canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HAC İBADETİNİN YAPILIŞI - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

HAC İBADETİNİN YAPILIŞI

 

Hac etmek isteyen kimsenin ihrama gireceği zaman tırnaklarını kesmesi, bıyığını kısaltması, kasığını, koltuk altını tıraş etmesi müstehabtır. Daha sonra gusül etmeli veyahut abdest almalıdır. Gusül etmek daha afdaldır. İhrama giren bir erkek, dikişli elbiselerini çıkarır. Ardından ihram denilen izar ve rida giyilir.  İzar, göbekten diz kapağının altına kadar olan yeri örten peştamaldır ki göbeğin üstünden bağlanır. İhrama giren kimse ridâ’sını sağ omzunun altından alır ve sol omuz başına kor, böylece sağ omuzu açıkta kalır.[1] İhramı, iğne ile iple bağlamak kerih görüldüğünden bunlarla bağlamamalıdır. Eğer bunlarla bağlar ise herhangi bir ceza gerekmez.[2]

İhrama giren kimse birinci rekâtta Fatiha’dan sonra kul ya eyyühe’l-kafirun ikinci rekâtta Fatiha’dan sonra kul huvallahu ehad okuyarak iki rekât namaz kılar. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin fiiline uymak için bu şekilde kılınması afdaldır.[3]

Namazdan sonra eğer ifrad haccı yapacaksa “ya Rabbi! Ben hac yapmak istiyorum bu haccı bana kolaylaştır ve kabul et.” diye niyet eder. Niyetin kalb ile olması yeterlidir amma lisan ile söylenmesi daha evladır. Bundan sonra yüksek sesle:

لَبَّيْكَ اللّٰهُمَّ لَبَّيْكَ لَبَّيْكَ لَا شَر۪يكَ لَكَ لَبَّيْك إِنَّ الْحَمْدَ وَالنِّعْمَةَ لَكَ وَالْمُلْكَ لَا شَر۪يكَ لَكَ

Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke la şerike leke lebbeyk inne’l-hamde ve’ni’mete leke ve’l-mülke la şerike lek diyerek telbiyede bulunur.

Telbiyenin anlamı: “Allah’ım ben her an Senin hizmetinde Sana itaat üzereyim. Senin şerikin-ortağın yoktur. Muhakkak ki hamd, nimet ve mülk Sana mahsustur.  Senin şerikin-ortağın yoktur Allah’ım” demektir.

Telbiye yüksek sesle yapılır. Rasulullah sallallahu aleyh vesellem efendimiz hadisi şeriflerinde:

أَفْضَلُ الْحَجُّ الْعَجُّ وَالثَّجُّ

“haccın afdalı hacda yüksek sesle telbiye zikrullah yapmak ve kurban kesmektir”[4] buyuruyor. 

Bir kimse bu şekilde ihrama girdikten sonra yanında hanımı varsa cinsi münasebet ve ona davet edeci hallerden, fena sözlerden, günahlardan, arkadaş, yoldaşları ile çekişmekten sakınmalıdır. Çünkü Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimesinde:

اَلْحَجُّ اَشْهُرٌ مَعْلُومَاتٌۚ فَمَنْ فَرَضَ ف۪يهِنَّ الْحَجَّ فَلَا رَفَثَ وَلَا فُسُوقَ وَلَا جِدَالَ فِي الْحَجِّۜ

“hac ayları bilinen aylardır. Her kim o aylarda hacca niyet ederek ihrama girer hacca başlarsa o kimseye hanımı ile cinsi münasebet, fena söz söylemek, günaha sapmak, kavga etmek ve cidalleşme yoktur”[5]buyuruyor.

İhramda yapılması caiz olmayan işler yeri geldiğinde anlatılacaktır İnşaallahu Teâlâ.

Ayeti kerimenin devamında:

  وَمَا تَفْعَلُوا مِنْ خَيْرٍ يَعْلَمْهُ اللّٰهُۜ وَتَزَوَّدُوا فَاِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوٰىۘ وَاتَّقُونِ يَآ اُو۬لِي الْاَلْبَابِ

“siz hayır olarak her ne işlerseniz Allahu Teâlâ onu bilir. Azıklanın ey mü’minler! Azıkların hayırlısı takvadır. Ey zahir kabuğundan sıyrılıp öze yönelen ulu’l-elbab olan kimseler! Emrettiklerime muhalefet etmekten korkun takva sahibi olun.”[6]

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri bu ayeti kerimede biz kullarına nasıl ki dünya seferinde azık lazım olduğu gibi ahret seferinde de azık olan takva ile azıklanmanın lazım olduğunu beyan ediyor.

