canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Sünnet ve Edeplerine Riayet Ederek Abdest Alma: - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

Sünnet ve Edeplerine Riayet Ederek Abdest Alma:

Sünnet ve Edeplerine Riayet Ederek Abdest Alma:

 

Abdeste euzü besmele ile başlamak: sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hadisi şeriflerinde:

اَغْلِقُوا اَبْوَابَ الْمَعَاصِي بِالْاِسْتِعَاذَةِ وَافْتَحُوا اَبْوَابَ الطَّاعَةِ بِالتَّسْمِيَةِ

“istiaze yani euzübillahimineşşeytanirracim ile masiyet günah kapılarını kapatınız ve tesmiye yani besmele-i şerif ile ibadet taat kapılarını açınız”[1] buyuruyor.

Diğer bir hadisi şeriflerinde:

لَا وُضُوءَ لِمَنْ لَمْ يُسَمِّ اللّٰهَ

“besmele çekmeyen kimsenin abdesti kâmil bir abdest olmaz”[2] buyuruyor. Diğer bir hadisi şerifte:

كُلُّ أَمْرٍ ذ۪ي بَالٍ لَمْ يُبْدَأْ بِبِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ فَهُوَ أَقْطَعُ

“bismillahirrahmanirrahıym ile başlanmayan her iş eksik ve bereketsizdir”[3]

Elleri bilekleriyle beraber üç kere yıkamak: Hazreti Osman radıyallahu anhu ve imamı Ali kerremallahu vechehu efendimiz ve daha birçok sahabe-i kiram Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin nasıl abdest aldığını tarif ederken

فَغَسَلَ يَدَيْهِ ثَلَاثًا

“ellerini üç kere yıkadı”[4] deyi buyurdukları rivayet olunmuştur. Ellerini yıkarken şu duanın okunması da faziletlidir.

بِسْمِ اللّٰهِ الْعَظ۪يمِ وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلٰى د۪ينِ الْاِسْلٰامِ وَعَلٰى تَوْف۪يقِ الْا۪يمَانِ وَعَلٰى هِدَايَتِ الرَّحْمٰنِ وَجَعَلَ الْمٰٓاءَ طَهُورًا وَجَعَلَ الْاِسْلٰامَ نُورًا بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّحِم۪ينَ

“Bismillâhi’l-azimi velhamdülillâhi alâ dini’l-islâmi ve alâ tevfikı’l-imâni ve alâ hidâyeti’r-Rahmâni ve ceale’l-mâe tahûran ve ceale’l-islâme nûran bi rahmetike yâ erhame’r-Râhimin.”

Mümkün mertebe dünya kelamı konuşmamağa dikkat ederek her bir uzvu yıkar iken bilenlerin huzuru kalp ile

اَشْهَدُ اَنْ لٰٓااِلٰهَ اِللّٰهُ وَاِنَّكَ رَسُولُ اللّٰهِ بِالْحَقِّ بَعْثِكَ لِيَغْفِرَ لَكَ اللّٰهُ مَا تَقَدَّمَ بِذَنْبِكَ وَمَا تَاَخَّرْ

“Eşhedü enlâilâhe illallâh ve inneke resûlullâh bil hakkı ba’sike liyağfira lekellâhu mâtekaddeme bizenbike vemâ teahhar”

Bunu bilmeyenler her azaları yıkarken huzuru kalb ile şu şekilde kelime-i şahadet söyleyebilir.

أَشْهَدُ اَنْ لٰٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَاَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ

“Eşhedü enlâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhamme-den abduhu ve rasulühü” diyerek kelime-i şahadet söylemeleri müstehabtır.[5]

El ve ayakları yıkarken parmakları hilallemek: âlemlere rahmet sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem ibni Abbas radıyallahu anhuya hitaben:

إِذَا تَوَضَّأْتَ فَخَلِّلِ الْاَصَابِعَ مِنْ يَدَيْكَ وَ رِجْلَيْكَ

“abdest aldığın zamanda ellerinin ve ayaklarının parmak aralarını hilalle yani parmaklarının arasını oğuştur”[6] deyi buyurmuştur.

