canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İnsan-ı Kamil Olmak ve Nefsin Makamları - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

İnsan-ı Kamil Olmak ve Nefsin Makamları

 

Hadis-i Kudsi’de buyuruluyor ki;

 Bir, ilmi açlıkta koydum, halk toklukta ararlar, buyurdu. İki, rızamı gayri arzuları terk etmekte koydum, halk onu varlıkta ararlar. Üç, izzeti taatimde koydum, halk onu zengin beyler kapısında ararlar. Dört, zenginliği kanaatte koydum, halk onu mal mülk toplamakta ararlar. Beş, rahatlığı ahirette koydum, halk onu dünyada ararlar

Ey kardeşim, bak bu Allahu Teala’nın sözüdür. Bak neyi kazanmak için neleri sebep eylemiştir. Bu muhakkak Allahu Teala’nın vaadidir, her kim bu sebepler ile çalışır ise, muhakkak o vaadi alır. Bir, ilim Allah’ı bilmektir. Yer ve gökler bunun için halk olunmuştur. İki, rızamı gayri arzuları terk etmekte koydum diyor. Bu arzular ise, nefsin arzularıdır, bu mücahede-i nefistir. Kendi nefsinin arzularından geçmektir. Bak geride neler var. Üç, izzeti taatimde koydum, diyor. Allahu Teala’nın ibadetine çalışan, çalışarak ibadetini namazını artırıp devam eden, iki dünyada aziz olur. Bak dört, zenginliği kanaatte dediği, kanaatli olan kimseyi herkes sever, kanaatsiz olan alim dini yıkar. Kanaatli olan alim dini yapar. Yukarı bak, beş, rahatı ahirette koydum dediği insan olanlar durmasın, dinlenmesin, ahiretini kazansın demektir. Yine hadis-i kudsi;

 Miraçta Cenab-ı Hak hadis-i kudsisinde: Ya Habibim! Kullarıma haber ver. Beni dört şey ile razı eylesinler, bir, daima gönülde pişmanlık, müteessirlik ile, iki, daima ıssız yerlerde ve seherlerde istiğfar etsinler, üç, daima Benim için göz yaşı döksünler, dört, daima gece gündüz Bana cemi-i azaları ile ibadet eylesinler.

 Canım ciğerim kardeşim. Eğer insan-ı kamil olmak ve Cenab-ı Hakk’ı da razı etmek isterseniz, bunları yapmaya gayret ediniz ve yapmak niyetinde olunuz daima. İşte Cenab-ı Hak versin yapanlar ile bulun, gayret iman-dandır, gayret et kardeşim gayret et. Kardeşim, şu da var ki, son tembih budur dikkat, eğer gönlüm kapanmasın ve kabız (Aşktan ve feyizden kesilmektir)’a düşmeyelim dersen, hiçbir Müslüman’ın ve ihvanın gönlünü kırma. Bir çok aşktan feyizden kesilmek ve kabıza düşmek ve kalbin inkisara düşmesi gönül kırmaktan olur. Konuşurken yavaş, yumuşak söylemelidir. Her ne kadar icap etse de şeriata muhalif olmadıkça, yumuşak söylemelidir. Şeriata muhalif olursa, söylemek ve gönlünü kırmak, ziyan vermez. İnsan oğlunun nefsinin nasıl arzu, fesat işlere insanı sevk edip, emir etmesi Yusuf suresi 53. Ayet:

وَمَآ اُبَرِّئُ نَفْس۪يۚ اِنَّ النَّفْسَ لَاَمَّارَةٌ بِالسُّوٓءِ

  Yani insanın kendi nefsi, insanı daima şerre şekavete, zinaya, içkiye, kumara bütün günahlara ve Allah’ın gazabına ve Allah’ın güceneceği kötü huylara sürükleyip, sevk edecekleri şunlardır. Kibre, ucuba, riyaya, öfkeye, şehvete, hırsa, tamaha, dünya muhabbetine ve bunlara benzeyenlere emir eder. Ve bu yönlere sevk eder. Bu konular Allah (c.c.) izin verir ise, inşaallah açılır. Bu nefsin yedi mertebesini ve her mertebenin sıfatlarını ve her mertebenin rüya ve hallerini Cenab-ı Allah izin verir ise, açılıp, beyan edilir inşaallah.

 Birinci, nefsi emmaredir. Emmarenin manası vücut aleminde amir, vücuttaki azaları kendi emrinde tutup, kendi recminde kullanır, daima azaları kötü şer yerlere emir ve sevk eder. İşte bu nefis sahibini ya fasık eder, ya münafık eder, ya da kafir eder. Çünkü istekleri, arzuları, zevklendikleri, hoşlandıkları, Allah’ın rızasına muhaliftir. İşte bu nefis sahibini hayra yöneltmez. Bu nefis sahibinin daima şerre ve şehvete çok yemeye, çok içmeye, çok uyumaya, çok lüzumsuz gereksiz konuşmaya ve gıybete, harama bakmaya ve buna benzeyen yerlere çekinmeden emir eder. Ahireti ibadetini bırakır. Bu hayır işlere yanaşmaz. Bunlara ihmal tembel ve kaygısız olur. Bunun bildiği ilmi ancak gözünün gördüğü dünyadır. Ancak muhabbeti, arzu ve meyili dünya olur. Gözünün gördüğünü gözü ile görür. Zikri la ilahe illallah zikrine devam eder. Zikrullahın mahali yeri göğüstedir. Yani, zikrullah dilde çok olunca, göğüse iner, yeri göğüstedir.

 Yine nefsi emmarenin sıfat ve çok çirkin Allah’ın hoşlanmadığı sıfat huyları şunlardır: Şirk koşmak, yani Allah’a eş koşmak, Allah’tan gayrilere Allah diye tapmaktır. İnkarlar küfürler cahilane haller Hakk’ın zikrinden uzak olur. Gaflet yani gafil yaşamalar, günahı kebair, büyük günahları cesaret eder, sakınmaz. Kibirli, gururlu olur, Hırslı, tamahkar, pahıl, cimri, nakis, yani yiyemez, yediremez, eli sıkı, mıkrız, pinti olur. Şehvete çok fazla düşkün olur, öfkeli ve gazaplı olur ve çabuk gazablanır. Haset olur, aceleci olur, her işte aceleci olur. Sabır, sakinlik olmaz. Kendini suçunu kusurunu bilmez. Suçunu söylesen kabul etmez, kızar, öfkelenir. Bu yedi mertebede olan nefsinin evvelkisi nefsi emma-redir.

