canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Allah Sevgisi - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

ALLAH SEVGİSİ

 

Şu konuyu da açalım; her kim O’nu tanır, ihlaslı ibadet eder, halis niyet ile itaat eder, cidden O’nu severse, vallahi O da seni se-ver. O da bir kulunu severse, sevdiğinden hiçbir şey esirgemez. Nasibinde yok ise de, nasip eder verir. Hiç kimse karışamaz ve ma-ni olamaz. Kul ciddiyetini korur, muhafaza eder, çalışır, yılmaz, azminde sebatlı ve doğru istikamette devamla bir kararda ve imtihanlarda doğru dürüst çıkanları Cenab-ı Hakk’ın o kulu tutması var, ve sevmesi var. İmtihanlar nedir; sevdiği kullarına azabı, gazabı yoktur. Fakat derece yükselmesi için tevekkülünü, teslimiyetini denemek için imtihanlar vardır. Cenab-ı Hak doğru çıkanlardan eylesin, amin!

Sevgi konusu nasıl olur; bir kulun Allah ile sevgisi, Allah’a ibadeti ve Allah ile meşguliyeti ve Allah’a olan korkusu, işte ne zaman bunlar sair başkalarından fazlalaşır, bu taraf ağır, galebe olur ise, o zaman sevgi, muhabbetler başlar. Biz kullar O’nu ve O’nun sevgisini ve rızasını isteyeceğiz. O’nun dışındaki bütün sevgiler boştur, sonsuzdur. Öyle ise en sağlam, en kuvvetli, en kaim, daim olan şefkati, rahmeti, merhameti çok, affı, keremi çok olan bir Allah’ımızdan çok korkalım. Hakkı ile O’na dayanalım. O’na güvenelim. O’na inanalım. O’nu sevip, O’na yapışalım. O’na kavuşalım. Gayrilerden savuşalım. O’nunla arayı açmayalım. Bütün gayri maksat ve arzulardan çok sakınıp, kaçalım. Nefsimize, şeytana, dünyaya cihad açalım.

Bir de O’nun sevgilisi olan Peygamber Efendimizi ve O’nun sünnetlerini sevip, hakkı ile tutmayı nasip eylesin.

Al-i İmran suresi, 31. Ayet:

 

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونِي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ

 

Yani, ey Habibim, sen irşad etmek istediğin kimselere de ki, eğer siz, Allahu Teala’ya sevilmek ve Allahu Teala’yı da sevmek istiyor iseniz, bana tabi olunuz ki, Allahu Teala da sizi sevsin ve günahlarınızı mağfiret etsin, buyuruyor.

Sevgili Peygamber Efendimiz de şöyle buyuruyorlar ki, benim manevi ali evladlarım şunlardır ki, göğüsleri, yani kalplerini selamete çıkarmışlar, nefsin her türlü hevai fesatlarından ve hevayı ağyarlardan kalplerini selamete çıkarmışlar ve dilleriyle kalplerini de Allah’ın zikri ile ve benim zikrimle yani salavavat-ı şerife ile meşgul olanlardır, buyurmuşlar ve takva ile ihlaslı amelde olanlardır, buyurmuşlar.

İşte bu şekilde azimli çalışanlara imtihanlar sonunda Cenab-ı Hak, bunlara hem dünya, hem ahiret servet ve nimetlerini vermiştir. İşte kullar iradelerini daima hayır tarafına ve iyiye ve daima Allah’tan korkarak, daima iradesini Allah rızasına sarf ederse, Allah’ta ona mükafatlar verir. Nasipte olmayanı verir. Bir kul da iradesini, gayretini daima kötüye, şerre, şekavete, daima nefsinin heva ve heveslerine sarf eder, nefsi ne emir eder, onu tutarsa, Allah’ın dediğini unutur bir tarafa atar ise, Allah’ı gücendirir ise, Allah’ta ona gazabını çevirir ise, onu kimse kurtaramaz. Allah’ım, ümmet-i Muhammedi gazabından muhafaza eylesin, amin. Gazabına çarpılanın iki dünyası felaket olur. Hiç karşı duracak kimse yoktur. İstediğini yapar. Nasipte olanı alır. Kulun fiiline göre nasipte olmayanı dilerse verir. Kulların fiiline göre verir. Kulların layığına göre vermesi var, layığına göre alması var.

