canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İmanın Kısımları - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

İMANIN KISIMLARI

 

İman üç kısımdır: İman-ı taklidi, İman-ı istidlali, İman-ı hakiki.

İman-ı taklidi; Allah’ın farz olan emrini, vacibi ve Resulullah’ın sünnetini bilmez, müstehabı bilmez. Bu, avam-ı nasdır. Bunlar anasından, babasından gördüğü gibi yatar kalkar. Kendini koruyup, günahtan kurtulamaz. İman zayıftır, köksüz ürün gibi hangi taraftan rüzgar gelirse, o tarafa gider. Hangi topluma varırsa, he-men onların rengine boyanır. Çünkü iman zayıftır. Köksüz ürün gibidir. Bu imandan korkulur, böyle imandan kurtulmaya çalışalım.

İman-ı istidlali: Bunlar farzı, vacibi, sünneti, müstehabı bilir. Hem de amel eder ve hem de bildirir. Üstadından öğrenmiş, onun imanı kuvvetlidir. İmanı hakikidir. Cümle alem bir yere gelse, Rab-bisini inkar etseler, o etmez, asla kalbine şek ve şüphe gelmez. Onun imanı enbiya imanı gibidir; köklü kaya gibidir. Bunlar bir mertebe haslardır ki, ona iman-ı has derler. Bunlar ikrar ve itikat edip, iman-ı avamı bildikten sonra, amelde ve kavilde ve fiilde ve ibadetlerinde, Allah beni görüyor, diye işler ola. Her ne eder ise, Allah görür diye, yani her halimde Allah beni görüyor, bilir korkusunu, haya, edebini muhafaza eder. Her toplumun rengine boyanmaz. Bu mertebede iman havasdır. Bu imana iman-ı ihsan dahi derler.

Hadis-i şerif:

اَلْاِحْسَانُ اَنْ تَعْبُدَ اللّٰهَ كَانَّكَ تَرَاهُ فَاِنْ لَمْ تَكُنْ تَرَاهُ فَاِنَّهُ يَرَاكَ

Yani, “Her halinde ve ibadette ve taatte Allah’ı görüyor gibi ola ve Allah beni görüyor gibi işleye”[1]. Her ne işlerse zahirde ve batında ihlasları şöyle olur: Allah’ı her an hazır görürler ve Allah’ın büyüklüğünü ve ululuğunu şöyle daima fikir ederler ki, gönüllerine Allah’tan gayri bir nesne gelmez ve Allah’ı zikrinden gayri hiçbir nesneden sefaları, zevkleri olmaz. Bu havaslar oturalar ve yürüyeler, şöyle edeple ve huzur ile yürürler. Konuşmalarını edeple söylerler. İmanları yakîn üzere olur.

Üçüncüsü hasulhasların imanı ve ihlası ve ameli şu merte-bede olur, kim gönülleri gayrilerin hayallerinden arınır, pak olur ve basiret gözü açılır. Cenab-ı Hak Teala onların ruhuna sıfatlardan bir sıfatla tecelli eder, onlar dahi ol tecelliyi basiret gözüyle görürler. Tecelliye iman getirirler. Cemii eczalarıyla, yani eliyle, ayağıyla, gözüyle, kulağıyla, zahiriyle, batınıyla ve hatta saçının ve sakalının her kılıyla. Bu mertebe de hasulhasların mertebesidir.

Hayatta yaşayan kardeşler, şu taklidi imandan kurtulup, ha-vas ve hassul hasların ve ihlaslarına imanlarına kavuşmak niye-tinde ve gayretinde olalım ve yüce Rabbimizin aşkıyla rızasını isteyenlerden olup, aşık-ı sadıklardan olmayı ve bu arzu, istekle-rimizi istemenin adabını, ciddiyetini, tazimini ve tazarru ile niyazını ve duamızın reddolunmayıp, kabulünü ve rızası ile beraberini arzu edip, isteyenlerden olalım. Bunun üzerinde ciddi boyun büküp, onun kapısından ayrılmayalım. Umutsuzluğa düşmeyip, bekleyelim. Onun şefkati, merhameti, mağfireti gayet çoktur, inşaallah boş çevirmez. Çünkü Kur’an-ı Kerim’de: (Mü’min suresi ayet-60)

اُدْعُون۪يٓ اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ

buyuruyor. Yani, neyi arzu ederseniz ister iradenizi sarf ederseniz, biz de onu veririz. Ama isterken, bize hayırlısını ve rızan olanı ver der. Bana bırakırsanız, biz sizin hakkınızda hayırlısını veririz.

 


[1] Ahmed bin İshak el-İsfehâni, el-Müstahricu alâ sahihil-imamı Müslim, c.1, s. 100/74 (Beyrut).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>