canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Tütün İçmek - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

TÜTÜN İÇMEK

 

Tütün içenleri hoş görmelidir, iyi konuşmalıdır. Tütün bid’at-ı seyyiedir. Hadis-i Şerif:

اَهْلُ الْبِدَعِ كِلاَبُ اَهْلِ النَّارِ

Yani, “bid’at ehli cehennem ehlinin köpekleridir”[1], diye buyurdu. İslam aleminde bu tütün içmeye müptela olan bizim kardeşlerimizi Cenab-ı Hak kurtarsın, soğukluk versin, amin!

İkinci israf hakkında A’raf suresi, 31. Ayet:

كُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُواۚ اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِف۪ينَ۟

Yani, yiyiniz, içiniz israf etmeyiniz. Allahu Teala israf edenleri sevmez, diye buyurmuştur. Çok iyi derinden düşünelim, Allahu Te-ala israf edenleri sevmez diye buyurmuştur. Allahu Teala’nın hoşu-na gitmedikten ve sevmedikten sonra, sen hacı ol, hoca ol, müftü ol, müderris ol, şeyh ol, Allahu Teala seni sevmedikten sonra, se-nin fiilin O’nun hoşuna gelmedikten sonra, senin vücudun kaç para eder. Allah’ın hoşuna gelmeyen israf olan, bid’at olan tütünü içersin, ağzın pis kokar, vücudun pis kokuyor. Cenab-ı Allahu Teala melekler yaratmıştır. Onların gıdaları bizim ağzımızdan çıkan zik-rullah ve Kur’an nurudur. Namazda ağzımızın önünde rükuda, sec-dede dönerler, gıdalarını alırlar. Ağzımız da pis koku olunca, kaçar-lar. Resul-i Ekrem Efendimiz davetlerde soğan, sarımsak yerdi. Başka zaman yemezdi. Başka zaman niçin yemediğini sordular, melekler ile konuşurken ağzımın kokusundan melekler kaçıyorlar, derdi. O’nun yanından kaçan melekler, bu pis kokudan, senden kaçmazlar mı? Varsın melekler de kaçsın, dersen, melekler duana amin, demezler ise, duan kabul olmaz. Sen gıdasını vermez isen, onlar da amin demezler. Bir kere de düşünelim; Allahu Teala bir kimseyi sevmez ise, melekler de sevmez ise, halin ne olur? Allahu Teala nurdur. Temiz, nur olmayan nura kavuşamaz. Pis ile nur bir arada olamaz.

Tütünün üçüncü şeytan işi olduğuna dair ayet-i kerime: (İsra suresi ayet-27)

وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذ۪يرًا ﴿﴾ اِنَّ الْمُبَذِّر۪ينَ كَانُوٓا اِخْوَانَ الشَّيَاط۪ينِۜ

Yani malını israf edip, boş yere sarf eden müsrifler, şeytanın kardeşleridir. Şeytan zikrullahtan avare etmek için en büyük tuzak-larından biri de tütün içmektir. Bunu içerken, kimse Allah zikrini yapamaz. Böylece Allah’dan avare eder. Bitince birini daha yak, der. Zikrullahtan avare eder, geri koyar. Tiryakiler bir araya gelin-ce, bir baştan hepsi yakarlar. Allah zikri nerede kalır! Şeytanın istediği de budur.

Ayet-i Kerime’de:(Maide suresi ayet-91)

وَيَصُدَّكُمْ عَنْ ذِكْرِ اللّٰهِ

Yani, sizi zikirden ayırır, şaşırır, unutturur dediği budur. Gün-lerinizi, gecelerinizi hele bir sigara yak diye boşa geçirir. Allahu Te-ala’dan pis koku ile uzaklaştırır. Allahu Teala nurdur, temizdir; pis kokuyu sevmez. Kendine yakın etmez. Alimim dersin, şeyhim der-sin, dervişim dersin, üleş gibi kokarsın. Allahu Teala’ya yakınlık, evliyalık iddiasında bulunursun. Allah evliyayı temiz kabul eder. Şeytanın evliyasını şeytana verir. Alana yeter.

Hadis-i Şerif: Hafız Zeyneddin tarafından Mısır uleması bunu kabul etmişler. İbn Mes’ud radiyallahu anh’dan rivayet edilmiştir:

نَهٰى رَسُولُ اللّٰهِ عَنْ كُلِّ مُسْكِرٍ وَمُفْتِرٍ

“Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem nehy eder müskirden, yani sarhoşluk verenlerden, bir de müfterden.”[2] Müfter tütün gibi şeylerdir. İçince yüzü kızartır, kerih kokulu olur, kafayı bulandırır. Vücuda gevşeklik verir. İşte bunların hepsi tütünde mevcuttur. Senin helal ekmeğini doyduktan sonra çok yer isen, haram oluyor da, hiçbir faydası olmayan gereksiz yere malını ateşe yakmak haram olmaz mı?

