canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İMAN - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

İMAN

 

Cenâb-ı Hakk’a iman etmek şudur ki şartları altıdır. İnsan şöyle iman etmelidir ki

İmanın şartlarından birinci; evvel Allahu Teâlâ birdir ve O’ndan gayri ibadete layık kimse yoktur.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ Hazretlerinin Zati Sıfatları:

Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretlerinin zatına mahsus sıfatı kudsiyesi altıdır.

1-Vücud; var olmak manasınadır. Allahu Teâlâ’nın varlığı ezeli ve ebedidir.

2-Kıdem; evveli ve ibtidası başlangıcı olmamak. Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığı ezelidir, kadimdir, başlangıcı yoktur.

3-Beka; varlığının ahiri-sonu yoktur. Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığı ebedidir, sonradan yok olmaktan münezzehtir.  

4-Kıyam bi-zatihi; Varlığı, kendi zatıyla kaimdir. Mekândan münezzeh olup varlığında kimseye ve hiçbir şeye muhtaç değildir. O Samed’dir, bütün varlık O’na muhtaçtır. 

5-Muhalefetün-lil'havadis; mahlûkata asla benzememek, Allahu Teâlâ hazretlerinin zatı Celilesi bir zata benzemez, misli yoktur. 

6-Vahdaniyet ferdaniyyet; zatında, sıfatında, ef’alinde nazırı, şeriki olmayıp bir olmaktır. Allahu Teâlâ birdir, hiçbir şeye muhtaç değildir. O’nun dengi ve benzeri yoktur. 

Allahu Teâlâ hazretleri zamandan, mekândan, nicelik ve nitelikten münezzehtir. Zamanı, mekânı, nicelik ve niteliği O yaratıp meydana getirmiş çeşit çeşit suretlerde her birini bir şekilde yaratıp kudretini izhar eylemiştir.

Sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem efendimize müşrikler tarafından “ya Muhammed! (sallallahu aleyhi vesellem) sen Rabbıyın sıfatından bize haber ver” demeleri üzerine Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri ihlâs suresi ile beraber şu ayeti kerimeyi inzal edip varlığını, birliğini biz aciz kullarına beyan etmiştir:

وَاِلٰهُكُمْ اِلٰهٌ وَاحِدٌۚ لَآ اِلٰهَ اِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ الرَّح۪يمُ۟

“Ey insanlar, sizin ma’budunuz ma’bud-ı Vahid’tir, birdir. O’ndan başka ma’bud-ı bi’l-hak ibadet edilecek, kulluk yapılacak yoktur. Şeriki yoktur, Rahman, Rahim’dir”[1] dünyada her kuluna ve bütün yarattığı mahlûkatını rahmaniyetinden rızıklandırır ve ahirette yalnız iman ile ihlâslı ibadet ve emrine itaat eden kullarına Rahim sıfatıyla ihsan edicidir.

Vacibi Teâlâ, zatına şirk edenleri bu ayetle tekzip etmiştir. Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretlerinin vahdaniyeti; zatında, sıfatında, ef’al-fillerinde ve Rububiyetindedir. Yani Âlemlere nizam, intizam düzen vermesinde hâşâ şeriki, benzeri yoktur.

İbadete layık müstahak olmasında şeriki olmadığı gibi cümle eşyayı halk edip, terbiye etmesinde dahi şeriki yoktur. İbadete müstahak olduğunu, in’am sahibi olduğunu beyan ederek ispat etmiştir. Ancak elbette ibadete müstahak olan Allahu Teâlâ’dır. Çünkü nimetin şükrü emr-i ilahiyeye imtisal ve ibadettir. Ayeti kerimenin devamında

