canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

HACI MUHAMMED BİLAL NADİR HAZRETLERİNİN SOHBETLERİ 10 (ALLAH İÇİN SEVMEK) - (BAHRU'L-VEFA)

HACI MUHAMMED BİLAL NADİR HAZRETLERİNİN SOHBETLERİ 10

10. Sohbet: ALLAH İÇİN SEVMEK

Hacı Muhammed Bilal Nadir Hazretlerinin Sohbeti

Allah için bir adamı sevmek.

حُبُّ فِي اللّٰهِ

Müslüman din kardaşını Allah için sevmek. Bizim sözümüz, fasığa, ondan sonra münafığa gitte boyun eğ demek değil. Hem şeriatle amel ediyor, hem tarikatle süluk ediyor, senin din kardaşın. Sen bunun suçunu affetmezsen Allah seni affeder mi?

O mesela azgınlığına gider. Allah yolunda azgınlığa gider, kötülüğe gider. Sana boyuneğmez, seni horsunur, seni tekdir eder. O adamdan uzak durursun.

Yanına geldi suçunu biliyor, kabahatini biliyor, senin yanına sokulmak istiyor, sen bundan yüzünü çevirirsen, selamını almazsan, selam vermezsen bu kötü.

 حُبُّ فِي اللّٰهِ

Hubbu fillah, Allah için sevmek. Allah için sevişenler, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem Hazretleri buyuruyor ki;

اَلْمُتَحَابُّونَ فِيَّ عَلٰى مَنَابِرٍ مِنْ نُورٍ يَغْبِطُهُمْ بِمَكَانِهِمُ النَّبِيُّونَ وَالصِّدّ۪يقُونَ وَالشُّهَدٰۤاءُ

Diyor ki, “Allah için sevişenlerin makamları nurdan mimberler üzerindedirler diyor.

عَلٰى مَنَابِرٍ مِنْ نُورٍ

Nurdan mimberler üzerindedir diyor.

يَغْبِطُهُمْ بِمَكَانِهِمُ النَّبِيُّونَ وَالصِّدّ۪يقُونَ وَالشُّهَدٰۤاءُ

Onların mekânlarına Peygamberler, sıdıklar, şehidler ğıbta ederler”[1] diyor. Şimdi ehlullah olanlar ehl-i tarik olanlar hepsi işte el Mütehâbbüne fillah’tır. Allah için sevişenlerdir.

O Allah için sevmek varya; öyleyse o senin din kardaşını, ıhvan kardaşını kim severse Allah onu sever.

Buğz edeceğin kimdir?

Bugün dinin aleyhinde atıyor, imanın aleyhinde atıyor, kâfirliği aşikâre çıkmış böylesil adam kardaşın olsada buğz et, evladınsada buğz et. Dini inkâr ediyor, Allah’ı inkâr ediyor, Peygamberi inkâr ediyor, isterse senin ahbabın olsun, isterse efendin sana istediği kadar menfaatli bir adam olsun. Geçimin idareni hepsini o versin, seni ihya etsin, yine ona buğz et. Çünkü buğzu fillah da bu. Yani Allah için, Allah’ı sevmediğinin için, Allah’a asi olduğunun için sevmeyeceksin.

Allah için sevmek; sen Müslümanı, Müslüman kardaşını Allah için seveceksin.

Yahudisine, Ermenisinede olsun onlar muhtaç olmuş, düşmüş ise baktınki birisi yolda hasta yatıyor. Senden başkada kimse gören yok. Herif duruyor orada gürpeden düşmüş hasta. İster Yahudi olsun, ister Ermeni olsun, ister ne olursa olsun, onu oradan kurtar. Başka türlü sevgi yok. Bes (sadece) bir Allah için yardım.

Amma Allah diyen Müslümanı Allah için sevmeli.

Niçin?

Allah diyor.

Camide Namazda Gördüğünüz Kimsenin İslamiyetine Şehadet Ediniz

Camiye cemaate namaz kılmaya gidiyor mesela herif, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem hazretleri diyor ki; “bir kimseyi cami kapısında görürseniz İslamiyet’ine şehadet edin” diyor. Camiye gelip gittiğini görürseniz İslamiyet’ine şehadet edin.

Bu Müslüman değil, bu münafıktır, bu fasıktır, bu kâfir dersen olmaz. Resulullahın sözünden çıktın. Camiye gelip namaz kılıyor ya, camide görüyorsunya bu adamın Müslümanlığına şahid ol. Amma gendi münafıkmış, fasıkmış, kendi başka türlü her nesi varsada sendendir o adam Müslüman’dır o adam.

Müslüman başka Mü’min başka.  Müslüman demek ne demek?

Kâfirlikten kurtulmuş demek. Kâfirlikten kurtulmuş Müslümanlığın içine dâhil olmuş. Ondan berisinin hepsi bizim kardaşımız.

Öyleyse kardaşım Allah diyenleri bilhassa bizimle beraber zikrullah yapıp, bizimle beraber ibadet ve taatullahda bulunan kardaşlarımızın suçunu daima affetmeliyiz.

Allah kusurumuzu affetsin.

Biz birbirimizin suçunu affetmezsek Allah bizi affetmez kardaşım. İşte ben daima bunun üzererine tutardım ki, her zaman onu tutarım. Birisi bir kabahat işlese canım çok sıkılsa derhal bu karşıma gelir. Eğer suç işleyene karşı şiddetlenmek lazım gelirse, gazaplanmak lazım gelirse Allah’a karşı benimde suçum var. Allah bana gadaplanırsa halim ne olacak der, hırpadan gadabı iner.

Allah bu itikattan bizi ayırmasın.

