canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Tabiatçılara Reddiye - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

TABİATÇILARA REDDİYE

 

Bunlar kendi kendine oluyor diyen tabiatçılara, kitabın evvelinde cevap verildi. Gene inşaallah cevaplar; insanların yaptığı buluşlardan, yeryüzündeki karayollarındaki vesaitler, otobüsler, taksiler, vesaire motorlar ve havadaki hızla uçan uçaklar, bunların için-deki hareketi ve idaresi, içindeki şoförü ve pilota bağlı değil mi? Şoför ve pilot olmasa, bu yapılan demir veya ağaç parçaları kendi kendine iş görüp çalışabilir mi? Bu havadaki ve karadaki vesaitleri idare eden şoför ve pilot az bir gafil olup, mızganıp uyusa, idare edip kullanmış oldukları vesait ve uçağın ne hale geleceğini bilirsiniz. Bu misali ayetle tasdik edelim, inşaallahu Teala.

Bakara suresi 255. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

اَللّٰهُ لَآ اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ

 

Allahu Teala şu zat-ı a’ladır ki, O’ndan gayri ibadete müstahak yok, ancak zat-ı uluhiyeti vardır. Zira hayat sıfatıyla muttasıf olduğu gibi, halkın umurunu tedbir ve hıfz etmekle kaim ve daim, yani hayat diri olmak. Hayatı ve diriliği ezeli ve ebedidir. Zeval ihtimali yoktur.

 

لَا تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ

 

Yani uyku evvelinde olan mızganmak ve bilfiil uyku ve fütur ve fitret ve gaflet gibi şeyler kendisine arız olmaz. Binaenaleyh uyku ve uykunun evvelinde olan fütur kendisini tutmaz.

Bu ayet Cenab-ı Hak Teala ve Tekaddes Hazretlerinin Hayy, yani diri olduğunu, Kayyum, yani hem diri, hem kaim, hem daim olduğunu te'kit ve ispat için gelmiştir. Çünkü gerek uyku ve gerek uykunun evvelinde olan uyuşukluk ve yorgunluk arız olan kimsenin hayatı afetten emin ve salim olamadığından, umur-ı ibad, yani bütün yarattığı mahlukatı layıkıyla hıfz-u muhafaza edemez.

Yani, ayetten evvel verilen örnek nasıl ki insanların yaptığı buluşlar, yerde yürüyen vesaitler, havada uçan uçakları idare eden pilotlar, az uyku mızganmak hallerinde o vesaitler ne olur? İdareden çıkınca parçalanıp yok olursa, tabiatçılara cevap, inkarcılara cevap, işte yerleri, gökleri halk eden ve yaratan Cenab-ı Hak diri, kaim olmasa, yerde, gökteki yaratılan, var olan varlıklar bu tertip ve düzendeki dev-reden varlıklar ve varlıklardaki düzenler, hareketler bir anda yok olmaz mı?

Farz namazları kılıp, selam verince söylüyoruz:

 

اَللّٰـهُمَّ اَنْتَ السَّلٰامُ

 

İlahi, ya Rabbi, Sen her türlü afetlerden ve korkulardan ve her noksan ve her türlü afetten selamettesin, ya Rabbi.

 

وَمِنْكَ السَّلٰامُ

 

Yani, bütün mahlukatın selameti de sendendir, ya Rabbi.

 

تَبَارَكْتَ يٰاذَا الْجَلٰالِ وَالْاِكْرَامِ

 

Yani, sahavet ve cömert ve fazl, mahlukatına cömert, ikram sahibi ancak O’dur.

 

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِۜ

 

Yani, Cenab-ı Allahu Teala ve Tekaddes Hazretleri bütün mahlukatı hıfz eder. Zira semavat ve arz ve onlarda olan cümle mahlukat Allah’ındır. Ve cümlesinin muhafazası, hıfzı O’na aittir. Cümlesinin tedbiri zatına mahsustur. Bihakkı Kayyum’dur. Kullarının her hallerini bilir, saklı gizli bir şey olamaz.

