canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Cemaat ve İmamlık - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

 

Cemaat ve İmamlık

 

İbni Ömer radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte Rasululullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz:

مَا بَيْنَ صَلَاةِ الْجَمَاعَةِ وَالْفَذِّ سَبْعٌ وَعِشْرُونَ دَرَجَةً  

“cemaatle kılınan namaz ile yalnız kılınan namaz arasında yirmi yedi derece fark vardır”[1] deyi buyuruyor.

İki cihan fahri sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem hazretleri diğer bir hadisi şeriflerinde:

يَؤُمُّكُمْ خِيَارُكُمْ فَإِنَّهُمْ وُفُودُكُمْ إِلَى اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ

“sizlere hayırlılarınız imam olsun, zira onlar Cenâb-ı Allahu azze ve celle hazretlerine öncülerinizdir. Cenâb-ı Hak ile aranızda vasıtalarınızdır[2] deyi buyuruyor.

Hazreti pirimiz Abdulkadir Geylâni hazretleri buyuruyor ki: “zira nasın hayırlısı ehli din ve ehli fazilettir ve âlimi billâhtır. Allahu Teâlâ hazretlerinden hakkıyla korkan takva ehli kimselerdir. Kendilerinin ve arkalarında bulunan cemaatın namazlarına itina ederler. Kendi nefislerinde olan hatalardan dolayı arkalarında bulunan kimselerin veballerinden sakınırlar.”

Fasık kimselerin imamlığı caiz amma mekruhtur. Mümkün oldukça ehli takva imamların arkasında kılmaya gayret etmelidir.

 Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem hadisi şeriflerinde:

مَنْ صَلّٰى خَلْفَ عَالِمٍ تَقِيٍّ فَكَأَ نَّمَا صَلّٰى خَلْفَ نَبِيٍّ

“her kim ehli takva olan bir ilim sahibinin ardında namaz kılsa bir peygamber arkasında kılmış ecir sevabını alır”[3] deyi buyuruyor.

  Yine hazreti piri tarikat Abdulkadir Geylâni kaddesallahu sırrahu buyuruyor ki “imam olacak kimse, Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerimi okumasını bilmelidir, sünneti Rasulullahı bilmelidir, fıkıh ilmini bilmelidir”[4] buyuruyor.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hazretleri hadisi şeriflerinde:

يَؤُمُّ الْقَوْمَ اَقْرَأُهُمْ بِكِتَابِ اللّٰهِ تَعَالٰى

“cemaate Allah’ın kitabı Kur’an-ı Kerimi iyi okuyanınız imam olsun”[5] buyuruyor.

Kur’an okumuş bir kimse varken ümmi olan kıldırmayıp okumuş olanın kıldırması lazımdır. Bu durumda ümminin okuyana imamlığı caiz değildir.  Kur’anı hiç okumamış kimse yok ise ümmi bir kimse ümmi olan bir cemaate imamlık yapabilir.

Kur’an-ı Kerim’i iyi okuyandan murad sırf ezber edipte güzel makam ile okuyup O’nunla amel etmeyen kimseler değildir.

Zahir hıfzı, okumasıyla beraber Kur’an-ı azimu’ş-şanla amel eden kimseler demektir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem hazretleri hadisi şerifte:

إِنَّ أَحَقَّ النَّاسَ بِهٰذَا الْقُرْآنَ مَنْ كَانَ يَعْمَلُ بِه۪ وَ إِنْ كَانَ لَا يَقْرَؤُهُ

 

“insanların Kur’an’a en layık en yakın olanı, Kur’an’ın hükmü ile amil olan kimsedir. Her ne kadar zahir yöndeniyi okuyamasada”[6] deyi buyuruyor.

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz Ebu Musa’l-Eş’ari ile Halid ibni Fadale radıyallahu anha tarafından rivayet olunan hadisi şeriflerinde:

اَحْسَنُ النَّاسِ قِرَأَةً اَلَّذ۪ى اِذٰا قَرَأَ رَأَيْتَ اَنَّهُ يَخْشَ اللّٰهَ

“Nasın en iyi Kur’an okuyanı, sen onu Allah’tan korkar görürsün, okurken Allah’tan korkarak okuyandır. İşte en iyi okuyan budur”[7] buyuruyor.

