canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

Zuhur Eden Beyitler - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

 

İŞTE ZUHUR EDEN BEYİTLER

 

 

Ehlullahın sözleri

İkaz, irşad eder bizleri

Yaş ile doldurur gözleri

Çeker götürürler seni aslına

 

Aslından sana getirirler haber

Uyarsan onlara olursun Hak yanında muteber

Acı zehir iken olursun şeker

Çeker götürürler seni aslına

  

Gıybetten tutarlar dilini

Cömertliğe açarlar elini

Aşk, şevk ile doldururlar gönlünü

Çeker götürürler seni aslına

 

Seni sana bildirirler

Ölü kalbini diriltirler

Aşk ile gönlünü doldururlar

Çeker götürürler seni aslına

  

Gel Allah dostlarından ayrılma

Köksüz ağaçlara sarılma

At gönülden gayriyi çok da yorulma

Gayret et yürü yoluna kavuş burada aslına

 

2. BEYİT

 

Derviş olan aşık yolunda

Hem sadık gerek

Bağrı anın yanık gerek

Can gözleri açık gerek

 

Alçaktan alçağa yürüye

Toprak içinde çürüye

Aşk ateşinde eriye

Altın gibi sızmak gerek

 

Zikri Hakk’a meşgul ola

Yana yana kül ola

Her kim diler makbul ola

Tevhide boyanmak gerek

 

ŞEYHİMİZ BİLAL BABA’NIN BEYİTLERİ

Ey Allah’ım aşkın düştü özüme

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim

Lütuf edip de baksam kara yüzüme

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim

 

Unuttum ibadetim kalmadı bende

Aşkın suzan olmuş parlıyor canda

Benim derdim sensin kün mekanda

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim

 

Aşkın düştü bu canıma yanıyor

Herkes muradına ermiş kanıyor

Bizim hasret şimdi böyle kalıyor

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim

 

Gaflet ile geçti gecem gündüzüm

Acep ağarır mı kara yüzüm

Gayriyi unuttum da Mevlam sen oldun sözüm

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim

 

Cümle ihvanımızı hıfz et ya gani

Sevindir onları kör et düşmanı

Lütfunla bizlere bol et ihsanı

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim

 

Dertli Bilal eder derdi özünde

Masiva kalmamış asla özünde

Ayırmasın Allah’ım bizleri de izinde

Sana yalvarmadan gayri nem kaldı benim

 

 

 

KASİDE

 

Dünya fani gece kalk zikir eyle

Uykuyu mezara bırak kardeşim

Hakk’ı bulamazsın bu bahaneyle

Ömür kısa yolun uzak kardeşim

 

Seherde bülbülün zarı Hu çeker

Türlü kelebekler, arı Hu çeker

Şu yalan dünyanın varı Hu çeker

Hak neler yaratmış görek kardeşim

 

İhlas pınarının feyziyle çoşak

Hak nasip ederse dosta kavuşak

Ağlayı sızlayı yollara düşek

Şeyhin kapısına varak kardeşim

 

Atma ha kendini ateşhaneye

Kavuşmamız meçhul belki seneye

Sağılan süt geri dönmez memeye

Hakk’ın huzuruna durak kardeşim

 

Neylersin dünyada namı parayı

Seni yaradanla sakın ha açma arayı

Günden güne azgınlaşan yarayı

Tevhid merhemiyle sarak kardeşim

 

İşte Ehlullahın sözlerinde ve söyledikleri beyitleri alanlara ikazlar vardır. Misallariyle yine tasavvufun ikazları:

 Şehirlerarası ihtiyaçlar hayvanlar ile temin olduğu zamanda, toplu halde bir kervan sefere çıkıyorlar. Uzun bir müddet yola devam ediyorlar. Gide gide yolları gecenin karanlığına geliyor. Hem de bir dağa uğruyor. Hem karanlık, hem çok yorgunluk, haddini geçmiş bir durumda iken, kervan başı olan zat ki, o kervanın koruyucusudur ve onların kılavuzudur. Onları tehlikeli olan yollara bırakmayarak selamet yollarda onları menzillerine selametle kavuşturmak onun vazifesidir. Şimdi yolları bir dağa geldi, hem de gecenin karanlığı çökmüştü. İnsanlar ve hayvanlar çok yorgundu. Kervan başı olan o zat bir seda ile çağırıyor ki;

Ey arkadaşlar agah olun, uyanık olun, dikkat edin ki, şu içinde bulunduğumuz dağ Cevahir dağıdır. Bu cevahir taşlarından yüklenebildiğiniz kadar alın, durmayın yüklenin. Biliyorum, hayvanlar da sizler de çok yorgunsunuz, ama tekrar yolumuz bir daha bu cevahir dağına gelme imkanımız olmaz. Durmayın alın, yükleniniz deyip, haber verip, çağırıyor.

Kervancıların bir kısımları alıp, yükleniyorlar. Bir kısmı da itimatsızlar da almıyorlar. Bir de diyorlar ki, bizim yorgunluğumuz haddini aşmış-tır. Bir de gecenin karanlığında bu yorgunluk üzerine bir de bize taş yüklettirecek deyip, almıyorlar.

