canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Ölüm ve Kabir Azabı - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

ÖLÜM VE KABİR AZABI

 

Al-i İmran suresi, 185. Ayet:

كُلُّ نَفْسٍ ذَآئِقَةُ الْمَوْتِۜ

Yani, her nefis ölümü tadıcıdır. Dünya işleri ölümle hitam bulacaktır. Dünyadaki malın, mülkün burada kalacak. Şu vücutla yapılan zevk ve sefalar ölümle hitam bulacaktır. Yürüyen ayaklar, hareket eden dudaklar ölümle hitam bulacaktır. Her şeyleri tutup yapan eller, bülbül gibi her kelamı söyleyen diller, söylemez olup, sükutla hitam bulacaktır. Dünyaya doyup sığmayan vücut binası ö-lümle yıkılıp, mezara dolacaktır. Cenab-ı Allah’ın emriyle her gün iki melek yeryüzüne sabah vaktinde nida ediyorlar; Birinci nidada, ey insanoğulları, durmadan gece gündüz çocuk doğurun ölmek için. İkinci nidada, ey insanoğulları, gece gündüz hırs ve tama’la mal, servet, para biriktirin, mirasçılara taksim etmek için. Üçüncü nida-da, ey insanoğulları, gece gündüz yüksek, kat kat binalar yapın, sonunda yıkılıp viran olmak için. Yani, ölüp mezara varmadan nice yerde sual olunsa gerektir. Hemen biri yumağa götürüp, tahta üzerine koyunca sual başlıyor.

Bir kişiyi öldükten sonra iletip kabre gömerler.

Hadis-i Şerif:

اِنَّمَا الْقَبْرُ رَوْضَةٌ مِنْ رِ يَاضِ الْجَنَّةِ اَوْحُفْرَةٌ مِنْ حُفْرِالنَّارِ

 İşte o zaman o kabri ya cehennem çukurlarından bir azap çukuru bulacaktır veyahut, cennet bahçelerinden bir bahçe bulacaktır. [1]

İşte bir kere çok derinden düşünelim; gece gündüz hırs ve tamahla çok sevdiğimiz dünya ve sevgisini kalpte ve dilimizde taşı-dığımız dünya ve samimi dost sanıp, inanıp güvendiğimiz ve her sözüne inandığımız dünya ve her işimizi görür ve her sıkıntılardan beni korur, kurtarır dediğimiz dünya bizi kabre yitecektir. Eğer ev-ladın ve dost ahbapların var ise, şayet cenazende bulunurlar ise, onlar da kabre kadar gidebilirler. Seni kabrine koyup, geri döner-ler.

İşte kabirde amelinle kalırsın. Çok yanıldığını bilir, başını piş-manlık taşına çalar çalar ağlarsın, ama imkanlar, fırsatlar gitti, geri dönüş de imkanı kalmadı. Dünyada nefse çok öğütler verildi, al-madı:

Gün bugünkü gündür, saat bu saat

Daha dünkü günü göremezsin ha!

Ansızın dururken ölüm gelir de

Artık bir saat evinde duramazsın ha!

İşte güvendiğin dallar eline gelir,

Kazandığın mallar hep miras kalır.

Bülbüller gibi konuşan diller kapanır kalır

Bir dahi salavat veremezsin ha!

 

Oğlun, kızın figan eder, ağlarlar,

Ayrılık oduna ciğer dağlarlar.

Gözlerin yumup da çeneceğin bağlarlar,

Artık eşini, dostunu göremezsin ha!

 

Heves etmeyin bu hayırsız dünyaya,

Zeval yakın gün dikildi tepeye.

Dört kişi ile çıkarırlar kapıya,

Bir dahi evine giremezsin ha!

 

Düşün bir kez defterinde ne yazıların var,

Hiçbir fayda yok nice oğlun, kızın var.

Eğer bulunursa, ancak bir top bezin var,

Üç kattan ziyade saramazlar sana ha!

 

Hiçbir fayda vermez malın melalin,

Sana hasret kalır kaşı kemanın.

Çok hoş tutun çocuk, ayalin,

Bir daha hatırların soramazsın ha!

 

Sabır eyleyin, düşmeyin nefsin peşine,

Kul olanların neler gelir başına.

Uzatırlar seni musallanın taşına,

Gittiğin yollardan geri gelemezsin ha!

 

Kara yerden sana bir ev kazarlar,

İsmin hemen defterden bozarlar.

Üzerine birkaç kerpiç düzerler,

Sağına soluna dönemezsin ha!

İki melek gelir sual sormaya,

Güzel amelin var mıdır cevap vermeye.

Güzel amel yok ise, hazırlanırlar topuzla vurmaya,

Yakanı elinden alamazsın ha!

 

Baktım bu kapıya kimse giremez,

İnşaallah aka kara karışmaz.

Mevlanın işine akıl erişmez,

Hikmet-i Hüda’yı bilemezsin ha!

 


[1] Sünen-i Tirmizi c. 4 s. 639/2640 (Beyrut). Deylemi el-Firdevsü bi Me’sûru’l-Hıtab, c. 3, s 231/4682 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>