Parmağında bulunan yüzüğünü hareket ettirmek: buna dair hadisi şerif:

كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا تَوَضَّأَ حَرَّكَ خَاتِمَهُ

“Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem abdest aldığı zamanda parmağın tamamen ıslanması için mübarek parmağında ki yüzüğü hareket ettirirdi”[7]

Mazmaza ve istinşak; önce ağza sonra burna üç kere su alıp temizlemek. Buna dair hadisi şerifte:

وَمَضْمَضَ ثَلَاثًا وَاِسْتِنْشَقَ ثَلَاثًا

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz “üç kere ağzına üç kerede burnuna su alarak temizlerdi”[8] deyi rivayet olunmuştur.

Hazreti İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimiz abdest alırken:

فَتَمَضْمَضَ وَاسْتَنْشَقَ وَنَثَرَ بِيَدِهِ الْيُسْرٰى فَعَلَ ثَلَاثًا ثُمَّ قَالَ: هَكَذَا طُهْرُ نَبىِّ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ

“ağzına su alıp temizledi ve burnuna su alıp sol eliyle sümkürdü bunu üç sefer yaptı ve “bu Rasulullah sallallahu aleyhi vesellemin abdestidir buyurdu”[9] deyi rivayet olunmuştur.    

Ağza su verilirken misvak kullanmak: bu konuda Rasulü Ekrem ve Nebiyyi Muhterem sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem:

اَلسِّوَاكُ مَطْهَرَةٌ لِلْفَمِ مَرْضَاةٌ لِلرَّبِّ

“misvak ağzı temizleyici Rabb’ın rızasını celbedicidir”[10] buyuruyor. Diğer bir hadisi şerifinde:

    لَوْلٰٓا أَنْ أَشُقَّ  عَلٰٓى أُمَّت۪ي لَأَمَرْتُهُمْ بِالسِّوَاكِ ثَمَّ كُلِّ وُضُوءٍ

“eğer ümmetime zorluk olmasaydı her abdest alırken misvak kullanmalarını emrederdim”[11] buyuruyor.

Yine bir hadisi şerifinde:

رَكْعَتَانِ بِسِوَاكٍ خَيْرٌ مِنْ سَبْع۪ينَ رَكْعَةً بِغَيْرِ سِوَاكٍ

“misvakla kılınan iki rekât namaz misvaksız kılınan yetmiş rekâttan afdal-üstündür”[12] deyi buyurduğu rivayet olunmuştur.

Misvak kalbi açar, dile açıklık verir. Kur’an, zikir, söz bunlarda gayet açık söylemek hâsıl eder. Zihni açar, boğazda ki balgamı keser. Kalbi hikmet ile doldurur. Dişlerin kokusu gider, nezleyi giderir sağlam olur.

Niyet etmek; niyetin yeri kalptir amma lisan ile de söylemek daha faziletlidir. Abdestin farzı yüzde başladığından yüzü yıkarken niyet edilir.[13]

Üç sefer yüzünü yıkamak sonra üç sefer dirseklerle beraber kollarını yıkamak; buna dair Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimizin:

غَسَلَ وَجْهَهُ ثَلَاثًا وَ يَدَيْهِ ثَلَاثًا إِلَى الْمَرَافِقَيْنِ

“üç sefer mübarek yüzünü ondan sonra üç sefer mübarek kollarını dirsekleriyle beraber yıkardı”[14] bazı rivayetlerde

غَسَلَ يَدَهُ الْيُمْنٰى ثَلَاثَ مَرَّاتٍ إِلَى الْمِرْفَقِ ثُمَّ غَسَلَ يَدَهُ الَيُسْرٰى إِلَى الْمِرْفَقِ ثَلَاثَ مَرَّاتٍ

mübarek yüzünü yıkadıktan sonra üç sefer mübarek sağ kolunu dirseğiyle beraber yıkar sonra üç sefer mübarek sol kolunu dirseğiyle beraber yıkardı”[15] deyi rivayet olunmuştur.