 İşte bu sıfatlardan kurtulup, mürşid-i kamile rabıta ile kalben teveccühünü, yani kalbini şeyhinin suretine ve ruhaniyetine çevir-mekle ve mürşidinin izni ile şu duayı okur, la ilahe illallah zikrine devam eder, sayı ve adetini ileride yazarız inşaallahu Teala. Euzu besmele ile okunacak dua şudur:

اَعُوذُ بَسْمَلَه اِيلَه: اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ى اَشْتَر۪ى مِنْ نَفْسِيَ الْاَمَّارَتِ اُرْبِ هٰذِه۪ دُهُورَ سَبْع۪ينَ اَلْفًا تَقَبَّلْ مِنّ۪ى بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّحِم۪ينَ

“Allahümme inni eşteri min nefsiyel emmareti ürbi hezihi duhure seb'ine elfen takabbel minni birahmetike ya erhamer rahimin.”

Her kim kendinin ne halde olduğunu ve başkalarının ne derecede olduğunu anlamak mümkündür. İşte bu daireye bakıp, dikkat eylesin. Her nefsin sıfatı nişanları, alametleri altındadır. Tasavvuf sekiz haslet üzeredir. Her biri bir peygamberindir. Aleyhisselam nefsi emmarenin nuru mavi boz kül rengindedir. Bir, sakavet yani cömertlik, İbrahim Aleyhisselam'dandır. İki, rıza, her haline rıza göstermek, İshak Aleyhisselam'dandır. Üç sabır, Eyyüp Aleyhis-selam’dandır. Dört, işaret, yani zuhuratı anlayıp, zuhurata tabi olmak, Zekeriyya Aleyhisselam’dandır. Beş, gurbetlere düşmek, Yusuf Aleyhisselam’dandır. Altı, sofu libası (yün elbise) giymek, Yahya Aleyhisselam’dandır. Yedi, seyhat, yani seyahate çıkmak, İsa Aleyhisselam’dandır. Sekiz, fakirliğe düşmek, Muhammed sallallahu Teala aleyhi vesselamdandır.

İyi anla, bunlar Peygamberlerin bize sünnetidir. Sen nasıl oluyor da tarikatı inkar ediyorsun. Muhakkak sen bunları bilmiyorsun? Bilsen, inkar etmezdin. İnsan olan, bunları okuyup, cümlesi ile amel etmek muhakkak lazımdır. Bunlara havas etmezde, kulak asmaz ise, büyük mertebe bulamaz. Muhakkak Allah’ın emirlerine ve O’nun peygamberlerine uymak farzdır. Nefsin yedi mertebesinin ikincisi nefsi levvame sıfatı ve nişanı, kendi nefsini kınamak, itab, nefsini itab etmek, yani daima kınar, itab eder. Ey zalim nefis şunları şunları Rabbime karşı utanmadan, bana yaptırdın, diyerek, nefsini kınar, vel fikr vel kabz, yani korkulu ve düşünceli olur, feyizden kesilir. Kabızda kalmıştır. Vel ucbi, yani kendi yaptığını beğenir, bilmez ki, ileride daha neler var, daima itirazcı olur. Her şeyleri ancak ben bilirim, zanneder. Vel itiraz, her şeye itiraz eder. Halkı sui zanda görür. Yani daima halka kötü zanda olup, halkın hakkında söyler. Kendini fısık ve cahillikten kurtaramaz. Ucublu olur, kendini çok beğenir. Uykusu çok olur. Yemeye içmeye çok düşkün olur. Hırs ve tamahı çok olur. Kahır ve nedamet, yani yaptıklarına pişman olur, nefsine kahır eder ve nedamet eder. Güzel elbise giyinmeye, kıyafete meyli, muhabbeti çok olur.

Nefsi levvame sahibi ebrardır. Yani Hakk’ı tanır, yani tam nefsinin terbiyesine hakim olamaz. Nefis kendini aldatır. Günah işler. Geri pişman olur. Seyri çalışması Allah için olur. Zikri Allah, Allah, Allah zikridir. Alemül Berzah, Berzah alemindedir. Ya nefsinin, ya ruhunun isteğini tutar. Yani bazen nefsine uyar, nefsinin dediğini tutar, bazen de ruhuna uyar. Ruhunun dediğini tutar. Mahalli kalp, yani zikrullahın mahalli yeri kalptir. Zikir kalpte devam eder, yine nefsi levvamehalihel muhabbet yani daima muhabbeti zikir etmeyi sever, muhabbeti ziyadeleşir. Variduhal Tarikatu, yani isteği, arzusu tarikattadır. Hem şeriatla, hem tarikatı tutar. O lazımdır. Nuruha esfer, yani nuru esferdır, sarı renktedir. Teveccühte rabıtada gözünü yumarsa sarı renkte görür. İşte nefsi levvame zikri Allah, Allah, Allah zikri olur. Evvela nefsi emmarede iken, zikri la ilahe illallah zikri mürşid izni ile huzuru kalp ile la ilahe illallah zikrine çok devam ile çalışır ise, nefse muhalefetle, batın harbine devam eyler, nefse karşı çıkar. Biraz galip gelir, nefsi yıkar ise, bu mücadelede mürşid izni ile Hemen Allah Allah Allah esması bir manevi cephane gibi yetişir. Bir azim kuvvet gelir. Allah, Allah, Allah esmasına şu duayı okur, öyle başlar. Dua şudur:

بِسْـــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ دُلَّن۪ى بِكَ عَلَيْكَ وَارْزُقْن۪ى الثَّبَاتَ عِنْدَ وُجُودِكَ حَتّٰى اَكُونَ مُتَاَدِّبًا بِه۪ بَيْنَ يَدَيْكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ إِلٰه۪ى بِعَظَمَتِكَ وَجَلَالِكَ اَرْزُقْن۪ى حُبَّكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ  اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ قَلْبَ عَبْدِكَ الضَّع۪يفْ مَظْهَرًا لِذَاتِكَ وَمَنْبَعًا لِآيَاتِكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ

Duası: “Bismillahirrahmanirrahim,

Yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu dülleni bike aleyke verzukni’s-ebâte ınde vücûdike hatte ekûne müte eddiben bihi beyne yedeyke yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu ilâhi bi azametike ve celâlike erzukni hubbeke yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu    Allâhümmec’al kalbe abdike’d-daiyf mazharan lizâtike ve menbean li âyâtike yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu

 