Cenâb-ı Hak cümlemizi razı olduğu takva halını anlayıp hakkıyla ehli takva olan kullarından eylesin. Rabb’ım bizleri razı olduğu rızalı itaat, ibadet, zikrullah, fikrullah ile aklını nefsinin esaretinden kurtarıp ulu’l-elbab dediği gerçek akıl sahibi kullarından eylesin âmin.    

İhramlı kimse Mekke-i Mükerreme’ye varınca Kâbe-i Muazzamayı tavaf eder. Mekke-i Mükerreme dışından gelenler için bu kudum tavafıdır. Kudum tavafı, haccın sünnetlerindendir.

Tavafın yapılışı; Kâbe’nin güney tarafındaki bir köşesine Rükn-ü Hacer ve diğer köşesine Rükn-ü Yemanî denir. Rükn-ü Hacer’de Hacer-i Esved denilen mübarek bir taş vardır ki tavafa buradan başlanır. Beyt-i Muazzama sola alınarak Kâbe’nin kapısına doğru gidilmek suretiyle Beyt'in çevresinde dolaşır. Böylece Hacer-i Esved’den başlayarak yapılan bir dolaşım yine orada tamamlanmış olur. Buna bir şavt denir. Aynı şekilde yedi defa yapılan şavt ile tavaf biter.

 Gerek tavafa başlarken ve gerek tavaf esnasında Hacer-i Esved’in önüne her geldikçe ona karşı durulur. Namaza durur gibi eller kaldırılır, tekbir ve tehlil getirilir. Mümkünse haceri Esved öpülür veya eller sürülür, bu da mümkün değilse yalnız ona karşı eller yukarı kaldırılır, işaret yapılır ki buna istilâm (selâmlamak) denilmektedir.   

Hacer-i Esved’e böyle el koymak, Allahu Teâlâ hazretlerine ibadet ve itaat etmek üzere söz vermenin ve bunda kararlı olmanın bir nişanı demektir. Tavafın ilk üç şavtında (devrinde) Remel yapar yani adımlarını kısaltarak, omuzlarını silkeleyerek çalımlıca sürat göstererek yürür. Tekbir ve tehlilde bulunur. Tavaf esnasında tekbir ve tehlil getirilir, salât ve selâm okunur.

Tavafta şavtları arka arkaya yapmak şart değildir. Bu Tavaf henüz tamamlanmadan namaz için veya abdesti tazelemek için bırakılsa tavaf bozulmaz. Geri kalan kısım sonra tamamlanabilir. Tavaf sırasında kadınların erkeklerle aynı hizada bulunmaları tavafı bozmaz.

Tavaftan sonra İbrahim aleyhisselamın makamında, eğer kalabalık ise mescidi haramın mümkün olan bir yerinde birinci rekâtta Fatiha’dan sonra kul ya eyyühe’l-kafirun ikinci rekâtta kulhuvallahu ahad ile iki rekât tavaf namazı kılar ki bu namaz vacibtir.

Tavaf namazını kerahat vakitlerinin haricinde kılmalıdır.[7] Tavaf namazı ikindiden sonraya denk gelirse akşam namazından sonra kılmalıdır. Yine sabah namazından sonrada tavaf namazını kılmayıp işrak vaktinde kılmalıdır.

Daha sonra Safa ile Merve arasında sa’y eder. Safa’dan başlayıp Merve’ye dört ve Merve’den Safa’ya üç defa gidip gelmek suretiyle yapılır. Bu yedi gidiş ve gelişe sa’y denir.

Safa ile Merve arasında iki yeşil direk arasını süratle yürür. Her defa Kâbe görülünceye kadar tümseklerin üzerine çıkılır. Şimdi Merve tarafında yüksek binalar bulunduğu için Kâbe oradan görülememektedir. Kâbe’ye yönelerek tekbir, kelime-i tevhid, Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin üzerine salatu selamda bulunur.

İfrad haccına niyet etmiş olan kimse Mekke-i Mükerreme’de yine ihramlı olarak kalır, dilediği kadar nafile tavaf yapabilir. 

