canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

CUMA NAMAZI - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

CUMA NAMAZI

 

 

Cuma namazı farzı ayındır. Farziyyeti; kitap, sünnet ve icma-i ümmet ile sabittir. Onu inkâr eden kâfir olur. Terki caiz değildir. Cenâb-ı Hak Teâlâ ve tekaddes hazretleri Kur’an-ı Kerimde:

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوٓا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“ey Allah’a inandım iman ettim diyen müminler Cuma günü ezan okunup namaza çağrıldığınız zaman hemen Allah’ın zikrine gidin ve alış verişi terk edin. Böyle yapmanız bilirseniz sizin hakkınızda daha hayırlıdır”[1]

Cuma namazı için ezan okunduğunda Cuma namazını eda etmek ve farz olan hutbeyi dinlemek için o zamanda alış veriş ve sair dünyaya ait işleri terk edip gevşeklik ve tembellik göstermeden namaza gitmek her mükellef için farzdır.

İlim ve irfanı olanlar için düşünüp idrak edenler için bunun daha hayırlı olduğunu bizleri yoktan var edip nice nice nimetleri bahşeden Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri bu ayeti kerimesi ile beyan ediyor.

Artık o andan itibaren taki Cuma namazı eda edilinceye kadar alış veriş, ticaret haram olur.

Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz Cabir bin Abdullah radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifinde:

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَعَلَيْهِ الْجُمُعَةُ ف۪ي يَوْمِ الْجُمُعَةِ إِلَّا مَر۪يضًا أَوْ مُسَافِرًا أَوِ امْرَأَةً أَوْ صَبِيًّا أَوْ مَمْلُوكًا وَمَنِ اسْتَغْنٰى عَنْهَا بِلَهْوٍ أَوْ تِجَارَةٍ اِسْتَغْنَى اللّٰهُ تَعَالٰى عَنْهُ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

“her kim Allah’a ve ahret gününe iman ediyorsa o kimsenin Cuma günü Cuma namazını kılması gerekir, yalnız hasta, yolcu, kadın, sabi çocuk ve köle hariç. Her kim boş şeylere dalmak ve ticaret için cumaya gelmez ise Allahu Teâlâ’nın ona ihtiyacı yoktur. Allahu Teâlâ zengindir, her türlü övgüye layık olan ancak odur”[2] deyi buyuruyor.      

Yine Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz Cabir bin Abdullah radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şerifte:

 خَطَبَنَا رسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَقَالَ يٰٓا أَيُّهَا النَّاسُ تُوبُٓوا إِلٰى بَارِئِكُمْ قَبْلَ أَنْ تَمُوتُوا وَتَقَرَّبُٓوا إِلَى اللّٰهِ بِالْأَعْمَالِ الصَّالِحَةِ قَبْلَ أَنْ تَشْغَلُوا وَاعْلَمُٓوا أَنَّ اللّٰهَ تَعَالٰى كَتَبَ عَلَيْكُمُ الْجُمُعَةَ ف۪ي يَوْم۪ى هٰذَا ف۪ي شَهْر۪ى هٰذَا ف۪ي عَام۪ى هٰذَا ف۪ي مَقَام۪ى هٰذَا فَمَنْ تَرَكَهَا تَهَاوُنًا بِهَٓا أَوِاسْتَخْفَافًا بِحَقِّهَا وَلَهُ إِمَامٌ جَٓائِرٌ أَوْعَادِلٌ أَلٰا فَلٰا جَمَعَ اللّٰهُ شَمْلَهُ أَلٰا فَلٰا صَلٰوةَ لَهُ أَلٰا فَلٰا زَكٰوةَ لَهُ أَلٰا فَلٰا صَوْمَ لَهُ إِلّٰا أَنْ يَتُوبَ فَمَنْ تَابَ تَابَ اللّٰهُ تَعَالٰى عَلَيْهِ

Cabir bin Abdullah radıyallahu anhu buyuruyor ki “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize ilk hutbelerini irad ederek: “Ey in­sanlar ölüm gelip çatmadan önce sizleri yaratan Allahu Teâlâ’ya tövbe ediniz, meşkuliyetten önce Salih ameller ile Allahu Teâlâ’ya yakın olunuz. Bilmiş olun ki Allahu Teâlâ Cuma’yı size bu günde, bu ayda, bu senede benim şu makamımda farz kılmış­tır. Artık her kim başında zalim yahut adil bir imam olduğu halde Cuma’yı hakir görerek veya inkâr ederek kılmazsa Allah onun iki ya­kasını bir araya getirmesin. Bilmiş olun ki tövbe edinceye kadar, o kim­senin namazı, zekâtı, orucu yoktur. Her kimde tevbe eder ise Allahu Teâlâ onun tövbesini ka­bul eder”[3] deyi buyurduğunu rivayet eylemiştir.