İşte bu esmaullah ismine devamla, devamından yılmaz, bu esmalar kuvveti ile mürşidin himmeti ile Cenab-ı Hakk’ın hidayeti ile kendinin ihlaslı azim gayreti ile nefsi emmarenin ahlakı zemime askerinin bir kısmını esir almış olur. Fakat bu halde nefsi iktidardan düşürdüm zannetme, nefis daha kuvvetten düşmedi, daha çok gücü, ordusu var. Çalış, gece gündüz durma. O bir ahlakı zemimelerini de ele geçir. Kontrol altına almaya çalış. Kardeşim, işte nefsin üçüncü mertebesi, nefsi mülhimetü mürşit izni ile zikri Hu, Hu, Hu esmasına, zikrine devam eder, nefsi mülhime hali ve işaretlerini ve nefsi levvamesinin bir işaretini yine yazıyoruz. Nefsi levvame bir halı nişanı, alametleri suçlarını hatalarını anar, niyetini kınar, itab eder, ağlar, gözünden akan yaşlar ağzına gelir ise soğuk olur, birazda tuzlu olur. Nefsi mülhimeye geçilir ise, göz ağlar ise, ağzına gelen göz yaşında soğukluk kalmaz, tuzlulukta kalmaz, göz suyu ılık olur. Şimdi nefsi mülhime zikri esması Hu, Hu, Hu esmasına, zikrine devam edilecek ve nefsi mülhime işaretleri alametleri şunlardır; İlham Rabbani kapısı açılır, sırrı ilahiyyeye vakıf olur, seyriha alallah, yani seyir ettiklerine bakınca, hemen derhal Allah’ını düşünüp, seyri Allah üzere zikri Hu, Hu, Hu’dur. Alemühe'l-Islah, yani ıslah aleminde alemi ıslahda olur, güzel iba-detler eder, ibadetlerin zevkini tadını bulur, devam eder, zikrin mahalli ruha, yani zikrin mahalli yeri ruhtadır. Sağ yandadır. Kalpten zikir ruha geçer, orada devam eder. Yine nefsi mülhime haluhe, yani aşk hali, yani hali aşka düşer, çarpınmalar ve çağırmalar olur. Zikirde ve ibadetlerde o hal gelince utanmayı da atar. Çünkü kalp kazanının altına ateş vuruldu. Gözden akan yaşlar sel oldu. Ruh elestü birabbikum cevabının yine zevkini aldı. Variduhe'l-marifet, isteği, arzusu marifettir. Kendinin sözü safi marifeti arzular ve elzemdir. Nuruha Ahmer, yani nuru kırmızıdır. Rabıtada kırmızı nur görür, gözleri kapalı ilham olunur. Essakavetü vel kanaatü yani pukulluk cimriliğin yerine cömertlik ve kanaat gelir. Cömert ve kanaatli olur ve tarikat ehli olur. Vel ilmi vel tevezu', yani ilmi artar, gönlü engin alçaklığı ile, ibadette gaim daim olur. Ve't-tevbete va's-sabiru, yani günahını bilir, tazarru niyaz ile tevbeye devam eder, tarikatta ibadet zahmetine sabır eder ve yahmilu'l-eza yani tarikatta Hak yolunda başa gelen sıkıntı cefaya katlanır. Hüsn-ü zan ile'l-halk, yani halkın hepsini evliyadır zanneder ve söyler, şükrü de artar ve nefsi mülhime zikri Hu Hu Hu’dan haberler yazılıyor.

Erişti bir acab kar eyledi Hu

Bizi de vakfi esrar eyledi Hu

Cemi varlığım verdi fenaya

Beni bir devlete yar eyledi Hu

 

Bana bir cura sundu aşk meyinden

Ayılmaz mest evkar eyledi Hu

Şerahler çekti bir bir sinem üzere

Işıklar gibi pınar eyledi Hu

 

Beni bu nefsi levvamem elinden

Alıp mülkini necar eyledi Hu

Bu ismi Hu’ya olmaz vasıta hiç

Bu ismi gayet büyük eyledi Hu

 

Gönül zulmette kalmıştı hevadan

Onu kılıçla Pür envar eyledi Hu

Saffa i sadırında memlu olan aşıkın eskarı Hu

Gönlünün içinde kaim arifin efkarı Hu

 

Naleden Nay aldı bağrım durmayıp nalen eder

Aşığa herdemde hakayık sırrın ilan eder

Ol sebepten kadiriler durmayıp, devran eder

Mevleviler mesneviler başladı ezkara Hu

 

Sitre sırrına muhakkak ermez idi Cebrail

Kesir şevk ile bulmasa Hu’dan ecri Cezil

Gül gülistan mı olurdu narı nemruda Halil

Olmasa onun dilinde denbeden eskari Hu

 

 

Hu deyup Hu dinle bulanınla gurbeti Enbiya Evliyalar buldu anınla vuslatı

Ey gönlüm sende Hu zikri ile daim eyle ülfeti

Keşf ola bu vücudun mülkine esrarı Hu

Hu Hu Hu Allah’ım ne kılayım

 

Senin rızanı nice bulayım

Seni bildir ki bileyim

Ya yolunda canım vereyim

Hu Hu Hu Allah’ım Hu Hu

 

Mesti hayranım zari kiryanım

Herdem lisanım Hu demek ister Hu

Gözümden yaşlar akmaya başlar

Cümle kurt kuşlar Hu demek ister Hu

 

Bendimi dut gel

Bir ere ver el

Ölmezden evvel

Hu demek ister Hu

 

Geceyi ol kaim

Gündüzün saim

Ehli Hak daim

Hu demek ister Hu

 

Gezme yabanda

Bul Hakk’ı sende

Olmağa bende

Hu demek ister Hu

 

Gayriyi koyan

Kalbini yuyan

Aşıkım diyen

Hu demek ister Hu

Terket sivai

Olma mürai

Seven Hüdai

Hu demek ister Hu

 

İrfan isteyen

İhsan isteyen

Canan isteyen

Hu demek ister Hu

 

Ol nefse malik

Olma kıl Halik

Sıtgile salik

Hu demek ister Hu

 

İnsü cin melekler

Yerler felekler

Suda semekler

Hu demek ister Hu

 

Hu ismi Azim

Hu Hu di Hocam

Guddusi herdem

Hu demek ister Hu

 

Bu mülhime nefs, şu bir nefistir ki, Hak Teala Hazretleri ona ilim ihsan eder ve bu nefis mü’mininden alim olanların nefsidir, diye buyurulmuştur. Manzumei akaid şerhinde buyuruldu ki, bir adamın aklı şehvetine galip olsa, o adam melek selikinde olur, belki melekten daha afsal olur. Ama bir adamın şehveti aklının üzerine galip olsa, o adam hayvan kabilindendir. Belki daha kötü olur. Bir kimse bu nefsi mülhime makamına erince temiz kalpli olan ebrar taifesi olanlar, onu severler (Ebrar demek Müslümanların temiz kalpli olanlarıdır) Hürmet hizmet ederler, hüsn-ü zan artar, her şeylerini güvenirler, emanet ederler. Bu kimse çok dikkatli olup, şeriatına ve sünnete uyup, hürmetlere, hizmetlere, davetlere aldanmayıp, daha ileri geçmeye gayret etmelidir. Kişiye lazım olan gece ve gündüz say edip (gayret edip) bu nefsin, bu dairelerinden daha ileri a’lâya çıkmanın yollarına ve çarelerine bakmaktır. Zira bu dairelerde bu mertebelerde ilim ve emsali sıfatlar var ise de, amelsizlik ve ihlassızlık korkusu da vardır.  Hadis-i Şerif:

اَلْمُخْلِسُونَ عَلٰى خَطَرٍ عَظ۪يمْ

Yani, “amellerini ihlasa getirenler için büyük mukatara vardır”[1] ki, kalp nurlanıyor, esrari ilahiyyeye ve ilhamlar geliyor. Dışta hürmetler vardır. Nefsin riyalanması ve iftikara eminliğe düşmesi vardır.

