canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Allah'ın Kitaplarına İttiba - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

ALLAH’IN KİTAPLARINA İTTİBA

 

İşte bunlardan Kur’an okuyanlar da olur. Kur’an’ın içindeki ayetlerde Peygamber Efendimize tabi olmak, ayetleri, Al-i İmran ayetleri yazıldı. 31 ve 32. Ayetleri Peygamber Efendimize tabi ol-mayı emrediyor. İşte gökten inen kitapları okuyup da, içindeki e-mirlerine itaat etmeyip, amel yapmayanlar hakkında Cenab-ı Hak Teala ve tekaddes hazretleri ne buyuruyor?

Cuma suresi 5. Ayet:

مَثَلُ الَّذ۪ينَ حُمِّلُوا التَّوْرٰيةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ اَسْفَارًاۜ

Şu kimseler ki, onlar Tevrat’ı okuyup, içindekiler ile amel etmediler, işte onların misali kitap götüren, kitap yükünü götürüp de, o kitaptan hiçbir fayda, menfaat görmeyen merkebin hali gibi-dir. İşte Kur’an okuyup da, içindekileri ile amel etmeyenlerin halleri de aynı bu merkebin hali gibidir.

Fahr-i Razi’nin ve Hazin’in beyanları vechile bu ayet her ne kadar Tevrat ile amel etmeyen Yahudi kavmini zemmediyor ise de, kendilerine inen kitapla amel etmeyen milletlerin cümlesini zem-metmiştir.

Hadis-i Şerif:

لَيْسَ الْقُرْآنُ بِالتِّلَاوَتِ وَلَا الْعِلْمِ بِالرِّوَايَةِ وَلٰكِنَّ الْقُرْآنَ بِاالْهِدَايَةِ وَالْعِلْمِ بِالدِّارَيَةِ

Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “Kur’an okumak, okumak için değildir. İlim de rivayet etmek için değildir. Ve lakin Kur’an hidayet içindir. İlim de dirayet i-çindir.”[1] Kur’an hidayet için dediği, Kur’an-ı Kerim’i okuyunca, Kur’an’ın ne dediğini düşünerek, seni Hakk’a hidayet, yani Hak yo-lunu tanıtıcı, irşad ve ikaz edici sözlerini anlayıp, ayıkmak, uyan-mak, aklını başına toplamak ve ondan anladığın gibi ihlaslı amel edip, Allahu Teala’nın azabından korkmak içindir. Kur’an-ı Kerim’i okursun, içine hiç korku düşmez de yalnız bir ses edersen, kibirli, gururlu okursan, bundan sana hiç fayda olmaz. İlim de dirayet içindir, dediği ilim; hikaye gibi rivayet için değildir, dirayet içindir. İlim Allahu Teala’yı bilmektir. Allahu Teala’yı bilen dirayetli olur. Allah’tan başka kimseden korkmaz, sözünde, sohbetinde dirayetli olur, cesaretli olur. Yani ilimden maksat, Allahu Teala’yı bilmektir. O’nu kendine çok yakın bilip, daima O’na bakıp, O’nun rızasına ve O’nun hoşuna gelecek sözü söylemek; ağanın, beyin hoşuna gel-meyecek diye geri durmayıp, dirayetli olmaktır.

İşte Kur’an’da ilim de böyledir. Hadis-i Şerif:

اَتَخَوَّفُ عَلٰى اُمَّت۪ى يَتْرُكُونَ الصَّلٰاةَ وَالْقُرْآنُ يَتَعَلَّمَهُ الْمُنَافِقُونَ يُجَادِلُونَ بِه۪ اَهْلُ الْعِلْمِ

Hadisi İmam Taberani Ukbe radiyallahu anh’dan rivayet et-miştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur ki; “Benim en ziyade korktuğum ümmetimin üzerine namazı ve Kur’an-ı Kerim’i terk ederler, sonra da münafıklar öğrenirler, onunla ümmetimin alimleriyle, ehl-i ilim sahipleri ile mücadele ederler.”[2] yani münafıklar alim olduklarını iddia ederler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “Ahir zamanda ümmetimin ilim sahibi olanlar, Kur’an okuyanlar, harfine dikkat ederler, hakiki manasını terk ederler, veyl onlara, okuduklarına” [3] diye buyurmuştur.

İşte bu zamanda şu harf mu’cemedir, şu şudur diye harfleri şöyle çıkardı, böyle kısalttı derler. Kur’an’ın ne dediğini okumayı, öğrenmeyi bırakırlar. Yalnız harfine, tecvidine, kıraatine bakar; şöyle okumalıydı, böyle okumalıydı diye dinleyenler de okuyanlar da bu akıldadırlar. Kur’an’ı en iyi okuyan kimdir? Bak Hadis-i Şerif:

اَحْسَنُ النَّاسِ قِرَأَةً اَلَّذ۪ى اِذٰا قَرَأَ رَأَيْتَ اِنَّهُ يَخْشَ اللّٰهُ

Hadisi Ebu Musal Eş’ari ile Halid İbn Fadale rivayet etmişler-dir: Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki;“Nasın en iyi Kur’an okuyanı, sen onu Allah’tan korkar görürsün, okurken Allah’tan korkarak okuyandır. İşte en iyi okuyan budur.”[4]

Hadis-i Şerif:

اِذَا ظَهَرَتِ الْبِدْعَ وَلَعَنَ آخِرُ هٰذِهِ الْاُمَّةِ اَوَّلَهَا مَنْ كَانَ عِنْدَهُ عِلْمٌ فَلِيَنْشُرَهُ فَاِنَّ كَاتِمُ الْعِلْمِ يَوْمَئِذٍ كَكَاتِمُ مَا اَنْزَلَ اللّٰهُ عَلٰى مُحَمَّدٍ

Muaz bin Cebel radıyallahu anh’dan rivayet edilmiştir. Re-sulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “Bid’atler ve bid’-atçiler zuhur edip, meydana çıktıkları zaman evvelkilere lanet ederler. Her kimde ilim var ise, o zaman ilmini sarf etsin, söylesin. Her kim de söylemez, saklar ise, Muham-med Resulullah üzerine inenleri saklamış olur. O münafık-lara, o bid’atçılara karşı ilmini saklayan, o da münafıktır, o da bid’atçıdır. Allahu Teala, bid’at ehlinin ibadetini kabul etmez.”[5]

 


[1] Ramuze’l-Ehadis, c. 2, s. 362/9, Deylemi el-Firdevsü bi Me’sûru’l Hıtab, c. 3, s. 398/5214 (Beyrut).

[2] Taberani, el-Mu’cemu’l-Kebir, c. 17/296/818 Mısır.

[3] Ramuze-l-Hadis c.2. s.504 Abdulaziz Bekkine R. Aleyh. Tercümesi kenarı Ebu Nuaym’dan, Deylemi El Firdevsü bi Me’sûru-l-Hıtab c.5. s.443/8686.

[4] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 18/12.

[5] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 54/8.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>