Rahman suresi 29. Ayet:

 

يَسْـَٔلُهُ مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ كُلَّ يَوْمٍ هُوَ فِي شَاْنٍۚ

 

Allahu Teala her gün, güne gün şeyler ihdas eder. Bazılarını ihya, bazılarını imate, bazılarını zengin, bazıların fakir, bazılarını aziz, bazılarını zelil kılar. Bazılarını sıhhatli, bazılarını hasta, bazılarını mesrur, bazılarını mahzun eder. Dua edenlerin dualarına icabet eder ve istediklerini istihkaklarına göre vermek gibi nice yüz binlerce acaip ve garip şeyler icad eder.

Bu ayet, Yahudilerin itikadını red için nazil olmuştur. Çünkü Yahudiler Allahu Teala Cumartesi günü hiçbir şey icad etmez, derler. İşte bu itikatlarını bu ayet iptal etmiştir. Allahu Teala’nın icadı her gün ve her vakit cari olduğunu beyan buyurmuştur. Çok deliller var; Firavunları yekün denize gark etti. Bütün mallarına İsrailoğullarını mirasçı etti. Yapmak istediklerini yapar; O’nun yapamayacağı hiçbir şey yoktur.

Yasin suresi, 82. Ayet:

 

اِنَّمَآ اَمْرُهُٓ اِذَآ اَرَادَ شَيْـًٔا اَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ

 

Yani, Allahu Teala hazretleri bir şeyi murad ettiğinde, o şeye ol, emrini verir ise; O şey derhal olur, asla tehir etmez, asla tehir yoktur, hemen olur.

Bak, hadis-i kudsi: Ya Habibim, kullarıma haber ver, beni dört şey ile razı eylesinler:

Bir: Daima gönülde pişmanlık ile,

İki: Daima tevbe ve istiğfar çeksinler.

Üç: Daima benim için gözyaşı döksünler.

Dört: Daima gece gündüz bana cemii azaları ile ibadet eylesinler.

  Ömer bin Abdülaziz, rahmetullahi aleyh buyuruyor ki:

 

اِعْمَلُوا لِاٰخِرَتِـكُمْ اِتَّـبِعُو هَا دُنْـيَاكُمْ

 

Yani “ihlas üzere ahiretinizi unutmayarak Allah’a ibadet ederseniz, dünyalığınız ona tabidir”[1], buyurmuştur. Cenab-ı Hak Teala ve tekaddes hazretleri hadis-i kudsisinde:

 

يَا دُنْيَا اُخْدُمِى مَنْ خَدَمَنِى

 

Yani Cenab-ı Hak, dünyaya emir buyurur ki; “Ey dünya, bana hizmet eden kullarıma, sen de hizmet et.”[2]

İşte her kim nefsinin terbiyesine hakim olur ise, Pirimiz Abdülkadir Efendimizin sözleri: Nefis Allah’a itaat ettiği zaman onun rızkı her yandan bol bol gelir. İsyan ettiği ve kibirlendiği zaman ise, rızka sebep olan vasıtalar ortadan kalkar. Üzerine eza ve cefalar musallat edilir. Böylece nefis helak olur, mahvolur. Onun dünyası da ahireti de hüsrandır. Allah’a itaat eden nefsin sahibi daima hizmete ve yardıma mazhar olur. Nerede bulunur ve nereye giderse, Allah (c.c.) onun kısmetini kendisine ulaştırır. Çünkü ondan razıdır. Allah’a itaatkar olan nefisin sahibi üzerine farz olan vazifeleri gönül sevinci içinde ve hiçbir külfet duymadan eda eder. Hem de kalbi Allah’tan başka şeylerden arınmış, uzuvları da dünyalık ve onun fuzuliyetini kazanması hırsından kurtulmuş olarak.

Ey nimetlere gark edilmiş kişi, sana verilen nimetlere şükür et. Aksi halde, o nimetler elinden alınır. Şükür etmek ile nimetlerin kanadını kes. Aksi halde o nimetler yanından uçar, gider.

 


[1] Ebu Nuaym Hilyetü’l Evliya, c. 5, s. 265 (Beyrut).

[2] Kenzü’l-İrfan 1001 Hadis, s. 50/284.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>