canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

CENAZE ARKASINDAN TEVHİD ÇEKİLMESİ - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

CENAZE ARKASINDAN TEVHİD ÇEKİLMESİ

 

Tevhid çekilme usulü: Önceleri gördüğümüz usul toplanırlar. Adam sayısına göre hesap olunur yetmişbin tevhid çekilir. O mevtanın ruhuna hediye ederler idi.

Bu konuyu şeyhımız Bilal Baba Hazretlerine sordum. O da bize daha çok güzel tafsilatı ile usullarını söyledi.

Onun öğrettiği usul; cemaat toplanıp cematın sayısı sayılır. Sayıya göre hesap yapılır. Evvela bir Kur’an okunur. Kur’an’dan sonra bin adet Fatiha (Elham) okunur. Herkes kendi duyacağı kadar kaç adet adam başına düşmüş ise ona göre okunur. Fatihadan (Elhamdan) sonra bin adet ihlâs (kulhüvallahu ahad) aynı tertip üzere okunur. İhlâstan (Kulhüvallahu ahedden) sonra bin adet aynı tertip sayı üzere salâvatı şerif çekilir.

Ondan sonra günahların affı için baştan buraya kadar hepsi huzuru kalp ile okunur. Burda birkaç adet sayısı duruma göre günahların affı için tevbe, estağfirullahe’l-azim çekilir.

Ondan sonra adamların mevcut sayısına göre hesap yapılır. Seksen bin tevhide ulaşması için hesap olunur euzu besmele ile tevhide başlanır. Seksenbin tevhid tamam olunca biraz da Allah Allah zikri devam olunur. Sonra tekbir getirilir. Durdurulup yine bir Kur’an okunur. Kur’an’dan sonra ya üç ya yedi duruma göre tekbir getirilir. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi veselleme Esselatü vesselamü aleyke ya Rasulallah diyerek salatu selamlar getirilip duaya başlar. İçlerinden birisi duayı eder.

Aldığımız izahata göre dua yapan şahıs huzuru kalb ile euzu besmele çeker euzu besmeleden sonra elhamdülillahi rabbil âlemine vesselatü vesselamü ala Rasulüne Muhammedin ve ala alihi vesahbihi ecmain dedikten sonra kendisi cehri sesle kendisi ve cemaat el kaldırılır kendi söyler cemaat de âmin derler.

Duanın kısa olarak şekli: Euzu besmele getirilip salatü vesselamdan sonra el kaldırılarak huzuru kalb ile ya Rabbi okunmuş olan Kur’an’ı Kerimden hâsıl olan sevapları ve okunmuş olan Fatiha (Elham), ihlas (Kulhüvallahu ahedden) ve çekilen salavatı şerifelerden ve çekilen kelimeyi tevhidden ve lafza-ı celal dan da hâsıl olan sevapları evvela bizzat sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin mübarek ruhu şerifine hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi.

Ondan hâsıl olan sevapları âli evladının, ashabı Güzin, ensari muhacirin ve diğer ahrete göçmüş olan enbiya, evliya ve ahrete göçmüş olan ehli iman mü’min, mü’minat ve cemii ahirete göçmüş olan ehli iman olanların cümlesinin ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi.

Onlardan hâsıl olan sevapları, buraya toplanıp bu tevhidi çekmeye beraber müşterek olup çeken kardeş, bacılarımızın geçmişlerimizin ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi, onlardan hâsıl olan sevapları da bu vefat eden filan oğlu filanın veyahut filan kızı filanın o ismin o zatın aramızdan göçmüş olan o zatın ruhuna hediye eyledik vasıl eyle ya Rabbi bu şekilde hitam bulur.

Buradaki toplum cemaat kadın ve erkek bu tevhide iştirak edenlerin hepsinin amel defterine de yekün hâsıl olan sevapların karşılığını da Cenâb-ı Hak onların amel defterlerine yazdırıyor. Çünkü bunlar din kardeş, bacılarına cömertlik yapıp, onun mağfireti için, rahatı için, kabrinin pür nur olması için, merhametle bu sevapları çekip, cömertlikle gönderdikleri için, Cenâb-ı Hakk’ta yekün hâsıl olan sevabı çekenlerin hepsinin amel defterine aynı sevap bedelini yazdırıyor.

Rasulü Ekrem ve Nebiyyü Muhterem sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz Enes radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şeriflerinde:

مَا مِنْ اَهْلِ بَيْتٍ يَمُوتُ مِنْهُمْ مَيِّتٌ فَيَتَصَدَّقُونَ عَنْهُ بَعْدَ مَوْتِه۪ إِلّٰا أَهْدَاهَا جَبْرَآئ۪يلُ عَلَيْهِ السَّلٰامُ عَلٰى طَبَقٍ مِنْ نُورٍ ثُمَّ يَقِفُ عَلٰى شَف۪يرِ الْقَبْرِ فَيَقُولُ يَا صَاحِبَ الْقَبْرِ الْعَم۪يقِ هٰذِه۪ هَدِيَّةٌ أَهْدَاهَا إِلَيْكَ أَهْلُكَ وَ اَحْبَابِكَ فَاَقْبِلْهَا فَتَدْخُلُ عَلَيْهِ فَيَفْرَحَ بِهَا وَيَسْتَبْشِرُ وَيَحْزُنُ ج۪يرَانُهُ الَّذ۪ى لَايُهْدٰۤى إِلَيْهِمْ شَيْئٌ

“Her kimin ev halkından biri vefat etse diğerleri onun için tasadduk etseler, Cebrail aleyhisselam onu nurdan tabak üzerinde ona ulaştırıp kabir kenarında durup der ki; Ey kabir sahibi bu ehlin ve ahbabın tarafından sana hediyedir. Kabul et der. Ölü, o hediye ile ferahlar, sevinir. Hediyeden mahrum kalan komşuları ise mahzun olurlar”[1] demektir.