Bunların hiçbirisine aldanmayıp, şeriatı sünnetleri tamam edip, ileriye istikamete devam edilir. Dördüncü mertebe, nefsi mutmainnedir. Bu da şu bir nefistir ki, Allahu Teala’nın hida-yeti ile kalp ruhun nuru ile nurlanıp, ahlakı zemimeleri terk edip, ahlakı hamide ile muttasıf olur.

Nefsi mutmainne vasıfları beyan olunur. Kalbi Hakk’a mutmain olmuş kimsedir. Şek, şüphe kalmaz. Zan gider, yani yakîn hasıl olur. Kalbi tamamen Hakk’a mutmain olmuş kimse olur. Seyriha Maallah, yani seyri Hak ile olur, zikri esması Hak, Hak, Hak’dır. Yani Hak zikrine devam eder. Alemühe'l-hakikat, yani alemi hakikattir. Hakikati anlar, buraya gelmeyen bilmez. Mahalli sır, yani artık esrarı sırra geçer, vücutta türlü hal olur. Nefsi mutmainne halu hel vuslet, yani onun hali vuslattır. Yani Hakk’a kavuşmaktır. Muradına ermektir. Arzu maksadı kendine elini sunar. Variduhel hakikat, isteği, çalışması, çabalaması, hakikati ister, arzular. Nuruha ebyazu, yani nuru beyazdır. Huzuru rabıtasında gözünü yumunca, nur açılırsa, beyazdır. Berraktır, hem açıktır, sıfatil mutmainne nişanı Hakk’a kalbi kınmıştır. El cudü vettevekkil, yani cudü cömertten daha ziyade cömert olur. Rızk için Allah’a tevekkülde olur. Velhilmi vel ibadeti, yani kötülüğe karşı yumuşak olur ve ibadetini de artırır. Veşşükrü, yani Hakk’ın inam ve ihsanına ve vergisine şaşar, şükür eder. Verrıza, yani Hakk’ın verdiği kazalara razı olur ve belalara sabır eder. Veşşefkat, yani halkın hepsini sever kendi gibi eyleyip, kimseyi azapta olmasını istemez. Herkesin bütün kötülüklerden kurtulmasını Allah’ı bilip, Allah’a yönelmesini ister.

İşte bu nefsi mutmainne kavmine Hak Teala sabigun niçun dedi, onun için dedi kim bunlar nefsi mülhime mertebesinde eyleşmediler, ileri mutmainneye gayretle azim ettiler. Dünyaya itibar edip, aldanmadılar ve ahiret nimetlerine de dayanmamışlar. Allah’tan gayrileriyle meşgul olup, güvenmemişler. Hali hayatların-da iken nefislerini yaramaz huy ve ahlaklardan ve nefsin Ahlakı zemime sıfatlarından arıtırlar, gönüllerini dünya ve ahiret murat-larından bir uğurdan götürüp, Allah muhabbetini gönülleri levhine yazdılar. Gayri arzuların hepsini kalpten söküp, kazıdılar. Mutmain-ne nefsi ile karar tuttular. Vücutlarına nefislerinin arzu ettiği zevklerini ve hoşluklarına ve arzu ettiğini arzularını kesip, nefisleri-ne göstermediler ve dünya muhabbetlerine ve dünya lezzetlerini nefislerine haram ettiler ve hayvani sıfatlarla sıfatlanmadılar ve ana niyeti olan benliklerden kendilerini sildiler, süpürdüler ve canlar aynası olan kalbi istiğfar, korkusu ile ve zikrullah nuru ile kalp aynalarını bütün arzu lekelerini silip, safi kıldılar. Dost cema-linin müşahedesine müstağrak oldular. O şarabi leyazaliden datlı datlı içip, mesti hayran olup, alemde yürüdüler, işte bunlar nefsi ile şeytan ile cihada başlayıp, cehdi gayretle azimle, yılmadan nefsi emmarelikten ve levvamelikten ve mulhimelikten, mutmainnelik makamına vardı. İşte Cenab-ı Hakk’ın bu makamda o kuluna hitap etmesi vardı. Ayet: (Fecr suresi ayet-27-30)

يَآ اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ ﴿﴾ اِرْجِع۪يٓ اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ ﴿﴾ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ ﴿﴾  وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي

 

Yani, ne vakit ki, ircii hitabı nefsi mutmainneye gele, yani hitabı seri gele ki, denile ki, ey nefsini mutmainneye ulaştıran ku-lum, ey Benim rızamla, benim zikrimle ve ibadetimle karar tutmuş nefis ve ey gönlü cemii murattan ve arzulardan kesilmiş, bende karar tutmuş nefis ve ey zahiri benim sevdiğim güzel huylara bezenmiş nefis! Gel Rabbine gel. Murat maksadın hasıl oldu. Gel, Biz seni didar nuru ile müşerref ve müzeyyen eyleyelim denilir. Hitabı Rabbani nefsi mutmainneye gelir, böyle denilir. İşte belli oldu ki, talip Cenab-ı Hazrete çağrıldı. İşte şimdi insan oldu. Evet mürşit izni ile bu mutmainne zikri Hak, Hak, Hak esmasıdır, yani zikri Hak, Hak demek olur.

Bi Hamdulillahki Bu can Erdi Hakk’a

Zahi minnet ki hicran erdi Hakk’a

Nice dağlar aşıp erişti geldi

Bugün bu ruhu sultana erdi Hakk’a

 

Muhammed Mustafa devranı geldi

Ne hoş devran bu devran erdi Hakk’a

Nice alemleri ettim temaşa

Hidayet oldu seyran oldu Hakk’a

 

Bu nefsi mülhime cezbeye yetti

Gelip sermes et hayran erdi Hakk’a

Bu narı aşka kim yandı yakıldı

Bulup derdine derman erdi Hakk’a

 

Dilerdi vuslet dildarı herdem

Ederken bülbülü efkan erdi Hakk’a

Misafir gibiydi can bedende

Saadet buldu mihman erdi Hakk’a

  

Gönül mülkindeki şol kara daşlar

Olup lali ile mercan erdi Hakk’a

Gönül mülkini Seyfi eyledim pak

Hele bu gasıra iyvan erdi Hakk’a

 

Gece gündüz döne döne

İstediğim Hak’tır benim

Allah deyup yana yana

İstediğim Hak’tır benim

 

Yoluna terk edip canı

Akıtıp gözümden kanı

Ah eyleyip dünü günü

İstediğim Hak’tır benim

Münkirler aşk halin bilmez

Münafıklar yola gelmez

Ağlar bu gözlerim gülmez

İstediğim Hak’tır benim

 

Gon yanayım kül olayım

Taşkın akan sel olayım

Çiğnetip yüzüm yol olayım

İstediğim Hak’tır benim

 

Seyit Nizamoğlu yürü

Bula gör kendinde yari

İnleyü ben zari zari

İstediğim Hak’tır benim.

