canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

RAMAZAN AYININ FAZİLETİ VE ORUÇ - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

RAMAZAN AYININ FAZİLETİ VE ORUÇ

 

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimesinde:

فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُۜ وَمَنْ كَانَ مَر۪يضًا اَوْ عَلٰى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ اَيَّامٍ اُخَرَۜ

“sizden he kim ramazan ayına ulaşırsa o ayda oruc tutsun. Her kimde o aya ulaştığı halde hasta olur veyahut seferde olur şer’i bir özürden dolayı orucunu tutamazsa ramazandan başka günlerde yemiş olduğu orucunu kaza etsin”

يُر۪يدُ اللّٰهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُر۪يدُ بِكُمُ الْعُسْرَۘ

“Allahu Teâlâ hazretleri sizlerin hakkında kolaylık murad ediyor zorluğa çekmiyor”

وَلِتُكْمِلُوا الْعِدَّةَ وَلِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْ وَلَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

“şer’i zaruret sebebiyle tutamadığınız oruçlarınızı günlerin adedini tamamlayarak kaza etmeniz size emrolundu ki hidayet buyurduğu vechile Allahu Teâlâ hazretlerini tazim ve tekbir ve gereği gibi şükretmiş olasınız”[1] deyi buyuruyor.

Oruç; akıllı, erginlik çağına gelmiş her Müslüman erkek ve hayız, nifas hallerinden temiz kadınlar üzerine farzı ayındır. İnkâr eden kâfir olur. Şer’i bir özürle orucunu tutamayan kimsenin gününe gün daha sonra tutamadığı oruçlarını kaza edeceğini Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri bu ayeti kerimede beyan ediyor.

Bir hasta oruç tuttuğu zaman hastalığının artmasından korkarsa veya geç iyi olacaksa orucu yemesi mübah olur. Sonra iyi olunca kaza eder.

Hamile olan veya çocuk emziren bir kadın eğer bunlara oruç zarar verirse orucu yerler sonra kaza ederler. Eğer zarar vermezse orucu tutarlar. Yine oruçlu bir kimse açlık ve susuzluktan helak olacağından korkarsa orucunu yiyebilir sonra kaza eder.[2]

Oruç tutamayacak kadar yaşlı olan veyahut şifa bulması ümid edilmeyen bir hastalıktan dolayı oruç tutmaya gücü yetmeyenler bir fakire tutamadığı her gün için bir fıtır sadakası miktarı fidye verir veya her gün için bir fakiri akşamlı sabahlı doyurur.[3]

Sefer müddeti yolculuğa çıkan kimsenin orucu yemesine müsade vardır, daha sonra kaza eder. Eğer oruc tuttuğunda zarar vermiyor sıkıntılı bir durum yoksa orucu tutması daha iyi daha fazletilidir.[4]

Bir kimse oruca başlayıp gündüz fecirden sonra yolculuğa çıksa orucunu tamamlaması gerekir. Böyle bir kimse yola çıktıktan sonra orucunu bozarsa kefaret gerekmez kaza etmesi gerekir.[5]

Bir kimse Ramazan boyunca baygın olsa orucunu kaza etmesi gerekir. Çünkü o bir hastalıktır, güçleri zayıftır, aklı yok etmez. Delirmiş olan bir adam, Ramazan içinde Kendine gelip iyileşse geçmiş günleri kaza eder. Fakat bir kimsenin delirmesi Ramazanın başından sonuna kadar veya son günün zevalinden sonraya kadar devam etse sonradan iyileşmekle kendisine kaza gerekmez. Çünkü bunda güçlük vardır. Sahih olan da budur.

Yine böyle delirmiş olan kimse, Ramazan gecelerinden birinde iyileşipte sonra fecirden itibaren yine delirse üzerine kaza gerekmez. Delirmiş olan kimsenin iyileşmesi kendisindeki delirmenin tamamen ortadan kalkması ile olur.[6]    

Ramazan ayında sair aylarda olmayan şeref ve fazilet olduğundan o faziletten istifade etmek için o aya ulaşan kimse faizletten mahrum kalmamak için şer’i bir özrü yok ise farzı ayın olan orucunu tuması lazım gelir.

İki cihan serveri fahri kâinat ve eşrefi mahlûkat sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem efendimiz ramazanı şerifin fazileti hakkında ve bu ayda Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretlerinin kulları üzerine affı mağfiretinin ne kadar bol olduğunu ibni Abbas radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şeriflerinde beyan ediyor:

لِلّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ ف۪ي كُلِّ يَوْمٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانِ عِنْدَ الْإِفْطَارِ أَلْفُ أَلْفٍ عَت۪يقٌ مِنَ النَّارِ كُلُّهُمْ قَدِ السْتَوْجِبُوا الْعِقَابِ فَإِذَا كَانَ لَيْلَةُ الْجُمُعَةِ وَيَوْمُ الْجُمُعَةِ  أَعْتَقَ اللّٰهُ تَعَالٰى ف۪ي كُلِّ سَاعَةٍ أَلْفُ أَلْفٍ عَت۪يقٌ مِنَ النَّارِ كُلُّهُمْ قَدِ السْتَوْجِبُوا الْعَذَابِ فَإِذَا كَانَ ف۪ي آخِرِ يَومٍ مِنْ شَهْرِ رَمَضَانِ أَعْتَقَ اللّٰهُ ف۪ي ذٰلِكَ الْيَوْمِ بِعَدَدِ مَا أَعْتَقَ مِنْ اَوَّلِ الشَّهْرِ إِلٰى آخِرِه۪  