Bir kimse fücceten dağda ölmüştü. Doktor yarmış akciğeri simsiyah olduğunu gören köylüler sormuşlar; Bunun akciğeri ne-den karadır, diye sormuşlar; doktor, tütün içermiş, tütün içenlerin ciğerleri böyle kara olur demiş. Bütün islenmiş, kara kurum oldu-ğunu söylediler. Cenab-ı Hak bütün İslam kardeş, bacılarımızı her türlü nefsin, şeytanın fesatlarından koruyup, muhafaza eyleyip içi-mizi, dışımızı nurlandırıp, temiz kalp ile huzura gidenlerden eylesin, Habibinin hürmetine, amin.

Hadis-i Şerif:

دُونَ اللّٰهِ تَعَالٰى سَبْعُونَ اَلْفَ حِجَابٍ مِنْ نُورٍ وَظُلْمَةٍ فَمَا مِنْ نَفْسٍ تَسْمَعُ شَيْئًا حِسِّ تِلْكَ الْحُجُبْ اِلَّا ذَهَقَتْ

Hadis-i Şerifin ravileri Hazret-i Ömer ile Süheyl radiyallahu anhuma hazretleridir. Alındığı kitap, Ramuze’l-Ehadis (Tabera-ni’den). Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki, “Allahu Teala ile kulların arasında yetmiş bin nurdan perde vardır. Yetmiş bin de zulmetten perde vardır. Hiçbir kimse yoktur ki, bu perdeleri geçtiğini hissetmeden anlasın.”[3] Kat’iyyen anlayamaz. Çünkü el ile tutulur, göz ile görülür şey değildir. Fakat bu perdeleri geçer gider. İnsan bu perdeleri her gün geçmektedir, diye buyurdu.

Şimdi bu perdelerden nurdan, zulmetten diyor; nurun aksi zulmettir. Nurdan adl ü adalet doğar, zulmetten zalimlik, zulüm doğar. Cennet nurdandır, cehennem zulmettendir. Muhakkak bu dünyada yaşayan insan ya nur kazanır, ya zulmet kazanmaktadır. Huzur-ı kalp ile zikrullah ederek şer’i şerif üzere amel-i salih işle-yenin kalbinden Hakk’a perdeler açılır, Hakk’ın nuru kalbine düşer. Kalbinden yüzüne çıkar. Kalbinde nuru olanın yüzünde nuru görünür. Nebilerin, velilerin yüzleri gayet nurlu idi. Yüzü nursuz hiçbir evliya yoktur. Bu da Hakk’ın nurunun perdeleri açıldığındandır.

Bir kimsenin de iradesini şerre sarf eder, şer işlerse, şer işlediği Allah’a hoş gelmez. O kimseyi sevmez. O kimse Allah’tan uzak-laştıkça, zulmet perdeleri açılır, Hakk’tan uzaklaştıkça, kalbine karanlık düşer. Kalbinde karanlık, zulmet çoğalır. Yüzü de aynı kalbi gibi gölgelenir. Yüzü gülmez. Sert kış gününün şiddeti gibi azgın olur, fakat münafıklığı için ehl-i Hak güleç yüzlü olduklarını bildiği için, güler yüz gösterir. Kendini riyadan, ucubdan, kibirden korumuş gibi görünmekte eğilir, bükülür. Ama yüzü gülse de, kalbi gülmez. Mü’minin imanı bunu anlar. Maazallah, Allahu Teala’nın hida-yetinden mahrum olan kimseler anlamaz, bunun ilim ve hikmetten söylediğine kanarlar. Fakat Cenab-ı Hak, bu gibi kavli, fiili bozuk, günahtan kaçmaz, şerden kaçmaz, şüphelilerden kaçmaz, işte bu gibi olanlara uyup, tabi olanlara da ve sözlerine kananlara da gazab eder.

Sen, bunun alim ulemaya yakışmayacak hallerini görmüştün, yüzünde nur yoktu, takva ile amelde yoktu, niçin uydun? Diye so-racaktır. İmanı zayıf olanlar bunu seçemez. Vesselam, ihlaslı iba-dete ve zikrullaha çalışır isen, iman kuvvetleşir. İman kuvveti bu gibi insanları seçer.

