşılaştım. Ben ayetlerle söyler iken dedi ki “hoca, Kur’an mantıki değil midir? Ben dedim ki Kur’an akla sığmaz, ancak imana sığar.

Eğer sen Kur’an’da akla sığmayanı, mantıka sığmayanı kabul etmem dersen, Kur’an’a inanmaktan çıkarsın. Eğer O’nun dediğine inanıp tasdik etmezsen Allah sözüdür akla mantığa sığmaz ancak inanırsan kurtulursun. İman etmekten başka çare yoktur.

Mesela bak ne diyor: Birinci Salih aleyhisselamın devesidir; Salih aleyhisselamın kavmi dediler ki bize mucizat göster görelim.

Ne istersiniz dedi.

Kaya dağ yarılsın büyük bir deve çıksın. Yanımızda yavrulasın içimizde yaşasın dediler.

Salih aleyhisselam, Allahu Teâlâ kadirdir, yapar dedi. Bir belli günde kayanın önüne uzaktan yakından çok kimseler toplandı. Salih aleyhisselam, dua edince kaya dağ açıldı. İri cesetli bir deve çıktı, orada yavruladı.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ bu içlerinde yaşasın. Ne zaman deveyi öldürürler ise kendilerini o zaman helak ederim dedi.  Develer yirmi beş sene yaşadı.

Bir zenginin malı çok ve kuyudan su sular idi. Çekilen suyu develer içer giderdi. Bu zengin iki eşkıyaya çok para verdi, bu develeri öldürün diye.

Eşkıyalar büyük devenin sinirlerini kestiler. Bağırıp düşünce yavru deve kaçtı. Arkasına düştüler diyar diyar kuvaladılar.

Aklı yetenler, Allah öldürmeyiniz dedi şimdi öldürüyorlar, başımıza gelecek var dediler.

Yavru deve birçok kaçtıktan sonra çıktığı kayaya gelip bağırınca kaya açıldı, içine gitti.

Allahu Teâlâ hazretleri söyle onlara yedi gün yaşasınlar, helak olsunlar dedi. Yedi gün yaşadılar birden felaket gökten ateş yağdı, helak oldular.

Bu hangi akla mantığa sığar dedim. Koca kaya dağ yarılsında deve çıksın, yirmi beş yıl yaşasın. Bunu söyleyen Allahu Teâlâ’dır. İnanmayanın dini, imanı gider. Ancak imana sığar, inanan kurtulur.

İkinci ashabı kehfi söyledim. Tafsilatıyla Cenâb-ı Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

اَنَّ اَصْحَابَ الْكَهْفِ وَالرَّق۪يمِ كَانُوا مِنْ اٰيَاتِنَا عَجَبًا

“ashabı kehf ve rakım bizim acaib ayetlerimizdendir.”[1]

Takyonus’tan kaçtılar, mağaraya girdiler. Üçyüz dokuz sene yattılar. Köpekleri kıtmirde beraber üç yüz dokuz sene yattılar.      وَكَلْبُهُمْ بَاسِطٌ ذِرَاعَيْهِ بِالْوَص۪يدِۜ

“köpekleri kıtmir ayaklarını uzatmış bir halde mağaranın eşiğinde bekledi.”[2]

Damlayan sudan içerek uyumadı. Cinniler gelip bunlar Hakk’ın rahmetine kavuşacaklar hallerini bozalım diye hücum ettiler. Köpek bunları gördü fakat evvelden havlamamağa söz vermişti. Ne kadar sabır ettiysede cinniler hücum ediyorlardı. Sonunda bir kere Hû demesiyle yetmiş bin cinlerin hepsi öldüler.

Dervişler derler ki ashabı kehfin köpeği kadar yok musun? Bir Hû demesinde yetmiş bin cinnileri öldürdü.

Profosöre dedim ki bu hangi akla sığar. Allahu Teâlâ buyuruyor ki 

وَنُقَلِّبُهُمْ ذَاتَ الْيَم۪ينِ وَذَاتَ الشِّمَالِۗ

“biz onları sağlarından sollarına döndürüyorduk.”[3]

Tam üçyüz dokuz yıl yattılar, yattıkları yaşta kalktılar. Bu hangi akla mantığa sığar, ancak imana sığar.

Üzeyr aleyhisselamın bir incir ağacının altında yüz yıl uyumasını söyledim. Yatarken mendiline incir koymuş. Merkebinide bağlamış, yatmış. Uyanmış bakmış merkep yok, bir köme kemik yığını var. Taaccüp edince Cenâb-ı Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri:

كَمْ لَبِثْتَۜ

“ya Üzeyr burada ne kadar yatıp kaldın?”

Cevaben:

قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا اَوْ بَعْضَ يَوْمٍۜ

“bir gün veya bir günün az bir vakti yattım ya Rabbi.