 Neticede yolları gide gide menzillerine varıyorlar. Cevahir alanlar bir topak cevahir taşını alıp, sarrafa gösterelim, bir kıymetini anlayalım diye getiriyorlar. Sarrafa kıymetini hesap ettiriyorlar. Sarraf hesap edince, bir topak cevahir taşının kıymetini hesap edince, bir şehri alıyor. İşte kıymet değeri meydana çıkınca, cevahiri alanlarda almayanlarda yumruklarla kafalarına vuruyorlar. Alanlar ne olaydı, gayret edip, biraz daha çok alsaydık, diye dövünüyorlar. Almayanlarda niye almadık, diye dövünüyorlar.

İşte bu temsil ile Allah dostları bizleri uyarıyorlar ki, Ey insanoğulları şu içinde bulunduğumuz dünya cevahir dağıdır. Uyanık olun, gayret edin, gece gündüz durmayın, çalışın. Allah’ın rızasını kazanmak için namaz, ibadet, zikrullaha gayret yollarında ileri geçin ki, bu dünya ahiretin kazanç yeridir. Cevahir dağıdır. Tekrar bir daha bu cevahir dağına dönüş yoktur. İhlaslı ibadetler yüküne yüklenelim ki, ihlaslı amellerin bir topağı cenneti satın alacaktır, inşaallahu Teala. Allah (c.c.) rızası için her türlü zahmet-lere tahammüllü, sabırlı olalım inşaallah. İşte dünyada cevahir dağı dediğimiz Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki: Bu dünya ahiretin çiftliğidir. Ahiretinizi burada kazanacaksınız.

Hadis-i Şerif:

اِعْمَلْ لِلدُّنْـيٰا بِقَدَرِ بَقٰٓائِكَ ف۪يهَا وَعْمَلْ لِلاْٰخِرَةِ بِقَدَرِ بـَقٰٓائِكَ ف۪يهَا وَعْمَلْ لِلّٰهِ بِقَدَرِ حَاجَتِكَ اِلَيْهَ وَعْمَلْ للِنَّارِ بِقَدَرِ صَبْرِكَ عَلَيْهَا

  Yani, "dünya için dünyada ne kadar kala-caksın, düşün, dünyada kalacağın kadar çalış. Ahiretin için de ahireti düşün. Ahirette ne kadar duracak ve ne kadar kalacaksın düşün, onun kadar da ahiretine çalış. Seni halk eden Allah’ına ne kadar ihtiyacın var ve ne kadar muhtaçsın, iyi düşün de muhtaç olduğun kadar O’na itaat, ibadet et. Hata günahlarına tevbeye devam et. İhlaslı zikrullaha devam et. Başkalarının rızasını bırak, O’nun rızasını kazanmaya çalış, gayret et. Ondan çok kork. Çokta dua et. Boyun büküp, tazarru niyaz ile. Umutsuzluğa da düşme, serbest eminliğe de düşme. Hem korku, hem de niyaz et, yalvar. Rahmetinden umudunu kesme, cehennemde yanmaya ne kadar tahammül edebilirsin, onun içinde günahlardan çok sakın."[1] İhlaslı amele devam et.

İşte düşünelim ki, sırf meramı ve maksadı isteği, sırf Allah rızası olarak, Allah zikri, Allah fikri ile, huzuru kalp ile çalışma gayretini ihsan eylesin, Allah’ım, amin! Bir de kendimizden ki nefsimizden ve şeytandan haberdar olun, onlarında savaşta olarak, hem dünyadan haberdar olarak vatanımızın, milletimizin ve bütün dünyada yaşayan dini İslam olanların cümlesinin refahı ve selameti için ve her türlü Allah’ın nehyettiği fiillerden muhafaza olmaları ve yaratan Allah’ın rızasında olmaları için, vatanımızı, yurdumuzu, İslam’ı ve ordumuzu yok etmek isteyen din düşmanlarının kahrı helaki mağlubiyeti için dua edelim, dua ediniz. Peygamber Efendimizin zamanında O'nun vazifesi ne idi. İnsanların insanlığını yitirdiği bir zamanda yaratanı unutup, ortada kanuni ila-hiye kalmayıp, birbirinin canına, malına, namusuna tecavüzler, kız evlatların diri diri toprağa gömüldüğü bir zamanda Cenab-ı Allahu Teala Hazretleri işte bu karanlıkların, bu zulmetlerin ortadan kalk-ması için insanların hayvani fiillerden kurtulup, insani hallere ve insani fiillere gelmesi için ve kendine iman edilmesi için hak ve adaletin kurulması için, alemlere rahmeten lil alemin olarak bütün alemlere rahmet, bütün insanları uyarıp, ikaz irşad etmek için gönderdi.

