canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Kurban Olmayan Hayvanlar - (Sırru'l-Esrar 2.cilt)

Kurban Olmayan Hayvanlar

 

Bir veya iki gözü kör olan hayvanlar kurban edil­mez. Kesileceği yere yürüyemiyecek kadar çok zayıf olan hayvanların, kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası, kesil­miş veya kopmuş olan bu gibi özürlü hayvanların kurban edilmeleri caiz değildir.

Dişlerinin çoğu düşmüş veya kulakları kesilmiş, boynuzlarının biri veya ikisi kökünden kırılmış, kulağının veya kuyruğunun yarıdan fazlası veya memelerinin başları kopmuş, yavrusunu emziremeyen, memesi kurumuş veya memelerinden birisi sütten kesilmiş olan koyun-keçi ile ikisi sütten kesilmiş sığır-deve, dört ayağından biri kesilmiş olan hayvan ve burnu kesilmiş olanlar kurban olmaz.

Pislik yiyen hayvanlar etindeki pislik temizleninceye kadar tutulmamış ise kurban olmazlar.

Pislik yiyen koyun dört gün deve ile sığır on gün hapsedilerek kesilirse caiz olur. Böyle pislik yiyen bir tavuğunda üç gün hapsedilip öyle kesilmesi gerekir.[1] 

Kulakları veya kuyruğu yaratılışında bulunmayan ve tavuk, horoz ve kaz gibi evcil hayvanlar kurban olamaz.

Kurban kesmekle yükümlü olan bir kimsenin satın aldığı kurbanda yukarıdaki kusurlardan biri sonradan meydana gelse, yerine başkasını alıp kesmesi gerekir. Fakat fakir bir kimsenin aldığı kurban böyle kusurlanırsa, yine kurban olarak kesilmesi caiz olur, yerine başkasını alması gerekmez. Hatta böyle kusurlu bir hayvanı satın alıp kurban kesmesi de yeterli olur. Çünkü bu kurban o fakir için bir nafiledir. Nafilelerde ise, genişlik ve kolaylık vardır. Üç imama göre, zengin için de yeterli olur. Başkasını almaya gerek yoktur.

Zengin kimsenin aldığı kurban henüz kesilmeden ölse, yerine başkasını alması gerekir. Fakir kimsenin aldığı kurban ölse, başkasını alması gerekmez.

Zengin kimsenin aldığı kurban kaybolduktan veya çalındıktan sonra yerine başkası kurban edilmiş olsa ve ondan sonra da kaybolan kurban bulunsa bunu da kesmesi gerekmez. Çünkü üzerine düşen vacibi yerine getirmiştir.

Fakat bu duruma düşen fakirin o bulunan kurbanı kesmesi gerekir; çünkü fakirin satın aldığı kurban, kurban olmak üzere belirlenmiştir; kendisine vacip olmadığı halde, bunun kurban olmasını kendisine gerekli kılmıştır.

Kurban için alınan hayvan çalındıktan veya kaybolduktan sonra onun yerine başkası alınıp ondan sonra nahr (kurban kesme) günleri içinde bulunsa, eğer Sahibi zengin ise bu iki kurbandan dilediğini keser. Ancak sonradan almış olduğu hayvanın kıymeti ilk hayvandan daha az olur da bunu kesmiş olursa, aradaki kıymet farkını sadaka olarak vermesi gerekir. Kurban sahibi fakir ise bir görüşe göre de, bunlardan yalnız birini kesebilir.

Kurbanlık bir hayvan kesilmeden önce doğursa, yavrusu da kendisi ile beraber kesilir. Çünkü yavru anasına bağlıdır. Eğer yavru kesilmeyip satılırsa, parasını sadaka olarak vermek gerekir. Hayvanın yüklü olduğunu bile bile kesmek münasip değildir.

Kurbanın derisi sadaka olarak fakirlere verilir veya evinde seccade-namazlık, sofra vesaire gibi evinde ihtiyaç için kullanılabilir. Cami, yol ve benzeri yerlere verilmez.

Kurbanın derisi para ile satılmaz. Eğer satılırsa o para, bir fakire verilir, Kasabın ücreti kurbandan verilmez.

Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem efendimiz hazreti İmamı Ali kerremallahu vechehu efendimize hitaben:

 تَصَدَّقْ بِجِلَالِهَا وَخَطَامِهَا وَلَا تُعْط۪ي أَجْرَ الْجَزَّارِ مِنْهَا شَيْئًا

“kurbanlığın derisini, çulunu yularını fakirlere tasadduk et. Ondan bir şeyi kasap ücreti olarak verme”[2] deyi buyuruyor.

Rasulullah sallallahu Teâlâ aleyhi vesellem hazretleri diğer bir hadisi şerifte:

     مَنْ بَاعَ جِلْدَ اُضْحِيَّتِه۪ فَلَا اُضْحِيَّتِه۪ لَهُ

“her kim kurbanın derisini satarsa o kimse kurban kesmemiş gibidir”[3] buyuruyor.

Kurban kesmeden önce tüyleri kırkılmaz ve onlar­dan faydalanılma yoluna gidilmez, bunlar mekruhtur.

Kurbanın eti üçe bölünür, bir kısmı fakirlere dağıtılır; hayır ve sadaka yapılır. Bir kısmı zenginde olsa eşe dosta misafirine ikram edilir. Bir kısmıda kendi evine çoluk çocuğuna bırakılır.

Eğer kendi çoluk çocuğu kalabalık, orta halli bir Müs­lüman ise, eti hiç sağa sola hayır yapmayıp kendi çoluk ço­cuğuyla yiyebilir. Böyle ailesi fazla ve kendi halindeki Müslüman için böylesi daha iyidir.

Kurbanı kesebiliyorsa, kurban sahibinin kendisi kes­mesi daha sevaplıdır. Kesemiyorsa münasip (uygun) bir müslümana vekil edip kestirir, kendisi de başında bulunur.

 


[1] İbni Abidin c.9.s.444 (Riyad).

[2] İmamı Sarahsi, el-Mebsut c.12.s.14 (Beyrut). Şerhu Fethu’l-Kadir c.9.s.532 (Beyrut).  

[3] Hâkim, el-Müstedrek c.2.s.422/3468 (Beyrut). Beyhaki, Sünenü’l-Kübra c.9.s.294 (Mekke-i Mükerreme). Deylemi, el-Firdevsü bi Me’sûri’l-Hıtab c.3.s.486/5509 (Beyrut). Şerhu Fethu’l-Kadir c.9.s.532 (Beyrut). Zeyla-i, Nasbu’r-Raye c.4.s.218 (Mısır). İmamı Sarahsi, el-Mebsut c.12.s.14 

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>