 

İşte bu nefsi mutmainnenin sıfatlarını kemali ile tekmilden sonra beşinci mertebe daire-i nefsi raziyedir. Mürşit izni ile bu-nunda zikri Hayyu esma-i şerifidir. Hay ismi şerifine devam eder, mertebe sıfatları beyan olur. İşte sıfatlar, mertebeleri İhlas, mala-yani, gereksiz kelamları terk etmiştir. Allah’ı zikir ve fikir zühdü (Yani dünya muhabbetinden ve ehli dünyadan sakıncalı olup, vera  sahibi olur.) Vera demek bütün zahirde ve kalbe gelen bütün şüphelilerden çok sakıncalı olur. Keramet çok müşkül durumda bizzat Allah’ın ilhamı ve rızası ve izin vermesi ile olabilir. Kendi arzu isteği ile yaparsa çok büyük tehlikelere düşer. Allah’ın istediği doğru istikametten ayrılır. Çünkü hadis-i şerifte:

مُهْلِكُ الْاَنْبِيٰٓاءِ كَتْمُ الْمُعْجِذَاتِ مُهْلِكُ الْاَوْلِيٰٓاءِ اِظْهَرُ الْكَرَامَتْ

 Yani, Peygamberlerin mucizatlarını gizlerler ise helaklığa sebep olur, Evliyalarda kendileri arzusu ile gösterdiği keramette onların helakliğine sebep olur. Bu keramet konuları kitabın geri-sinde yazılmıştı. Bakabilirsiniz. Şimdi konumuz nefs-i raziye idi. Halleri Hak’tan gelen belalarına kazalarına sabır edip, razı olur. Seyriha Fillah, yani seyri Hak’ta olur. Zikri zuhur eder, yani mürşit izni ile zikri Hayyu, Hayyu, Hayyu, yani Hay ismine devam eder. Alemuhel Lehut, yani Alemi lehutu anlar, bilir, seyri açılır. Mahali esrar, yani esrarı ilahilere varır ki, akıl ermez olur. Halu hel fenai, yani halı fenaya varır. Fenayı fillah zuhur eder. Hak’ta fani olur. Leyse lehe varidatun, yani onun için hiç istek, arzu kalmaz. Muradı hasıl oldu. Nuruha Ahdaru Esvad, yani nur açılır, görülürse, nuru yeşildir, gayet koyu yeşildir, çok güzeldir. Sıfatı Raziye nişanı Hak'dan gelen belasına kazasına razı olur. El zuhdü vel ihlas, yani dünya malından sevgisinden kazancından elini kalbini çeker, sıdkı hulis ile kendini ibadete verir. Elverau ve Tereku ve İlle, yani dünya malından zevki ve kazancından elini çeker denildi. Bu hala bu mertebeye gelen kimsenin Cenab-ı Hak onun rızkını kolaylık ile nerede olursa verir, vera denilen bütün şüphelilerden sakınır, vera ile sükut eder, dünya sözlerine lüzumsuz sözlere sukut eder, fakat Hak sözü olunca, çok söyler. Mincemil Eşyai Velvefai, Yani cümle şeye faydalı olup, hakikati eşyayı bilir. Velgurbeti, yani dünya bütün kendinin olsa da yine kendini dünyada garip bilir. Vel Merhametü, Yani o kadar merhametli olur ki, halkı için kendi canını feda eder.

Evliyanın nefislerinden altıncı nefis nefsi Marziye’dir. Nefsi Marziyye, Şu bir nefistir ki, ondan Cenab-ı Hak Teala razı olduğu gibi oda Hak Teala’dan razı olur. Bu nefsi arifanın nefisleridir, buyurulmuştur. Marziyyenın Sıfatları (Mertebeleri) şunlardır: Terki Masivallah, yani dünya ve muhabbetini terk etmiştir ve lutfi Bihalgillah, yani halka çok büyük ihsanlar, şefkatler, lütuflar eder, Vel Tagerreballah, yani Allah’a yakin olur. Ve't-Tefekkürü Fi Mesnuatillah Teala, yani Allahu Teala’nın halk ettiklerine bakar, tefekkür eder, Ve'r-rızai Bima Kasemallah Teala, yani kendi Allah’tan razı olduğuna Allah’a kasem eder ve ma'rifetullah Teala Hakk’a ma'rifete, yani Hakk’ı ma'rifetle anlar. Cenab-ı Hakk’ı kendinden razı olmuş olur. Seyriha Anillah, yani seyri Hak’tandır.

 Bu makamda zikiri Kayyumun ismine devam eder. Kayyum demek zuhur eder. Kayyum alemi şahadettir. Burada Şeriatı Muhammediye’nin aslı bilinir. Farktır Mahalli Hafiye varır, türlü türlü haller olur. Halihal Hayrat Yani Hali Hayrata varır. Şaşar kalır. Hayrete düşer. Variduhe Şeriat, yani onun daima isteği şeriatı hakkıyla icra etmek olur. Şeriatın ne olduğunu burada bilinir, Farkı Muhammediye derler.

Nuruha esvedu, yani göz kapanırsa, gözünü yumduğu za-man, nur açılıp görünürse, siyahtır, karadır, gayet güzeldir. Sevadı azam budur. Cenab-ı Hak’ta bundan razı olmuş olur. Hüsnü Hulk ve Terkimasivaullah, yani güzel ahlaklı olur, Hak’tan gayri her neler var ise, cümlesini terk eder. Vellutfi Bil Halkı Litegarrebe ilallah. Yani Allah’a yakın olmak için halka beleş hasbeten lillah büyük lütuflar eder. Halka çok lütuf eder. Kendini unutur, Cenab-ı Hakk’ın büyüklüğünü düşünürde, hayrete düşer kalır ve't-tefekkürü Fi Azametillahi Teala, yani daima Allah’ın büyüklüğünü düşünür, derinden tefekkür eder. Vel uzlet, yani halktan gizlenip, evinde Hak’la bulunur. Vel Fakru, yani iki dünyadan hiçbir şeyi istemez. Gönlünde hiçbir şey koymaz, siler süpürür.

 Nefsi Safiye Dairesi: Şeyhi kamil salike buradan Kahhar ismi şerifini talim edip, Allah’ın yardımı ile geçirmek gerektir.Nefsi Safiye: Yani her şeyden temiz safi olmuş kimse olur. Seyriha billah, seyri billah ile olur. Zikri Kahhar, Kahhar, Kahhar. Aleimi vahdet, birlik alemidir. Orada şaşar, hayrete düşer. Bilmez, mahali ahfeye geçer. Buralar kaleme gelmez.Haluhel Beka: Hak’la baki bulur. Variduha cemii mazekere bunun isteği ve arzusu hep bu söylenenlerin hepsi olur. Yani şeriatı, tarikatı, marifeti, hakikati ister. Şeyhlik makamıdır. Nuruha Leyse Lehu Levnu Durru Beyza budur, görünen nurunun rengi yoktur. Fakat beyzadır demişler. Bak yukarı kitaba.

