canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Ehl-i Cennet - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

EHL-İ CENNET

 

اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍۜ

Yani, Allah’tan korkanlar, muttakiler için cennette ve cennetin pınarları başında karar ederler. Hicr suresi, 46. Ayet.

اُدْخُلُوهَا بِسَلَامٍ اٰمِن۪ينَ

Yani, melekler tarafından ehl-i cennete, girin, selametle cemii afattan emin olduğunuz halde denilir. Hicr suresi, 47. Ayet.

وَنَزَعْنَا مَا ف۪ي صُدُورِهِمْ مِنْ غِلٍّ اِخْوَانًا عَلٰى سُرُرٍ مُتَقَابِل۪ينَ

Yani, biz ehl-i cennetin kalplerinde kin ve hıyanet, buğz ve adaveti çıkarırız. Onlar karşı karşıya sandalyeler üzerinde, birbirle-riyle kardeş olarak karar ederler. Hicr suresi 48. ayet;

لَا يَمَسُّهُمْ ف۪يهَا نَصَبٌ

Yani onlara hiçbir meşakkat dokunmaz. Hicr suresi, 48. Ayet.

وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَج۪ينَ

Yani, Biz ehl-i cennetin kalplerinde buğz ve adaveti giderir, soyarız. Onlar karşı karşıya köşkler üzerinde koltuklarda kardeş oldukları halde yaşarlar. Onların kalplerinde haset ve düşmanlık, bir şeyler kalmaz.

Bizlere lazım olan Allah (c.c.) indinde nelerden sorumluyuz? Neler yaparsak, Allah’ın rızasına uygun olur? İki dünyamız selamet-te olur ve Allah bizlerden hangi yolda ve hangi huy ve ahlaklarda, O bizden razı olur? Ve hangi hal ve fiillerde gücenmesi ve gazabı, azabı var? Bizler bunları düşünüp, azap ve gazabından çok korkup, istiğfar, tevbeye, zikrullaha devam, duaya devam, dualarımızda ya Rabbi, sen bizlere hidayet eyle ki, seninle seni bilelim, seninle senin rızanı bulup, seninle senin rızan ve sevginde ebedi kalmayı, senin de bizlerden razı olmanı bizlere ihsan eyle, Habibin Muham-med Mustafa sallallahu Teala aleyhi ve sellem hürmetine, ya Rabbi.

Bu kadar mühim işler vardır, Peygamber Efendimiz sallallahu Teala aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifinde buyuruyor:

اَلدُّ نْـيَا مَزْرَعَةُ الْاٰخِرَةِ

Yani, “dünya ahiretin çiftliğidir”[1]. Ahiretinizi ve sizi halk eden Allah’ınızı bilip, O’nun rızasını ve ahiretinizi kazanıp, ve Al-lah’ın rızası ile ahirete öyle gitmemizi buyuruyor. Bu arzuna ve rı-zana ve sevgi ve aşkına kavuşmamızı, bu dereceye kavuşmamız için, bu dereceye kavuşmamıza mani olanlardan savuşmamızı cümle ümmet-i Muhammed kardeş, bacılarımıza hidayet, ihsan eyle, Habibin hürmetine Allah’ım!

Ya Rabbi, bizleri senin huzurundan uzaklaştırıcı ve seni unut-turucu ve senin rızandan, sevginden uzaklaştırıcı olanların cümle-sinden sana sığındık. Sen bunlardan bizleri son nefesimize kadar Habibin hürmetine muhafaza eyle, ya Rabbi.

Ya Rabbi, bizler nasıl huzur bulup, sana yakın olup, feyz-i aşkına ve dostluğuna kavuşup, ebedi kalmamız için lazım olanları ve yapılması gerek olanları kısa kese olarak bizlere ilham, ihsan eyle, Habibin Muhammed Mustafa sallallahu Teala aleyhi ve sellem hürmetine, ya Rabbi. Yani bütün düşünce ve arzu ve maksat ve ni-yetlerimizi, misal olarak bir tavşan vesair kuş avcıları atacağı mer-miyi, tüfeğin nişangahını elde edeceği hayvan ve kuşa iyice denk getirmeyince, tetiğe basıp, mermi atmıyor, atsa boşa gider; işte ehl-i İslam olup, ehl-i tarikat olup, ehl-i takva olup, Cenab-ı Hakk’ın sevgisine ve dostluğuna ermek isteyenlerimiz de lazım olan her türlü düşünce ve konuşmalarımızdaki maksat ve niyetlerimizi Cenab-ı Allah’ın rıza hedefine kalp nişangahını iyice tutturup, dili-mizi ona göre konuşturmalıyız. Boş yere, fuzuli yerlerde dilimizi tutmalıyız. Kalbimize de gelenler de Cenab-ı Hakk’ın rızası olmayan bütün hayal, endişe, meram, maksatları atmalıyız ki, Cenab-ı Hakk’ın tecellilerini ve aşkını, feyzini tatmalıyız, inşaallahu Teala.

Tecelliy-i ilahi olan feyz-i ilahi gelen ilmi hikmetler, doğan ilm-i Rabbani, gelen esrar-ı sır menbaı, sır hazinesi olan kalbe sahip ol-mak ve daima tevbe istiğfarlarla ve zikrullah ile kalp aynasını silip, nurlandırıp mezara, mahşere, huzurullaha öyle varmayı, cümle ümmet-i Muhammed’e nasip ve müyesser eyle, Habibin hürmetine, Allah’ım!

Ve daima sözü Hak’tan alıp, öyle söylemek lazımdır. Nefisten, şeytandan gelenleri anlayıp, onları kalpten, dilden atıp sözü sahi-binden Hak’tan alıp, öyle söylemek lazımdır. Boş yere lakırtı konuş-mamak lazımdır. Dersini, sebakını sahibinden alıp, öyle konuşmak lazımdır. Tecelli konusu geride geçmişti:

 

Kenz açılmaz her gönülde ta ki cümleden dur olmadan

Hak tecelli etmez sana kalp pürnur olmadan

Sür çıkar gayriyi kalpten Hak tecelli ede sana

Padişah konmaz saraya hane mamur olmadan

 

Bir de hadis-i kudsisinde buyuruyor ki;

اَنَا سِرُّ الْاِنْسَانِ وَ سِرّ۪ى سِرُّهُ

Yani, “Ben insanın sırrındayım, insandan zuhur eden sır Benim sırrımdır”[2], buyuruyor. Hadis-i Şerifi Ebu Nuaym, Enes bin Malik radiyallahu anh’dan rivayet etmiştir;

اَلْعِلْمُ عِلْمَانِ فَعِلْمٌ ثَابِتٌ فِى الْقَلْبِ فَذَاكَ عِلْمٌ نَافِعُ وَعِلْمٌ ف۪ى اللّ۪يسَانِ فَذَاكَ حُجَّةُ اللّٰهِ عَلٰى عِبَادِه۪

Yani, “ilim ikidir; biri kalpte sabit olan batın ve ledün ve maneviyat ilmidir. İşte en menfaatli ilim budur. Bir ilim de dilde, lisandaki ilimdir, kitaptadır. Bu da Allahu Te-ala’nın hüccetidir”[3],diye buyurmuştur ki, ulema-i ümmet de-nilen, bu iki ilim ile çalışıp, huzura erenlerdir.


[1] İbni Hacer el-Askalâni Fethu’l-Bâri, c. 11, s. 230/6049 (Beyrut).

[2] Ruhu'l-Beyan tefsiri c.3.s.8. (Beyrut), Cevâhir’ul-Kur’an, s. 12.

[3] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 223.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>