Yine Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz ibni Abbas radıyallahu anhu tarafından rivayet olunan hadisi şeriflerinde:  

مَا الْمَيِّتُ ف۪ى قَبْرِه۪ إِلّٰا شِبْهُ الْغَر۪يقُ الْمَتَغَوِّثُ يَنْتَظِرُ دَعْوَةً مِنْ اَبٍ اَوْ اُمٍّ اَوْ وَلَدٍ اَوْ صَد۪يقٍ ثِقَةِ فَاِذَا لَحَقَتْهُ كَانَ اَحَبَّ اِلَيْهِ مِنَ الدُّنْيَا وَمَا ف۪يهَا وَ اِنَّ اللّٰهَ عَزَّ وَجَلَّ لِيَدْخُلُ عَلٰى اَهْلِ الْقُبُورِ مِنْ دُعٰٓاءِ اَهْلِ الدُّنْيَا اَمْثَالُ الْجِبَالِ وَاِنَّ هَدِيَّةَ الْاَحْيٰٓاءِ اِلَى الْاَمْوَاتِ الْاِسْتِغْفَارُ لَهُمْ وَالصَّدَقَةُ عَنْهُمْ

“Ölü, kabrinde boğulmak üzere olan kimseye benzer. Babasından, anasından, çocuğundan veya sağlam dostundan dua bekler. O, duaya kavuştuğunda bu ona dünya ve içindekilerden daha sevgili olur. Allah Azze ve Celle kabir ehline dünya ehlinin duasından dağlar gibi idhal eder. Muhakkak ki hayatta olanların ölülere hediyesi onlar için istiğfar ve onlar için sadakadır.”[2]

Kıldığımız namaz, okuduğumuz Kur’an, yaptığımız zikir ve dualar, verdiğimiz sadakalar vesair Allah rızası için yapılan hayır hasenatlar her hangisi olsa okuyanın ağzından çıktığı anda hediye edilen mevtaların ruhlarına ulaşır, hem de aynı bedel olarak okuyanın amel defterine de sevabı yazılır.

Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin bizzat ağzından dinlediklerim. İstanbul’a sürgüne gittiğimde İstanbul’da bir mezarlığa gittim. Her mezar başına varıp ayrı ayrı okudum, ruhlarına hediye ettim. Yalnız bir mezar taşında yazılmış ki Musiki ustalarından felan oğlu felan onun ruhuna bir şey okumadım, eve gelip yattım. Sabah yemeğinde bir ıhvan geldi ve dedi ki “baba dünkü gün felan mezarlığa gittin mi?” “Evet gittim” dedim. O ıhvan bana dedi ki “baba ben bu gece rüyamda o mezarlıkta musiki ustalarından o adamı gördüm. Bana dedi ki “dünkü gün sizin efendiniz bu mezarlığa geldi. Her mezarın başına varıp ruhlarına okuyup bağışladı. Her mezarı ihya etti, mezarlarını nur ile doldurdu. Benim mezarıma geldiğinde ben ise elimi açtım, boynumu büktüm, ne yaptımsa bir hediye yapmadı. Herkesin mezarını nur ile ihya etti ben ise mahrum oldum. Bana bir şey okumadı. Yalnız o mezarlıkta beni mahrum etti” dedi.”

“Bende o gün tekrar bir fayton tutup hususi o mezarlığa gittim. O musiki ustasınında ruhuna okuyup hediye ettim” deyi buyurdu.

Ölü için sadaka verip fakirlerin rızasını almak ve bu sevabı ölünün ruhuna bağışlamakta hiçbir zaman eksilmez. Her ne gün ve hangi saatte sadaka verilip sevabı ölüye hibe edilse ölen kimse­nin ruhuna hemen erişir. Fakat duaların en hayırlısı cuma günlerinde olan dualardır. Bilhassa farz namazların arkasından dua edilirse daha hayırlıdır. Böyle dua eden ve hele duasına bir sadaka koşan kimselere Hak Teâlâ Hazretleri şefkat ve merhamet nazarı ile bakar, bütün günahlarını bağışlar, hem ölüye ve hem de ona bu hediyeleri gönderen kimseye rahmet eder.

Aynı zamanda o kimsenin kitabını sağ eline verir ve o kimse ev halkından yetmiş kişiye şefaat eder.[3]


[1] İrşâdu’l-Ğafilin 131–132 (Osmanlıca baskı). Tabarani el-Mu’cemu’l-Evsat c.6. s.315/6504 (Kahire). Feraidü’l-Fevaid fi Beyani’l-Akaid s.127–128 (Osmanlıca baskı).

[2] Ramuze’l-Ehadis c.2. s.368/10.

[3] İmadu’l-İslam s.262

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>