canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Şeriat - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

ŞERİAT

 

Şeriat ne demek bir daha yazalım, inşaallah. Bütün varlıkları halk eyleyen Cenab-ı Allah’ın kitaplarıyla ve insanları ikaz ve irşat için gönderdiği peygamberleriyle bildirdiği kanun-ı ilahiyesidir. Em-rettiği ve nehyedip, yasak kıldıklarıdır ve Peygamber Efendimizin mübarek lisanından konuştuğu kelamlarıdır. Şunları tutunuz, şunları tutmayınız dedikleri kelamlar, insanlar için şeriattır, kanun-ı ilahi bir yoldur. İşte Allah’ın ve Resulünün gösterdiği, emir edip yapınız dediği, nehy eyleyip, yapmayın diye yasak kıldıkları şeri-attır.

İşte şeriattır cümle işlerin başı,

Şeriatsız tarikat şeytanın işi.

Tarikat ehlinde olmazsa şeriat,

Onların şeyhi şeytan olur mutlak.

Tarikat ehli olanlar şeriata dikkat etmez, hor bakarsa bid’at-ten de sakınmaz ise, şeytan yol bulur geçer, tarikat bahçesini imha eder.

Hadis-i Şerif:

اِنَّ بَيْنَ يَدِىَ السَّاعَةِ كَذَّاب۪ينَ فَاحْذَرُوهُمْ عَنْ جَابِرْ رَضِىَ اَللّٰهُ تَعَالٰى عَنْهُ ق۪يلَ وَمَا آيَتُهُمْ قَالَ اِنْ يُاْتُوكُمْ بِسُنَّةٍ لَمْ تَكُونُو عَلَيْهَا يُغَيِّرُونَ بِهَا سُنَّتَكُمْ وَد۪ينَكُمْ فَاِذَ رَئَيْتُمُوهُمْ فَاجْتَنِبُوهُمْ وَعَادُوهُمْ

Tercümesi: Kıyametten evvel yalancılar olurlar, onlardan sakınınız. Ya Resulullah, alametleri nedir, dediler. Dedi; onlar size geldiğinde bir sünnetler getirirler. Sizin üzerinizde olmadığınızdan onunla sünnetinizi ve dininizi başkalaştırırlar. Onları görünce sakınınız وَعَادُوهُمْ yani düşman olurlar size. [1]  İşte Allahu Teala’nın kitabını okurlar, fakat akıllarına göre ve istedikleri gibi mana verirler. Bunlar belki namaz kılarlar, İslamlıkları tamam görünür, fakat sünneti Resule uymadıklarından belli olur.

Şimdi zamanımızda bunlar çoktur. Alim, müslüman görünür-ler. Bunlar zamana göre hadis ahdas ederler. Dininizi bozarlar.

Şu hadis-i şerif de münafıkları söyler:

اِنَّ اَخْوَفَ مَا اَخَافُ عَلٰى اُمَّت۪ى كُلُّ مُنَافِقٍ عَل۪يمِ اللِّسَانِ

İbn Ebi’d-dünya, Beyhaki Hazreti Ömer radiyallahu anh’dan rivayet etmişlerdir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır: “Korktuğumun en korkuncu ümmeti-min üzerine şudur; Hep münafıklar ilim öğrenirler. Lisan ilmini bilirler. Münafıklar ilim öğrenip, mü’minleri söyletmek istemezler, münakaşa ederler. İlmi yanlışa sarf ederler. Kendilerinde takva olmadığı için, takva ehliyle mücadele ederler.”[2]

Yine Hadis-i Şerif’te:

اِنَّ اَخْوَفَ مَا اَخَافُ عَلٰى اُمَّت۪ى ثَلٰاثٌ ذِلَّةُ عٰلِمٌ وَجِدٰالُ مُنَافِقٍ بِاالْقُرْآنِ وَدُنـْيَا تُفْتَحْ عَلَـيْهِمْ

Taberani Muaz bin Cebel radiyallahu anhdan rivayet etmiştir: “En ziyade ümmetim üzerine korktuğum üç şey vardır; Biri alimlerin kendilerini hor etmeleri, onun bunun kapısında yaltaklanmaları, ikincisi, münafıklar Kur’an ile ehl-i takva-yı cidal etmesi, üçüncüsü, dünya malı, servet, maddiyat üzerine gelip açılınca, bunların kendini azdırmasından korkarım.”[3]

Bir kısım insanlar var ki, dünya malı üzerine gelince, başkala-şıyor, kibre, gurura düşüyorlar. Hareketlerinde, konuşmalarında çok gülmeler ve serbestlik, haya, edep kısalığı ile eminliğe düşme-ler var. Eğer maneviyat olsa, Cenab-ı Hakk’a yakınlık olsa, bu gibi hallerden sakınır idi. Bir de korktuğum, münafıklar Kur’an ve ilim öğrenip, kendi istedikleri gibi Kur’an tefsir ederler.

