canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İbadetin Metaı - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

İBADETİN METAI

 

İbadetin metaı, eşyası beştir:

Birincisi, ibadetin temeli takva ile tevekküldür. Takva Allah’tan çok korkmak ve sakınmaktır. Emrini tutmamaya korkar ve neh-yini yapmaya korkar. Allahu Teala gücenirse, bir bela verir, diye Allah’tan çok korkar. Dinin temeli budur. Ama tevekkül olmadan ibadet edilmez. Tevekkülü olmayan kimse oturup, ibadet edemez. Tevekkül, Allahu Teala’ya güvenip, her şeyi O’na tevekkül edip, O’na ısmarlayıp, ibadete çalışmaktır.

İkincisi, ibadetin nuru, ihlası ile itikattır. İhlas ile ibadet eden kimsenin niyetinde şunu şöyle okuyayım da, şu tesbihi çekeyim de, şu işim olsun demeyip, ibadeti, arzusu, maksadı sırf Allah (c.c.) için olmalıdır.

 

İşte bir kısım insanlar var ki, niyet ve maksadı halka tanınmak, ismim, namım çıksın, hürmet, hizmet, menfaat göreyim diye ibadet edenler, yaptığı ibadetini Allah’tan gayrıya yapmış olur. Yani ibadetini Hak’tan gayri arzu, istekleri ne ise ibadetini onlara yapmış olur.

İtikat öyle gerektir ki, Cenab-ı Hakk’a ihlaslı ibadet eder ise, mutlaka Cenab-ı Hak onun karşılığını verir ve kendini kimseye muhtaç eylemez ve etmediğini bilmelidir. Kendi istesin, istemesin verir.

Üçüncüsü, dinin, ibadetin muhafazası sabır ile istikamettir. Sabır büyük sermayedir. Sabrı çok büyük olan bu yolda çok büyük alışveriş eder. Doğru istikamet olmaz ise, sabır da fayda etmez. Sabır olmaz ise, istikamet olmaz.

İstikamet şudur; bir iş Allah için başından sonuna kadar da-yanıp, kendini ve yolunu değiştirmeyip, aynı sıfatta sabit kadem olmak gerektir.

Dördüncüsü, ibadetin sermayesi havf ile recadır. Havf odur ki, Cenab-ı Hakk’a karşı her ne kadar ibadeti olsa da Allahu Tea-la’nın korkusu kalpten, yüreğinden çıkmaz. Çünkü Hakk’ın bir gaza-bına uğradı mı, hepsi gider, ne hükmü vardır?

رَأْسُ الْحِكْمَةِ مُخَافَةُ اللّٰهْ

Yani, “hikmetin başı Allah (c.c.) korkusudur”[1]. Reca’ odur ki, Cenab-ı Hakk’a güvene ki, evlât babasına nasıl güvenir ise, ondan daha ziyade güvene. Allahu Teala’nın kendisine yardım ede-ceğine inanmalıdır. Çünkü Allahu Teala kuluna anasından, baba-sından merhametlidir. Cennete girmek Allah’a imanla ve ibadet ve taat iledir. Cehenneme girmek, küfür ve asilikledir.

Beşincisi, ibadetin kazancı fena fillahdır. Fena fillah demek şudur ki, ihlaslı ibadet ve hulus-ı niyet ile ibadet ve zikrullaha de-vam ede ede futuh-i ilahi açılmasıdır. Futuh Cenab-ı Hakk’ın ihlaslı ibadete, zikrullaha, Allah’ın dinine hizmet, Resulullah’ın sünnetlerini ihya edenlere sonunda ikramiyesi vardır ki, dünyanın serveti var-dır, hem zahirde rızk bolluğu vardır, hem de onun kalbine ilim ve hikmetini vermesi vardır. Cenab-ı Hakk’ın razı olduğu kullarına verdiği vergisi ve ihsanı ve ikramı başkalarına benzemez. Dünyaya emir ediyor ki, ya dünya:

 يَا دُنْـيَا اُخْدُم۪ى مَنْ خَدَمَن۪ى

Yani, “kullarımdan benim rızama, sevgime kavuşmak için çalışıp, bana ihlaslı hizmet eden kullarıma sen de on-lara hizmet eyle”[2], buyuruyor.

Fenafillah demek şudur; vücudundaki kendine perde olan vü-cut kirleri, karanlıkları kalkıp, kendini suyun içindeki camın görün-mediği gibi kendini göremez; Hakk’ı görür ola, Hak yanında izzetli ola, ilim sahibi ola, kalbi cilalanıp, nurlanıp açıla, kazancı bol ola ve bu sebeple Hakk’a yakın ola, vesselam.

 


[1] Kenzü’l-İrfan 1001 Hadis, s. 97/613.

[2] Kenzü’l-İrfan 1001 Hadis, s. 50/284.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>