İki cihan sultanı şefaat kanımız sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hadisi şeriflerinde:

اَلْجُمُعَةُ حَقٌّ وَاجِبٌ عَلٰى كُلِّ مُسْلِمٍ ف۪ي جَمَاعَةٍ إِلّٰا أَرْبَعَةً عَبْدًا مَمْلُوكًا أَوِامْرَأَةً أَوْصَبِيًّا أَوْمَر۪يضًا

“Cuma, cemaatle her Müslüman üzerine farzdır. Yalınız dört sınıf kimselere köle, kadın, çocuk, hasta bunlara farz değildir”[4] buyuruyor. Diğer bir hadisi şeriflerinde:

مَنْ تَرَكَ ثَلٰاثَ جُمُعَاتٍ مِنْ غَيْرِ عُذْرٍ كُتِبَ مِنَ الْمُنَافِق۪ينَ

“her kim özürsüz olarak üç Cuma’yı terk ederse münafıklardan yazılır”[5] buyurmuşlardır.

Cuma namazı boynuna farz olan kimseler; sıhhati yerinde olup, marazı ve zayıfı olmamak. Hür olmaktır kölelere farz değildir. Erkek olmak, kadınlara Cuma namazı farz değildir. Sıhhatli olmaktır. Gözü görüp, âmâ olmamak, yürümeye kadir olup kötürüm veya ayaksız olmamak veya şiddetli yağmur veya bir şeyden korkup veya bunların misli namaza mani bir özür bulunmamaktır.

İşte böyle şer’i bir özrü olmayanların Cuma namazına gitmesi farzdır. Böyle şer’i özürler olursa Cuma namazı o kimseye farz olmaz.

Seferi olan bir kimsenin imam olup cuma namazı kıldırması caizdir. Hazreti Peygamberimiz sallallahu Teâlâ aleyhi ve sellem Mekke’de seferi oldukları halde Cuma namazını eda ettiler. Bu seferi olan birinin Cuma namazını kıldırabileceğine delildir.[6]

Cuma günü önce dört rekât cumanın sünneti kılınır. Hutbe okunduktan sonra imamla birlikte iki rekât cumanın farzı kılınır. Sonra dört rekât cumanın son sünneti kılınır. Bundan sonra dört rekât zuhri ahir namazı ve arkasından iki rekât vaktin son sünneti kılınır. Böylece on altı rekât namaz kılınmış olur.

 


[1] Cuma Suresi 62/9

[2] Beyhaki, Şuabu’l-İman c.3.s.105/3013 (Beyrut). Hafız el-Münziri, et-Terğib ve’t-Terhib 1.s.294/1085 (Beyrut). Tabarani, el-Mu’cemü’l-Evsat c.7.s.354/7710 (Kahire). Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya c.7.s.241 (Beyrut). Abdurrezzak, el-Musannef c.3.s.172/5200 (Beyrut).  Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.5.s.470/8791 (Beyrut).  Darakutni, Sünen c.2.s.3/1 (Beyrut). Heysemi, Mecmau’z-Zevaid c.2.s.170 (Beyrut). Gunyetü’t-Talibin c.2.s.322 (Beyrut).

[3] Mülteka tercümesi Mevkûfat c.1. s. 254, Sünenü İbni Mace c.1.s.343/1081 (Beyrut). Tabarani, el-Mu’cemü’l-Evsat c.2.s.64/1261 (Kahire). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.3.s.105–106/3014 (Beyrut).

[4] Hâkim, el-Müstedrek c.1.s.425/1062 (Beyrut). Ebu Davud, Sünen c.1.s.280/1067. Zeylai, Nasbu’r-Raye c.2.s.198 (Mısır). Münavi Feyzü’l-Kadir c.3. s.278 (Mısır). İbni Hacer el-Askalâni, Telhısü’l-Habir c.2.s.65/650 (Medine-i Münevvere). Mevkûfat c.1. s.255.

[5] Ramuze’l-Ehadis c.2. s.412/11. Tabarani el-Mu’cemu’l-Kebir c.1. s.170/422 (Musul).

[6] Mevkûfat c.1.s.262.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>