Zilhiccenin sekizinci günü sabah namazını kıldıktan sonra Mina’ya gidilir. Hacılar Mina’da arefe günü sabah namazına kadar kalırlar. Zira Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz zilhiccenin sekizinci gününde sabah namazını Mekke’de kılıp güneş doğduktan sonra Mina’ya giderlerdi. O günün öğle, ikindi, akşam, yatsı ve arefe gününün sabah namazını kıldıktan sonra Arafat’a geçmişlerdir. Hacılarda arefe gününün sabah namazını Mina’da kıldıktan Arafat’a giderler. 

Arafat’ta imam Cuma hutbesi gibi iki hutbe okur. Hutbeden sonra insanlara bir ezan iki kamet ile öğle ve ikindi namazlarını öğle vaktinde kıldırır.

İmamla beraber kıbleye dönülüp Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretlerine hamdu sena, tekbir, kelime-i Tevhid ve Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimize salatu selamla bildiği şekilde dua edilerek vakfe durulur.

Zilhiccenin dokuzuncu günü arefe gününde ve bayram gecesi şafak vaktine kadar bir dakika bile olsa Arafat’ta bulunmak haccın farzıdır. Bu süre zarfında Arafat’a yetişemeyen kimse o sene haccı kaçırmış olur. Vakfenin zevalden sonra güneş batana kadar devam etmesi vaciptir. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz, müşriklere muhalefet için Arafat’tan güneş battıktan sonra Müzdelife’ye gitmişler.

Arefe günü güneş battıktan sonra yavaş yavaş Müzdelife’ye giderler.

Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz veda haccında Arafat’tan Müzdelife’ye inerken:

يٰٓاأَيُّهَاالنَّاسُ السَّك۪ينَةُ السَّك۪ينَةُ   

“ey insanlar! Yavaş yavaş vakarınızı bozmadan gidin, süratle birbirinize basarak gitmeyin”[8] deyi buyurduğu rivayet olunmuştur.

İbni Abbas radıyallahu Teâlâ anhudan rivayet olunmuştur ki âlemlere rahmet olan sevgili peygamberimiz sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hazretleri arkadan halkın yüksek, şiddetli seslerini, sadalarını ve develeri darp ettiklerini işitince işaret ederek:

يٰٓاأَيُّهَاالنَّاسُ عَلَيْكُمْ  بِالسَّك۪ينَةِ فَإِنَّ الْبِرَّ لَيْسَ بِالْإِيضَاعِ

“vakar-sekinet üzere gidin, böyle süratle gitmek iyilik değildir”[9] deyi buyurduğunu rivayet etmiştir.

Hacılar, Müzdelife’de Kuzah tepesi yakınına inerler. Müzdelife’de bir ezan ve bir kametle akşam ve yatsı namazını yatsı vaktinde bir arada kılarlar. Şeytan taşlanacak taşlar Müzdelife’de toplanır yıkanıp yanına alır. Taşların düşme kaybetme durumlarına karşı biraz fazla alınabilir. 

Hacılar Müzdelife’de gecelerler, namaz, zikrullah ve dua ile meşgul olunur. Fecir doğunca alaca karanlıkta sabah namazını kıldıktan sonra meş’ar-i Haram da ikinci bir vakfe yapılır ki bu vakfede vacibtir. Eğer zayıf olan veya hasta olan kimseler veyahut sıkışmaktan korkan kadın Müzdelife’de durmayı terk etse üzerlerine bir şey lazım gelmez. Amma özürsüz terk eden kimseye kurban lazım olur.

Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri ayeti kerimede:

فَاِذَآ اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِۖ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْۚ 

“Arafat’tan aşağı indiğinizde (Müzdelife’de) Meş’ar-i Harem denilen yerde Allah’ı zikredin ve zikrinizi Allah’ın sizi hidayette kıldığı gibi her halde ve her zamanda zikredin”[10]

Arafat’tan inerken Müzdelife denilen yerde tehlil, telbiye ile zikrin vacib olduğu gibi Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri kullarını hidayette kılıp talim ettiğinden her zaman ve her yerde Cenâb-ı Hakk’ı zikretmenin lazım olduğunu bu ayeti kerime bizlere beyan ediyor.

Müzdelife’de vakfeden sonra güneş doğmadan Mina’ya gidilir. Mina’da, Cemretü’l-Akabe denilen taş kümesine derenin içinden tek tek baş ve şahadet parmaklarıyla yedi tane taş atılır. Her taşı attıkça tekbir getirilir. Yedi taşı bir kerede atsa bir taş atmış sayılır, buna dikkat edilmelidir.