Mü’minler Kardeştir, Kardeşler Arasını İslaha Çalışmalıdır

Kur’anı Kerim’de Cenâb-ı Hak diyor ki;

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ

“bütün mü’minler birbirine kardeştir” diyor. Mademki hepimiz Peygamberimizin ümmetiyiz Muhammed Sallallahu aleyhi vesellem dinindeyiz, öyleyse hepimiz birbirimize kardaşız.

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ

“mü’minlerin hepisi birbirine kardaştır diyor.

فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ

Siz kardaşlarınız arasını islah etmeye çalışın.”[2] Körükleyipde birbirinden ayırmaya çalışmayın. Arkadaşlarınızı mademki din kardaşısın, birbirine darılmış, küsmüş, Peygamberimizin zamanında da olurdu bu. Dargınlık, küskünlük, bu işler onun zamanında daha kuvvetliydi. Fakat bunu söylerlerdi.

اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ

“bütün mü’minler birbirine gardaştır, kardaşlarınızın arasını islah edin.”[3]  

Üç Yerde Yalan Caizdir

Üç yerde yalan söylemek caiz; Birinci, din için; askerlikte vatan için, din için, namus için yalan söylenir kâfire karşı. Bir kâfir bir adamı tuttu, kâfir askeri tuttu.

Ee, sizin askeriniz ne kadar, kuvvetiniz ne kadar, nerede?

Ee, ben sofuluğa gideyim! Ham sofuluğa gideyimde doğrusunu söyleyim dersen bütün askerin dinin aleyhine gittin işte. Orada yalan söylenir. Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem diyor ki;

لَا يَحِلُّ الكَذِبُ إِلَّا فِي ثَلَاثٍ يُحَدِّثُ الرَّجُلُ امْرَأَتَهُ لِيُرْضِيَهَا، وَالكَذِبُ فِي الحَرْبِ، وَالكَذِبُ لِيُصْلِحَ بَيْنَ النَّاسِ

“Yalan, üç yerde söylenir. Birinci düşmana karşı harp zamanında din için yalan söylenir. İkinci, iki arkadaş, mü’min kardaşın birbiriyle küskün, dargın, onun arasını birbirine iyileştirmek için onların arasında yalan söylemek caizdir.

Sen bu kadar canın sıkılıyor, ona küsüyorsun amma, o adam senin aleyhinde, tutup senin aleyhinde konuşmuyor, lehinde konuşuyor, şöyle şöyle söylüyor. Hâlbuki bir şey duymadı. Evet, şöyle dedi böyle dedi deyip, onunn arasını bulup, onları barıştırıp onları iyi etmektir, islah etmektir.

 فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ

Dediği bu. “Kardaşlarınızın arasını islah ediniz.”

Üçüncü ev ailesinde; mesela bir adamın hanımı olur, dirliksizlik yapıyor. Onu artık şöyle olacak ha, böyle olacak ha, şöyle gelir ha, böyle gider ha, diyor yalanla avut, bu caiz.”[4]

Yalan üç yerde caiz. Birincisi, askerlikte ondan sonra din düşmanlarına karşı din için söylenen yalan, yalan sayılmaz aynı sevap sayılır. Birde iki Müslümanın, iki mü’min kardaşının birbirine küskün dargın onların arasını bulmak için ne yalan söylersen caiz. Amma onların aralarını açacak söz söylersen Allah etmesin maazallah münafığın ta kendisi oldu.

Münafık demek ne demek? Araya nifak koyduğunun için münafık derler. Münafıklar daima arayı açmaya çalışır. İki Müslüman birbirine darıldıda birbirine küstümüydü buda onların üstüne şöyle söyledi sana, bunlar böyle söyledi, şunlar şöyle söyledi deyi arada söz döğüştürürler buna münafık derler. Aldığı gibi söylemez. Olduğu gibi söylemez bilde bilakis kızıştırma peşinde. Haa hakkıyla Müslüman olan adam, hakkıyla mü’min olan adam işte bu ayet-i kerimeyi dinleyen tutan adam iyilik konuşur. Tek iyi olsunlar, birbiriyle barışsınlar, iyi olsunlar diye.

فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ

“kardaşlarınızın arasını islah edin.” Birde diyor, aranızda su-i zan yapmayın. Kur’an-ı Kerim’de ayet bu.

اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ

Bu birbiriyle zan etmek, “zanla söz söylemek büyük günahtır.[5] Haa, onu ben şöyle anlıyorum ki o adam şöyle şöyledir!

Yahu ne anladın sen? Ne bilirsin sen? Belki zannın doğru çıkmaz. Haa, bazı zanlar varki çok büyük günah çıkar arkasından. Zannettiğin gibi çıkmaz, sen kötü zannedersin, iyi bir tahkikine varmadın, aleyhinde konuşuyorsun. Belki o dediğin gibi değil.

وَلَا تَجَسَّسُوا

Siz birbirinizin ayıplarınızı araştırmayın birbirinizi kişiflemeyin.

وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ

Birbirlerinizi gıybet etmeyin”[6] buyuruyor.

 


[1] İmamı Ahmed ibni Hanbel, Müsned c.5.s.239/22133 (Mısır) Sahihi İbni Hıbban, c.2.s.338/577 (Beyrut), Tirmizi, Sünen c.4.s.597/2390 (Beyrut) ebu Nuaym, Hilyetü’l-Evliya c.2.s.131 (Beyrut).

[2] Hucurat 49/10.

[3] Hucurat 49/10.

[4] Tirmizi, Sünen, c.4.s.331/1939 (Mısır).

[5] Hucurat suresi 49/12

[6] Hucurat suresi 49/12

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>