canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

NAFİLE NAMAZLARIN FAZİLETLERİ İLE İGİLİ İZAHAT - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

NAFİLE NAMAZLARIN FAZİLETLERİ İLE İGİLİ İZAHAT

 

Bu kadar kullara varidat olur mu? Allahu Teâlâ hazretlerinin rahmet deryasının nahiyeti olmaz. Yeter ki kulların kalpteki niyetleri yaptığı amalleri Allahımızın hoşuna gelsin. Varidatı ilahiyenin sınırı yoktur. Hemen bir tanesini ayetle ispat edelim inşaallah.

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri sure-i Furkan’da sevdiği kullarının vasıflarını beyan etmek üzere:

وَعِبَادُ الرَّحْمٰنِ الَّذ۪ينَ يَمْشُونَ عَلٰى الْاَرْضِ هَوْنًا وَاِذَا خَاطَبَهُمُ الْجَاهِلُونَ قَالُوا سَلَامًا

“Rahman’ın öyle sultan kulları var ki onlar yeryüzünde adlü adaletle gönül enginliğiyle gezerler-dolaşırlar. Kötü kötü hıtabta bulunan cahiller, nefis esiri gafillere karşı yumuşaklık ile ne var aramızda geçemeyecek bir davamız yoktur aramız sakin selamet derler.”[1]

Yani, benim o sultan kullarım ki Allah’ın her kudretini kuvvetini görünce onlar gönül enginliği ile halkın arasına girip onları yumuşaklık ile Allah’a Allah’ın zikrine ve ibadetine teşvik ederler. Fakat bu Allah dostu olan mü’minlerin hakkında cahil olanlar, nefis esiri gafil olanlar bu Cenâb-ı Hakk’ın sevgili dostlarının hakkında kötü kötü hitap ta bulunurlar. Allah’ın bu sultan kullarının vasıfları o cahiller ile karşılaştıkları zaman o gafil cahillere yumuşaklık ile ne var aramızda geçemeyecek bir davamız yoktur aramız sakin selamet derler.

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri o mü’min kullarının vasıflarını beyan ediyor ki:

وَالَّذ۪ينَ يَب۪يتُونَ لِرَبِّهِمْ سُجَّدًا وَقِيَامًا

Allah’ın halis kulları şu kimseler ki, “onlar gece ile beytutet ettiklerinden, Rablerine secde ve huzur-ı ilahide kıyamla vakit geçirirler.”[2] Yani, o sevgili kullarım gecelerinin hepsini uykuya harcetmezler. Biraz istirahat ederler ondan sonra kalkarlar abdestle namazla kıyamla rükû ve secde ile devam edip ve Allah’ın zikrine de devam ederler.

وَالَّذ۪ينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا اصْرِفْ عَنَّا عَذَابَ جَهَنَّمَۗ اِنَّ عَذَابَهَا كَانَ غَرَامًاۗ

“Onlar derler ki Ya Rabbena bizi cehennem azabından koru bizim günahlarımızı affı mağfiret eyle. Onlar cehennemin nasıl şiddetle ateşle kötü azap yeri olduğunu bilirler, Rabbilerine sığınırlar.”[3]

 Onların vasıf sıfatlarından bir tanesi de Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerinden ve servetlerinden fakir fukaraya, muhtaç olanlara cimrilik yapmadan verirler.

وَالَّذ۪ينَ اِذَآ اَنْفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذٰلِكَ قَوَامًا

“Onlar ki infak ettikleri zamanda ne cimrilik yaparlar ne de varını yoğunu sarf edip kendini açıkta bırakırlar. İkisinin ortasında müsavi olurlar. Allah yoluna gereken yerde cimrilik yapmazlar, fakat israf etmeden sarfederler.” [4]

وَالَّذ۪ينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّت۪ي حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَۚ

“Onlar Allah’tan başkasına aya, güneşe, putlara tapmazlar. Onların vasıflarından ki onlar suçsuz yere katil yapmazlar. Vela yeznun O sultan kullarım ki kadından erkekten zina yapmazlar.” [5]

Allah’ın helal ettiği kendi helâllerinden başkasına şehvetle bile Allah korkusundan bakmazlar zinada etmezler. Her kim bu üç kebair haram olan günahları yapar ise bi gayri yere katil, zina ve Allah’tan başkasına tanrı diye tapmak:

وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًاۙ

“Her kim bu büyük kebair günahları yapar ise bu büyük günahların ceza yeri cehennemin kızgın olan esame cehennemine atılacaklar.” [6]

يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ وَيَخْلُدْ ف۪يه۪ مُهَانًاۗ

“Kıyamet gününde günden güne de azaplarının şiddeti artmakta olacak şunun da tadına bak şuna da bak diye çeşitli azaplar yapılacak ebedi olarak esame cehenneminde kalacaklar.” [7]

Şimdi burada önceki yazdığımız namazlarda ki alınan sevaplara bu kadar çok olur mu diyenler, Allahu Teâlâ hazretlerinin merhametini affı mağfiretini ve kullarına acıyıp küçük büyük günahları affedip bağışlayıcı olan merhametli olan Allah’ımız neler buyuruyor, tekrar tekrar dinleyip göz atalım.

