canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Bid'at - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

BİD’AT

 

Yine şu hadis-i şerifi bir daha yazalım:

اِنَّ الْعَبْدَ اِذَا عَمِلَ بِالْبِدْعَةِ خَلٰاهُ الشَّيْطَانُ وَالْعِبَادَةِ وَاَلْق۪يىَ عَلَيْهِ الْخُشُوعِ وَالْـبُكٰٓاءُ

Hadisin ravisi Enes radiyallahu anh, alındığı kitapların adı, Ebu Nasr, Garaibü’l – Ehadis, tercümesi, buyurdu ki, muhakkak bir kimse bid’atla amel işlese, muhakkak o kimseye şeytan müdahale eder ve o kimsenin ibadetine karışır ve o kimseye korku verir, evham verir ve o kimseyi ağlatır. Ağlaması ses ile ağlar. Mü’minin ağlaması ses ile ağlamaz. Mü’min ibadet eyledikçe, Allah’u Teala’ya sevgisi artar ve kalbinden yalnız göz yaşıyla ağlar.

Bid’at işleyen, yahut ibadeti hoş gelmeyen mıkrıs, tama’, na-kis olup, cömert olmayan kimse, Allahu Teala’yı zikir eder iken, çocuk ağlaması gibi ses ile ağlar.

Hadis-i Şerif:

بُكٰٓاءُ الْمُؤْمِنُ مِنْ قَلْبِه۪ وَبُكٰٓاءُ الْمُنَافِقِ مِنْ هَامَّتِه۪

Hadis-i Şerifin ravisi, Huzeyfe radiyallahu anh’dır. Alındığı kitapların adı, Taberani ve Ahmed bin Hanbel, tercümesi, buyurdu ki; “Mü’minin ağlaması kalbi iledir. Münafığın ağlaması baykuş gibidir”[1], dedi. Baykuş o tarafa, bu tarafa başını büke-rek öter, seslenir. Münafık da zikir ederek ağlar ise, aynı onun gibi ses ile ağlar. Bunun sebebi bid’atla amel işlemesindendir. Bid’at elbisede, kıyafette, saçta, sakalda, bıyıkta, işlediği şeylerde ecne-bilere benzetmektir. Her kim bunlardan sakınmadan Allahu Tea-la’ya ibadet ve zikrullah ederse, o kimseyi şeytanın tuzağına düşü-rür. Çünkü yaptığı yalandır. Eğer essah olsa, imanı onları kabul etmez.

Kenzü’l-İrfan’dan (s. 126/810) Hadis-i Şerif:

كُلُّ بِدْعَةٍ ضَلٰالَةٌ اِلَّا ف۪ى عِبَادَةٍ

Yani, “bütün bid’atler dalalettir, şaşkınlık, azgınlıktır, yalnız ibadette değildir”[2]. Zikrullah eder iken sallanmak, coş-mak, hareket etmek dalalet değildir, haram değildir, bid’at-ı seyyie değildir. Bid’at-ı seyyie denilen kötü bid’atlardır ki, dinimize yakış-mayan, zarar veren kötü bid’atlardır, seyyiedir. Bir de bid’at-ı hase-neler vardır ki iyi, faydalılar vardır; camilerdeki minareler ve lam-balar, elektrikler, hoparlörler, bunların hepsinin İslamiyet’e yardımı var. Kaşık bid’at-ı hasenedir; temizliğe yardımı var. İnsanın sesini alan teypler ne kadar güzel bid’at-ı hasenedir ki, bir vaizin vaazını çoğaltıyorlar. Bilgisayarlar, iyiye kullanılır ise, İslam’a ne kadar güzel yardımı var.

Resul-i Ekrem Efendimiz buyuruyor ki, dininize yarayanları alınız, diyor. Sünnet-i Resule muhalif olanlar bid’at-ı seyyiedir, kötü bid’attir. Dine, temizliğe, nezafete, şeriata, tarikata uygun olanlar bid’at ise de bid’at-ı hasenedir.

Şimdi içimizdeki bir kısım okumuş olanların bir kısım ve bir kısım Müslümanlığı, İslam’lığı kabul eden din kardeş ve bacılar çok-tur; dikkat edelim, dinimizin temelini çok iyi öğrenelim. Şeriatı ve tarikatı ve ahkamını ve adabını dikkat edip, iyi öğrenelim. Dinimi-zin, itikadımızın temelini bozanlar, bozuk mezhepler ve yanlış içti-hatçılar çoğalmış durumdadır. Saf kardeş ve bacılarımızı dinimizin, itikadımızın temelinden saptırıyorlar. Cenab-ı Hak korusun, muha-faza eylesin, amin!

