canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Seferde Namazın Şekli ve Müddeti - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

Seferde Namazın Şekli ve Müddeti

 

Orta yürüyüşle, en az kısa günlerde üç günlük (yani 18 saatlik) bir yere git­mek için niyet edip köyünden, kasabasından, vilayetinden çıkan kimselere seferi (yolcu) denir. Bu on sekiz saat, karada deve ve yaya yürüyüşü ile denizde, or­ta ve mutedil havada giden bir yelken gemisi ile ölçülür. (Deveden maksat, ka­file devesinin düz yerde yürüyüşüdür.)

Yani bunlarla on sekiz saatlik veya daha ziyade olan bir yere gitmeye niyet ederek yola çıkanlara seferi denir. Bu kadar olan bir mesafeye trenle, tayyare ile bir saatte gidilecek olsa, yolcular yine seferi sayılır.

Bu niyetle köyünden çı­kan bir kimse, köyün sınırından çıktığı andan itibaren geri oraya gelinceye kadar seferidir. Şehir halkıda belediyenin hükmettiği sınırı geçince tekrar geri oraya gelinceye kadar seferidir.

Seferi olan kimse beş vakit namazlarını kılarken dört rekâtlı olan farzları iki rekât olarak kılar. Üç rekât olan akşam namazının farzı seferi de olsa mukıym de olsa üç rekât kılar.

Seferi olan kimse namazlarını kendi hududundan çıkınca seferi kılmaya başlar, hatta geri hududuna gelinceye kadar seferi kılar.[1]

Sünnetleri gayet sıkılmadan terk etmek olmaz. Gayet korkulu olursa bırakabilir.

Seferi olan kimse vatanına geri dönünce niyet etmesine gerek kalmadan o kimse seferi olmaktan çıkar. Yine bir kimse gittiği yerde onbeş gün kalmaya niyet ederse seferi olmaktan çıkar. Buna dair ibni Ömer radıyallahu anhu:

 إِذَا كُنْتَ مُسَافِرًا فَوَطَنْتَ نَفْسِكَ عَلٰى إِقَامَةِ خَمْسَةَ عَشَرَ يَوْمًا فَأَتِمُّ الصَّلَاةَ

“Seferi olduğunda onbeş gün kalmaya niyet edersen namazını tam kıl”[2] buyuruyor.

On beş günden az oturmaya niyet etse veya ayrı ayrı iki beldede birkaç gün bir yerde birkaç gün diğerinde olmak üzere on beş gün oturmaya niyet edip bunlardan yalnız birinde on beş gün durmasa, seferilik hükmü son bulmaz.[3]

Seferi bir kimse bulunduğu yerde on beş gün durmayı niyet etmeyip bugün, yarın çıkacağım diye uzun zaman orada kalacak olsa, yine seferlik hükmünden çıkmaz. Bir beldeye gidip belli bir işini gördükten sonra dönmek kararında olan bir kimse, o işin on beş günden az bir zamanda yapılamayacağını bilmedikçe yine sefer hükmünden çıkmaz, mukim sayıl­maz. Eğer on beş günden önce bitmeyeceğini biliyorsa, niyet etmese bile mukim sayılır.[4]

  Sahrada ikamete niyet sahih değildir. Ancak göçebe halinde olup çadırlarda oturanlar, kendilerine ve hayvanlarına on beş gün yetecek yiyecek ve içecekleri bulunduğu takdirde, sahralarda on beş gün oturmayı niyet eder­lerse, mukim sayılırlar. Bu durumda onlar, bu yerden kalkıp on sekiz saatlik bir yere gitmeyi niyet etmedikçe, mukim olmaktan çıkmazlar. [5]

  Bir yerde on beş gün kalmağa niyet eden kimse, ordan başka bir beldeye on beş günden az kalmak üzere gitse yine seferi olur.[6]

Sefer ve ikamet hallerinde, kendisine uyulan kimsenin niyeti geçerlidir. Ona uyanın niyetine itibar yoktur. Onun için asker başındaki kumandana bağlıdır. Kumandan askere derse ki biz burada uzun müddet kalacağız namazı mukim kılın derse mukim kılarlar. Öyle bir şey olmazsa seferi kılarlar. İşçi işverenin, öğrenci hocasının, kadın kocasının niyetine göre mukim veya misafir olur.[7]

Mukıym olan bir kimse seferi iken kazaya kalan dört rekâtlı namazını yine iki rekât olarak kaza eder. Seferi olan bir kimsede mukıym iken kazaya kalan namazlarını dört rekât olarak kaza eder.[8]

Seferi olan bir kimse vakit içerisinde mukıym olan imama uyabilir. Bu halde dört rekâtlı bir farz namazını mukim gibi tam olarak kılar. İmama vakit içinde uymakla farz namazı iki rekâttan dört rekâta dönmüş olur.

Mukıym olan kimse seferi olan bir imama uyabilir. Seferi olan imam iki rekâtı kılıp sonra selam verince, mukıym kalkar ve kıraat yapmaksızın namazını tamamlar.

Kıraat demek kıyamda Fatiha ve zammı sure okumaz. Okuyacak kadar bekler. Rukü ve secdelerdeki tesbihleri söyler. Bu şekilde kalan iki rekâtı tamamlar.

İmam olan misafirin, namazdan önce cemaata dönerek ben seferiyim ben ikide selam vereceğim siz selam vermeyin kalkın namazınızı dörde tamamlayın demesi gerekir.[9] Çünkü Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mekke halkına yolcu iken namaz kıldırdıklarında böyle buyurmuşlardır.[10]

Hanefi mezhebinde yolculuk veya yağmur sebebi ile iki vakit namazı bir vakitte kılmak caiz değildir. Yalnız hac mevsiminde Arafat’da öğle ile ikindi namazla­rını öğle vaktinde ve akşam ile yatsı namazlarını Müzdelife'de yatsı vaktinde bir arada cemaatle kılmak caizdir.[11]

 


[1] Halebî Sağir Tercümesi s.356–357 (Osmanlıca baskı). Merakı’l-Felah s.162–163 (Beyrut). 

[2] Tuhfetü’l-Ahvazi c.3.s.91 (Beyrut).

[3] Halebî Sağir Tercümesi s.358 (Osmanlıca baskı). Şerhu Fethu’l-Kadir c.2.s.42–43 (Beyrut).

[4] Halebî Sağir Tercümesi s.358 (Osmanlıca baskı).

[5] Halebî Sağir Tercümesi s.358 (Osmanlıca baskı).

[6] Halebî Sağir Tercümesi s.363 (Osmanlıca baskı).

[7] Halebî Sağir Tercümesi s.358–359 (Osmanlıca baskı).

[8] Halebî Sağir Tercümesi s.361 (Osmanlıca baskı).

[9] Halebî tercümesi Saife: 365 (Osmanlıca baskı). Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.251. Dürer Tercümesi s.102.

[10] Mülteka Tercümesi Mevkûfat c.1.s.251. Merakı’l-Felah s.165 (Beyrut).

[11] Halebî Sağir Tercümesi s.363 (Osmanlıca baskı).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>