Hadis-i Şerif:

اِنَّ اَقْوَامًا مِنْ اُمَّت۪ى اَشِدَّةٌ ذَلِقَةٌ اَلْسِنَتِهِمْ بِاالْقُرْآنِ لَا يـُجَاوِزُ تَرَق۪يهِمْ يَمْرُقُونَ مِنَ الْا۪يمَانِ كَمَا يَمْرُقُ السَّهْمُ مِنَ الرَّمِيَّةِ فَاِذَ لَق۪يتُمُوهُمْ فَاقْتُلُوهُمْ فَاِنَّ الْمَاءْجُورَ مَنْ قَتَلَهُمْ

İbn Cerir, Ebu Bekir’den rivayet etmiştir: Ümmetimde bir kavim olur, ağızlarında şiddetli Kur’an olur, okunur ve konuşurlar. Tesirli, şiddetli söylerler. Kur’an boğazlarından öteye geçmez. İmandan fırlayıp çıkarlar; okun yaydan çıktığı gibi. Bunları görürseniz öldürünüz, öldürenlere ecir, sevap vardır. [4] Sebebi, Kur’an’ı kendi istekleri gibi tefsir ettikleri içindir. Bunlar Kur’an-ı Kerim’den söyler iken, kendilerinde korku, Kur’an’a hürmet gibi şeyler olmaz. Serbest iddiasını yürütür, söyledikleri zaman sözlerine hayret edersin. Sonra gidişine bak, o sözün ehli değildir. Her türlü renge girer, boyanırlar. Şimdiki zamanımızda bunlar çoktur. Halkı yeniliğe çekerler. Kendi menfaatlerini kovalarlar. Kandırmak, inandırmak için türlü türlü, çeşit çeşit sözler söylerler. Allah (c.c.) esirgesin, cümle ümmet-i Muhammedi korusun, amin!

Bu gibi olanlar hakkında hadis-i şerif:

اِنَّ ف۪ى جَهَنَّمَ رَحِيًّ تـَطْحَنُ عُلَمٰٓاءَ السُّوٓءِ

Hadisi, İbn Adi ve İbn Asakir rivayet etmişlerdir: Ravisi Enes bin Malik radiyallahu anh’dır. Resul-i Ekrem Efendimiz buyuruyor ki; “Cehennemde bir değirmen var, kötü hocaları öğü-tür”[5], yani dinimizin temelini bildiren Allah’ın ayetlerini, Pey-gamber Efendimizin hadis-i şeriflerini öğrenip, kendilerinin arzu-larına ve iştahatlarına göre tefsir edip, konuşanlara dinimizin teme-lini bozup, insanların itikadını, kafalarını bozup, yanlışa çeviren-lerdir.

Yukarıda geçen hadis-i şerifteki, onları öldürün dediği bunlar-dır. Cehennemde değirmende üğünür, dediği bunlardır ki, insanla-rın itikadını, kafalarını bozduğu için tehdit ve cehennemde değir-mende üğünmeye layık olmuşlar. Allah (c.c.) bu gibi olanların şer-rinden ümmet-i Muhammedi koruyup, muhafaza eylesin, amin!

  Hadis-i Şerif:

اِنَّ مِنَ النَّاسِ نَاسًا مَفَاتِحَ لِلْخَيْرَ مَغَال۪يقَ لِلشَّرِ وَاِنَّ مِنَ النَّاسِ نَاسًا مَفَاتِحَ لِلشَّرِّ مَغَال۪يقَ لِلْخَيْرِ فَطُو بَا لِمَنْ جَعَلَ اللّٰهُ مَفَاتِحَ الْخَيْرِ عَلٰى يَدَيْهِ وَوَيْلٌ لِمَنْ جَعَلَ اللّٰهُ مَفَاتِحَ الشَّرِّ عَلٰى يَدَيْهِ