Rabb’ım cümlemize gerek okuduğumuz Kur’anı Kerim, gerekse sair ibadet, itaatlerimizde, zikrimizde lazım gelen huşu ve edebi ihsan eylesin. Rıza-i ilahisenin dışına çıkarıcı riya, süm’a ve sair hoşlanmadığı her halden cümlemizi muhafaza eylesin, âmin.

Sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem hazretleri Suheyb radıyallahu anhun rivayet eylediği bir diğer hadisi şeriflerinde:

مَا آمَنَ بِالْقُرْآنِ مَنِ اسْتَحَلَّ مَحَارِمَهُ  

“Kur’an’ın haram gördüğü nesneyi helal itikad eden kimse Kur’an’a iman etmemiştir”[8] deyi buyuruyor. Allah muhafaza bu hal insanı küfre götürür. Bu gibilerin imamlığı caiz değildir.

İtikadda ehlisünnetin haricinde olup itikadı küfre götürecek derece de bozuk olan, mesala hazreti Aişe-i Sıddıka radıyallahu anha validemize iftira atan kimselerin, şefaatı inkâr eden kimselerin, kabir azabını, kiramen katibin meleklerini inkar eden kimselerin arkasında namaz kılınmaz.[9]

Allah muhafaza etsin ilmi karin; namusunu kötü yolda görür, bilir, buna ilmi karin derler bu gibilerin arkasında namaz kılınmaz.

Farz namaz kılan bir kimsenin nafile namaz kılan birine uyması caiz olmaz. Amma nafile namaz kılan birinin farz namaz kılana uyması caizdir.

Yarasından hicran akan ve sair özür sahibi olanların imamlık yapması sahih değildir.

Abdestli birinin su olmadığı yerde teyemmüm eden bir kimseye uyması caizdir.

Namazını kıyamda durarak kılanların kıyamda iktidarı olmayıp oturduğu yerde namaz kılan imama uymaları İmamı Azam ile imamı ebu Yusuf’un kavline göre caizdir.[10] Zira Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem sahabelere kıldırdığı son namazı sahabeler ayakta iken Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem oturduğu yerde kıldırmıştır.[11]

Cemaatin imama uyabilmesi için mekân birliği lazım. İmama uyan kimse imamı göremesede imama uyan cemaatten birini görmesi lazım. Bu konuda imamı Sarahsi el-Mebsut kitabında:

 بَيْنَ الْمُقْتَدِىِّ وَ بَيْنَ الْإِمَامِ وَوُجُودُ الْحٰٓائِطِ الْكَب۪يرِ الَّذ۪ى لَيْسَ عَلَيْهِ فُرْجَةٌ بَيْنَ الْمُقْتَدِىِّ وَالْإِمَامِ يَمْنَعُ صِحَّةِ الْإِقْتِدٰٓاءِ

“imamla cemaat arasında delik yani pencere, kapı vesair bir açıklık olmayan büyük bir duvarın olması imama uymaya engeldir”[12] buyuruyor.

Eğer duvar küçük olur cemaatı görmeye engel olmazsa veyahut büyük duvarda olsa kapı, pencere vesair imamı veya imama uyan cemaatten birini görebilecek bir delik bulunursa uyabilir engel değildir.   

Ekseriyetle sorulan sorulardan biride baba oğlunun arkasında namaz kılabilir mi kılamaz mı? Yani oğul babaya imamlık yapabilir mi yapamaz mı?

Bu sorular sorulduğu anlarda Şeyhımız Bilal Baba Hazretleri dünyasını değiştirmişti. Biz de kendi kafamızdan konuşmayalım diye konuyu soruşturmamız icab etti.

Şeyhımız Bilal Baba Hazretlerinin köyünde imamlık yapan kendi köylümüz olan Muhammed Hoca, Şeyhımızın Danacık köyünde Şeyhımız hayatta iken orda tahmini yirmi, otuz sene kadar imamlık yaptı. Babası Hacı Kadir ağa derler idi. Oğlunun imamlık yaptığı köye gider, uzun süre oğlunun yanında beraber kalırdı.