Bu üç büyük kebair günahı yapanlar esame cehennemine ebedi olarak konuldu konulma cezasını da aldı. Şimdi ayeti dinle:

اِلَّا مَنْ تَابَ وَاٰمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَاُو۬لٰٓئِكَ يُبَدِّلُ اللّٰهُ سَيِّـَٔاتِهِمْ حَسَنَاتٍۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا

“Yalnız o günahları yapan kimseler ne zaman tevbe eder, imanla beraber yaptığı günahlarına pişman, müteessir, üzüntülerle tövbe eder ameli Saliha devam eder ise Allahu Teâlâ o kimsenin günahlarını sevaba tebdil eder. Allahu Teâlâ günahları affeden rahmet merhamet sahibidir.”[8]

O günahları yapan kimseler ne zaman bu günahları yaptığına pişman, müteessir, üzüntüler duyarak Allah’ın birliğine kudret kuvvetine inanır ve bu yaptıkları günahları bir dahi yapmamak niyetiyle pişman, üzüntü ile tevbe eder. Bir de tevbe ile beraber ameli Salihaya devam ederse ameli Salih dediğimiz sırf kendini yaratanın rızasını umarak, başka arzu maksatlar olmayarak yapılan ameller Salih amel olur.

İman etti bir dahi yapmamaya tevbe, ameli Salih işlemeye de devamla başladı dağlar kadar yığılan günahlar affa uğradı, affı mağfiret etti.  Daha büyük müjde beşaretle ne buyuruyor. Kulum ne zaman iman eder, yaptığı günahlarına pişman, müteessir, üzüntülerle tövbe eder, ameli Saliha devam eder ise “yübeddilullahu” dağlar kadar yığılan günahları hem affediyor hem de “yübeddilullahu seyyietihum hasenat” günahları sevaba tebdil ediyor. Bu merhamet bu şefkat bu ihsan bu lütuf kimde bulunur. Ancak bizi halk eden yüce Rabbimiz vaat ediyor.

İşte kılınan bu kadar namaza bu kadar ihsan olur mu diyenler büyük hataya batıyorlar. Cenâb-ı Hak şu ayeti kerimesinde ne buyuruyor:

لَا يُسْـَٔلُ عَمَّا يَفْعَلُ وَهُمْ يُسْـَٔلُونَ

Yani, “Allahu Teâlâ işlediği işten mes’ul olamaz. Hiç kimse bir şey soramaz.”[9]

Cenâb-ı Hak yaptığı işten yapacağı işten hiç kimseye sorup hâşâ danışmaz hiçbir kimsede şunu şöyle yaptın, bunu böyle yaptın diye sual soramaz.

Yeter ki bir kul boynunu büküp ağlayarak, aman Allah’ım diyerek tevbeye devam edip beni affet deyip daimi surette kendini Allah’a suçlu bilir suç ve günahlarına anlayıp ağlar, müteessirlik, suçluluk üzerinden gidip şad olmaz, çok gülemez serbest olamaz.

İşte Cenâb-ı Hakk’ta sevdiği kullarına hem affı mağfiret etmesi var, hem de nasibinde olmayanı vermesi var. Kimse onun işine karışamaz ve kimse de ona sual soramaz.

Furkan suresinde ki bu ayetin sebebi nüzulü; Mekke’den küffarlardan altı yedi kişi geldiler Ya Muhammed sen diyorsun ki suçsuz yere katil yapanları, zina yapanları, Allah’tan başka puta tapanları Allah affetmez diyorsun biz bunları yaptık.

Rabbine söyle eğer bunların affolunma imkânı varsa biz Allah’a iman ve seni de tastik edeceğiz inanacağız. Yok, affolunmak imkânı yok ise ne yapalım biz ebedi pişman müteessirlik ile kalacağız dediler.

Onun üzerine sure-i Furkan da ki bu ayetler inince hepsi affı mağfirete uğradılar. Günahlar affolunup hem de yığılmış olan günahlarını sevaba tebdil etti. Cenâb-ı Hak kullarının üzerine ne kadar çok şefkat, merhamet sahibi olduğunu haber verip bildirmektedir.

 

Sen isteye dur. Önceki Peygamberlerden birinin zamanında geçen bir hadise şöyle anlatılıyor.

Adamın biri çok zalimmiş, çok asi imiş, çok günahkâr imiş. Peygamber ilan etmiş ki bu adamı Allah cehennemde yakacak. O adam oğluyla bir deniz kenarında yürürken.

Oğlan:

Baba burada ne kadar çok kum var demiş,

Babası:

Oğlum Allah’ın rahmeti bundan daha çok demiş, peygamber onu görünce sen ne yaptında Allah seni affetdi Cenâb-ı Hak seni affetdiğini haber verdi deyince. Adam, oğlan bana baba bu denizin kenarın da ne kadar çok kum var deyince bende dedim ki Allah’ın rahmeti bundan daha çok dedim deyince peygamber işte o sözün Allah’a hoş geldiğinden Allah seni affetti demiş.

Cenâb-ı Allahu Teâlâ hazretleri ayeti kerimede:

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰىٓ اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعًاۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ

“Ya Habibim, o kullarıma deki Ey kendi nefislerinin üzerine günah, isyan yönünde israfa geçen kullarım. Siz Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Günahınızın büyüklüğüne nazar ederek tövbenizin kabul olunmayacağını zannetmeyin O Allah tövbe ve iman edenlerin günahları her ne kadar büyük olursa olsun cümlesini af ve sitr eder ve dergâh-ı ulûhiyetine iltica edenlere merhamet buyurucudur.[10]

 


[1] Furkân: 25/63

[2] Furkân suresi 25/64.

[3] Furkân suresi 25/65.

[4] Furkân suresi 25/67

[5] Furkân suresi 25/68

[6] Furkân suresi 25/68

[7] Furkân suresi 25/69

[8] Furkân suresi 25/70.

[9] Enbiya suresi 21/23

[10] Zümer 39/53.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>