canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HAYIZ, NİFAS VE İSTİHAZE - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

HAYIZ, NİFAS VE İSTİHAZE

 

 

Malum ola ki şer’an kadınların kendilerine mahsus halleri vardır. Bunlar hayz-nifas ve istihaza kanlarıdır. Şer’an bunların ayrı ayrı hükümleri vardır.

Hayz: Buluğ çağına gelip ve hamile olmayan hatunlardan gelen kandır. Hayz müddeti içinde gelen kana ve kana benzer sarı, yeşil, siyah ve bulanık şeylere hayz derler.

Hayzın en az müddeti üç gün üç gecedir. En çok müddeti on gün on gecedir. Buna dair Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hadisi şeriflerinde:

أَقَلُّ الْحَيْضِ ثَلَاثَةَ اَيَّامٍ وَأَكْثَرُهَا عَشْرَةُ أَيَّامٍ

“hayz adet müddetinin en azı üç gün, en çoğu on gündür”[1] deyi buyuruyor.   

Üç günden az on günden fazla kan gelse hayz değildir. Hayz sanıp namaz kılmadı ise namazlarını kaza eder.

Kan on günden fazla gelirse on gün başında gusül edip namazı kılar. Gelen kana bakmaz. Zira istihaza kanıdır. İstihaza hükmü inşaallah ileride gelecektir.

Nifas: Nifas kanı budur ki kadın çocuk doğururken çocuğun yarısından fazlası çıktıktan sonra gelen kana nifas denir. Bu nifasın sınırı en fazlası kırk gündür. Enes radıyallahu anhudan bu konuda yapılan rivayette:

كَانَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَقَّتَ لِلنُّفَسٰٓاءِ أرْبَع۪ينَ يَوْماً إِلّٰٓا أَنْ تَرَى الطُهْرَ قَبْلَ ذلِكَ

“Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem nifaslı kadınlar için kırk gün (temizlenme) müddeti belirledi. Ancak daha önce temizlendiğini görenleri hariç tuttu”[2] buyuruyor.

Kırk günden fazla kan gelirse gusül eder namazını kılar. En azı için sınır ve müddet yoktur. Bazı kadın olur ki çocuk doğduğunda hiç kan görmez nifas olmaz namazını kılar.

İstihaze: İstihaze bir illet-hastalık kanıdır. Hayz ve Nifas kanı değildir. İçinde olan maraz ve hastalıktan gelir.

İstihaze kanı birkaç türlüdür. Mesala buluğ çağına gelmeyen dokuz yaşından küçük altı, yedi, sekiz yaşlarında kızdan gelen kan ve hamile ve gebe kadından ve üç günden eksik gelen kan ve hayz da on günden fazla gelen, nifasta kırk günden fazla gelen kan istihaze kanıdır.

Hayz halleri kadınların hepsinde bir değildir. Mesala; kimi kadın üç günde kimi kadın dört günde kimi kadın beş günde, kimisi altı günde, kimisi sekiz gün, kimisi dokuz gün, kimisi de on günde hayz görür. Lakin on gün hayz gören kadın pek azdır.

Şimdiki zamanda çok kadınlar bilmeyip hayz on gündür diye hükmedip üç günde kanı kesilse bile hayzım vardır diye on gün gusül etmez namaz kılmaz. Bu ise büyük günah ve hatadır.

Şimdi böyle kadınlar hayz halleri bir birlerine muhalif olduğundan bazı hallerini açıklamak lâzımdır ki her kadın kendi halini bilsin ve ona göre amel etsin.

Örnek; bir kadın hayzını üç gün görse on güne kadar kan gelmezse bu kadının hayz müddeti üç gün olup üç günde kanı kesildiğinde gusül edip namaz kılmak farz olup eriyle yatmak yani cima etmek caiz olur. Ve bir kadın dört gün hayzını görüp dört günden fazla kan gelmezse bu hatunun hayz müddeti dört gün olup neticesinde gusül edip namazını kılar. Beş gün hayz görse hayz müddeti beş gün olur. Altı gün görürse altı gün olur, yedi gün görse yedi gün olur. Sekiz gün görse sekiz gün olur. Dokuz gün görse dokuz gün olur. On gün görse hayz müddeti on gün olur.