Taşlar atıldıktan sonra kurban kesilir. Sonra traş olur veya saçlarından bir miktar kısaltır. Bunların yapınca ailesi ile cinsi münasebet hariç ihramın diğer yasakları helal olur.

Bundan sonra o gün, yani bayramın birinci günü, birinci günü yapamazsa ikinci veya üçüncü günü Mekke’ye gider farz olan ziyaret tavafını yapar iki rekât tavaf namazını kılar. Eğer hac için daha önce sünnet olan kudum tavafında sa’y yapmışsa sadece ziyaret tavafını yapar, tavaf namazını kılar. Eğer yapmamışsa tavaftan sonra iki rekât tavaf namazını kılar arkasından safa ile Merve arasında sa’y yapar.

 Bu ziyaret tavafı haccın farzı ve rüknüdür. Eğer bu yapılmazsa hac tamam olmaz. Bu tavaftan sonra artık ailesi ile cinsi münasebet de helal olur.

Ziyaret tavafının vakti bayram gününün fecri doğduktan sonradır. Ziyaret tavafının en faziletlisi bayramın birinci günü yapılandır. Bayramın üçüncü günü güneşin batmasından sonraya kalırsa vacibi terk ettiğinden ceza kurbanı kesmesi gerekir.

Daha sonra tekrar Mina’ya gider ve orada geceler ki bu sünnettir. Bayramın ikinci günü zeval vaktinden sonra Mescidi hayf yakınında ilk taş atılacak cemre-i ûlâ’dan başlayarak cemrelerin üçünü de taşlar. Evvela cemre-i ûla’ya teker teker yedi tane taş atılır, her taş attıkça tekbir getirilir ve bildiği şekilde dua yapar. Sonra ikinci taş atılacak yere cemre-i vusta’ya her seferinde tekbir getirerek aynı şekilde yedi tane taş atılır ve bildiği şekilde dua yapılır. Daha sonra üçüncü taş atılacak yer olan cemre-i Akabe’ye buna da aynı şekilde yedi taş atılır. Fakat burada durup dua edilmez.

Bayramın üçüncü gününde, aynı ikinci gününde yaptığı şekilde cemrelere taşlar atılır. Bundan sonra isterse bayramın dördüncü gününün fecri doğmadan önce Mekke’ye gidebilir. Şayet dördüncü günün fecri doğarsa o günde taş atmadan gidemez. Zira taş atılma vakti girdiğinden taş atılması vacib olur. Dördüncü günün taşlarını zevalden önce atabilir. Dördüncü günün taşlarıyla beraber atılan taşların toplamı yetmiş eder.

Artık bundan sonra Mekke-i Mükerreme’ye döner. Boş, malayani ve fena sözlerden sakınılması gerekir. Tavaf, namaz, zikrullah, Kur’an okumak gibi hayırlı işler ile meşkul olunur.

Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hazretlerinin şu mübarek kelamlarını dikkatle okuyalım, dinleyelim ve o mübarek beldelerde yaşantı hal ve hareketlerimize ona göre dikkat edelim.

Aynı zamanda manevi bir eğitim gibi olan hac ve umre vazifelerinde dikkat ettiğimiz edebi, ihlâs ve gayreti, aşkı, muhabbeti, yolcusu olduğumuz rızayı ilahiye ve ebedi memleketimiz olan ahret memleketinin azığı mesabesinde olan takva halına sıkıca sarılarak sonlarımıza kadar hayatımızın her kademesinde muhafaza ederek Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretlerinin huzuru ilayisine ağ yüz ve selim bir kalb ile gitmeye gayret edelim. Cenâb-ı Hak her hususta Muinimiz olsun, âmin.

Evet, Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hadisi şeriflerinde:

اَلْحَسَنَةُ ف۪يهَا تُضَاعَفُ إِلٰى مِائَةِ أَلْفٍ وَكَذَالِكَ السَّيِّئَةُ

“Mekke-i Mükerreme’de bir iyilik yüz bine kadar katlanır, günahta aynı öyledir”[11] buyuruyor.