 اِنَّ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافِ الَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَالْفُلْكِ الَّت۪ي تَجْر۪ي فِي الْبَحْرِ بِمَا يَنْفَعُ النَّاسَ وَمَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ مِنَ السَّمَآءِ مِنْ مَآءٍ فَاَحْيَا بِهِ الْاَرْضَ بَعْدَ مَوْتِهَا وَبَثَّ ف۪يهَا مِنْ كُلِّ دَآبَّةٍۖ وَتَصْر۪يفِ الرِّيَاحِ وَالسَّحَابِ الْمُسَخَّرِ بَيْنَ السَّمَآءِ وَالْاَرْضِ لَاٰيَاتٍ لِقَوْمٍ يَعْقِلُونَ

“Yerin ve göklerin yaratılışında ve gece ile gündüzün devredip dönmesinde, bazı kısalıp bazı uzayarak ihtilafında ve nasın menfaati uğrunda deryada yürüyen gemilerde ve Cenâb-ı Hakk’ın semadan inzal ettiği yağmur ile sularında ve o sular sebebiyle kurumuş arzı kuruduktan sonra, ihyasında ve yeryüzüne hayvanatın her nev’ini dağıtmasında ve rüzgârları bir taraftan diğer tarafa nakletmesinde ve yer ile gök arasında emrine muti olan bulutları istediği yere dönderip aktarmasında aklı olan kavim için Cenâb-ı Hakk’ın birliğine, kudretine deliller, alametler vardır.”[2]

Çünkü semanın böyle amıdsız-direksiz durmasında, ay, güneş, yıldızlar vesair gezegenler, bunların belli bir düzen, intizam içerisinde devretmesi, bütün bunlar Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretlerinin kuvvet ve kudretine delalet eden ayet-alametleridir.

Evet, Cenâb-ı Allahu zü’l-Celal ve tekaddes hazretleri ihlâs sure-i celilesinde:

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ ﴿١﴾ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ ﴿٢﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ﴿٣﴾ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ﴿٤﴾

ey Ekremü’r-Rasul! Deki, O Allah birdir. Şeriki eşi benzeri yoktur. O Allah, Samed’dir. Hiç bir kimseye muhtaç olmayan bütün mahlûkatın her türlü ihtiyaçlarında O’na muhtaç olduğu ve O’na yöneldiği Samed’dir. O Allah’u Teâlâ doğmamış ve doğurmamıştır. O; ezelidir, ebedidir. Çoluk çocuktan münezzeh, dilediğini dilediği vakit yaratacak kudret sahibidir ve O’nun hiçbir eşi benzeri yoktur.[3]

Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri; Yahudilerin hâşâ Üzeyr aleyhisselam Allah’ın oğludur, Hıristiyanların hâşâ İsa aleyhisselam Allah’ın oğludur diyerek sapıtan itikadlarını bu mübarek sure ile red etmektedir.

Yahudi ve Hıristiyanların böyle demekle Allah’a iftira attıklarını ve hak yoldan dalalet yoluna saptıklarını beyan etmek üzere Cenâb-ı Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri bir diğer ayeti kerimesinde:

وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌۨ ابْنُ اللّٰهِ وَقَالَتِ النَّصَارَى الْمَس۪يحُ ابْنُ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ قَوْلُهُمْ بِاَفْوَاهِهِمْۚ يُضَاهِؤُ۫نَ قَوْلَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ قَبْلُۜ قَاتَلَهُمُ اللّٰهُۘ اَنّٰى يُؤْفَكُونَ

itikadlarında sapkınlaşan Yahudiler “Üzeyir Allah’ın oğludur” dediler. itikadlarında sapkınlaşan Hıristiyanlarda “İsa Allah’ın oğludur” dediler. Bu onların ağızlarıyla söyledikleri sözleri ki bu sözleriyle kendilerinden önce geçen kâfirlerin sözlerine benziyorlar. Allah onları kahretsin, nasılda haktan batıla geçip iftira ediyorlar”[4] deyi buyuruyor.