Safiye kamiledir. Cemii mazekere minessıfatil haseneti, bu cümle söylenen sıfatların hepsi bunda vardır. Hatta bilmeyenler levvamede zannederler. Vallahu a'lem, yani hakikati işini daha ziyade ancak Allahu Teala bilir, ötesinideVelhayrat Hayrattır.

 

 Burası her nefsin rüyalarını bildirir. Birinci nefsi emmarenin rüyası şunları görür. Hınzır (domuz) görmek, haram olanlardan sakınmamaya işarettir. Kelp (köpek) görmek, öfkeye işarettir. Fil görmek, ucuba yani kendini çok beğenmeye işarettir. Akrep görmek dilini acı söze kullanmaya işarettir. Yılan görmek acı söze işarettir. Fare görmek nefse uyup, suçunu Allah görürken kendi de suçunu insanlardan gizlemek sıfatıdır. Bit ve pire mekruh olanları işlemeye ve musibete, belaya işarettir. Böcek sıkıntıya işarettir. Eşek görmek faydasız işe işarettir ve çok ziyade şehveti nesaniyeye tabi olmaya işarettir. Duvar ve mezbaha zibil görmek, dünyaya meyli muhabbetinin ziyade olmasının işaretidir. İçki görmek, harama işarettir. Ot görmek kaygıya işarettir. Afyon, tütün görmek, bir acı yaramaz, can sıkan işlere işarettir. İşte bunlar nefsi emmarenin işaretidir. Riyazet ile (Yani Riyazet, az yemek, az uyumak, gereksiz şeylere, sözlere dilini kapatmak bunlarla nefsini terbiye yapmak) ihlas ile zikri Esmasına devam edilir ise ileri geçer inşaallahu Teala.

 Nefsi Levvame: Rüyası gelir; siyah adam görmek, bir ayıp işe işarettir. Dilsiz, arhaz, sarhoş görmek, aşkı mecaziye şehvetinin aşkına işarettir. Gülmek ibadeti terk etmeye işarettir. Dellal görmek yalan söylemeye işarettir. Kasap görmek kasavete, sarbe, kalbin katılaşmasına işarettir. Şaşılık görmek, şaşkınlığa bunları rüyada görmek bunlara işarettir. La ilahe illallah zikrini çok çok huzuru kalp ile devam eder ise, bunları geçer inşaallahu Teala, levvameye varır. İkinci nefsiLevvamenin Rüyası: şunlardır: Ev, dükkan, cami görmek, Levvamenin rüyası kalbin rahatlığına sükunetine işarettir. Koyun görmek, helal mala işarettir. Sığır görmek insana fayda işaretidir. Deve görmek cefaya tahammül etmek işaretidir. Balık görmek helal kazanca işarettir. Şeker ve bal gibileri görmek ahlakı hamidiyeye işarettir. Yani güzel ahlaka işarettir. Meyve ve ip görmek nefsin tabiatıdır. Bu işaretlerde ihlaslı Esmasına ve zikrine devam eder ise, ileri geçer. Devam etmelidir. İzni mürşit ile eder.

 Üçüncü nefsi Mülhime Rüyasıdır: Kafirlik görmek, dinin noksanlığına işarettir. Ehli dalalet görmek, dalalete şaşkınlığa işarettir. Yani Hak yolunda şaşkınlığa işarettir. Kadınlık görmek akil noksanlığına işarettir. Kızıl başlık görmek mezhep noksanının işaretidir. Sakalının noksanını görmek, musibete belaya işarettir. Şahadeti saklamak, Hak sözünü gizlemek işaretidir. Sağırlık görmek, Hak sözünü işitmezliğe, yani şeriatta işitmezliğe işarettir. Topallık görmek, Hak’ta iddia eder, amelde etmezliğe işaret eder. İzini mürşit ile zikri esmasına devam eder. Her nefsin çekeceği zikri esmasını ileride yazılır inşaallah. İşte insan kendini böyle olmuş, bu hallerde görür ise, hep bunlara işarettir. Tevbe istiğfar ile çalışmak ile kurtulur, inşaallahu Teala.

 Dördüncü Nefsi Mutmainne: Rüyası şunlardır: Kur’an okumayı görmek, kalbin sefasına işarettir. Ayetin manasına göre tabir olur. İrşadı nefsi ve latiftir ve efkarı Hakk’a ve hayrata işarettir. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellemi görmek, padişah ve ulema görmek, iman İslam din kuvvetine işarettir. Kabe ve Medine görmek, kalp temizliğine işarettir. Camiler mescitler görmek ilim temizliğine ve kalp temizliğine işarettir. Tüfek, mancınık, hançer, dövüşmek görmek ve hücumlar karşısında bulunmak, bunları görmek, bunların hepsi vesvesi şeytandandır. Bunlardan halas olmak için izini mürşitle verilen zikri esmasına devam etmekle geçilir inşaallahu Teala.

Beşinci Nefsi Raziye Rüyasıdır: Huri, burak, cennet, hulle görmek, aklı kamile tamam tagarrubi ilallah delalet eder, yani Allah’a yakın olmuş aklı kamile sahip olmasına delalet, işaret eder. Güneş, ay görmek marifi billahda husuli murada, yani Hakk’ı anlamak ve muradına ermeye işaret, Delalet eder, zikri esmasına devam eder, mürşit izni ile.

 Altıncı Nefsi Marziya Rüyası: Esseb'i semavati yedi gökler, ay güneş, yıldız, gök gürlemesi, şimşek, nurlar hepsi nefsi marziyeye işarettir. Mürşid izni ile esmasına devam eder.

 Yedinci Nefsi Kamile Rüyası: Esmasına mürşit izni ile devam eder. Rüyası şunlardır; Yağmur, kar, soğuklar, nehirler, pınarlar, kuyular, denizler görmek bunların hepsi sülukunun açılmasına işaret ve delalet eder. Müracaatla esmasına izni mürşid ile devam eder. Yani rüyadaki işaretler zuhurunda edilir.