Kaç günde leke ve kan gelmez kesilir ise hayzı bitmiş olur, o günden itibaren guslünü yapar, namazını kılar. Böyle her kadın kendi haline bakıp kaç gün kan gelirse hayzı o kadardır. Hemen gusledip namazını kılar. Ramazan ise orucunu tutar.

Nifas gören kadınların hali bir birlerine göre değişiktir. Örnek; bir kadın ilk çocuk doğurduğunda kaç gün kan gelirse o gün miktarı nifası olur. Mesela; beş gün yahut on gün veya on beş veya yirmi veya yirmi beş veya otuz gün veya otuz beş gün veya otuz yedi gün, otuz sekiz ya da kırk gün veya bunlar gibi günlerde hangi günde kan kesilirse kırk güne dek bir daha kan gelmezse nifas miktarı o gün kadardır.

Mesela; on gün de kan kesilse kırk gün başına kadar kan gelmezse nifası on gün olur. On beş gün gelip kesilirse kırk güne kadar bir defa gelmezse nifası on beş gün olur. Sair günlerde hüküm böyledir.

Böylece her kadının hali bir olmaz. Kimi kadın on beş günde, kimi yirmi günde farklı farklı olur. Kırk gün nifas gören kadın gayet azdır.

Şimdi malum oldu ki bir kadının nifası on gün olursa on günde kanı kesildiğinde gusül edip namazını kılar. On beş günde kesilse gusül edip namazını kılar. Ramazan ise orucunu tutar kırk günü beklemez. Sair günlerde hüküm böyledir.

Velâkin hayz ve nifas da her kadının müddeti kaç gün ise sonra bu müddeti şaşıp mesala on beş gün nifası olan kadın sonra ki doğurduğunda yirmi gün ve yirmi beş gün veya otuz gün kan görse evvelki müddeti bozulup sonraki doğurduğunda kaç gün kan gördü ise nifası o günde tamamlanır.

Böylece her bir kadın hesap edip kendini bekleye bu halde namaz kılmazsa mesela nifas zannedip namazını kılmazsa sonra nifas olmadığını anlasa bu namazları kaza etmesi lazım gelir.

Hayzda da böyledir. Mesela dört gün hayz müddeti olurken günü şaşıp beş gün ya altı gün kan görüp bir daha on güne kadar kan görmezse hayz müddeti son gördüğü gibi olur. Beş gün geldiyse beş gün, altı geldiyse altı gün olur. On günün hepsinde de kan gelse hayz müddeti on gün olur.

Fakat hayz müddeti dört gün iken kan kesilmeyip on günüde geçse ve nifas günü otuz iken kan kesilmeyip kırk günüde geçerse, hayzda dört günden sonraki namazlarını kaza eder. Nifasta otuz günden sonraki namazlarını kaza eder.

Zira bu halde hayzda dört günden sonraki nifasta otuz günden sonraki gördüğü kanlar istihaza yani hastalık kanıdır. Çünkü hayzın en çok müddeti on nifasın en çok müddeti de kırk gündür. Bu halde olan bir kadın bunları iyice hesap edip kılmadığı namazını eda eder. Erbabından bu meseleleri iyice anlayıp gaflet etmemelidir.

Şimdi de iki hayz arasında temizlik müddetini açıklayalım: Bir kadının hayz hali bittikten sonra ikinci hayzını göreceği vaktin en azı on beş gündür. Bundan eksik olmaz, sahih mesele budur.

Lakin bu temizlik halinin çokluğuna had ve sınır yoktur. Yani on beş günden az olamaz ama fazla olabilir. Buna göre bir kadın hayzı tamam olduktan sonra on iki, on üç, on dört gün yani on beş günden az sürede kan gelse bu kan hayz olmayıp istihaza kanıdır. Gusül lazım değildir. Ancak abdesti bozulur, abdest alması lazımdır. Namazını kılar. Ramazan ise orucunu tutar.

Bilmek gerektir ki hayz ve nifasta kadınlar yukarıda açıklanan müddetler içinde kanlarını her gün ve her gece ve her vakit görmek şart değildir. Müddetin başlangıcında bir defa kan gelip sonra kesilse müddeti kaç gün ise o müddetin sonunda bir daha kan gelirse kanın gelmediği günlerde hayz olur.