Bir kısımları mevlid-i şerife itiraz edip, bid’at diyenler vardır. Bir kısımları camilerde musafaha yapmayın bid’attır, diyenler var-dır. Bid’at-ı hasene vardır ki, dininize, size zarar vermeyip, faydası olanları alınız diye buyuruyor. Dininize yakışmayan zararlı, kötü bid’atlardan çok sakınınız, buyuruluyor. İbadetlerde olan bid’atler haram değildir, diye buyuruluyor.

Öyle ise mevlide, camide musafahaya, bid’at diyenler, bun-ların hangisi bid’attır? Bid’at-ı seyyie mi, kötü bid’at mı, yoksa bid’at-ı hasene midir? Mevlid okumak dinimize zarar veren kötü bid’at mı diyorsunuz? Haşa, kötü bid’at değildir. Camide musafa-haya da kötü bid’at mi diyorsunuz? Haşa kötü bid’at değildir. Kötü bid’atları söyleme hoşunuza gitmiyor mu? Kötü bid’atları söylemek işinize gelmiyor mu? Allah’ın sevgilisi Habibi olan bütün manevi arzularımızın tabibi olan bütün imanı olup da, küçük ve büyük günahkarlar onun şefaati ile cehennemden kurtulup cennete do-lan, bu dereceye nail olan sevgili Peygamber Efendimizin sünnet-lerini neden haber verip, söylemiyorsunuz? Söylemek hesabınıza gelmiyor mu? Bulunduğumuz zamanda şeyh isminde ve mürid isminde olanların bir kısımlarının farz olan beş vakit namazı terk edenleri söylediler. Niçin kılmıyorsunuz, sorusuna, bizim Allah ile dostluğumuz kemal buldu, namaza ihtiyaç kalmadı, cevabını ver-mişler. Camiye girmeyip, namazı sevmeyen zındıklardan olmuşlar, dedim nere dayandım. Peygamber Efendimize beş vakit namaz kıl, Rabbinin indinde şeref ve derecenin daha yüksek olmasını istiyor isen, geceleri teheccüd ve gündüz duha, kuşluk namazlarına de-vam et, ya Habibim, buyurdu. Ondan sonra gece teheccüd nama-zını geçirmedi. Düşününüz, bu namazı bizim dostluğumuz kemal buldu, diyenler tamamen şeytanın maskarası, şeytanın evliyası oldu.

Ya Rabbi, emir ettiğin namazda ve zikrullahda vesair ibadet-lerimizde huzur-ı kalp ile ve ihlaslı eda edilmesini cümlemize mü-yesser eyle, ya Rabbi! Bu ibadet amellerde arzu ve maksadımız tek senin rızan olsun, ya Rabbi! Sen de biz aciz kullarına lütfu ihsanınla aşkını, şevkini, zevkini, feyzini ve tecelli-i ilahiyeni biz aciz kullarına ihsan eyle ki, ya Rabbi, bizler de iki dünyanın arzusu, maksadı, muradından geçip, aşkın şarabından içip, hidayetinle kemale erip, aşık-ı sadıklardan olalım, ya Rabbi! Mahvü fenaya dalıp, hida-yetinle seni seninle bilip, seni seninle bulup uzaklaşmayarak, ebedi seninle, rızanla kalalım, ya Rabbi! Bu arzu, istek, umduklarımızı rızalı olmak üzere Habibin Muhammed Mustafa sallallahu Teala aleyhi ve sellem hürmetine kabul eyle, ya Rabbi!