Hocaya dedim ki “baban Cuma günleri ne yapar, cumayı nerde kılar idi.” Cevap, “benim arkamda bana uyar kılardı” cevabını verdi.

Bu konuda ona sordum, dedim ki “bazen konuları ben Şeyhımıza bizzat sorup ağzından aldığım ifadeler var. Amma bu oğlunun arkasında baba namaz kılar mı? Kılamaz mı? Bu soruyu sormadım. Hoca efendi, sen bu konuda şeyhımız Bilal Baba Hazretlerine bir şey sordun mu?” Deyince.

Evet, “ben sordum. Şeyhımız Bilal Baba Hazretleri cevap olarak dedi ki, “Pirimiz Abdulkadir Geylâni Efendimiz kendi oğlunun arkasında namaz kıldı. Yalnız tam oğlunun arkasına durmadı, bir köşe kenara durdu, oğlan selam verip arkaya dönünce beni hemen arkasında görüp utanmasın diye bir kenara durup arkasında uyup namaz kıldı” buyurdular” dedi.

Tekar 2005 yılında bu konu üzerinde çok durulup soranlar olunca şeyhımızın köyündeki imamlık yapan Muhammed Hocaya tekrar dört kişi; birisi biz, ikinci Hacı Adnan’ın oğlu Muhammed, üçüncü saatçı Hacı Adnan, dördüncü Ankara’dan ıhvan kardeşlerimizden Hacı Veysel yanımızda idi. Bu dört kişi ile birlikte yine bu konuyu hocaya bir daha sorduk?

Şeyhımız Bilal Baba Hazretlerinden bu konuyu sorup ne cevap aldın? Bir daha tekrar söyler misin deyince Muhammed Hoca evvelki ilk verdiği ifadesini tekrar söyledi.

Bu ifadeler alınınca Allah niyetlerimizi, kalblerimizi tamamen bilmekte bu konuları hiçbir kimseyi karşıya alarak kasıtlı bir niyetimiz olmayarak aynı ifadeleri yazmamız icap etti.

İkinci olarak Kilis’li Hacı Abdullah Çolakoğlu hem Gaziantep eski müftüsü, hem de ehli Tarık takva bir adam idi. Şahsi olarak da tanırdım. Hem de takvasından dolayı Allah için sevmeye layık bir adamdı.

Bu konu Kilis’liler arasında açıldı. Kilis’in Kantara köyünden Abdurrahman Hoca bu konuyu işitince o da dedi ki “ben de bu konuyu Gaziantep müftülüğünü yapan Hacı Abdullah Çolakoğlu’nun oğluna, müftünün oğlu biraz tahsili var idi. Ben de müftünün oğluna dedim ki baban hiç senin arkanda namaz kıldı mı? Oğlu cevap verdi. “Bir gün otururken namaz vakti olunca babam bana dediki kalk sen imam ol, ben de müezinlik yapayım, arkanda namaz kılayım dedi. Ben de emrine itaat ederek kendi müezzinlik yaptı. Ben de babama imamlık yaptım” diye cevap verdiğini söyledi.  

Yine bu konuyu açıklayan bir hadisi şerif:

عَنْ عَمْرِو بْنِ سَلَمَةَ قَالَ كُنَّا بِحَاضِرٍ يَمُرُّ بِنَا النَّاسُ إِذَا أَتَوْا اَلنَّبِيَّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَكَانُوا إِذَا رَجَعُوا مَرُّوا بِنَا فَأَخْبَرُونَا أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ كَذَا وَكَذَا وَكُنْتُ غُلَامًا حَافِظًا فَحَفِظْتُ مِنْ ذٰلِكَ قُرْآنًا كَث۪يرًا فَانْطَلَقَ أَب۪ي وَافِدًا إِلٰى رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ ف۪ي نَفَرٍ مِنْ قَوْمِه۪ فَعَلَّمَهُمُ الصَّلَاةَ فَقَالَ يَؤُمُّكُمْ أَقْرَؤُكُمْ وَكُنْتُ أَقْرَأَهُمْ لِمَا كُنْتُ أَحْفَظُ فَقَدَّمُون۪ي فَكُنْتُ أَؤُمُّهُمْ

Sahabe-i kiramdan Amr İbni Seleme Radıyallâhu anhu rivayet ediyor:

“Rasûlullah sallallâhu aleyhi vesellem efendimize gidip gelen insanlar obamızdan geçerlerdi. Dönüşlerinde "O şöyle dedi, böyle buyurdu" diyerek bize bildirirlerdi. Henüz gençtim. Onlardan bu şekilde epey Kur'an (ayeti) ezberledim.