Bu manayı te’yid eden diğer bir hadisi şerifte Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizden Mekke-i Mükerreme’nin hasenatından sorulunca:

بِكُلِّ حَسَنَةٍ مِائَةِ أَلْفٍ حَسَنَةٌ

“her hasenesi yüz bin hasenedir”[12] deyi cevap verdiği rivayet olunmuştur. Mücahid radıyallahu anhudan:

تَضَاعَفُ السَّيِئَاتِ بِمَكَّةِ كَمَا تَضَاعَفُ الْحَسَنَاتِ

“Mekke-i Mükerreme’de sevaplar nasıl katlanıyorsa günahlarda öyle katlanır”[13] deyi rivayet olunmuştur. Rabbım cümlemizi mesul olacak hallerden muhafaza eylesin âmin.  

Mekke-i Mükerreme’den ayrılmak istediği zaman remelsiz ve sa’y etmeden tavafı sader de denilen veda tavafını yapar ve iki rekât tavaf namazını kılar. Veda tavafı Mekke dışından gelenler için vacibtir.

Bundan sonra zemzem kuyusunun yanına gidip Beytullah’a karşı kana kana içer. Yüzüne, başına mümkünse bedenine döker.

Sevgili peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hazretleri hadisi şeriflerinde:

مَنْ حَجَّ هٰذَا الْبَيْتَ فَلَمْ يَرْفُثْ وَلَمْ يَفْسُقْ خَرَجَ مِنْ ذُنُوبِه۪ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ

“her kim hacceder, fena söz söylemezgünah yapmazsa anasından doğduğu gün gibi günahından çıkar”[14]buyuruyor.

Rabbım cümlemize bu fazilet ve dereceyi kazanacak şekilde edep ve erkânına uyarak hac ve umre yapmayı rızası içinde olarak nasip müyesser eylesin âmin.

Kadınlar da, hac fiillerini yapma hususunda erkekler gibidir. Yalınız kadınlar ihramda başlarını açmazlar, yüzlerini açık bulundururlar. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem efendimiz hadisi şeriflerinde:

إِحْرَامُ الْمَرْأَةِ ف۪ي وَجْهِهَا

“kadınların ihramı yüzündedir”[15] buyuruyor. Bundan anlaşılıyor ki ihramda kadının yüzünü örtmesi caiz değildir. Eğer ihtiyaç halinde yüzüne değdirmeden uzak tutmak şartıyla yüzüne bir şey sarkıtsa caizdir.[16]

Telbiyelerde seslerini yükseltmeyip kendileri duyacak kadar söylerler. Tavafta Remel yapmazlar ve Safa ile Merve arasında süratli yürümezler. İhramda dikişli elbise giyerler.

Eğer bir kadın ihram giyerken adet görürse haccın bütün fiillerini yapar yalnız bu halde tavaf yapamaz. Aişe-i sıddıka ve radıyallahu anha validemiz adet görmüş Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem yanına girip ağladığını görünce, “Niçin ağlıyorsun, adet mi gördün?” diye sormuşlar. O da; “Evet, adet gördüm.” deyince Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem; “Bu Allah’u Teâlâ’nın Âdem kızlarına takdir etmiş olduğu bir şeydir. Tavaf etme, fakat Hacc’ın diğer bütün fiillerinin hepsini yap”[17] buyurmuşlardır.

Adet gören kadından sünnet olan kudum tavafı ve Mekke-i Mükerreme dışından gelen hacılar için vacib olan veda tavafı düşer. Bunları yapmayıp terk ettiklerinden dolayı da her hangi bir şey gerekmez.

Eğer haccın olmazsa olmaz şartlarından olan kurban ve traştan sonra ki yapılan ve haccın farzlarından olan ziyaret tavafını yapmadan adet görürse farz olan ziyaret tavafını tehir eder, temizlendikten sonra tavaf eder, geciktirmesinden dolayı bir şey lazım gelmez. Eğer kafile kendisini beklemezde dönerlerse imamı Şarani hazretleri Mizanu’l-Kübra kitabında bu durumda olan kadın farz olan ziyaret tavafını yapar[18] buyuruyor.

Haccı Kıran:  

Haccı kıran yapacak olan kimse ihram giyip iki rekât namaz kıldıktan sonra “ya Rabbi! Ben hac ve umre yapmak istiyorum bunları bana kolaylaştır ve kabul eyle” diye dua eder ve telbiyede bulunur.