Bid’atlardan bahsediliyordu; Hadis-i Şerifte:

مَنْ تَشَـبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ

Yani, “bir kimse kendini her hususta hangi kavimlere benzetirse ve benzetmeye çalışırsa, o kimse o kavimden-dir”[3], buyuruyor. Öyle ise her hususta yemede, içmede, kılık kıyafette, saç sakalda, bıyıkta ve her türlü amel ve her hallerimizde dikkatli düşünelim. Ehl-i bid’atçılara mı, dinimizin dışında ecnebile-re mi uyalım, yoksa alemlere rahmet için, alemleri irşad, ikaz için insanlar arasına hak ve adaleti kurup, dinimizin temelini kurup, bütün insanları gayrıların malına, canına, ırzına, namusuna teca-vüzlerden kurtaran, içki, kumardan kurtaran, insanlardaki kötü huy, ahlak-ı zemime olan manevi emrazlar kibir, ucub, riya, süm’a, hased, tama’, buhul, gazab, dünya sevgisi, işte bu gibi mühim manevi emrazların tedavisi, doktoru olan, bütün insanlara baba, bütün insanları dünyaca ve ahirtçe saadet ve refaha kavuşturan, bizleri yaradan yüce Rabbimize ve onun rıza ve dostluğuna kavuş-turan, böyle bir makam, dereceye kavuşan bir zata mı uyalım? Onun medhi hiç sıgar mı kaleme ve kelama, ol pürnur olup, geldi bu aleme, onun vasfı sığmaz ne kelama ne de kaleme.

 

Allah’ım, anın hürmeti reddetme recam var sana

Anın hürmeti anın aşkından ihsan et bana

Çünkü anı kapı kıldın sana

Anın hürmeti o kapıyı açıver bana

O kapıdan kavuşayım sana

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle bana

Anı methetmeye yoktur yüzüm

Anın hürmeti ona layık eyle özüm

Anın hürmeti gayrilerden sana çevir yüzüm

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle Allahım!

Bunu yazan günahı çok bir kuldur

Tek isteğim sana kavuşan bir yoldur

Senin sevgin yanında dünya geçersiz bir puldur

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle Allah’ım!

Anın aşkına düşür yak beni

Anın hakkı anınla bulayım seni

Sıfattan manaya geçir anlıyam ruhla teni

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle Allah’ım!

Bunu yazan Allah’ım düştü derdinize

Lütfu kerem eyleyin Allah’ım bize

Sizinle kavuşalım gine size

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle Allah’ım!

Zahirde kimsem kalmadı oldum anın delisi

Çoktur anın başında yürüyen velisi

Odur cümle mahlukatın ulusu

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle Allah’ım!

İzin ver de ona çevirem teveccühümü

Anınla bilem bütün kusurla suçumu

Ancak anın aşkı temiz eder içimi

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle Allah’ım!

Odur bütün dertlerin devası

Odur bütün gönüllerin sefası

Odur bütün on sekiz bin alemin Mustafası

Anın hürmeti anın aşkından ihsan eyle Allah’ım!

HACI MUSTAFA GÜNEŞ

 

Geride baba kelimesi geçmişti, bir hadis-i şerifte buyuruluyor ki;

يَا عَلِىُّ اَنَا وَاَنْتَ اَبـُو هٰذِهِ الْاُمَّةِ

Yani, “Ya Ali, sen ve ben bu ümmete babayız”[4], buyu-ruyor. İşte bir baba evlat üzerine ne kadar esirgemesi vardır, onu daima düşünür, servete, refaha kavuşması için çok tama’ olur.

Tevbe suresi, 128. Ayet:

لَقَدْ جَآءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَز۪يزٌۗ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَر۪يصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِن۪ينَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ

Yani, Allahu Teala kendi cinsinizden size öyle bir büyük bir Resul geldi ki, anın hal ve şanı size meşakkat verecek şeyler, kendi üzerine çok sıkıntı ağır olur. Bütün düşünce ve arzusu ve tamaı bü-tün iman eden mü’minlere aynı, bütün ümmetinin iki dünyada ra-hata, refaha ve saadete ve Allah’ın rızasına ve cennet ve cemaline kavuşmalarını arzu eder, düşünür ve bütün günahlardan korunma-ların ve Allah’ın güceneceği hallerden korunmalarını ve Allah’ın azap ve gazabına giriftar olmalarını düşünüp, arzu eder.


[1] Ramuze’l-Ehadis c.1.s.245/10, El Mu’cemu’s-Sağir, c. 2, s. 41/745, Ebu Nuaym Hilyetü’l Evliya,, c. 6, s. 95 (Beyrut); Deylemi Firdevs c. 2, s. 22/2140 (Beyrut).

[2] Deylemi, Firdevs, c. 3, s. 260/4771.

[3] Camiu’s-Sağır Muhtasarı, c. 3, s. 346/3619, ( 6, 106/8596)

[4] Rumuzzu’d-Tevhid Şerh ve Tercümei Delali Abdulkadir Geylani (Osmanlıca Baskı).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>