Mesela, hayz müddeti üç veya dört gün olsa sonra mesela bir defa Cuma günü kan gelmiş sonra kesilmiş olsa Cumartesi, Pazar kan gelmemiş Pazartesi gelmiş ise o kadın üç gün hayz olmuş olur. Cumartesi, Pazar kan gelmemesi zarar vermez.

Eğer bu kadının hayzı üç gün ise Pazartesi gusül edip namazını kılar. Hayz günü dört gün ise Salı günü kan gelir sonra kesilirse Salı günü gusül yapıp namazı kılar. Kaç gün müddeti olursa kan daima akmak şart değildir. Nifasta bunun gibidir, böyle hesap etmelidir.

Ve yine malum olsun ki hayz ile nifas gören kadınlar şer’an cünüp gibidir. Namaz kılamaz, oruç tutamaz, lakin namazların kazası lazım gelmez, orucun kazası farzdır.

Bir kadın öğle namazı vakti çıkmazdan evvel ikindi vaktine dek gusül edip öğle namazını kılacak vakitte kan kesilip temiz olsa bu kadının öğle namazının farzını kılması farzdır. Eğer ihmal edip gusül etmeyip kılmazsa bu namazı kaza etmek farzdır. Diğer vakitlerde de hüküm aynıdır. Bu konuya dikkat etmeli, gaflet etmemelidir.

İstihaza: İstihaza kanı ise burundan gelen kan gibidir, abdestini bozar. Sürekli akarsa şer’an özür sahibi olur. Beş vakit namaz için her vakit girdiğinde abdest alır, gusül lazım gelmez.

Ancak elbisesini ve üstünü hıfz eder. Namazını kılar, orucunu tutar, tavaf eder, Kur’an okur, camilere girmesi ve eriyle cima etmesi caizdir.

Düşük hallerinde çocuğun azalarından biri zahir olursa saç, burun, el ve ayak gibi o zaman o kadın nifas olur. Eğer bu azalardan birisi meydana çıkmamışsa hayz müddeti kadar durup gusül edip namazını kılar. Eğer kan zuhur ederse hayzının en çok müddetinden sonra gelen kan istihaza vücuttaki illet-hastalık kanıdır.

Hayız ve Nifas Hallerinde Yapılması Caiz Olmayan Şeyler:

Hayız halinde kadınlarla cinsi münasebet caiz değildir. Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimesinde:

وَيَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْمَح۪يضِۜ قُلْ هُوَ اَذًىۙ فَاعْتَزِلُوا النِّسَآءَ فِي الْمَح۪يضِۙ وَلَا تَقْرَبُوهُنَّ حَتّٰى يَطْهُرْنَۚ

“ya Habibim! Sana hayız halinden soruyorlar. Cevap olarak de ki o bir ezadır. Hayız halinde kadınlarınızdan çekiliniz ve onlara yaklaşmayınız yani cinsi münasebette bulunmayınız hatta hayız halinden kurtulup temizleninceye kadar”[3] buyuruyor.

Adet gören kadına kocası göbeği altından diz kapakları altına kadar olan kısma örtü bulunmaksızın yaklaşamaz.[4]           

Hayız ve nifas halinde olan bir kadın ittifakla namaz kılamaz, oruç tutamaz. Tutamadığı orucu daha sonra kaza eder, namazı kaza etmez. Buna dair Aişe-i Sıddıka radıyallahu anha validemiz şöyle buyuruyor:

كَانَ يُص۪يبُنَا ذٰلِكَ مَعَ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهَ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ  فَنُؤْمَرُ بِقَضٰٓاءِ الصَّوْمِ وَلٰا نُؤْمَرُ بِقَضٰٓاءِ الصَّلٰاةِ 

“bu durum bizim başımıza geldiğinde Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem, orucu kaza etmemi­zi, namazı ise kaza etmememizi emrederdi”[5] deyi buyurmuştur.

Bir ayet olsa bile, Kur’an niyeti ile Kur’an okumak.

Hamd ve dua ile ilgili ayetleri, dua ve zikir niyeti ile okumak, cünüp veya adet halinde olan bir kadının dua niyeti ile Fatiha suresini okuması caizdir.

Yine bu durumda olan kimsenin çocuklara Kur’an ayetlerini kelime kelime öğretmesi de caizdir.