 

Allahu Teâlâ Hazretlerinin Sıfatı Subutiyesi Sekizdir:

1-Hayat; Allahu Teâlâ hazretleri Hay ismi sıfatı ile hayat sahibidir. Buna dair ayeti kerime:

هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ

“O Allahu Teâlâ hazretleri ezeli ve ebedi bir hayat sahibidir. Kayyum, bütün yaratılmışların varlığını bizzat yürütendir”[5] demektir.

2-İlim; Allahu Teâlâ hazretleri ilim sıfatı ile Âlim’dir. O’nun ilmi her şeyleri ihata etmiş, kuşatmıştır. Cenâb-ı Hak ayeti kerimede:

اَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟

“Muhakkak ki Allahu Teâlâ her şeyleri hakkıyla bilicidir”[6] deyi buyuruyor.

3-Semi’; Allahu Teâlâ hazretleri arştan ta seraya kadar mahlûkatının gizli aşikâra seslerini savtlarını semi’idir, işiticidir. 

اَمْ يَحْسَبُونَ اَنَّا لَا نَسْمَعُ سِرَّهُمْ وَنَجْوٰيهُمْۜ

“yoksa onların gizli sır ve konuşmalarını duymadığımızı mı sanıyorlar”[7] ayeti kerimesi bu manayı beyan eder.

4-Basar; Allahu Teâlâ hazretleri arştan ta seraya kadar halkının basıyrıdır. Gizli aşikâre yaptıklarınızı hakkıyla görendir. 

وَاعْلَمُوٓا وَاللّٰهُ بَص۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

   “bilmiş olun ki Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.”[8] Ayeti kerimesi bunu beyan eder.

5-İrade; dilemek, tercih etmek sıfatıdır.

فَعَّالٌ لِمَا يُر۪يدُۜ  

“Allahu Teâlâ dilediğini hakkıyla yapandır”[9] ayeti kerimesi ile bizlere beyan ediyor. 

6-Kudret; her şeye kadir olup güç kuvvet sahibidir. Ezeli ve ebedi tam bir kudret ancak Allahu Teâlâ’ya mahsustur.

لِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا ف۪يهِنَّۜ وَهُوَ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ قَد۪يرٌ

“göklerin, yerin ve bunların içinde ne varsa hepsinin hükmü Allahu Teâlâ’nındır. O Allahu Teâlâ her şeye kadir her şeye hakkıyla gücü yeten kudret sahibidir”[10] ayeti kerimesi bunu beyan eder.

7-Kelam; Allahu Teâlâ hazretlerinin kelam sıfatı vardır. Kullarına hidayet için inzal ettiği kitaplar O’nun kelamıdır, kelamı kadimdir. Hâşâ kulların konuşması gibi değildir, harfsiz savtsız söyler, sesten münezzehtir.  Sevgili Peygamberimiz sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimize mi’racta, tur dağında Musa aleyhisselama vasıtasız olarak söylemiştir.     

8-Tekvin; var etmek, icad etmek manasınadır ki Allahu Teâlâ’ya mahsustur. Allahu Teâlâ hazretleri bu tekvin sıfatı ile dilediğini yok iken var eder, dilediğini var iken yok eder.

اِنَّمَآ اَمْرُهُٓ اِذَآ اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ 

“Allahu Teâlâ hazretleri bir şeyi murad ettiğinde, o şeye ol, emrini verir ise; O şey derhal olur,”[11] asla tehir etmez, asla tehir yoktur, hemen olur, yok ol dese yok olur.

 


[1] Bakara suresi 2/163

[2] Bakara suresi2/164

[3] İhlâs 112/1–2–3–4. ayetler.

[4] Tevbe suresi 9/30

[5] Bakara suresi 2/255

[6] Bakara suresi 2/231

[7] Zuhruf suresi 43/80

[8] Hucurat suresi 49/18

[9] Buruc suresi 85/16.

[10] Maide suresi 5/120

[11] Yasin suresi 36/82

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>