Yüzü yıkarken parmaklarıyla sakalı hilallemek oğuşturmak; buna dair ebu Eyyûb el-Ensari radıyallahu anhu:

رَأيْتُ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِذَا تَوَضَّأَ فَخَلَّلَ لِحْيَتَهُ

“Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellemi abdest alırken sakalını hilallediğini gördüm”[16] deyi buyurmuştur.Eğer sakalı teni görünecek kadar seyrek ise yıkamak icab eder.  

Yine iki cihanın fahri Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz:

أَتَان۪ي جَبْرٰٓائ۪يلُ فَقَالَ إِذَا تَوَضَّأْتَ فَخَلِّلْ  لِحْيَتَكَ

“Cebrail bana geldi ve abdest aldığında sakalını hilalle oğuştur dedi”[17] deyi buyurmuştur.   

Başı mesh etmek; başın tamamını kaplama mesh etmek sünnettir. Parmaklarını başının ön tarafına koyarak bütün başı kaplayacak şekilde arkaya doğru çekerek mesh edilir. Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimizin başını meshederken:

مَسَحَ الرَّأْسَ كُلَّهُ مِنْ قَرْنِ الشَّعْرِ كُلَّ نَاحِيَةٍ لِمُنْصَبِّ الشَّعْرِ َ يُحَرِّكُ الشَّعْرَ عَنْ هَيْئَتِهِ

“Başın tamamını meshetti. Başın tepesinden başlayıp saçın döküldüğü her tarafa ulaşacak şekilde saçın şeklini bozmadan meshetti”[18] deyi sahabe-i kiram tarafından rivayet olunmuştur.

Kulakları meshetmek; bu konuda İbni Abbas radıyallahu anhu hazretlerinden şöyle rivayet olunmuştur:

   عَنْ اِبْنِ عَبَّاسْ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُ: أَنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهَ وَ سَلَّمَ مَسَحَ اُذْنَيْهِ دَاخِلُهُمَا بِالسَّبَابَتَيْنِ وَخَالَفَ اِبْهَامَيْهِ اِلٰى ظَاهِرٍ أُذْنَيْهِ وَمَسَحَ ظَاهِرُهُمَا وَبَاطِنُهُمَا 

“Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem şahadet parmağının uçlarıyla kulaklarının içini başparmakları ile de kulaklarının arka kısmını meshederdi”[19] deyi buyurmuştur.

Boynu meshetmek; boynu üç parmağın arkasıyla mesh etmek. Boğazı-gırtlağı mesh etmek bidattir.[20]

İbni Ömer radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz:

مَنْ تَوَضَّأَ وَمَسَحَ عُنُقَهُ لَمْ يُغَلْ بِالْأَغْلَالِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

“her kim abdest alır boynunu da mesh ederse kıyamet gününde boynuna bukağı bağlanmaz”[21] deyi buyuruyor

Yine ibni Ömer radıyallahu anhu buyuruyor ki

اَمْسَحُوا رِقَابَكُمْ قَبْلَ أَنْ تُغَلَّ بِالنَّارِ

“cehennem ateşi boynunuza dolanmadan boyunlarınızı meshedin”[22] buyuruyor.

Ayakları yıkamak; önce sağ sonra sol ayak, kuru yer kalmadan parmak aralarına da suyu ulaştırmak suretiyle iyice yıkanmalıdır. Bu hususta Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerif:

رَجَعْنَا مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ‏ ‏صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ‏ ‏مِنْ ‏ ‏مَكَّةِ ‏ ‏إِلَى‏الْمَدِينَةِ ‏حَتَّى إِذَا كُنَّا بِمَاءٍ بِالطَّرِيقِ تَعَجَّلَ قَوْمٌ عِنْدَ الْعَصْرِ فَتَوَضَّئُوا وَهُمْ عِجَالٌ فَانْتَهَيْنَا إِلَيْهِمْ وَأَعْقَابُهُمْ تَلُوحُ لَمْ يَمَسَّهَا الْمٰٓاءُ فقَالَ النَّبىُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَيْلٌ لِلْإِعْقَابِ مِنَ النَّارِ أَسْبِغُوا الْوُضُوءَ

“Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem ile beraber Mekke’den Medine’ye dönüyorduk. Hatta yol üzerinde bir suyun yanına vardığımızda halk ikindi namazı sırasında acele etti ve bir kısmı alelacele abdest aldı. Biz onlara ulaştık. Ökçelerine su değmemiş, parlıyordu. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz, “yazık ökçelerin cehennemde vay hâline! Abdesti tam alın!” yani alelacele yapıp ta kuru yer bırakmayındeyi buyurdular”[23]

 

 

 

Abdest alırken suyu israf etmemeğe dikkat etmelidir:

İsraf, suyu şer’an yeterinden fazla kullanmaktır. Buna dair Amr ibni As radıyallahu anhudan rivayet olunan bir hadisi şerif şöyledir:

‏ ‏أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ‏صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ‏مَرَّ ‏بِسَعْدٍ وَهُوَ يَتَوَضَّأُ فَقَالَ ‏مَا هَذَا السَّرَفُ؟ فَقَالَ أَفِي الْوُضُوءِ إِسْرَافٌ؟ قَالَ نَعَمْ وَإِنْ كُنْتَ عَلَى نَهَرٍ جَارٍ ‏

“Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem abdest alan Sa’d’ın yanına uğradı ve “bu israf nedir?” Diye sordu. Sa’d,“abdestte israf olur mu?” Diye sorunca Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, “evet, nehrin kenarında olsan bile”[24] deyi buyurduğunu rivayet eylemiştir.

Suyu haddinden fazla kullanıp israf etmemeli. Yeterinden az da kullanmamalıdır zira yeterinden az kullanmakta mekruhtur. Kifayet miktarı kullanmalı, yıkadığı yerde suyun damlası belli olmalıdır. Azaları üçten fazla yıkamakta israftır.[25]

Tertibe riayet ederek azaları sıra ile yıkamak ve özür bulunmadıkça mutedil havada yıkadığı uzvu kurumadan birbiri ardınca diğerini yıkamak sünnettir.[26]

Yine abdestin edeplerindendir ki abdest aldığı suyun elbisesinin üzerine sıçramamasına dikkat etmektir ve mümkünse abdesti kıbleye karşı almaktır.[27]

Yüzünü yıkarken suyu sertçe çarpmamak, özrü yok ise ağzına ve burnuna suyu sağ eliyle verip sol eliyle sümkürmek.[28]

Abdestten artan sudan ayakta kıbleye karşı içmek, zemzem suyunu ve abdest suyunu ayakta içmek mekruh değildir. Başka suları mümkünse ayakta içmemeli ayakta içmek mekruhtur.[29]

Kerahet vakti değilse abdest aldıktan sonra iki rekât abdest şükür namazı kılmak. Buna dair Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz bir hadisi şeriflerinde şöyle buyuruyorlar:

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَتَوَضَّأُ فَيُحْسِنُ الْوُضُوءِ وَيُصَلّ۪ي رَكْعَتَيْنِ يُقْبِلُ بِقَلْبِهِ وَوَجْهِه۪ عَلَيْهِمَا إِلَّا وَجَبَتْ لَهُ الْجَنَّةُ

“Bir Müslüman kimse abdest alır ve abdesti güzel eyler yani edeplerine mümkün olduğunca dikkat ederek huzuru kalb ile güzel bir abdest alır iki rekât namaz kılar, hem kalbi ve hem bedeni ile o namaza yönelirse yani beden namazda kalp başka yerlerde olmayarak huzur ve huşu ile namazı kılarsa o kimseye cennet vacip olur”[30] deyi buyurmuştur.

