canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Allah'a Kulluk - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

ALLAH’A KULLUK

 

Hak Teala, uluhiyetinin delillerini beyandan sonra, ubudiyetin evsafını beyan etmek üzere:

Al-i İmran suresi 191. Ayet-i kerime’de buyuruyor ki;

 

اَلَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ

 

Yani, akıl sahipleri şu kimseler ki, onlar bu kadar delillere ibretle bakıp, düşünüp, onlar Allahu Teala’ya ayak üzerinde, oturdukları halde ve yanları üzerine yattıkları halde zikir ederler ve semavat ve arzın yaratılışı hilkatinde olan sanayi acayip garibeyi düşünür, onlardan ibret alırlar.

 

رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

 

Yani, akıl sahipleri, iman sahipleri derler ki, ey bizim Rabbimiz, şu görünen semavatı ve arzı batıl olarak halk etmedin. Biz, Seni cemii nakaisten tenzih ederiz. Ya Rabbi, Sen de bizi cehennem ateşinden vakaye ve muhafaza et, derler. (Al-i İmran suresi 191. Ayet) İşte akıl sahipleri böyle demekle, Rablerine tazarru ederler.

Al-i İmran suresi 192. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

رَبَّنَآ اِنَّكَ مَنْ تُدْخِلِ النَّارَ فَقَدْ اَخْزَيْتَهُۜ وَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ اَنْصَارٍ

 

Ey bizim Rabbimiz, Sen cehenneme ithal ettiğin kimseyi rezil ve rüsvay edersin. O zalimleri cehennemden çıkaracak yardımcıları da yoktur, demekle evvelki tazarrularına bunu da ilave ederler. Bundan evvelki ayet, rububiyetin kemaline dalalet ettiği gibi, bu ayet de ubudiyetin kemaline delalet eder. Zira ubudiyetin aksamı üçtür:

 

1-     Zikir lisanıdır. Buna   اَلَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ cümlesi ile işaret olunmuştur.

 

2-     A’za-i cevarihin ibadetidir, buna:

 

قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ

 

kelimat-ı tayyibesiyle işaret olunmuştur. Çünkü insanın lisanı zikirle, a’zası şükürle ve kalbi fikirle meşgul olunca, cemii a’zasıyla ubudiyetine devamla ubudiyette kemalini izhar etmiş olur. Bu ayet, daimi surette insan için Rabbisini zikretmek lazım olduğuna işaret eder. Zira insanın ayak üzeri durmak ve oturmak ve yatmaktan başka bir hali tasavvur olunmadığından, bu üç surette zikredenler sena olunmakla, kalp Cenab-ı Allah’tan gafil olmayarak, Allah’ı mümkün mertebe zikretmek lazım olduğuna işaret olunmuş ve zikrullahın kemaline de işaret edilmiştir. Zira zikrin kemali kalp ile ve lisanla beraber olan zikirdir. Yalnız yapılan ibadetlerin hepsinde namaz ve zikrullahda huzur-u kalp ile, yani dağılan kalbi ceset ile birleştirip kendimizi huzurullahta bilip, her ne kadar biz O’nu göremiyorsak da, O, bizi gözetiyor, inancı ile tazarru ve niyaz ile yapılmasına önemli gayret göstermeli inşaallahu Teala.

Al-i İmran suresi 193. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

رَبَّنَآ اِنَّنَا سَمِعْنَا مُنَادِيًا يُنَادِي لِلْاِيمَانِ اَنْ اٰمِنُوا بِرَبِّكُمْ فَاٰمَنَّاۗ رَبَّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّـَٔاتِنَا وَتَوَفَّنَا مَعَ الْاَبْرَارِۚ

 

Akıl sahipleri kemal-i tazarru ile derler ki ey bizim Rabbimiz, bize Resul gönderip ahkamını tebliğe memur ettiğin zaman, bir münadi işittik ki, o münadi imana çağırıp, irşad eder ve der ki, Rabbinize iman edin. Bu nida üzerine biz de derhal davetine icabet ederek iman ettik. Ey bizim Rabbimiz, biz iman edince, Sen bizim günahlarımızı mağfiret ve seyyiatımızı sitr edip, keffaret etmekle, bizi günahlarımızdan tathir et ve bizim ruhumuzu iyilerle ve rızanla kabzet, demekle Cenab-ı Allah’a dua ve iltica ederler.

Bu ayette münadi ile murad, halkı Allah’a imana davet eden Peygamberimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’dir. Münadinin imana davet ettiğini beyanla, münadinin şanına tazim olunmuştur. Çünkü imana davet eden zattan daha büyük bir davetçi olamaz. Akıl sahipleri şu dualarında Cenab-ı Hak’tan üç şey istemişlerdir:

Birincisi : Günahlarının mağfireti.

İkincisi : Seyyiatlarının sitri.

Üçüncüsü : Vefatlarının iyilerle beraber olmasıdır. Çünkü iyilerle haşr olunmalarını, Rablerinden istirham etmişlerdir ki insan için istenilmeye şayandır.

Gufran ve keffaret her ikisi de günahları sitretmek manasına ise de, duada ısrar ve mübalağa mendub olduğundan, duaya de-vam ettikleri beyan olunmuştur.

Bu ayette zünub ile murad, büyük günahlardır. Seyyiatla murad, küçük günahlardır.

Al-i İmran suresi 194. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

رَبَّنَا وَاٰتِنَا مَا وَعَدْتَنَا عَلٰى رُسُلِكَ وَلَا تُخْزِنَا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ اِنَّكَ لَا تُخْلِفُ الْمِيعَادَ

 

İman ve akıl sahipleri evvelki dualarına ilave ederek derler ki, ey bizim Rabbimiz, Resul-i kiramın lisanları üzere vaadettiğin sevabı bize ihsan et ve yevmî-i kıyamette günahımız sebebiyle bizi rüsvay etme ve rüsvaylık icap eden günahlardan bizi muhafaza et ki, biz alem nazarında mahcup olmayalım. Zira Sen vaadinde hulf etmezsin, demekle Cenab-ı Allah’a dua ve iltica ederler.

Bu ayette beyan olunan dualar vaad-i ilahide hulf olur korkusuna değil, belki vaad-i ilahiyeye müstahak olamamak korkusu içindir. Cenab-ı Hak celle ve Ala Hazretleri emirlere itaat, nehy olunanlardan sakınanların dualarını kabul ettiğini beyan etmek üzere:

Al-i İmran suresi 195. Ayet-i kerime’de buyuruluyor ki;

 

فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ اَنِّي لَآ اُضِيعُ عَمَلَ عَامِلٍ مِنْكُمْ مِنْ ذَكَرٍ اَوْ اُنْثٰىۚ بَعْضُكُمْ مِنْ بَعْضٍۚ

 

Onların ilticaları üzerine, Rableri dualarını kabul etti ve dedi ki, Ben sizden erkek ve dişi hiçbir kimsenin amelini zayi etmem. Şu halde, her kim amel ederse, amelinin ecrini alır, asla noksan olmaz. Yani iman eden akıl sahipleri dua edince, Rableri dualarını kabul ederek, istediklerini verdi ve dedi ki, erkek ve kadın, sizden hiçbir kimsenin amelini boşa gidermem ve dua eden kimsenin duası, şeraitine muvafık olduğu surette, reddetmekle mahrum etmem. Zira, sizin dinde ve dine yardımda, birbirinize muavenette bazınız bazınıza benzer. Beyninizde fark yoktur. Her cümlenizin ibadetini kabul eder ve sevabını veririm. Çünkü bab-ı ilahide kadın ve erkek cümlesi müsavidir.

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>