Kur’an-ı Kerime, bir veya yarım ayet olsa bile el sürmek ve Mushaf’ı Şerifi tutmak haramdır.

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de:

لَا يَمَسُّهُ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَ

“Ona tam olarak temizlenmiş olanlardan başkası el süremez”[6] buyuruyor.

Yalınız Kur’an’a yapıştırılmamış olan bir kılıf, bir mahfaza ve sandık içinde onu taşımak ve onu dış taraftan tutmak, Allahu Teâlâ’yı zikir ve tesbih etmek, kabir ziyaretinde bulunmak caizdir.[7]

Ve dahi hayız ile nifasta olan hatunlara müstehabtır ki namaz vakti geldiğinde abdest alıp, kıbleye karşı oturup, namaz kılacak miktar kadar Allahu Teâlâ’yı zikir ve tesbih ve tehlil ve istiğfar ve Rasul aleyhisselama salâvat-ı şerife getirmek ve dua etmek gayet büyük sevaptır. Hadis-i şerif:

اِنِ اسْتِغْفَرَتِ الْحٰٓائِضُ ف۪ى وَقْتِ كُلِّ صَلٰوةٍ سَبْع۪ينَ مَرَّةً كُـتِبَ لَهَا اَلْفُ رَكْعَةٍ وَغُفِرَ لَهَا سَبْعُونَ ذَنْبًا وَرُفِعَ لَهَا دَرَجَةً وَاُعْطِىَ لَهَا بِكُلِّ حَرْفٍ مِنْ اِسْتِغْفَارِهَا نُورٌ وَكُتِبَ بِكُلِّ عَرَقٍ ف۪ى جَسَدِهَا حَجٌّ وَعُمْرَةٌ

Yani “Hayız halinde olan bir kadın bütün namaz vakti olunca abdest alıp kıbleye karşı oturup yetmiş kere istiğfar ederse, bin rek’at namaz sevabı yazılır. Yetmiş günahı mağfiret olur ve bir derece ref olur ve okuduğu istiğfar harfleri için kendine nur verilir ve her bir damarları için bir hac ve bir umre sevabı yazılır”[8] buyurdu.

Namaza borçlu olmadığı halde temiz bir abdest alıp kıbleye karşı seccadeye oturup huzuru kalp ile kendi duyacak kadar istiğfar tevbe yani estağfirullahe’l-azim en az yetmiş veyahut yüz fazla da olabilir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi veselleme salâvatı şerife ve la ilahe illallah, Allah Allah zikirlerini yapar ise o kimse bütün günahlardan yıkanır, yeniden anadan doğmuş gibi olur.

Hayızlı bir halde bulunan kimsenin Kâbe’yi tavaf etmesi, bir zorunluluk olmadığı halde bir mescide girmek veya içinden geçmek caiz değildir. Fakat zaruret hali olursa, geçilebilir. Bir kimsenin evinin kapısı mescidin içine doğru açılsa ve evine girip yıkanmak için mescit içinden geçmek zorunda kalsa o kimse mescit içinden geçerek evine girer ve yıkanır. Bu bir mecburiyet halidir.[9]

 


[1] Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.80. Merakı’l-Felah c.1.s.58 (Beyrut). Heysemi, Mecmau’z-Zevaid c.1.s.280 (Kahire). Tabarani, Mu’cemü’l-Evsat c.1.s.190/599 (Kahire). Zeylai, Nasbu’r-Raye c.1.s.192 (Mısır).  

[2] İbni Mace, Sünen c.1.s.213/649 (Beyrut). Beyhaki, Sünenü’l-Kübra c.1.s.343/1513 (Mekke). Zeylai, Nasbu’r-Raye c.1.s.256 (Mısır). Merakı’l-Felah s.57 (Beyrut).

[3] Bakara suresi 2/222

[4] Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.83. 

[5] İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.6.s.231/25993 (Mısır). İmamı Müslim, Sahih c.1.s.265/335 (Beyrut). İmamı Abdurrezzak, Musannef c.1.s.331/1277 (Beyrut).   

[6] Vakıa suresi 56/79

[7] Halebî Sağir Tercümesi s.28–29 (Osmanlıca baskı). İbni Abidin c.1.s.488 (Riyad). 

[8] Halebî’de ve Mecalis-i Rumi.

[9] Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.47.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>