 İşte bu emirleri kanuni ilahiyeyi tanıtmak ve Allah’a iman etmek vazifesine başlayarak iman etmeyenleri Allah’a imanı kabul etmeyenleri kılıçla, ya iman etmeleri, ya da kafalarını kesmek emri verildi. İman edip, kanuni ilahiyeleri kabul edip, Allah ve Allah’ın emirlerine uyanlarda iki dünyanın servet ve saadetine ererler inşaallahu Teala.

 Şimdi Peygamber efendilerimizin varislerinin vazifeleri nedir? Allah’a iman edenleri geri kafirliğe, imansızlığa, adaletsizliğe göndermeyip, onlara Allah için sahip olmaktır. Allah’ım, bu şekilde Allah’ın kullarının iki dünyalarının refahına, selametine Allah için çalışanları tüketmeyip, emsallerini çok etsin, amin! Bu İslam adı ile, bu İslam kisvesi altında insanların itikadını bozan sahtekarların şerlerinden koruyup, muhafaza eylesin, amin! Allah’ın kullarının ümmeti Muhammed’in hepsinin refahına, selametine çalışıp, hatta geri arkadan gelen zürriyet nesillerimize de hepsinin refahı ve selameti için çalışıp, hepsinin Allah’a imanlı, ibadetli, ihlaslı, Allah’a yakın olup, rızasını bulup, nefsin, şeytanın ve her türlü kötü fiillerden muhafaza olmaları için çalışıp, çok duada bulunanları çok edip, tüketme ya Rabbi, amin, amin!

Tahsil edilen ilmin afeti unutmak ve yitirmektir. Gaye ilmi öğ-renmekte ki, ehli olmayanlara öğretmektir. Zerafetin afeti sakını-lacak hal, aşırı derecede kendini çok beğenmektir. Şecaatin afeti tecavüzdür. Hoşgörü ve iyiliğin afeti yaptığı iyiliği başa kakmaktır. Güzelliğin afeti kibirliliktir. İbadetin afeti ise füturdur. Yani gönül-süz ibadet edip, ibadetten usanmaktır. Konuşmanın afeti yalan söylemektir. İlmin afeti sabır, tahammülün afeti sabırsızlıktır. Asaletin afeti gurur ve övünmektir. Cömertliğin afeti israftır. Dinin afeti kötülüğe karşı heva ve heves etmektir ve tutkunluk göster-mektir.

Dinin afetinden sakınılacak durumlar üçtür; 1- Fasık, facir olan okumuşlar. 2- Zalim hükümdarlar. 3- Cahil içtihatçılar, yani ayet ve hadise bakmadan, kendi kafasından fetva verenler. Allah (c.c.) katında yükseklik isteyenler, sana karşı cahillik edene tahammül göstermek. İhtiyacın zamanında senin ihtiyacını verme-yenlere, onlar sana muhtaç olduğunda, sen onlara ihsan et. Hadis-i Şerif:

 Benim sizin hakkınızda vukuu bulacak üç şeyden korku-yorum; 1- Alimlerin yanılmasından. 2- Münafıkların Kur’an ilmini öğrenip, Kur’an-ı alet ederek hakiki ulemalar ile mücadeleye girişmeleri. 3- Üzerinize açılacak olan dünya malının, servetinin, üzerinize yöneldiği bir zamanda da korkarım.[2]

İbn-i Mesud Hazretleri Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’a hangi günah Allah katında daha büyüktür, diye sordu.Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki; Allah’a şirk koşmaktır. Bundan sonra hangisi büyüktür deyince, rızk korkusun için evladını öldürmektir. Bundan sonra hangisi büyüktür, sualine cevap olarak, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem komşusunun namusuna tecavüz etmektir,[3] buyurması üzerine, bu ayetin nazil olduğu gerçektir.

Furkan suresi 68. Ayet-i Kerime’de buyuruluyor ki;

وَلَا يَزْنُونَۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ يَلْقَ اَثَامًاۙ

  Meali: Yani, her kim Allah’ın keskin haram kıldığı zinayı yapar ise, bu kötü fiilin ceza yeri, kızgın olan esame cehennemidir.

 Hadis-i Şerif:

اَلْإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً فَأَفْضَلُهَا قَوْلُ لٰۤاإِلٰهَ إِلَّااللّٰهُ وَأَدْنَاهَا إِمَاطَةُ الْأَذٰى عَنِ الطَّر۪يقِ   

"İman yetmişten ziyade güzel ahlak-ı hasenedir. Onun en efsalı La ilahe illallah’tır ve aşağısı da umuma ait yoldan herkese eza verici bir şeyi kaldırıp, atmaktır."[4]

 


[1] El verau li ibni Hanbel,s. 96 (Beyrut), Ebu Nuaym Hilyetü’l-Evliya, c. 7, s. 56 (Beyrut).

[2] Bu hadisi şeriflerin kaynakları daha önce geçti

[3] Hulâsatü'l-Beyan fi tefsiri'l-Kur'an

[4] Buhârî, İman 3; Müslim, İman 57, 58 (35); Ebu Dâvud, Sünnet 14 (4676); Tirmizî, İman 6 (2614); Nesâî, İman 16; İbn Mâce, Mukaddime 9 (57); Ahmed b. Hanbel, 2/445

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>