Babam kabilesinden bir gurupla, Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellemin yanına giderken, benide götürdü. Peygamberimiz sallallâhu aleyhi vesellem efendimiz onlara namazı öğretti ve "Kur'an’ı iyi okuyanınız size imamlık etsin" buyurdu. Kur'an’dan epey ayet ezberlediğim için kavmimin iyi okuyanları ben idim. Bu yüzden namazda beni imam yaparlardı.”[13]

Bu Hadisi şeriftende Sahabe-i kiramdan Amr ibni Seleme radıyallâhu anhu hazretlerinin içlerinde babasınında bulunduğu kavmine imamlık yaptığı anlaşılmaktadır.

İmam olan kimse namaz kıldırırken cemaate usanç verecek şekilde davranışlarda bulunmamalıdır. Na­mazda kıraatı cemaata ağırlık verecek derecede uzatmama­lıdır. Rukü ve secdelerde cemaata eziyet verecek şekilde kalmamalıdır. Zira cemaatte yorgun, hasta, ihtiyar, çocuk gibi ta­hammülü az kimseler bulunabilir.

Buna dair Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz ebu Hureyre radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şeriflerinde:

إِذَا أَمَّ أَحَدُكُمُ النَّاسَ فَلْيُخَفِّفْ فَإِنَّ ف۪يهِمُ الصَّغ۪يرَ وَالْكَب۪يرَ وَالضَّع۪يفَ وَالْمَر۪يضَ وَ ذَاالْحَاجَةِ وَإِذَا صَلّٰى لِنَفْسِه۪ فَلْيُطَوِّلْ مَاشٰٓاءَ

 Yani, “sizden birisi insanlara imam olduğu zaman namazı hafif kıldırsın. Zira cemaatin içerisinde küçük, yaşlı, hasta ve ihtiyaç sahibi kimseler bulunabilir. Nefsi için yani yalnız kıldığı zaman ise dilediği gibi uzatsın fakat cemaate kıldırırken uzatmasın[14] deyi buyurmuştur.

Yine ebu Vakid radıyallahu anhu rivayetinde:

كَانَ اَخَفَّ النَّاسِ صَلٰوةً عَلَى النَّاسِ وَ اَطُولُ النَّاسِ صَلٰوةً لِنَفْسِه۪

Yani, “Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz cemaatle namaz kıldığı zaman insanların (tadili erkânı bozmadan) en hafif kılanı, kendi yalınız kıldığında en ağır-uzun kılanı idi”[15] deyi buyuruyor.

İmam selam verdiğinde cemaatte ettahiyyatüyü tamamlamamışsa tamamlayıp öyle selam verir. Tamamlamadan selam versede caizdir. Salli barikleri bitirmesi gerekmez.

Cemaat selamdan sonra: "Allahümme ente’s-Selamü ve min ke’s-selam, tebarekte ya ze’l-Celali ve’l-İkram" cümlesi okununcaya kadar yerlerinde dururlar, sonra yerlerinden kalkıp sünneti veya duayı başka uygun bir yerde tamamlarlar. Bundan ziyade yerlerinde durmaları kerahete girer. Farzdan sonra saffı bozmaları müstehabdır. Bunu yapmakla sonradan gelenler namazın tamamlanmış olduğunu anlarlar.

İmam selam verince bakar; birinci safta kendinin arkasındaki cemaatten tam kendinin arkasında namaz kılan var ise onu bekler, onun selamından sonra döner. Böyle yapması daha afdaldır.

