canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İhlas - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

İHLAS

 

 

Bu konular yukarıda yazılmıştı. Konumuz benliksiz amel yapmaktır ki, vücuttaki çalışma hareketleri düşünülür, tefekkür edi-lirse, senlik, benlik kalmaz. Allah’ın varlığını kendinde ispata geçersin. Ben bilirim, ben şöyleyim, ben böyleyim diyemezsin. Riyadan gösterişli, daha iyi desinler, beğensinler, fikirlerinden çok sakınır kaçarsan, hakkı, batılı anlar, seçersin. Nefsin heva ve heves, arzu yollarını kapatır, istikametini, hedefini Allah (c.c.) tarafına doğrultur, yolunu Allah rızasına açarsın.

 

Yunus Emre Hazretlerinin sözleri:

 

Bir çiğ deriye büründüm

Yunus olup göründüm.

Başka bir zatın sözüdür:

Belki olurdu derdine çare

Senlik yok olup çıksaydın kanara.

Pirimiz Şeyh Abdülkadir Geylani Efendimizin mübarek sözlerinden ibret alalım: Horozun uyarı ötüşünde, ey insanoğulları, gafletten uyanın, Allah’ınızı zikir edin. Bu alim ulemalara insanları gaflet uyarıcılara söylediği sözleri beden yumurtasından sıyrıl-madan lütuf, şefkat hücresinde oturmadan, ihlas tanelerini bulup, insanlara tattırmadan uyarıcı horoz vazifesini yapamazsınız. Yani halkı irşat etmek, uyarıcı ikaz etmek mümkün olamaz, buyuruyor. Bu uyarıcı vazifesine layık olanlar halis niyet ile ihlasla hem şeriat amel ki, farzlar hem de Allah’a yakınlık için tarikatla süluka, yani nafileler ile zikrullahın çokluğu ile ve mürşid-i kamilin izahatı altında hem pirimize, yani Abdülkadir Geylani Efendimize, hem mürşidine teveccüh ve rabıtalı olarak yemeği az yiyerek, azimle çalışır, yılmaz ve her türlü iptila, sıkıntılara karşı azminden gev-şemez, doğru istikametten ayrılmaz, sünnet-i Resulullah’a dikkatle bid’atlerden sakınarak, imtihanlarda doğru çıkarak, sebatında devam eder çalışır ise, Cenab-ı Hak’da bu gibi sadık kullarına ikramları vardır. Hem zahirde rızk bolluğu, hem aşk feyz-i ilahiler, tecelli-i ilahiler, ilham-ı Rabbaniler, ilm-i hikmetler, esrar-ı sırların zuhur etmeleri vardır.

Artık zahiri cömert, batını kalbi ile cömert, Allah’ın kullarını kötülüklerden Allah’a yönelmeleri için dili ile duada bulunmak ilmi ile onların ıslahına çalışmaktır.

Artık bu makamda bu kimsenin teveccühü, rabıtası Cenab-ı Hak tarafından şeyhine, daha sonra İmam-ı Ali kerremallahu vec-hehu Efendimize, hatta Hazret-i Fatıma validemize çevrilmesi, pirimiz Şeyh Abdülkadir Efendimize çevrilmesi ve bunların vasıtası ile Resulullah’a çevrilmesi var. Resulullah’tan Cenab-ı Allah’a çevrilmesi vardır.

Ya Rab, bu hal ve yolların edebini, itikadını ve doğru istikametini ihlaslı amelini ve sabır ve tahammülünü ve azimli, rızalı gayretini cümle ümmet-i Muhammed’e nasip ve müyesser eyle, ya Rabbi, bihakkı Habibin Muhammed sallallahu Teala aleyhi ve sellem.

İlm-i Futuh:

İlm-i futuh açılması bir gözlü su gibi geliri Cenab-ı Hak’-tandır. Artık o ilmi ihtiyacı olanlara sarf etmelidir.

Ashaplar sordular; Allah’ın sevdiği alimi nesinden bilelim, ya Resulullah?

Buyurdu ki;

بِالسَّخٰٓاءِ وَالنَّص۪يحَةِ لِلْمُسْلِم۪ينَ

Yani, çok cömert olur. Cömertliğine bakınız. Bir de Müslü-manlara nasihati bol olur, buyurdular.[1]

Mürşidin nişanı, yanında bulunduğun zamanda usanıklık olmaz. Bir de kalpten sıkıntıların gitmeye başlar, müşküller hallolur.


[1] Taberani el-Mucemul-Kebir, c. 10, s. 181/10390.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>