Şimdi iyice malum olsun ki, bir mürid tarikatta olup, şeyhinin huzurunda süluka girer ise, işte onun rüyası böyle tabir olunur. Başka kimseler bu rüyayı görseler, onlarında haline göre tabir olunur. Şimdi de yedi esmanın çekme, adet ve usulünü Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin bir şekilde izahatı şöyledir; Bir nefsi em-maredeki olan kimsenin çekecek esması zikri La ilahe illallah adet veriyor. Yetmiş binden yüz bine kadar çekilir. Her bir ferde her gece için iki binden yedi bine kadar verilir. Okuyan bu dua ile niyet eder. Dua şudur:

اَللّٰهُمَّ اِنّ۪ى اَشْتَر۪ى مِنْ نَفْسِ الْاَمَّارَتِ اُورْبِ هٰذِهِ دُوهُورْ سَبْع۪ينَ اَلْفَ تَقَبَّلْ مِنّ۪ى بِرَحْمَتِكَ يَااَرْحَمَ الرَّ حِم۪ينَ *

شَارْتِ كِجَه اِسِّزْ سِرِّنِى صَاقْلاَرْ حَالِينِى حِفْزْ اِيدَرْ مُو حَللَّر۪ينَه دِكَّاتْ اَدَرْ اِخْلاَصْدَه مُوحَقَّقْ لَازِمْدِرْ

Şartı; gece ıssız zuhur eden sırrını saklar. Hâlini hıfz eder, muhallerine dikkat eder. İhlas da muhakkak lazımdır. Gündüz de yine kendisi duyacak kadar La ilahe illallah zikrine devam eder. Nefsi emmarede huzur ve rabıtaya oturunca, gözünü yumunca, nur görünürse, mavi boz kül renginde olur. İlk defa zikir dilde olur, dilde devam olursa, gönüle iner, fuat derler.

 İki nefsi levvame, bunun zikiri esması Allah, Allah, Allah’tır. Adeti altmış binden elli bine kadar verilir ve her geceye altı binden on beş bine kadar verilir. Başlarken bu duayı okur başlar. Euzu besmele ile başlar, dua şudur:

بِسْـــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ دُلَّن۪ى بِكَ عَلَيْكَ وَارْزُقْنِى الثَّبَاتَ عِنْدَ وُجُودِكَ حَتّٰى اَكُونَ مُتَاَدِّبًا بِه۪ بَيْنَ يَدَيْكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ إِلٰه۪ى بِعَظَمَتِكَ وَجَلَالِكَ اَرْزُقْن۪ى حُبَّكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ  اَللّٰهُمَّ اجْعَلْ قَلْبَ عَبْدِكَ الضَّع۪يفْ مَظْهَرًا لِذَاتِكَ وَمَنْبَعًا لِآيَاتِكَ يَااَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ يَا اَللّٰهُ

Duası: “Bismillahirrahmanirrahim,

Yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu dülleni bike aleyke verzukni’s-ebâte ınde vücûdike hatte ekûne müte eddiben bihi beyne yedeyke yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu ilâhi bi azametike ve celâlike erzukni hubbeke yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu    Allâhümmec’al kalbe abdike’d-daiyf mazharan lizâtike ve menbean li âyâtike yâ Allâhu yâ Allâhu yâ Allâhu” mürşidin izniyle çekilir.      

Bu esma zikrini her ferdin iktidarına göre verilir. Levvamede eğer gözünü kapatınca, nur görünürse, sarı renkte olur. Ağlar ise gözünün yaşı ağzına gelir ise, soğuk tuzlu olur. Zikre devam olursa, dilden gönüle iner, fuat derler. Burada bir aşka düşer. Söylemekler, gümrenmekler, inilti ile zikir eder devam edilir ise, mülhimeye geçer.

Mülhimede huzur rabıtaya oturunca, gözünü yumunca, nur görünürse, kırmızı renkte olur. Zikrin üçüncü mahalli kalbe iner, ağlar ise, göz yaşı ağzına gelir ise soğukluk tuzluluk kalmaz ılık olur. Zikri esması Hu, Hu, Hu olur. Adeti elli binden yetmiş bine kadar verilir. Bu da her ferdin iktidarına göre verilir. Yine gece iktidarına göre verilir. Gündüzleri de o zikri esması ile meşgul olunur.

Dört, nefsi mutmainne, bunun nuru da görülürse, beyaz renktedir. Zikri esması bunun Hak, Hak, Hak’tır. Buna devam eder, adeti 40 binden 60 bine kadardır. Bu esma da iktidarına göre verilir. Bunun zikrinin mahali senavberi, yani zikir kalbe geçer, kalpte sızlamalar, çarpınmalar hareketler olur. İlham kapısı açılır.

 Beşincisi Nefsi Raziyedir. Bunun da zikri esması Hayyu, Hayyu, Hayyu olur. Adeti otuz bin ile elli bine kadar iktidarına göre verilir. Görünen nuru yeşildir. Gayet koyu yeşildir. Zikrin mahali lüptir. Lüp, yani sağ börktedir.

Altıncısı nefsi marziyedir. Çekecek zikri esması Kayyum olur. Adeti yirmi binden kırk bine kadar. Bu da gecesinde iktidarına göre verilir. Gündüzü de o esma zikri ile meşgul olur. Burada beyanatı bu altı esmanın okunmasına müsaade buyurulmuştur. Nefsi marziyenin görünen nuru siyahtır. Gayet güzeldir. Yedincisi Nefsi safiyedir. Nuru Dürru Beyza budur. Nurunun rengi yoktur. Zikri esması Kahharu, Kahharu, Kahharu’dur.

 Bu yazdığım beyanatları Bilal Baba Hazretlerinin İstanbul’da bir ihvana bu esmaları çekmesine izin vermiştir. Yalnız altı esmayı yazıp, mektupla göndermiştir. Çekmesine de müsaade etmiştir. O ihvan çekmiş, o ihvandan da başka bir Hacı Osman isminde bir adam o mektubun suretini yazıp almıştır. O tarife üzere o da çekmiş, ben de fayda gördüm dedi. O adamdan da mektubun suretini biz aldık, biz de çektik, biz de fayda gördük.

 Yalnız o mektupta nefsi safiye yok idi. Nefsi safiyeyi biz Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin yazmış olduğu, Zuhuratı Geylani kitabından nefsi safiyeyi o ve esmasını ondan yazdık. Bu konu ki, her iki beyanatlarda Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin beyanatıdır. Yine verilen izahatları, esmaları çekerken, sesini yalnız kendi işitecek kadar kalbe vurur. Her esmayı çektikçe, geceleri iktidarınca çeker. Gündüzü de onunla meşgul olur. Çekilen esmalar başından geçen bir mürşidi kamilin tarifi ile olur ise, daha iyi olur. Yemesi, içmesi kifayet miktarı, abdesti yerinde, pirine, mürşidine kalben teveccü-hünü tam bağlı olmakla olabilir.

Yine Şeyhimiz Bilal Baba Hazretlerinin bu konularda izahatları ve tariflerini yazıyoruz. Bu yedi mertebe nefsin yedi esması vardır. Başka kitabımızda yazılıyor. Bunları kimse kendi kendine yapamaz. Başka usulleri de vardır, sakınmalıdır. Yani, yüz bin, doksan bin, seksen bin, yetmiş bin, altmış bin, elli bin, kırk bin, böylece birinden o birine işaretleri zuhur edinceye kadar çalışır. O birine işaretler görülünce, geçer ama mürşidsiz olmaz. Bunların hepsi on üç esmadır.