Bakara suresi 210. Ayet:

ف۪ي ظُلَلٍ مِنَ الْغَمَامِ

Yani onların yüzleri bulutlu hava gibi olur. Mü’minin yüzünde nur olur, münafığın yüzünde karanlık, zulmet olur, buyuruyor.

Maksadımız şudur, zamanımızda şeyhler var ki, aynı şekildedir. Bunların isimlerine bakıp aldanmasınlar, demektir. Fakat hulasa söz şudur: Bunları görünce iman seçer, anlar, bilir. Onları doğru gören kimsenin kendisi de eğridir, noksandır. Ehl-i iman daima şu duayı okumalı ki, bunlardan Allahu Teala muhafaza eyleyip, haklı olanları haklı göstersin, batıl olanları batıl göstersin:

اَللّٰهُمَّ اَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَاَرْزُقْنَا اِتِّبَاعَهُ وَاَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلًا وَاَرْزُقْنَا اِجْتِنَابَهُ

Yani, Allah’ım, Sen bize haklıyı haklı göster ve O’na tabi olma-yı nasip eyle ve batılı batıl göster ve ondan da sakınmamızı nasip eyle demektir. Bunu okuyan nurluyu nurlu, nursuzu nursuz görür. İhlaslı amele, zikrullaha çalışıp, gayret edip, imanımızı kuvvetleş-tirelim. Çünkü ölüm vardır.

Tekasür Suresi, 1. Ayet:

اَلْهٰيكُمُ التَّكَاثُرُۙ ﴿﴾ حَتّٰى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَۜ

Manası: Sizi dünya malı, evlat ve dünya endişelerinin çokluğu aldattı, oyaladı, hatta ölüp kabir ile karşılaşıncaya kadar gittiniz, ayıkmadınız. İşte sizi nefis, şeytan bunlar ile Hak yolundan eyledi. Zikrullahtan, namazdan geri koydu ve Hak yolundan da geri koy-du. Resul-i Ekrem buyurdu ki, şeytanın en mühim tuzağı kadınlar-dır. Ümmetimin sulehasını onunla yıkar, şaşırtır, diye buyurmuştur. Bir kimse mahremi olmayan yani nikahı düşen bir kadın ile halvette bulunması caiz değildir. Yalnız bir evde veyahut bir tenha ıssız bir yola gitmesi caiz değildir. Zira Resulullah aleyhi ve sellem nehye-dip, şeytan onların üçüncüsüdür. Zira şeytan onları azdırmaya yol açılmış olur. Dikkat edip, çok sakınmalıdır. Kadınlar ile ülfet eden, onlara yol gösteren çok sakınmalıdır. Ayetin devamı:

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَۙ

Zinhar ve muhakkak kabre varınca yanıldığını anladığını, ömür boyunca senin oyalandığını bilirsin, o zaman başını pişmanlık taşına çalarsın. Şeytan sana kuş uçtu, tavşan kaçtı, dünyanın vardı ha, geldi ha’sıyla senin o güzel ömrünü havaya savurmuş, boşa gitmiş, hiç faydası olmadığı gibi, bir sürü cürümler, suçlar içinden çıkılmaz hesaplar var. Korkunç haller var olduğunu görürsün, bilir-sin, demektir. Resul-i Ekrem Efendimiz hadis-i şerifinde buyuruyor ki, bir kimse ölünce kendini yıkayanı bilir, kabre koyanı bilir, diyor. Şu halde yıkayanla, kabre koyanın arasında neler oluyorsa, bilir. Kaldıranları, götürenleri, cenaze namazını kılanları, hepsini bilir. Bu ayette söylenenleri hep kabre varınca, tamamıyla bilirler. Bizim ehl-i sünnet mezhebi bu itikattadır. Vahhabilerin mezhebine göre ölmüş kimse ne bilir, derler. Bunları inkar ederler. Onların mezhep-leri batıldır. Kabir sualini inkar ederler. Bizim ehl-i sünnete men-sup, bağlı olanlar, onların sözlerinden çok sakınmalıdırlar.

 


[1] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 155/4.

[2] Süneni Beyhakiyyu’l-Kübra c.8.s.296/17172 (Mekke), Süneni Ebu Davud c.3.s.329/3686, Müsnedi Ahmed c.6.s.309/26677 (Mısır), Münavi Feyzu’l-Kadir c.6.s.338 (Mısır) Rudani Cem’u’l-Fevaid c.3.s.104/5604

[3] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 284/18.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>