 

مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُٓ اِلَّا بِاِذْنِهِۜ

 

Yani, Allahu Teala Hazretleri var iken, hiç kimse şefaat edemez, illa Cenab-ı Allah’ın izin verdiği kimseler şefaat ederler. Başka kimseler şefaat edemez.

 

يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْۚ

 

Cenab-ı Hak, kullarının dünyaya veyahut ahirete çalıştıklarının cümlesini bilir.

 

وَلَا يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِٓ اِلَّا بِمَا شَآءَۚ

 

Yani nas, insanlar Allah’ın bildiği malumatından azıcık bir şey bilemezler, ancak Allah’ın bildirdiği şeyi bilirler.

 

وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَۚ

 

Bu manayı Resulullah’ın yedi semavat ve yedi tabaka arz, kürsiyle beraber cisim bir ova üzerine atılmış halka gibidir, buyurduğu hadis-i şerif te'yid eder, yahut kürsü ilm-i ilahi manasınadır. Buna nazaran manay-ı nazmı, yani semavat ve arzın her tarafını ve her cüz’ünü ilm-i ilahi ihata etti demektir. Herhangi mana murad olunursa olunsun, zat-ı uluhiyetin azametini ve ilminin cemii eşyayı ihatasını beyandır. Yoksa üzerinde oturulur kürsü manasında değildir. Zira Cenab-ı Allah’ın bu manaca kürsüsü yoktur ve böyle bir kürsüye ihtiyaçtan ve üzerine oturmaktan münezzehtir.

 

وَلَا يَؤُ۫دُهُ حِفْظُهُمَاۚ

 

Yani, semavat ve arzı hıfz etmek Cenab-ı Allah’ın üzerine ağır olmaz, zira kudret-i kamile sahibidir. Zira her şeyin hıfzı Cenab-ı Allah’a kolaydır.

 

وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

 

Allahu Teala, şerik ve nazirden ali ve her şeyden büyüktür. Cenab-ı Hakk’a karşı hakirdir.

Bu ayet Cenab-ı Hakk’ın mevcut ve ahad bir olduğuna ve malik ül mülk olup, mevcut kemal sahibi olduğuna ve huzurunda şefaate mezun olmayanlar şefaat edemeyip, ancak şefaate mezun olanların şefaat edeceklerine ve her şeyi ilminin ihata ettiğine ve hiçbir şeyi ağır gelmeyip, kendini meşgul etmediğine bu ayet delalet eder.

Resulullah’ın bu ayetin okunduğu haneden şeytanın firar edeceğini ve sahir ve sahiranın sihirlerinin o hane halkına tesir etmeyeceğini ve bu ayetin tesiri insana musallat olan şeytanı bu ayet-i kerime’yi okumakla kaçırmak, bir hırsızı bir kuvvetli silah ile kaçırmaya benzer. Çünkü silahda kurşun sırrı vardır.

Bu ayette Cenab-ı Allah’ın birliğini ve her şeye kadir ve her şeyi bildiğini ve herkesten büyük kudret sahibi olduğunu itikat ile okur, Cenab-ı Hakk’a hakkı ile sığınır. Ya Rabbi, şeytandan gelecek vesvesesinden ve şerrinden vesair bütün belalardan ve bütün şerlerden beni ve ayalimi ve evlatlarımı muhafaza eyle, ya Rabbi derse, Cenab-ı Hakk’ın onu muhafaza edeceğinden ve bu kadar ilticaya karşı şeytanın firar edeceğinden neden tereddüt edilsin?

Şu kadar ki, itikadı sağlam olmak lazımdır. Allah’a itikadı zayıf olan kimse, bu gibi maneviyattan istifade edemez. İtikat sağlam olmaz ise, misali neye benzer; bir ziraatçinin toprağa gömdüğü nebat vesaire tohumlar, tohumlarının bir kısmının içi, özü boş olanlar var. İçi boş, fos olanlar biter mi hiç? Onlardan bir mahsul alınır mı? İşte itikadı zayıf olanlar da dilde okur, ama itikadı zayıf olur, bir fayda edemez.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>