Abdest aldıktan sonra bir veya iki veya üç kere inna enzelna suresini okumaktır. Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimizden rivayet olunmuştur ki

إِنَّ مَنْ قَرَأَ إِنّٰٓااَنزَلْنَاهُ ف۪ي إِثْرِ الْوُضُوءِ غَفَرَ اللّٰهُ لَهُ ذُنُوبَ خَمْس۪ينَ سَنَةٍ

“bir kimse abdestin akabinde inne enzelna suresini okusa Cenâb-ı Hak Teâlâ onun elli yıllık günahını mağfiret eder”[31] deyi buyurmuştur.

Yine buna dair bir hadisi şerifte:

مَنْ قَرَأَ إِثْرَ وُضُوئِه۪ إِنّٰٓاأَنْزَلْنَاهُ ف۪ي لَيْلَةِ الْقَدْرِ وَاهِدَةً كَانَ مِنَ الصِّد۪يق۪ينَ وَمَنْ قَرَأَهَا مَرَّتَيْنِ كَانَ ف۪ي د۪يوَانِ الشُّهَدٰٓاءِ وَمَنْ قَرَأَهَا ثَلَاثًا يَحْشُرُهُ اللّٰهُ مَحْشَرَ الْأَنْبِيٰٓاءِ

“abdestin akabinde ihlâsla inne enzelnehu fi eyleti’l-Kadri suresini bir kere okuyan kimse sıddıklardan olur. İki kere okuyan kimse şehitler divanındadır. Üç kere okuyan kimseyi Allahu Teâlâ Peygamberleri haşrettiği gibi haşreder”[32] buyuruyor.

 

Güneşte ısıtılan su ile abdest almak mekruhtur: Çünkü Peygamberimiz sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimizin abdest alması için güneşte su ısıtan Aişe validemize

لَا تَفْعَل۪ي يَا عَائِشَة فَإِنَّهُ يُورِثُ الْبَرَصَ

“öyle yapma ya Aişe! Çünkü o baras hastalığı getirir”[33] deyi buyurmuştur. Yine hazreti Ömer ibni’l-Hattab radıyallahu anhudan rivayet olunmuştur ki

لَا تَغْتَسِلُوا بِالْمٰٓاءِ الْمُشَّمَسِ فَإِنَّهُ يُورِثُ الْبَرَصَ

“güneşte ısınan su ile gusletmeyin-yıkanmayın zira o baras hastalığı getirir”[34] deyi buyurmuştur.

 


[1] Gunyetü’t-Talibin c.1.s.148 (Osmanlıca baskı)-c.1.s.132 (Beyrut), Deylemi el-Firdevsü bi Me’sûru’l-Hıtab c.1.s.98/322 (Beyrut)

[2] Münavi, Feyzü’l-Kadir c.6.s.429 (Mısır). Tirmizi, Sünen c.1.s.38/25 (Beyrut).

[3] Münavi Feyzü’l-Kadir c.1.s.296 (Mısır). Merakı’l-Felah s.27 (Beyrut)

[4] Zeylai, Nasbu’r-Raye c.1.s.13–14 (Mısır). Sahihi Buhari c.1.s.80/184 (Beyrut). Tabarani, el-Mu’cemü’l-Evsat c.4.s.257/4133 (Kahire). İmamı Kastalani, Mevahibü’l-Ledünniye c.2.s.244–245 (Osmanlıca baskı)-c.4.s.31 (Beyrut). Merakı’l-Felah s.28 (Beyrut).

[5] Halebî Sağir Tercümesi s.11 (Osmanlıca baskısı).

[6] Hâkim, el-Müstedrek c.1.s.291/648 (Beyrut). Tirmizi, Sünen c.1.s.57/39 (Beyrut).

[7] Sünenü ibni Mace c.1.s.153/449 (Beyrut). İmamı Kastalani, Mevahibü’l-Ledünniye c.2.s.248 (Osmanlıca baskı)-c.4.s.39 (Beyrut).

[8] Zeylai, Nasbu’r-Raye c.1.s.13–14 (Mısır). Sahihi Buhari c.1.s.80/184 (Beyrut). Tabarani, el-Mu’cemü’l-Evsat c.4.s.257/4133 (Kahire). İmamı Kastalani, Mevahibü’l-Ledünniye c.2.s.244–245 (Osmanlıca baskı)-c.4.s.31 (Beyrut).

