canada goose outlet parajumpers moncler jakke canada goose jakke canada goose jakke woolrich jakke canada goose jakke dame parajumpers jakke moncler mujer barbour mujer belstaff roadmaster canada goose madrid barbour outlet timberland madrid botas ugg canada goose outlet moncler hombre moncler rebajas

İhlas ve Fatiha Sureleri Hakkında - (Zuhurat-ı Vakf-ı Güneş)

İhlas ve Fatiha Suresi Hakkında

 

قَالَ ا للّٰهُ تَعَالٰى يَا اَ يُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اصْبِرُوا اَىْ ف۪ى مُحَبَّةِ اَب۪ى بَكْرِ وَصَابِرُوا اَىْ ف۪ى مُحَبَّةِ عُمَرُ وَرَابِطُوا اَىْ ف۪ى مُحَبَّةِ عُثْمَانُ وَاتَّـقُواللّٰهَ اَىْ ف۪ى مُحَبَّةِ عَلِيُّ لَعَلَّكـُمْ تُـفْلِهُونَ بِذٰالِكَ

قَالَ طَاوُسُ وعَنْ اِبْنِى عَبَّاسٍ رَضِىَ للّٰهُ عَنْهُمَا ف۪ى قَوْلِ تَعَالَ وَالتّ۪ينِ هُوَ اَبُوبَكْرِ وَالزَّيُتُونِ هُوَ عُمَرُ وَطُورِس۪ين۪ينَ هُوَ عُثْمَانْ وهٰذَا الْبَلَدُ الْاَم۪ينِ هُوَ عَل۪ى رَضِىَ ا للّٰهُ عَنْهُمْ اَجْمَع۪ينْ

Allahu Teala buyurdu; (Ey iman edenler sabrediniz.) Yani, Ebu Bekir’in muhabbeti konusunda. (Sabır tavsiye ediniz) Yani Ö-mer’in muhabbeti konusunda. (Bağlı kalınız) Yani Osman’ın muhabbeti konusunda. (Allah’tan korkunuz) Yani Ali’nin muhabbeti konusunda; umulur ki bununla kurtuluşa erersiniz.

Tavus dedi, Abdullah bin Abbas radıyallahu anh’dan: Allah’ın şu kelamı konusunda buyurdular: (Vettin) O Ebu Bekir’dir. (Vezzeytun) O Ömer’dir. (Turisinin) O Osman’dır. (Ve hazel beledil emin) O Ali radıyallahu anh’dır.[1]

İbni Abbasradıyallahu anh’dan, Resulullahsallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki;

“İsra gecesi arşı gördüm, 360 bin rüknü vardı. Her üç yüz bin rüknün altında on iki bin sahra vardı, şarktan garba kadar. Her sahrada seksen bin melek قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ okuyor. Okumaları bitince, melekler şöyle dua ediyorlardı. “Ya Rabbimiz, ya Seyyidimiz, bu kıraattan hasıl olan sevapları kim قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ okuyorsa, onlara bağışladık, erkek ve kadınlardan. Bu durumdan sahabiler hayret ettiler. Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem; “Bu işe hayret mi ediyorsunuz? Ey sahabilerim.” Dedi. Sahabiler de; “Evet, ya Resulullah.” Dediler. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem’da; “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, ve muhakkak ki, قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ Cebrail aleyhisselam’ın kanadında yazılıdır. اَللّٰهُ الصَّمَدُMikail aleyhis-selam’ın kanadında yazılıdır.لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ  İsrafil aleyhis-selam’ın kanadında yazılıdır. وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ Azrail aley-hisselam’ın kanadında yazılıdır. Kim ki قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ (İhlas)’ı okursa, Cenab-ı Allah (c.c.), Cebrail aleyhisselam, Mikail aleyhisselam, İsrafil aleyhisselam ve Azrail aleyhisselam’in sevabını verir.

 

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem; “Hayretlere mi düşüyorsunuz ey sahabilerim?” Sahabiler de ‘Evet’ dediler. Pey-gamberimizsallallahu aleyhi ve sellem dedi ki; “Nefsim kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ Tevrat’ta yazılıdır.اللَّهُ الصَّمَدُ Zebur’da yazılıdır. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ İncil’de yazılıdır. وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ Kur’an’da yazılıdır. Kim ki قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ (İhlas)’ı okursa, Cenab-ı Allah (c.c.), Tevrat, Zebur, İncil ve Kur’an okuyanların sevabını verir. Sahabeler tekrar taaccüb ettiler.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem; “Bu durumdan hayretlere mi düşüyorsunuz, ey sahabelerim?” dedi. Sahabeler de “Evet taaccübe düşüyoruz, ya Resulullah” dediler.

Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem dedi ki; “Nefsim kudret elinde olan Allah (c.c.)’a yemin ederim ki, قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ Hz. Ebu Bekir’in ruhani alnında yazılıdır.اَللّٰهُ الصَّمَدُ Ömer ül Faruk’un ruhani alnında yazılıdır. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ Osman-ı Zinnureyn’in ruhani alnında yazılıdır. وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُواً أَحَدٌ Aliyyül Murtaza’nın ruhani alnında yazılıdır. Allah hepsinden razı olsun. Kim ki قُلْ هُوَ اللّٰهُ أَحَدٌ (İhlas)’ı okursa, Cenab-ı Allah (c.c.), Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali (Allah (c.c.) hepsinden razı olsun)’nin sevaplarını ona yazar.      