Cenâb-ı Hak dedi ki:

بَلْ لَبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ

 “ya Üzeyr sen burada yüz sene yattın.”

فَانْظُرْ اِلٰى طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْۜ

“yiyeceğine ve içeceğine bak, bozulmamış.” Yatarken yanında yiyecek olarak inciri birde içeceğ varmış o süre zarfında bozulmamış.

وَانْظُرْ اِلٰى حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ اٰيَةً لِلنَّاسِ وَانْظُرْ اِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنْشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًاۜ

“hele eşeğe bak, bütün bunları, seni insanlara karşı kudretimizin canlı bir âyeti kılayım diye yaptık. Hele oeşeğin kemiklerine bak onları nasıl birbirinin üzerine kaldırıyoruz? Sonra onlara nasıl et giydiriyoruz?”[4]Çürümüş, kül olmuş kemikler toplanmaya başladı, çatıldı, deri geldi, merkep silkindi, bağırmaya başladı, sanki ölüp dirilen kendisi değildir.

Yüz yıl yatmış yine kırk yaşında. Hocalar derler ki oğlu yüzyirmi yaşında babası kırk yaşında kimdir derler. Üzeyr aleyhisslamdır.

İşte bunlar akla sığmaz, ben sığanı kabul ederim, sığmayanı kabul etmem diyen Kur’an’dan, imandan ayrılır.

Kur’an-ı Kerim’de acaib karaib şeyler çoktur. Bunları söylemediklerinden mahrum kalmışlardır. Bunların bir kısmını yukarıda yazdığım için burada kısadır.

Profosöre dedim ki sultan Süleyman aleyhisselamın ashabından Asaf bin Berhıya’nın Belkıs’ın onbinlerce adamı alan köşkünün bir göz çevirip bakıncaya kadar Yemen’de Sebe memlekineden Kudüs’e getirmesi ancak bunlar imana sığar. Bu Belkıs’ın bahsi ayeti kerimelerle yukarıda geçti.

İşte bunlar imanın köküdür. Yukarıda Musa aleyhisselam ile Hızır aleyhisselamın kıssaları bizlere neleri anlatıyor.

Kur’an-ı Kerim’de böyle birçok kıssalar var ki neler anlatıyor. Bu kitaptakileri bir adam dikkatle okur anlar ise kendisine iman, itikad için yeter vesselam.

 

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin Nurunun Allahu Teâlâ’nın Nurundan Olduğuna Dair

Burada peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimizin nurunun Allahu Teâlâ’nın nurundan olduğunu yazıyoruz.

Muhammed Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin ilk yaratılışı mevcudattan hiçbir şeyin olmadığı zaman Allahu Teâlâ kendi nurundan Rasulü Ekrem efendimizin nurunu yarattı.

Buna dair hadisi şerifler vardır. Bak şu hadisi şerife. Sahabeler sordular.

يَا رَسُولَ اللّٰهِ أَوَّلُ مَا خَلَقَ اللّٰهُ قَبْلَ الْأَشْيٰٓاءِ      

 Yani “her şeyden evvel Allahu Teâlâ neyi halk etti ya Rasulallah.” Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem hazretleri:

خَلَقَ اللّٰهُ نُورُ نَبِيِّكُمْ

“sizin nebinizin nurunu halketti”[5] deyi buyurdu. Buna dair ayeti kerime:

اَللّٰهُ نُورُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ مَثَلُ نُورِه۪ كَمِشْكٰوةٍ ف۪يهَا مِصْبَاحٌۜ

“Allah yerlerin göklerin nurudur.”[6] Meseli nuruhi dediği Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin nurudur.

Evradı şeyh Muhammed Bahaaddin kitabında çok tafsilatıyla söyler. Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimizin ikiyüz kadar isimleri vardır. Bir ismi de Hakıkatü’l-Hakayık’tır. Yani hakıkatların hakikatı Biride Ebe’l-Ervah’tır. Ruhlar babası demektir.

Rasulü Ekrem efendimizin nuru cümle eşyanın hakikatıdır. Bütün eşyanın zuhuratı Muhammed sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin nurundandır. Bütün insanların ruhu Muhammed sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemin ruhundandır. O’nun ruhunu kendi nurundan yaratıp insanların ruhlarınıda o ruhtan yaratmıştır.

Buna inanmayanların dini nikâhı gider. Çünkü hadisler ile ayetler ile sabittir. İnkâr edenler vahhabi mezhebleridir.

Asla inanmayınız hoca görünüp inkâr edenler var, inanmayınız vesselam.

 


[1] Kehf suresi 18/9

[2] Kehf suresi 18/18

[3] Kehf suresi 18/18

[4] Bakara suresi 2/259

[5] Mecmuatu’l-Ahzab

[6] Nur suresi 24/35

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>