Eğer namaz tamamlanmışsa, imam selam verince yüzünü arka cemaate dönerken sağ tarafından döner. Sağ tarafından dönmek afdaldır. Namaz kılanın yüzüne karşı dönüp durmaz, çünkü namaz kılanın yüzüne karşı oturmak mekruhtur.

Fakat namaz bitmiş olmayıp kılınacak sünnet bulu­nursa, imam "Allahümme ente’s-Selamü ve min ke’s-selam, tebarekte ya ze’l-Celali ve’l-İkram" denilecek kadar yerinde durur, sonra kalkar ve sağa, sola, ileriye veya geriye çekilerek o sünnet namazı kılar.

Yalnız başına namaz kılanlara gelince, bunlar farz namazları kıldıkları yerde durabilirler ve sünnetleri de orada kılabilirler. Bununla bera­ber sünnetleri başka bir tarafa çekilip kılmaları daha güzeldir.

 


[1] Sahihi Buhari c.1.s.231/619 (Beyrut). Sahihi ibni Hıbban c.5.s.401/2052 (Beyrut). Gunyetü’t-Talibin c.2.s.150 (Osmanlıca baskı)-c.2.s.378 (Beyrut). Tabarani, el-Mu’cemu’l-Esvat c.7.s.349/7693 (Kahire). Halidi Bağdadi, Tarihi Bağdad c.1.s.302/167 (Beyrut).

[2] Gunyetü’t-Talibin c.2.s.163 (Osmanlıca baskı). Sünenü Darekutni c.2.s.87/10 (Beyrut). Zeylai, Nasbu’r-Raye c.2.s.26 (Mısır).

[3] Tercüme-i dürer s.69 (Osmanlıca baskı). İbni Hacer el-Askalani ed-Dirâyetü fi Tahrici Ehadisi-l-Hidaye c.1. s.168/201 (Beyrut). Zeylai Nasbu-r-Raye c.2. s.26 (Mısır). El-Bedaiu’s-Sanâi c.1.s.670 (Beyrut).

[4] Gunyetü’t-Talibin c.2.s.162–163 (Osmanlıca baskı).

[5] Mebsut c.1.s.41 (Beyrut).

[6] Gunyetü’t-Talibin c.2.s.163 (Osmanlıca baskı)-c.2.s.389 (Beyrut). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.7.s.219/10073 (Beyrut). 

[7] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.18/12 Kenzü’l-İrfan binbir hadis s.41 (Osmanlıca baskı).

[8] Gunyetü’t-Talibin c.2.s.163 (Osmanlıca baskı)-c.2.s.389 (Beyrut). Tirmizi, Sünen c.5.s.180/2918 (Beyrut). İbni ebu Şeybe, Musannef c.6.s.146/30200 (Riyad). Tabarani, el-Mu’cemu’l-Evsat c.4.s.337/4366 (Kahire). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.1.s.198/173 (Beyrut).

[9] Halebî Sağir Tercümesi s.341 (Osmanlıca baskı).

[10] Halebî Sağir Tercümesi s.342 (Osmanlıca baskı). Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.172.

[11] Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.172.

[12] İmamı Sarahsi el-Mebsut c.1.s.184 (Beyrut).

[13] Buhari, Nesâi ve Ebû Davud, Cem'u'l-Fevâid c.1.s.251/1690

[14] Sahihi Müslim c.1.s.341/467 (Beyrut). Tirmizi, Sünen c.1.s.461/236 (Beyrut). Müsnedü ebi İvane c.1.s.421/1561 (Beyrut). Gunyetü’t-Talibin c.2.s.165–166 (Osmanlıca baskı)-c.2.s.391 (Beyrut). Ramuze’l-Ehadis c.1.s.36/1.

[15] İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.5.s.219/21962 (Mısır). Gunyetü’t-Talibin c.2.s.166 (Osmanlıca baskı)-c.2.s.391 (Beyrut). Müsnedü ebu Ya’la c.3.s.35/1448 (Dımışk). Tabarani, el-Mu’cemu’l-Kebir c.3.s.250/3311 (Musul). Levamiu’l-Ukul şerhu Ramuze’l-Ehadis c.5.s.427–428

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>