Hadisi Ebu Davud ve Beyhaki, Enes radiyallahu anh’dan riva-yet etmişlerdir: Nasdan bir kısım nas var ki, Allahu Teala elini ve dilini hayra açmıştır, şerre kapamıştır. Yine nasda bir kısım nas var ki, Allahu Teala elini, dilini şerre açmıştır. Devlet, saadet kimin elini, dilini hayra açtı ise; veyl cehennemi kimin elini şerre açtı ise. Bunların eli ve dili hayra ve şerre açılma sebepleri, kendilerinin arzu, istekleri ve niyetlerine göre yapıyor.[6] Yanlış anlaşılmasın ki, bunlar yaradılışta Allah bunları böyle mi yarattı?

Hadis-i Şerif:

كُلُّ مَوْلُودٍ يُولَدُ عَلٰى فِطْرَةِ اْلاِسْلاَمِ

Yani, “bütün anadan doğan çocuklar fıtrat-ı İslam ola-rak doğar”[7]. Buluğ çağına kadar günah da yoktur. Cenab-ı Allah Peygamberi ile ayetleri ile ikaz, irşat ettikten sonra, iki melek tayin edip, biri hayra, biri de şerre müvekkel kılıp, irade-i cüz’iyyeyi ku-lun eline veriyor. Kul iyiliği, hayrı düşünür, niyetine alır, o niyet ettiği işe iradesini sarf eder, Cenab-ı Hak’da onu o zaman halk e-der, melekler de yazarlar.

Ehl-i sünnet itikadı budur; aynen nasıl ki bir ziraatçı imar etti-ği toprağı düşünür, herhangi bir tohumu toprağın içine gömer, Cenab-ı Hak Teala ve tekaddes hazretleri de o tohumun mahsu-lünü ve meyvesini hâlk eder.

İşte Cenab-ı Hak, insanları kudret iradesiyle insanları hâlk et-mek, onun iradesi ile bir fabrika gibi iskelettir. Görünüşte dış kıs-mında göz, kulak, dil, dudak, el, ayak gibi, iç kısmında göze görün-meyen, ruh, akıl, fikir, vesair ciğer, böbrekler, damarlar, organlar, kanların devir etmesi, azaların hareket etmesi, hepsi onun varlığı ile ve iradesi iledir. O’nun sırrıdır. Hadis-i kudsisinde:

اَنَا سِرُّ الْاِنْسَانِ سِرّ۪ى سِرُّهُ

Yani, “Ben insanın sırrıyım, sırrım onun sırrındadır”[8], buyuruyor.

İşte insan daima kalpte kötülükleri, noksanı, şehvani, şeytani hevesleri nefsinden, şeytandan kalbe gelen kötü endişe ve kötü, çirkin şeyleri anlayıp, onları kalpten atmak gayretinde olup, o kalbi Allah korkusu ile, O Allah beni her halimde görüyor ve her halimi ve kalbimdeki niyetimi biliyor, inancı ile günahlarına pişmanlık ile tevbe istiğfara devam ve kalbini, dilini de zikrullaha, fikrullaha bağ-lar devam ederse, ibadetini de riyadan, kibirden, ucubdan, sair kö-tü ahlak-ı zemimelerden çok sakınır, kendini korur ise, işte bu vü-cut fabrikasının üretimi iki dünyasını ihya eder. Eli ve dilini Cenab-ı Allah’da hayra açar.

 


[1] Ebu Davud, Tayalasi, Ahmed ibni Hanbel, İbni Ebi Şeybe, Müslim, Rmuze’l-Ehadis, c. 1, s. 121; Fethu’l-Bari, c. 13, s. 87 (Beyrut), Ramuze’l-Ehadis.

[2] Makdisi el-Hadisi’l Muhtasa, c. 1, s. 344/235 (Mekke), Beyhaki, Şuabu’l-İman, c. 2, s. 284/1777 (Beyrut).

[3] Taberani, el-Mu’cemu’l-Evsaf, c. 6, s. 342/6575, Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 113/2.

[4] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 116/15.

[5] İbni Adi el-kamil, c. 3, s. 427 (Beyrut).

[6] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 131/11.

[7] Münavi Feyz-u’l-Kadir, c. 6, s. 135 (Mısır).

[8] Ruhu'l-Beyan tefsiri c.3.s.8. (Beyrut), Cevahiru’l-Kur’an, s. 12.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>