canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Hikmet İlmi - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

HİKMET İLMİ

 

Hikmet ilmi de şeriatla amel, tarikatla süluk, ihlaslı ibadet ve zikrullah ve nafilelere halis niyet ile tezkiye-i nefs, tasfiye-i kalbe çalışmakla hasıl olduğunu, nefsini terbiye edip, kontrol altında tutup, nefsinin terbiyesine hakim olup, kalbini tasfiye edip düzeltmek, kalbini nefsin heva ve heveslerinden ve arzularından ve ahlak-ı zemime ve kötü huylardan ve dünya muhabbetinden, endişe hayallerinden hikmet ilmi gelecek kalbe sahip olup, temiz tutup, Allah’tan gayrileri sürüp çıkarıp, selamette tutmaya çalışmaktır. Yalnız Allah’ın sevmiş olduğu dostlarının kalbe gelmesinde zarar yoktur, fayda vardır. Onlara rabıta, teveccüh yapmakta fayda çoktur.

Musa aleyhisselam ile kavmi beraber Mısır’dan firar ettiklerinde arkadan Firavun’un ordusu yetişti. Önleri denize geldiği zamanda iki taraf askerleri birbirini gördüler. Musa aleyhisselamın yakınları ve Beni İsrail’in ileri gelenleri, Firavun ve askeri bize kavuşacaktır, bizim için hayat ümidi kalmadı, dediler. Musa aleyhisselam onlara hakikat hal sizin zannınız gibi değildir, dedi. Rabbimin muaveneti benimle beraberdir. Kurtulacak yolu bana ilham eder ve bizi kurtaracak bir yola vasıl eder. Çünkü halasımızı bana vaad etti. Onun vaadinde hilaf olmaz. Elbette bizi kurtaracaktır, diye teselli etti. Onlar dediler ki, nereye gideceksin; önümüz deniz, arkamız düşmandır demeleri üzerine Musa aleyhisselamın şu duayı okudu-ğu İbni Mes’ud hazretleri Resulullah’dan rivayet vardır ki, Resu-lullah’dan işittikten sonra o duayı asla terk etmedim. O dua şudur:

 

اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ وَاِلَيْكَ الْمُشْـتَكَ وَبِكَ الْمُسْتَغَاثُ وَاَنْتَ الْمُسْتَعَانُ وَلَاحَوْلَ وَلَاقُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ

 

“Allahümme lekel hamdu ve ileykel müşteke ve bikel müstegasu ve entel müsteanu vela havle vela guvvete illa billahi”

Yani, ey Rabbim, medhü sena ve şükür ancak sana mahsustur ve şikayet ancak sana olur ve senden başka düşmandan şikayet ederek, arzıhal edecek bir kimse yoktur ve yardım talep olunmak sana mahsustur ve bir mekandan diğer mekana tahvil ve düşmana karşı kuvvet ve kudret olmadı, ancak senin inayetinle oldudemektir.

Cenab-ı Hak Teala, Firavun’un Mısır’dan çıktığını ve iki taraf askerinin birbirini gördüğünü ve Beni İsrail’in endişe ettiklerini beyandan sonra, Beni İsrail’in halas olmasını ve Firavun’un gark olduğunu beyan etmek üzere: (Şuara suresi ayet-63)

 

فَاَوْحَيْنَآ اِلٰى مُوسٰىٓ اَنِ اضْرِبْ بِعَصَاكَ الْبَحْرَۜ

 

Firavun’un askeri Beni İsrail’e yaklaşınca, biz Musa aleyhisselama vahyettik ve dedik ki, ya Musa, denize vur. Musa aleyhisselam emrimize imtisalen asasını denize vurunca deniz yarıldı ve on iki parça oldu. Her parçaların araları Beni İsrail’e açık yol oldu. (Şuara suresi ayet-64)

 

وَاَزْلَفْنَا ثَمَّ الْاٰخَرِينَۚ

 

Biz, Firavun’u ve askerini Beni İsrail’e yaklaştırdık. Biz Musa aleyhisselama ve onunla beraber olanların cemisine necat verdik ve Firavun’un şerrinden kurtardık.(Şuara suresi ayet-66)

 

ثُمَّ اَغْرَقْنَا الْاٰخَرِينَۜ

 

Biz Firavun’u ve askerini denize gark ettik. Musa’ya necat verdikten sonra, Firavun’u maiyetiyle beraber gark ettik.(Şuara suresi ayet-67)

 

اِنَّ فِي ذٰلِكَ لَاٰيَةًۜ وَمَا كَانَ اَكْثَرُهُمْ مُؤْمِنِينَ

 

İşte şu aynı mekanda fırkanın birine necat verdikten sonra, diğerini denize gark etmekte kudretimize ve Musa aleyhisselamın davasının sıdkına alamet vardır.

İşte Cenab-ı Hak ve tekaddes hazretleri kendinin varlığını, güç ve kuvvetini, kudretini ayetleri ile bildirmektedir. Ayet, alamet manasınadır.

Hadis-i Şerif:

 

آيـَةُ الْمَنَافِقِ ثَلَاثٌ اِذَا نَطَقَ كَذَبَ وَاِذَا وَعَدَ اَخْلَفَ وَ اِذَا أْتـُمِنَ خَانَ

 

Manası: “Münafıklığın alameti üçtür: Konuşur yalan söyler, vaadeder, vaadinde durmaz. Bir emanet versen hıyanet eder.”[1] Demek ki ayet alamet manasınadır.

Ne anlaşıldı; bütün peygamberlerden zuhur eden mucizatlar ve evliyalardan zuhur eden kerametler, Allah’ın kuvvet ve kudretinin alametidir. Ay da, güneş de, yıldızlar da bunların hepsi, gece ve gündüz ve bunların bu tertip düzende devir etmesi, O’nun iradesi iledir.


[1] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 5/4.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>