Haccı kıran yapan kimse Mekke-i Mükerreme’ye girince önce umresini yapar. Beytullahı tavaf eder safa ile Merve arasında sa’y eder. Bu arada tıraş olmadan tekrar hac için Kudum tavafını yapar, safa ile Merve arasında sa’y eder. Bu kimsede ihramdan çıkmaz bundan sonra ki vazifelerini yukarıda tarif olduğu üzere aynen ifrad haccındaki gibi yapar. Bayram günü Mina’da Cemre-i-Akabe’yi taşladıktan sonra kurban kesmeleri vacibtir.  

 

Haccı Temettü:

Bir kimse temettü haccı yapacak ise ihramı giyip iki rekât namazı kıldıktan sonra “ya Rabbi! Ben umre yapmak istiyorum, bu umreyi bana kolaylaştır ve kabul et” diye niyet eder.

Mekke-i Mükerreme’ye varınca Kâbe-i Muazzamayı tavaf eder, iki rekât tavaf namazı kılar. Safa ile Merve arasında sa’y eder. Vacib olan sa’y vazifesini bitirdikten sonra başının saçlarını traş eder veya kısaltarak umresini tamamlar.

Bu şekilde umresini tamamlayan kimse ihramdan çıkmış olur. İstediği elbiseyi giyebilir. Kendisinde ihramda haram olan şeyler helâl olur.

Bu kimse zilhiccenin sekizinci gününde veya daha önce Mekkeliler gibi Mekke-i Mükerreme’de Hac için tekrar ihrama girip Hacca niyet eder ve telbiyede bulunur. Sekizinci gününden evvel ihrama girilmesi daha afdaldır. İhrama girdikten sonra diğer vazifelerini ifrad haccında olduğu gibi tamamlar. Haccı kıran’da olduğu gibi bayram günü Mina’da Cemre-i-Akabe’yi taşladıktan sonra kurban kesmeleri vacibtir.

 


[1] Fetâvayı Hindiye c.1.s.246 (Beyrut).

[2] Şerhu Fethu’l-Kadir c.2.s.438 (Beyrut). Fetâvayı Hindiye c.1.s.246 (Beyrut). 

[3] Şerhu Fethu’l-Kadir c.2.s.440 (Beyrut). Fetâvayı Hindiye c.1.s.246 (Beyrut). 

[4] El-Hidaye Şerhu’l-Müptedi c.2.s.321 (Pakistan). El-İnaye Şerhu’l-Hidaye c.3.s.431 (Pakistan).

[5] Bakara suresi 2/197

[6] Bakara suresi 2/197

[7] Mülteka tercümesi Mevkûfat c.1.s.109–110. Fetâvayı Hindiye c.1.s.250 (Beyrut).

[8] Mevahibü’l-Ledünniye c.2.s.393 (Osmanlıca baskı)-c.4.s.439 (Beyrut)

[9] Mevahibü’l-Ledünniye c.2.s.393 (Osmanlıca baskı)-c.4.s.439 (Beyrut).

[10] Bakara suresi 2/198

[11] Mevkûfat c.2.s.419. 

[12] Hâkim, el-Müstedrek c.1.s.631/1692 (Beyrut). Beyhaki, Sünenü’l-Kübra c.10.s.78 (Mekke-i Mükerreme). Beyhaki, Şuabu’l-İman c.3.s.431/3981 (Beyrut). Hafız el-Münziri c.2.s.107/1695 (Beyrut). İmamı Suyuti, Cem’ü’l-Cevamii c.9.s.101/21332.

[13] Şerhu Fethu’l-Kadir c.3.s.165 (Beyrut).

[14] İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.2.s484/10279 (Mısır). Sahihi Müslim c.2.s.983–984/1350 (Beyrut). Sahihi Buhari c.2.s.645/1723 (Beyrut). Sahihi ibni Hıbban c.9.s.7/3694 (Beyrut). Ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya c.8.s.126 (Beyrut). İshak ibni Rahuye, Müsned c.1.s.238/195 (Medine-i-Münevvere).

[15] Darakutni, Sünen c.2.s.294/260 (Beyrut). Beyhaki, Sünenü’l-Kübra c.5.s.47/8830 (Mekke-i Mükerreme). Fethu’l-Kadir c.2.s.527 (Beyrut). Mevkûfat c.2.s.422.

[16] Mevkûfat c.2.s.422.

[17] İbni Abidin, Mevkufat c.1. s.422, Mevahibi Ledüniye c.2. s.387 (Osmanlıca baskı).

[18] İmamı Şarani, Mizanu’l-Kübra c.2.s.362 (Beyrut). 

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>