canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Yakîn - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

YAKÎN

 

Yakîn üçtür: Aynel yakîn, ilmel yakîn, hakkal yakîn. Yani hasıl edip, yakînen inanmak ancak halis mü’minlere mahsustur. İman edilecek şeylere tamamen yakînen inanmak ancak yakîn ilmini üstazından, şeyhinden öğrenenlerde yakîn hasıl olur. Bak, yakîn öğrenmekle olur imiş:

تَعَلَّمُوا الْيَق۪ينَ كَمَا تَعَلَّمُوا الْقُرْآنَ حَتّٰى تَعْرُفُوهُ فَاِنّ۪ى اَتَعَلَّمُهُ

“İlm-i yakîn öğreniniz, Kur’an-ı Kerim ilmini öğrenir gibi öğreniniz. Hatta onu iyice bilesiniz, ben de öğreniyo-rum”[1], diye buyurmuştur. Bu yakîn ilmi, yakîn ehli olan meşayihlardan öğrenilir. Yukarıda Ayet-i kerime’de vesile arayınız, Allahu Teala’ya yakîn hasıl edip, hakkal yakîn Hakk’ı tanıyınız, demektir. Meşayihler dualarında:

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ى جَعَلَنَا مِنْ اَهْلِ الْـيَق۪ينِ

Derler. Allahu Teala’ya hamd olsun, bizleri ehl-i yakînden eyledi demektir. Tarikat yolu yakîn öğrenmek yoludur. Yakîn öğreniniz, Kur’an öğrenir gibi, diye buyurduğu budur. Şeriat.

 

Şeytanın elinden kurtulup da bu yola girmez ki, şeytan fırsat vermez. Kurtulan hemen bu hak yola girer. Hakkı ile tarikat ehli daima şeytan ile harptedir. Bazı şeytan kendini, bazı da kendi şeytanı bastırır. O zaman esrar-ı ilahiyeden bir şeyler sezer, batın esrarını anlamaya başlar, yakîni kuvvetlenir, artar. Mesela karan-lıkta bir eve girmek isteyenlerin kimisi, bu evde bir kimse var imiş, kimi de yok imiş diye iddia ederlerken, bir kimse de o evi iyice dinlemekle o evde bir kimsenin var olduğunu iyice tamamen tasdik ile yakîn hasıl olur. Hiç şek ve şüphesi kalmaz, iyice inanır, zan kalmaz, yakîn hasıl olur, imanı kuvvet bulur. Haya, edep, Allah korkusu kemal bulur. Bütün şüphelilerden sakınır, ehl-i takva, vera’ sahibi olur.

Kalbe gelen havatırdan gelenlerden biri de yakîndir ki, bu hulasa-i imandır ve murad-ı ilimdir ki, savab- Hak’dan varit ve sadır olur ve o da evliyadan havasa mahsustur. Onlar da mukinin ve sıddıkin ve şüheda ve ebdalin taifesidir. Hatır-ı yakîn onlara ancak Cenab-ı Hak’tan varit ve sadır olur. Her ne kadar onun varud ve sadurı hafi ve dakik, onun Hak’dan gelen varidatlara gizli, hafi ise de varidatı yakîne nailiyet olunca ve onunla batınını temiz ve mücella ve ziyadar etmek ancak ilm-i ledünni ve ahbar-ı guyubi ve esrar-ı umura mazhariyetle olur ve ilm-i ledünni dahi hak ile fani olmuş ve zahirlerden gaip olup, yalnız ibadetlerden farzlar, sünnetler ve sünnet-i müekkeden gayri fazla nafileler kısalmış, zahirleri taat-ı batıniyeye çevrilmiş olup, bunlar mahbubeyn ve muhtarin ve mustafaveyne mahsustur ki bunlar, daima murakabe-i batıniye ile meşgullerdir ve onların terbiyesini Allahu Teala Hazretleri hamidir, kafidir. Bunlar böyle Cenab-ı Hak ile ünsiyete geçmişler, bunlardan ünsiyet kokusu gelir. Bunların kalplerinin Cenab-ı Hak kendinden başka gayriye gidiş yollarını kapatıp, kendine çevirmiştir.

 


[1] Ramuze’l-Ehadis, c. 1, s. 254/1.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>