 Fakat bizim asıl usulümüz La ilahe illallah zikrine huzuru kalp ile devam ile bazı haller zuhurunda Allah, Allah, Allah demek, kendine kolay tat verir. O zamana kadar gece gündüz aled-devam La ilahe illallah deyip, sonra o halde artık Allah demeye gece gündüz devam eder. Sonra bu hal ilerler ise, Hu, Hu, Hu demek ona hoş gelir. Zevk alır ve zuhuratları, işaretleri bu şekilde görülür, o zaman gece gündüz Hu ismine devam eder. Sayı ve hesap yoktur. Yalnız dersi ne ise, o dersini okur. Sonra kendine işaret olan isme devam eder.

 Daha iyi açıklanmasını isterse abdest alıp, iki rekat namaz kılar, niyetini alır ki, bu esma çekme zikrini şeyhim tarafından bana işaret olsun, der. Artık kendi bulunduğu halde çalışıp, beş on gün sonra yahut ziyade ile eksik her ne ise şeyhi tarafından Cenab-ı Hak kendine işaret gösterir ise, hepsini gösteren yapan Allah’tır. Fakat araya sebep koyar da öyle yapar. Belki şeyhin haberi bile olmadan Cenab-ı Hak şeyhimin suretinden yapar. Allahu Teala cümlemize muin olsun, amin! Sakın kardeşlerim, bu temsile bakıp ta alçak görmeyiniz. Çünkü Allahu Teala Kur’an-ı Kerim’inde buyuruyor ki Ayet: (Bakara suresi ayet-26)

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَسْتَحْي۪ٓ اَنْ يَضْرِبَ مَثَلًا مَا بَعُوضَةً

İnnallahe la yestahyi enyadribe meselen mebaudeten, buyu-ruyor. Manası, Allahu alem şöyledir ki; Yahudiler geldiler, Allah kitabında sinek kanadı filan demekle temsil getirmekten ne anla-şılır, faydasız sözlerdir, dediler. Bunun için Cenab-ı Hak’ta buyurdu ki; Biz Hakkı ve hakikati aşikare etmek için sinek ile daha başka şeyler ile temsil getirmekten haya etmeyiz, diye buyurdu. Her ne şeyler olur ise olsun, hakikati anlatman için misal ile güzel anlaşılır amelde insanın niyetine bağlıdır. Niyet ne kadar halis olursa, iman selamette olur. Bizde hakkı hakikati anlatmak için haya etmeyiz. Niyetimiz halistir. Hemen Rabbim Teala hatamızı sevap olarak kabul eylesin. Bizleri bu ilim ile amil olanlardan eyleyip, cümlemizi bu ilme aşina eylesin, amin! Ayet: (Enfal Suresi ayet: 47; Fussilet Suresi ayet: 54)

يَا مُح۪يطُ *

وَاللّٰهُ بِمَا يَعْمَلُونَ مُح۪يطٌ ﴿﴾ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ مُح۪يطٌ

  Manası, Allah'u Teala ve tekaddesin bu ismi şerifi cümle alemleri, her şeyleri ihata ve muhafaza ve alim olan Allah'u Teala’dır.

 İşte karşıda görünen alemlerin hepsi on sekiz bin alem onun yanında biz kendi kalbimiz bize ne kadar yakın bilmesi kolay, kalbimiz içerimizde bize ne kadar yakındır Allah'u Teala’ya. Bu alemlerin ve içinde olanların cümlesi daha ondan yakındır. Allah'u Teala’nın kudreti, ilmi, her cihetle bu alemleri kaplamıştır. Bu görünen alemler altlı, üstlü, hep onun avucunun içindedir. Büyüklüğünü ona göre kıyas etsek, hiç kıyasa gelmez. Müslüman’ın, mü’minin en hası, O’nu kendine daima çok yakın bilip, ona göre hareket edendir. Bir kutunun içine karıncaları koysalar, avucunun ortasına alsalar, koynuna koysalar, karıncalara sorsalar, siz bizim neremizdesiniz, deseler. Onlar; sizdeyiz, demekten başka bilemezler. Onun gibi bizde Hak’tayız.

Şu misali de örnek verelim: İnsanın gölgesi vücududur. Vücud olmasa, gölge olmaz. Vücudta ruhun gölgesidir. Ruh olmazsa vücutta olmaz. Ruh da Cenab-ı Allah’ın sırrıdır. O olmazsa ruh olmaz. Hak bizde değildir. Yani biz kuluz, yaratılan mahlukuz. O Halık’tır. O bizi halk eden Rabbimizdir. Bizi istediği gibi kullanır, kimse karışamaz, kul Hak olamaz. Bazı zındıkların yanlış itikadı vardır. Orada kul Hak olur, derler. Balığın denizde olduğu gibidirler. Deniz balıkta değildir. Balık denizdedir.

 Yani batıl itikatta olanlar, batıl inançları derler ki, Kul Hakk’a vasıl olunca, arada bir şey kalmaz. Kul da Hak olur derler. Haşa kul Hak olamaz. Ve lakin Cenab-ı Hakk’ın tecelli-i nurunda kul fani olurda o anda kendini kendi vücudunu göremez olur. Bir demircinin demiri çok kızgın kuvvetli bir ateşin içine demir koyunca, ateşin sıcağı demire vururken, demirde o anda kıpkırmızı ateş gibi görünür. Sonra ateşten çıkınca, bir müddet sonra soğuyunca, yine demir demirdir, ateşte ateştir. O zaman belli oldu ki, demir ayrıdır, ateş ayrıdır.

 İşte bu tecelli hali de Cenab-ı Hakk’ın muradına bağlıdır. Cenab-ı Hak mülhime ve mutmainne mertebesine yetişen kimselere kalpleri gayri arzulardan ve ahlakı zemimelerden arınmış olan bir kalbe sıfatı ile tecelli etmesi vardır. İşte o zaman kul Hakk’ın tecelliyetinde demirin ateşte demir gibi olduğu gibi, o tecelli esnasında, kul Hakk’ın tecelliyeti nurunda fani olur. Kendiliğinden fani olur, gider. Ne zamana kadar, tecelliyetin üzerinden gidince, demirin ateşten çıkıp, soğuyunca, demir ayrı ateş ayrı olur.

Bu tecelli hali de Cenab-ı Hakk’ın muradına bağlıdır. Bir saat tecellide kalanlar olabilir veya daha üç gün veya on beş gün, daha çok zaman veyahut az zaman, Allah’ın muradı ile olur. Bir kula Cenab-ı Hakk’ın tecelli-i esmasından sonra tecelli sıfatında tecelli-i ilahiler gelince, Hakk’a vasıl olur. O zaman kendini bulamaz, sonra daha azalır, ilmi kalır. Beyazıd-ı Bestami’de bu halde bazı altı ay devam etmiştir. Aklı başındadır. Fakat kendi yok, Hakk’ı var. Görür, çok sürmez, kendini geri bulur. Hak kimdir, kul kimdir fark eder. Bu da bu halde altı ayda bir, yahut senede birkaç defa olur. Her zaman olmaz. Eğer her zaman olur ise, Rahmani değildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bile bazen olurdu.

 


[1] Münavi Feyzü’l-Kadir, c. 5, s. 510 (Mısır).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>