“Allahu Teâlâ hazretleri ramazan ayının her gününde iftar vaktinde kendileri azab ve ikaba müstehak olmuş bin kere bin kişiyi cehennemden azad eder. Cuma gecesi ve günü olduğunda her saatte kendileri azab ve ikaba müstehak olmuş bin kere bin kişiyi cehennemden azad eder. Ramazan ayının son günü olduğunda o günde Allahu Teâlâ hazretleri ramazan ayının ilk gününden son gününe kadar cehennemden azad eylediği kimselerin miktarı adedince kimseleri cehennemden azad eder”[7] deyi buyuruyor.

Orucun vakti fecri sadıktan güneş batıncaya kadar olan zamandır. Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri

وَكُلُوا وَاشْرَبُوا حَتّٰى يَتَبَيَّنَ لَكُمُ الْخَيْطُ الْاَبْيَضُ مِنَ الْخَيْطِ الْاَسْوَدِ مِنَ الْفَجْرِۖ ثُمَّ اَتِمُّوا الصِّيَامَ اِلَى الَّيْلِۚ  

“siyah iplik beyaz iplikten ayrılıncaya kadar yani, şafağın aydınlığı gecenin karanlığından ayrılıp açılıncaya kadaryiyiniz içiniz. Ondan sonra güneş batıp akşam oluncaya kadar orucunuzu tamamlayınız”[8] ayeti kerimesi ile bu konuyu beyan ediyor.

Oruc, nefse muhalefet ve Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretlerinin rızasını tahsil niyetiyle fecri sadıktan başlayarak güneşin batışına kadar yemekten içmekten ve cinsel ilişkiden nefsi tutmaktır.

Yalınız oruc dediğimiz, sadece karnı ve ferci zapt eyleyip gözün, kulağın, dilin ve ellerin nefsanî emeller ve hevesler peşinde başıboş bırakılması demek değildir hâşâ. Buna dair Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz ebu Hureyre radıyallahu anhudan rivayet olunan hadisi şeriflerinde:

 رُبَّ صٰٓائِمٍ لَيْسَ لَهُ مِنْ صِيَامِه۪ٓ إِلَّا الْجُوعُ وَالْعَطَشُ

“nice oruç tutanlar vardır ki kendilerine açlık ve susuzlukları kalır”[9] buyuruyor.

İşte bu kimseler dillerini boş malayani lüzumsuz kelamlardan, gözlerini harama bakmaktan, kulaklarını haram sözleri dinlemekten sakınmayan kimselerdir ki bu haller orucun sevabını fesada verir. Allah’ım cümlemizi bu gibi rızası olmayan hallerin cümlesinden kurtarıp razı olduğu güzel hallere yapıştırıp sonlarımıza kadar daim eyleyip muhafazasında yaşatsın. Nefsin şeytanın hava-i arzularına meyledipte ibadetlerin sevap ve faziletlerini zay etmekten muhafaza eylesin âmin.

Oructa niyet şarttır. Niyet, oruc tuttuğunu kalbi ile bilmesidir. Yani niyetin yeri kalptir. Ramazan gecelerinde hiçbir Müslüman bundan gafil olmaz. Dil ile söylemesi şart değildir. Ayrıca sahura kalkmakta niyettir. Dil ile niyet yapılması menduptur.


[1] Bakara suresi 27/185

[2] Mevkufat c.1.s.354. İbni Abidin c.3.s.402 (Riyad).

[3] Mevkufat c.1.s.357. İbni Abidin c.3.s.407 (Riyad).

[4] Mevkufat c.1.s.354. İbni Abidin c.3.s.402 (Riyad).

[5] Mevkufat c.1.s.359. İbni Abidin c.3.s.416 (Riyad). El-Hidaye şerhü bidayeti’l-Mübtedi c.2.s.273 (Pakistan). 

[6] İbni Abidin c.3.s.417 (Riyad). El-Hidaye şerhu bidayeti’l-Mübtedi c.2.s.274 (Pakistan). El-İhtiyar li Ta’lili’l-Muhtar c.1.s.420 (Beyrut).

[7] Gunyetü’t-Talibin c.2.s.8 (Osmanlıca baskı)-c.2.s.258 (Beyrut). Beyhaki, Şuabu’l-iman c.3.s.335–336/3695 (Beyrut). Deylemi, el-Firdevsü bi Me’suri’l-Hıtab c.3.s.320/4960 (Beyrut).

[8] Bakara suresi 2/187.

[9] İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.2.s.373/8833 (Mısır), Süneni İbni Mace Kitabu’s-Sıyam, Beyhaki Şuabu’l-İman c.3 s316/3643 (Beyrut). Ebu Ya’la, Müsned c.11.s.429/6551 (Dımışk). Tabarani, el-Mu’cemü’l-Kebir c.12.s.312/13413 (Musul).

 

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>