Yeryüzündeki dört Hulefa-i Raşidin efendilerimizin ve gökyüzündeki dört melaike ki Cebrail, Mikail, İsrafil ve Azrail ve bunların da yardımına layık olur.”[2]

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمْ بِسْـمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينْ اَلرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ مَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِ اَلصَّلٰاةِ وَالسَّلٰامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ

وَلَقَدْ اٰتَيْنَاكَ سَبْعًا مِنَ الْمَثَان۪ى وَالْقُرْآنَ الْعَظ۪يمَ

“Biz sana sebül-Mesaniyi (Fatiha suresini) ve Kur’an-ı azimi verdik” diyerek, Fatiha suresini Kur’an’a denk tutmuştur.

Sa’lebinin senediyle, Ebu Hureyre radıyallahu anh’den, O’nun da Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den rivayetine göre, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:

“Allahu Teala (c.c.) şöyle buyurur; Namazı kulum ile benim aramda ikiye taksim etti. Kul بِسْـــــمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ dediğinde, Allahu Teala, “Kulum beni yüceltti” der. Kul اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ  رَبِّ الْعَالَم۪ينْ     dediğinde, Allahu Teala “Kulum bana hamdetti” der. Kul الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ dediğinde, Allahu Teala “Kulum beni övdü” der. Kulمَالِكِ يَوْمِ الدّ۪ينِ  dediğinde, Cenab-ı Hak “Kulum işlerini bana havale etti” der. Kul اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَ اِيَّاكَ نَسْتَع۪ينَ dediğinde, Cenab-ı Allah (c.c.) “Bu benimle kulum arasında(ortaktır) der. Kul اِهْدِنَا الصِّرَا طَالْمُسْتَق۪يمَ dediğinde Cenab-ı Hak “Bu kulumundur ve kuluma istediği verilecektir.” buyurur.

Reisil müfessirin durumunda olan Fahruddin Er-Razi Tefsiri Kebirinde Cenab-ı Allah (c.c.) kullarına üç şeyi emretmiştir.

Birincisi, şeriat makamıdır ki, bu kulun zahiri amellere devam etmesinden ibarettir. Bu Allahu Teala’nın اِيَّاكَ نَعْبُدُ ayetinde ifade ettiği husustur.

İkincisi, tarikat makamıdır ki, bu da, kulun görülen alemden gayb alemine yolculuğudur. Bu durumda olan kul, görülen alemin, adeta görülmeyen (gayb) aleminin emrine verilmiş olduğunu görür ve bu zahiri amellerden herhangi bir şeyin, görülmeyen aleme götürecek bir yardım olmadan, kendisi için kolay olmayacağını anlar.

Bu, Allahu Teala’nın وَ اِيَّاكَ نَسْتَع۪ينَ ifade ettiği husustur.

Üçüncüsü, Kul, görülen bu alemin tamamen terk edilmiş olduğunu, bütün işlerin sadece Cenab-ı Hakk’a ait olduğunu müşahede eder. İşte bu esnada da اِهْدِنَا الصِّرَا طَالْمُسْتَق۪يمَ der. Bu da Hakikat makamıdır. Hem sonra burada bir incelik daha vardır. O da şudur: Tek bir ruh, tek bir gayeyi elde etmek için bir araya gelmiş bir ruhlar topluluğundan kuvvetçe daha zayıftır. Bu durumda kul, sadece kendi ruhunun bu maksadı elde etmeye yetmeyeceğini anlar da, ruhunu, ilahi nurları ve ruhani müka-şefeleri elde etmeye yönelmiş olan tertemiz pak ruhlar zümresine dahil eder. Ruhu, bu zümreye katılıp, onların safında yer alınca, arzusu daha güçlü, istidadı, daha mükemmel olur. İşte o zaman, yalnız başına elde edemeyeceği şeyleri, bu manevi zümre içerisinde elde eder. Bu sebeple صِرَاطَ الَّذ۪ينَ اَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ der.    اِيــَّاكَ نَعْبُدُSözünün delalet ettiği şeriat وَ اِيــَّاكَ نَسْتَع۪ينَ sözünün delalet ettiği tarikat ve اِهْدِنَا الصِّرَا طَالْمُسْتَق۪يمَ sözünün delalet ettiği hakikat dereceleri tamamlanarak, bu üç makam kamil olup, daha sonra kötülük ve bedbahtlık erbabından uzaklaşması ve ruhi saflığa ermiş kimselerle birleşmesi sebebiyle, mutluluk meydana gelince beşeri yükselmeler, insani kemaller tam olur. (Tefsir-i Kebir, Cilt 1, s.263-264)

 


[1] Nezhetü’l Mecalis, sayfa 176.

[2] Bu rivayet Hayatıl Kulub kitabından alınmıştır. (Hazinetü’l Esrar).

<<< Önceki Kayıt - Sonraki Kayıt >>>