[9] Nesai, Sünen c.1.s.67/91 (Haleb). Sahihi ibni Hıbban c.3.s.361/1079 (Beyrut).

[10] Sahihi ibni Hıbban c.3.s.348/1067 (Beyrut). Sünenü’d-Darimi c.1.s.184/684 (Beyrut).

Sünenü ibni Mace c.1.s.106/289 (Beyrut). İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.1.s.3/7 (Mısır). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.3.s.28/2777 (Beyrut). 

[11] Sahihi Buhari c.2.s.602/1831 (Beyrut). İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.2.s.250/7406 (Mısır). Nesai, Sünenü’l-Kübra c.2.s.197/3037–3038 (Beyrut). Beyhaki, Sünenü’l-Kübra c.1.s.35/144 (Riyad).

[12] Münavi, Feyzü’l-Kadir c.4.s.36 (Mısır).

[13] Halebî Sağir Tercümesi s.8. (Osmanlıca baskı). Fetâvayı Hindiye c.1.s.10 (Beyrut). 

[14] Mevahibü’l-Ledünniye c.2.s.245 (Osmanlıca baskı)-c.4.s.31 (Beyrut).

[15] Sahihi ibni Hıbban c.3.s.361/1079 (Beyrut).

[16] Sünenü ibni Mace c.1.s.149/433 (Beyrut). Zeylai, Nasbu’r-Raye c.1.s.24 (Mısır). 

[17] Zeylai, Nasbu’r-Raye c.1.s.23 (Mısır).

[18] İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.6.s.359/27069 (Mısır). Sünenü ebu Davud c.1.s.31/128.

[19] İlâü’s-Sünen c.1.s.88. Sünenü ibni Mace c.1.s.151/439 (Beyrut).

[20] Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.30. ibni Abidin c.1.s.247 (Riyad). Fetâvayı Hindiye c.1.s.10 (Beyrut).

[21] İbni Hacer el-Askalâni, Telhısu’l-Habir c.1.s.93/98 (Medine).

[22] İmamı Sarahsi, el-Mebsut c.1.s.10 (Beyrut).

[23] Sahihi Müslim c.1.s.214/241 (Beyrut). Sahihi ibni Hıbban c.3.s.335/1055 (Beyrut).

[24] Sünenü ibni Mace c.1.s.147/425 (Beyrut). İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.2.s.221/7065 (Mısır). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.3.s.30/2788 (Beyrut).

[25] İbni Abidin c.1.s.258. (Riyad).

[26] Halebî Sağir Tercümesi s.9 (Osmanlıca baskı). İbni Abidin c.1.s.244-245 (Riyad).

[27] Halebî Sağir tercümesi s.10–14 (Osmanlıca baskı).

[28] Halebî Sağir Tercümesi s.12 (Osmanlıca baskı). Fetâvayı Hindiye s.11 (Beyrut).

[29] Halebî Sağir Tercümesi s.14 (Osmanlıca baskı). Şerhu Münyetü’l-Musalli s.42. Merakı’l-Felah s.32. (Beyrut). 

[30] Sahihi Müslim c.1.s.209/234 (Beyrut). Sünenü ebu Davud c.1.s.238/906. Hafız el-Münziri, et-Terğib c.1.s.154/571 (Beyrut). Şerhu Münyetü’l-Musallin s.43.

[31] Halebî Sağir Tercümesi 13–14 (Osmanlıca baskısı). Şerhu Münyetü’l-Musalli s.41. 

[32] Kenzü’l-Ummal c.9.s.299/26090 (Beyrut).

[33] İbni Abidin c.1.s.325 (Riyad). Tabarani, el-Mu’cemü’l-Evsat c.6.s.44/5747 (Kahire). Heysemi, Mecmau’z-Zevaid c.1.s.214 (Kahire). 

[34] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.438/7. Merakı’l-Felah s.32 (Beyrut). Sünenü Darakutni c.1.s.39/4 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>